Yargıtay11. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2011/736 K.2011/1830
Özet: Uyuşmazlık konusu, sanık …'ın dolandırıcılık suçundan önceki kasıtlı suç mahkumiyeti nedeniyle yargılama sürecinde savunma hakkının kısıtlanması ve ilgili kanunların uygulanmasındaki hatalardır. Mahkeme, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereği kararını bozmuş ve 5.4.2011 tarihinde oybirliğiyle yeni bir karar vermiştir.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Dolandırıcılık
HÜKÜM: 765 sayılı Kanunun 503/1, 522/1. mad.uyarınca 1'er yıl 2'şer ay hp.ve 3500.00'er YTL.apc, vekalet ücreti
Sanık ...’ın daha önce kasıtlı suçtan mahkumiyeti bulunması nedeniyle 5728 Sayılı Yasa ile değişik CMK. nun 231. maddesinin uygulanması olanağı bulunmadığından sanıklar hakkında yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere göre sanıklara yüklenen suçun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı artıcı sebebin nitelik ve derecesi taktir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri uyarınca mahkemece 765 ve 5237 sayılı Yasa hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların denetime imkan verecek şekilde gösterilip birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasa belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulmuş ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanıkların müdafiinin ve sanık ...’ın bir sebebe dayanmayan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 10.06.2008 gün ve 148/169 sayılı kararında da açıklandığı üzere, yargılama esnasında başka suçtan yargı çevresi dışında tutuklu/hükümlü bulunan sanık ...’ın 5271 sayılı CMK.nun 196. maddesine aykırı olarak duruşmada hazır bulundurulması sağlanmadan, istinabe yoluyla savunması alınarak yokluğunda hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
2-Sanık ...’ın erteli mahkumiyetine konu Salihli Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2003/1129 esas, 2004/851 sayılı ilamının karar tarihinin 16.06.2004 olduğu, temyize konu suçun ise 10.05.2004 tarihinde işlendiği, 765 sayılı TCK.nun 95. maddesinde düzenlenen erteli mahkumiyetin aynen infazı koşulları oluşmadığı halde mahkemesine ihbarda bulunulması,
3-5271 sayılı CMK.nun 326/2. maddesi uyarınca iştirak halinde işlenen suçlarda sanıkların; sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu oldukları gözetilmeden yazılı şekilde yargılama giderinin "müteselsilen" tahsiline karar verilmesi ve katılan lehine hükmolunan vekalet ücretinin tahsil şeklinin gösterilmemesi yasaya aykırı,
4-Sanık ...’ın önceki mahkumiyetine konu suçun karar tarihinin bu suçtan sonra olduğu nazara alınarak 5237 sayılı TCK.nun 7/2. maddesi gözetilerek; hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik CMK.nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının takdir ve değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların müdafilerinin ve sanık ...’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 5.4.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Dolandırıcılık
HÜKÜM: 765 sayılı Kanunun 503/1, 522/1. mad.uyarınca 1'er yıl 2'şer ay hp.ve 3500.00'er YTL.apc, vekalet ücreti
Sanık ...’ın daha önce kasıtlı suçtan mahkumiyeti bulunması nedeniyle 5728 Sayılı Yasa ile değişik CMK. nun 231. maddesinin uygulanması olanağı bulunmadığından sanıklar hakkında yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere göre sanıklara yüklenen suçun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı artıcı sebebin nitelik ve derecesi taktir kılınmış, savunmaları inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 Sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri uyarınca mahkemece 765 ve 5237 sayılı Yasa hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların denetime imkan verecek şekilde gösterilip birbiriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasa belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulmuş ve incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanıkların müdafiinin ve sanık ...’ın bir sebebe dayanmayan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1- Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 10.06.2008 gün ve 148/169 sayılı kararında da açıklandığı üzere, yargılama esnasında başka suçtan yargı çevresi dışında tutuklu/hükümlü bulunan sanık ...’ın 5271 sayılı CMK.nun 196. maddesine aykırı olarak duruşmada hazır bulundurulması sağlanmadan, istinabe yoluyla savunması alınarak yokluğunda hüküm kurulması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
2-Sanık ...’ın erteli mahkumiyetine konu Salihli Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2003/1129 esas, 2004/851 sayılı ilamının karar tarihinin 16.06.2004 olduğu, temyize konu suçun ise 10.05.2004 tarihinde işlendiği, 765 sayılı TCK.nun 95. maddesinde düzenlenen erteli mahkumiyetin aynen infazı koşulları oluşmadığı halde mahkemesine ihbarda bulunulması,
3-5271 sayılı CMK.nun 326/2. maddesi uyarınca iştirak halinde işlenen suçlarda sanıkların; sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı sorumlu oldukları gözetilmeden yazılı şekilde yargılama giderinin "müteselsilen" tahsiline karar verilmesi ve katılan lehine hükmolunan vekalet ücretinin tahsil şeklinin gösterilmemesi yasaya aykırı,
4-Sanık ...’ın önceki mahkumiyetine konu suçun karar tarihinin bu suçtan sonra olduğu nazara alınarak 5237 sayılı TCK.nun 7/2. maddesi gözetilerek; hükümden sonra 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik CMK.nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının takdir ve değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların müdafilerinin ve sanık ...’ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 5.4.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.