Yargıtay11. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2012/18547 K.2012/14773
Özet: (1) Sanığın resmi belgede sahtecilik, itfara ve uyuşturucu madde bulundurmak suçlarından yargılandığı davada, temyiz başvuruları incelenmiş; (2) Mahkeme, sahtecilik için 3 yıl hapis, iftira için 2 yıl 6 ay hapis, uyuşturucu bulundurma ise tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri öngörerek kararını onaylamış.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Resmi belgede sahtecilik, iftara ve kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak
HÜKÜM: Resmi belgede sahtecilik suçu için; TCK.nun 204/1, 53/1-2-3. fıkranın 1. cümlesi, 58/6. maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, suça konu belgelern delil olarak dosyada saklanmasına, sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin
İftara suçu için; TCK.nun 268/1. maddesi yollamasıyla 267/1, 53/1-2-3. fıkranın 1. cümlesi, 58/6. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, suça konu belgelerin delil olarak dosyada saklanmasına, sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin
Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan; TCK.nun 191/2-5. maddeleri gereği sanık hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair
I-Sanığın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan verilen karara yönelik temyizinin incelemesinde:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 20.03.2012 gün ve 2011/785-2012/101 sayılı kararında açıklandığı üzere; kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma suçundan dolayı, 5237 sayılı TCK'nun 191/2. maddesi uyarınca verilen “tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararlar, sözü edilen fıkraya 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanunun 20. maddesi ile eklenen son cümleye göre, durma kararı niteliğinde olup itiraz kanun yoluna tabi olması nedeniyle, sanığın temyizinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE, itirazla ilgili gerekli kararın yetkili ve görevli itiraz merciince verilmesi için dosyanın incelenmeksizin mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE,
II-Sanığın, resmi belgede sahtecilik suçu ile ilgili hükme yönelen temyizinin incelenmesinde:
Sanığın, 03.01.2008 tarihinde Bornova ilçesi Erzene Mahallesi Muhtarlığına müracaat ederek İzmir Adli Emanetinin 2010/10720 sırasında kayıtlı nüfus cüzdanı talep belgesini düzenlettirdiği ve bu belge ile aynı gün Bornova İlçe Nüfus Müdürlüğüne müracaat ederek üzerinde kendi resmi yapıştırılmış olan ancak katılan ...'ın kimlik bilgilerini taşıyan adli emanetin 2010/10790 sırasına kayıtlı G11 717091seri numaralı nüfus cüzdanını aldığı ve bu nüfus cüzdanını yakalandığı 14.09.2010 tarihine kadar kullandığının iddia ve kabul edilmesi karşısında; eyleminin zincirleme biçimde resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılarak eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, yüklenen suçun sübutu kabul, soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı azaltıcı sebebin bulunmadığı takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde eleştiri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanığın cezanın fahiş olduğuna ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
III-Sanığın, iftira suçu ile ilgili hükme yönelen temyizinin incelenmesine gelince:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının yargılamaya esas 17.03.2011 gün ve 2011/11456 esas sayılı iddianamesinde; sanık hakkında 23.09.2008 tarihinde uyuşturucu madde bulundurmaktan yakalandığında gerçek kimliği yerine “...” isimli kişinin kimlik bilgilerini verdiği, ancak gerçeğin parmak izi incelemesi sonucunda ortaya çıktığı bu suretle iftira suçunu işlediğinden dolayı cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış olmasına, mahkemece duruşmaya celp edilen İzmir 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.03.2011 gün ve 2009/354 esas, 2011/157 sayılı kararının incelenmesinde ise sanığın esrar maddesi bulundurmak suçundan dolayı yakalanarak karakola götürüldüğünde ismini "..." olarak beyan ettiği, ancak yapılan parmak izi incelemesi sonucunda gerçek kimliğinin ortaya çıktığı iddiasıyla yargılanarak 5237 sayılı TCK’nun 267/1, 269/1, 62, 50/1-a maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verildiğinin anlaşılmasına göre; olayların ve suç tarihlerinin aynı eyleme ilişkin olma ihtimali bulunması karşısında, söz konusu eylemlere ilişkin dava dosyalarının celbi ile eğer mümkün ise davaların birleştirilmesi, aksi halde mükerrer olup olmadığının kesin surette belirlenmesi ve denetime olanak sağlanması bakımından ilgili delillerin aslı ya da onaylı örneklerinin dosya içerisine konulması ve sonucuna göre mükerrerlik hususu değerlendirilerek, sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik soruşturma ile yazılı şekilde hüküm tesisi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 12.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Resmi belgede sahtecilik, iftara ve kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak
