Yargıtay11. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2012/17200 K.2012/20006
**MAHKEMESİ:**Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Memur olmayan kimsenin resmi belgede sahteciliği
**HÜKÜM:** Mahkumiyet
Sanık ... ve müdafiinin yokluğunda verilen 27.12.2011 tarihli gerekçeli kararın, vekaletnameli müdafii olmasına rağmen sanığa tebliğ edilmesi müdafiine de 06.03.2012 tarihinde Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebliğ edilmesi usulsüz olup ayrıca, müdafiin 19.03.2012 tarihli dilekçeyle istifa ettiğini bildirmesi karşısında, sanığın öğrenme üzerine 09.03.2012 havale tarihli dilekçe ile yaptığı temyizin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede:
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanıklara yüklenen "memur olmayan kimsenin resmi belgede sahteciliği” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinden sonra 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren ve sanıklar lehine olan 5237 sayılı TCK’nun 204/1. maddesinde öngörülen cezalarının üst sınırları itibariyle tabi olduğu aynı Kanunun 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği tarihten temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış sanıklar ve müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanıklar hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5237 sayılı TCK’nun 66/1-e, 67/4 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca istem gibi DÜŞÜRÜLMESİNE, 21/11/2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
SUÇ : Memur olmayan kimsenin resmi belgede sahteciliği
**HÜKÜM:** Mahkumiyet
Sanık ... ve müdafiinin yokluğunda verilen 27.12.2011 tarihli gerekçeli kararın, vekaletnameli müdafii olmasına rağmen sanığa tebliğ edilmesi müdafiine de 06.03.2012 tarihinde Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebliğ edilmesi usulsüz olup ayrıca, müdafiin 19.03.2012 tarihli dilekçeyle istifa ettiğini bildirmesi karşısında, sanığın öğrenme üzerine 09.03.2012 havale tarihli dilekçe ile yaptığı temyizin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede:
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanıklara yüklenen "memur olmayan kimsenin resmi belgede sahteciliği” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinden sonra 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren ve sanıklar lehine olan 5237 sayılı TCK’nun 204/1. maddesinde öngörülen cezalarının üst sınırları itibariyle tabi olduğu aynı Kanunun 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği tarihten temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış sanıklar ve müdafilerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanıklar hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5237 sayılı TCK’nun 66/1-e, 67/4 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddeleri uyarınca istem gibi DÜŞÜRÜLMESİNE, 21/11/2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.