Yargıtay11. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2012/10321 K.2012/13357
**MAHKEMESİ:**Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kişi hüviyet veya sıfatına ilişkin yalan beyanda bulunmak
**HÜKÜM:** Mahkumiyet
Sanığın işlediği bir başka suç nedeniyle yakalandığında kendisi hakkında soruşturma yapılmasını engellemek amacıyla kimliğini gerçek kişi olan Mesut Aka olarak bildirerek, bu kişi adına yargılanıp, mahkûmiyet hükmü kurulmasına sebebiyet vermekten ibaret eyleminin, 5237 sayılı TCK’nun 268/1. maddesi yollamasıyla, aynı Yasanın 267/1. maddesinde düzenlenen “iftira” suçunu oluşturacağı ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesi uyarınca lehe hükmün belirlenmesi esnasında suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK’nun 343/2. maddesi hükümleri ile 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanunun 267/1. maddesinin ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan hükmün belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması, 765 sayılı TCK’nun 343/2. maddesi gereğince hükmolunun cezanın 647 sayılı Yasanın 4. maddesi gereğince paraya çevrilmesi nedeniyle, yapılan uygulama açıkça sanık lehine bulunduğundan bozma nedeni yapılmamıştır.
Daha önce kasıtlı suçtan mahkûmiyeti bulunması nedeniyle 5728 sayılı Yasa ile değişik CMK’nun 231. maddesinin uygulanması olanağı bulunmayan sanık hakkında yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere göre sanığın suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı azaltıcı sebebin derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde eleştiri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanığın bir sebebe dayanmayan ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA, 05.07.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ : Kişi hüviyet veya sıfatına ilişkin yalan beyanda bulunmak
**HÜKÜM:** Mahkumiyet
Sanığın işlediği bir başka suç nedeniyle yakalandığında kendisi hakkında soruşturma yapılmasını engellemek amacıyla kimliğini gerçek kişi olan Mesut Aka olarak bildirerek, bu kişi adına yargılanıp, mahkûmiyet hükmü kurulmasına sebebiyet vermekten ibaret eyleminin, 5237 sayılı TCK’nun 268/1. maddesi yollamasıyla, aynı Yasanın 267/1. maddesinde düzenlenen “iftira” suçunu oluşturacağı ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesi uyarınca lehe hükmün belirlenmesi esnasında suç tarihinde yürürlükte olan 765 sayılı TCK’nun 343/2. maddesi hükümleri ile 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanunun 267/1. maddesinin ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe olan hükmün belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hüküm kurulması, 765 sayılı TCK’nun 343/2. maddesi gereğince hükmolunun cezanın 647 sayılı Yasanın 4. maddesi gereğince paraya çevrilmesi nedeniyle, yapılan uygulama açıkça sanık lehine bulunduğundan bozma nedeni yapılmamıştır.
Daha önce kasıtlı suçtan mahkûmiyeti bulunması nedeniyle 5728 sayılı Yasa ile değişik CMK’nun 231. maddesinin uygulanması olanağı bulunmayan sanık hakkında yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere göre sanığın suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı azaltıcı sebebin derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde eleştiri dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanığın bir sebebe dayanmayan ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA, 05.07.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.