Yargıtay11. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2011/7140 K.2012/7450
Özet: Uyuşmazlık, hırsızlık suçundan yakalanan sanığın “Ümit Pakır” ismini beyan edip bu isimle düzenlenen tutanağı imzaladığı iddiasının, gerçek bir kişiyle eşleşip eşleşmediği ve bu durumun 765 sayılı TCK’nın 343/2 maddesi (5237 sayılı TCK’nun 268. maddesi) uyarınca “kişi hüviyet ve sıfatına ilişkin yalan beyanda bulunmak” suçunu oluşturup oluşturmayacağı üzerine kuruluydu. Mahkeme, sanığın eyleminin bu suç kapsamında değerlendirilebileceğini kabul ederek, ilgili kanun hükümlerine göre mahkumiyet kararı verdi.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi(Şişli 10. As. CM)
SUÇ : İftira (değişen suç vafına göre) kişi hüviyet ve sıfatına ilişkin yalan beyanda bulunmak
HÜKÜM: Mahkumiyet
Hırsızlık suçundan yakalanan sanığın ismini Ümit Pakır olarak beyan edip bu isme düzenlenen 14.01.2004 tarihli yakalama tutanağını imzaladığının iddia ve kabul olunması karşısında, bu isimde gerçek bir kişinin bulunması halinde sanığın eyleminin suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK’nun 343/2 (5237 sayılı TCK.nun 268.) maddelerinde düzenlenen “kişi hüviyet ve sıfatına ilişkin yalan beyanda bulunmak” suçunu oluşturacağı ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesi uyarınca 765 sayılı TCK’nun 343/2. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nun 268. maddesi delaletiyle 267. maddelerinin bir bütün halinde uygulanıp ortaya çıkan sonuca göre lehe yasanın tespiti gerektiği gözetilmeden, olayda uygulama yeri bulunmayan 765 sayılı TCK'nun 285/1. maddesinde düzenlenen “ iftira” hükümlerinin tatbiki ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeksizin hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken, 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığın değişen suç vasfına göre eylemine uyan “kişi hüviyet ve sıfatına ilişkin yalan beyanda bulunmak” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği 14.01.2004 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmakla yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta CMUK'nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün bulunduğundan sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK'nun 223/8. maddeleri gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE, 03.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ : İftira (değişen suç vafına göre) kişi hüviyet ve sıfatına ilişkin yalan beyanda bulunmak
HÜKÜM: Mahkumiyet
Hırsızlık suçundan yakalanan sanığın ismini Ümit Pakır olarak beyan edip bu isme düzenlenen 14.01.2004 tarihli yakalama tutanağını imzaladığının iddia ve kabul olunması karşısında, bu isimde gerçek bir kişinin bulunması halinde sanığın eyleminin suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK’nun 343/2 (5237 sayılı TCK.nun 268.) maddelerinde düzenlenen “kişi hüviyet ve sıfatına ilişkin yalan beyanda bulunmak” suçunu oluşturacağı ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesi uyarınca 765 sayılı TCK’nun 343/2. maddesi ile 5237 sayılı TCK’nun 268. maddesi delaletiyle 267. maddelerinin bir bütün halinde uygulanıp ortaya çıkan sonuca göre lehe yasanın tespiti gerektiği gözetilmeden, olayda uygulama yeri bulunmayan 765 sayılı TCK'nun 285/1. maddesinde düzenlenen “ iftira” hükümlerinin tatbiki ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeksizin hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken, 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığın değişen suç vasfına göre eylemine uyan “kişi hüviyet ve sıfatına ilişkin yalan beyanda bulunmak” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği 14.01.2004 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmakla yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta CMUK'nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün bulunduğundan sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı CMK'nun 223/8. maddeleri gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE, 03.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.