HÜKÜM: Resmi belgede sahtecilik suçu için; TCK.nun 204/1, 53/1-2-3. fıkranın 1. cümlesi, 58/6. maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, suça konu belgelern delil olarak dosyada saklanmasına, sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin
İftara suçu için; TCK.nun 268/1. maddesi yollamasıyla 267/1, 53/1-2-3. fıkranın 1. cümlesi, 58/6. maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, suça konu belgelerin delil olarak dosyada saklanmasına, sanığın cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin
Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan; TCK.nun 191/2-5. maddeleri gereği sanık hakkında tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair
I-Sanığın, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan verilen karara yönelik temyizinin incelemesinde:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 20.03.2012 gün ve 2011/785-2012/101 sayılı kararında açıklandığı üzere; kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma suçundan dolayı, 5237 sayılı TCK'nun 191/2. maddesi uyarınca verilen “tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararlar, sözü edilen fıkraya 14.04.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6217 sayılı Kanunun 20. maddesi ile eklenen son cümleye göre, durma kararı niteliğinde olup itiraz kanun yoluna tabi olması nedeniyle, sanığın temyizinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 317. maddesi uyarınca istem gibi REDDİNE, itirazla ilgili gerekli kararın yetkili ve görevli itiraz merciince verilmesi için dosyanın incelenmeksizin mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE,
II-Sanığın, resmi belgede sahtecilik suçu ile ilgili hükme yönelen temyizinin incelenmesinde:
Sanığın, 03.01.2008 tarihinde Bornova ilçesi Erzene Mahallesi Muhtarlığına müracaat ederek İzmir Adli Emanetinin 2010/10720 sırasında kayıtlı nüfus cüzdanı talep belgesini düzenlettirdiği ve bu belge ile aynı gün Bornova İlçe Nüfus Müdürlüğüne müracaat ederek üzerinde kendi resmi yapıştırılmış olan ancak katılan ...'ın kimlik bilgilerini taşıyan adli emanetin 2010/10790 sırasına kayıtlı G11 717091seri numaralı nüfus cüzdanını aldığı ve bu nüfus cüzdanını yakalandığı 14.09.2010 tarihine kadar kullandığının iddia ve kabul edilmesi karşısında; eyleminin zincirleme biçimde resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılarak eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, yüklenen suçun sübutu kabul, soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı azaltıcı sebebin bulunmadığı takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde eleştiri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanığın cezanın fahiş olduğuna ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
III-Sanığın, iftira suçu ile ilgili hükme yönelen temyizinin incelenmesine gelince:
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının yargılamaya esas 17.03.2011 gün ve 2011/11456 esas sayılı iddianamesinde; sanık hakkında 23.09.2008 tarihinde uyuşturucu madde bulundurmaktan yakalandığında gerçek kimliği yerine “...” isimli kişinin kimlik bilgilerini verdiği, ancak gerçeğin parmak izi incelemesi sonucunda ortaya çıktığı bu suretle iftira suçunu işlediğinden dolayı cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış olmasına, mahkemece duruşmaya celp edilen İzmir 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.03.2011 gün ve 2009/354 esas, 2011/157 sayılı kararının incelenmesinde ise sanığın esrar maddesi bulundurmak suçundan dolayı yakalanarak karakola götürüldüğünde ismini "..." olarak beyan ettiği, ancak yapılan parmak izi incelemesi sonucunda gerçek kimliğinin ortaya çıktığı iddiasıyla yargılanarak 5237 sayılı TCK’nun 267/1, 269/1, 62, 50/1-a maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verildiğinin anlaşılmasına göre; olayların ve suç tarihlerinin aynı eyleme ilişkin olma ihtimali bulunması karşısında, söz konusu eylemlere ilişkin dava dosyalarının celbi ile eğer mümkün ise davaların birleştirilmesi, aksi halde mükerrer olup olmadığının kesin surette belirlenmesi ve denetime olanak sağlanması bakımından ilgili delillerin aslı ya da onaylı örneklerinin dosya içerisine konulması ve sonucuna göre mükerrerlik hususu değerlendirilerek, sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik soruşturma ile yazılı şekilde hüküm tesisi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 12.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.