Yargıtay 11. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2012/249 K.2013/11902
Özet: (1) Uyuşmazlık, sanıkların resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından dolayı verilen hapis cezalarının temyiz itirazlarıdır; (2) Mahkeme, delillerin yeterli olduğunu kabul ederek hem sahtecilik hem de dolandırıcılık davalarında cezaları onayladı, ancak bazı temyiz taleplerini reddederek kararın bozulmasını veya yeniden yargılanmasını gerektirmediğini belirledi.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM:
1- ..... için, 765 sayılı Kanunun 342/1, 80. maddeleri uyarınca 2 yıl 4 ay hapis cezası, 5237 sayılı Kanunun 158/1-j, 43/1, 52, 53/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ve 10.000 TL apc, hak yoksunluğu, vekalet ücreti.
Sanıklardan ... müdafiinin vaki duruşmalı inceleme isteminin hükmolunan cezaların süresine göre koşulları bulunmadığından 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 318. maddesi gereğince REDDİNE, karar verilip incelenerek gereği görüşüldü.
1- Sanık ... hakkında mağdur ...'e karşı işlediği ''resmi belgede sahtecilik'' suçundan kurulan hükme yönelik müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Toplanan deliller karar yerinde incelenip sanığa yüklenen suçun sübutu kabul, soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin bulunmadığı takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü uyarınca mahkemece 765 ve 5237 sayılı Yasa hükümleri gösterilip birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe hüküm belirlenerek sonucuna göre karar verilmiş, 5271 sayılı CMK'nun 231. maddesinin uygulanmama gerekçesi gösterilmiş ve incelenen dosyaya göre hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2- Sanıklar ... ve ... hakkında ''nitelikli dolandırıcılık'' suçundan kurulan hükümlere yönelik müdafilerinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanıklara yüklenen '' nitelikli dolandırıcılık '' suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanıklar lehine olan 765 sayılı TCK'nun 102/4, 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK'nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri gereğince istem gibi DÜŞÜRÜLMESİNE,
3- Sanık ... hakkında borçlusu ... olan 4 adet senet; ve sanık ... hakkında borçlusu ... olan 3 adet senet nedeniyle ''resmi belgede sahtecilik'' suçlarından kurulan hükümlere yönelik müdafilerinin temyiz itirazlarına gelince;
Sanıklardan ...'nun borçlusu ... olan dört adet senet ile borçlusu ... olan bir adet senedi sahte olarak düzenlediğinin anlaşılması karşısında, mağdur sayısınca ayrı ayrı resmi belgede sahtecilik suçunun oluştuğunu kabul eden mahkemenin takdir ve uygulamasında bir isabetsizlik bulunmadığından, bu sanık yönünden tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
5237 sayılı TCK’nun 43. maddesinde, suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK’nun 80. maddesinden farklı olarak "değişik zamanlarda" denilmesi karşısında; aynı anda gerçekleşen fiillerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığından, somut olayda 30.11.2002 düzenleme tarihli borçluları ... ve ... olan suça konu sahte senetlerin tamamının 10.01.2003 tarihinde katılan bankaya kredi alabilmek amacıyla verildiğinin anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK’nun 43. maddesinin uygulanma koşulunun oluşmadığı ve sanıkların eylemine uyan 765 sayılı Yasanın 342/1 ve 5237 sayılı Yasanın 204/1. maddeleri gereğince temel ceza alt sınırdan 2 yıl hapis olarak tayin edildiğinden, 5237 sayılı TCK.nun lehe olduğu gözetilmeden, yazılı şekilde uygulama yapılması,
Yasaya aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 12.07.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
SUÇ: Resmi belgede sahtecilik, nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM:
1- ..... için, 765 sayılı Kanunun 342/1, 80. maddeleri uyarınca 2 yıl 4 ay hapis cezası, 5237 sayılı Kanunun 158/1-j, 43/1, 52, 53/1. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ve 10.000 TL apc, hak yoksunluğu, vekalet ücreti.
Sanıklardan ... müdafiinin vaki duruşmalı inceleme isteminin hükmolunan cezaların süresine göre koşulları bulunmadığından 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 318. maddesi gereğince REDDİNE, karar verilip incelenerek gereği görüşüldü.
1- Sanık ... hakkında mağdur ...'e karşı işlediği ''resmi belgede sahtecilik'' suçundan kurulan hükme yönelik müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Toplanan deliller karar yerinde incelenip sanığa yüklenen suçun sübutu kabul, soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı artırıcı ve azaltıcı sebeplerin bulunmadığı takdir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü uyarınca mahkemece 765 ve 5237 sayılı Yasa hükümleri gösterilip birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe hüküm belirlenerek sonucuna göre karar verilmiş, 5271 sayılı CMK'nun 231. maddesinin uygulanmama gerekçesi gösterilmiş ve incelenen dosyaya göre hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2- Sanıklar ... ve ... hakkında ''nitelikli dolandırıcılık'' suçundan kurulan hükümlere yönelik müdafilerinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanıklara yüklenen '' nitelikli dolandırıcılık '' suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanıklar lehine olan 765 sayılı TCK'nun 102/4, 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK'nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri gereğince istem gibi DÜŞÜRÜLMESİNE,
3- Sanık ... hakkında borçlusu ... olan 4 adet senet; ve sanık ... hakkında borçlusu ... olan 3 adet senet nedeniyle ''resmi belgede sahtecilik'' suçlarından kurulan hükümlere yönelik müdafilerinin temyiz itirazlarına gelince;
Sanıklardan ...'nun borçlusu ... olan dört adet senet ile borçlusu ... olan bir adet senedi sahte olarak düzenlediğinin anlaşılması karşısında, mağdur sayısınca ayrı ayrı resmi belgede sahtecilik suçunun oluştuğunu kabul eden mahkemenin takdir ve uygulamasında bir isabetsizlik bulunmadığından, bu sanık yönünden tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanıklar müdafilerinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
5237 sayılı TCK’nun 43. maddesinde, suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK’nun 80. maddesinden farklı olarak "değişik zamanlarda" denilmesi karşısında; aynı anda gerçekleşen fiillerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığından, somut olayda 30.11.2002 düzenleme tarihli borçluları ... ve ... olan suça konu sahte senetlerin tamamının 10.01.2003 tarihinde katılan bankaya kredi alabilmek amacıyla verildiğinin anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK’nun 43. maddesinin uygulanma koşulunun oluşmadığı ve sanıkların eylemine uyan 765 sayılı Yasanın 342/1 ve 5237 sayılı Yasanın 204/1. maddeleri gereğince temel ceza alt sınırdan 2 yıl hapis olarak tayin edildiğinden, 5237 sayılı TCK.nun lehe olduğu gözetilmeden, yazılı şekilde uygulama yapılması,
Yasaya aykırı, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 12.07.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.