Yargıtay11. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2011/12720 K.2012/2103
Özet: 1) Uyuşmazlık, nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından dolayı sanıkların beraat veya mahkumiyet kararlarına karşı yapılan temyiz talepleridir. 2) Mahkeme, her iki suçu da beraat ettirerek, ancak sahtecilik suçundan 2 yıl 4 ay hapis cezası vererek temyizleri reddetti.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM: ..., ...: Her iki suçtan beraatlerine,
..: a) Nitelikli dolandırıcılık suçundan beraatine,
b) 765 sayılı TCK.nun 342/1, 80. maddeleri gereğince sahtecilik suçundan 2 yıl 4 ay hapis cezası.
Katılan vekilinin temyizinin, sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat ve sanıklar ... ile ... hakkındaki resmi belgede sahtecilik suçundan verilen beraat hükümlerine, sanık ... müdafiinin temyizinin de bu sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyetine ilişkin hükme hasredildiği kabul edilerek yapılan incelemede;
1- Katılan vekilinin, sanıklar ... ve ...’nün resmi belgede sahtecilik suçundan beraatlerine yönelen temyizinde:
Elde edilen delillerin hükümlülüğe yeter nitelik ve derecede bulunmadığı mahkemece dosya içeriğine uygun şekilde gerekçeleri gösterilerek kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin suçun sübuta erdiğine ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
2- Katılan vekilinin, sanıklar ..., ... ve ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat hükmüne yönelen temyizine gelince;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanıklara yüklenen “nitelikli dolandırıcılık” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanıklar lehine olan 765 sayılı TCK’nun 102/4. maddesinde öngörülen asli dava zamanaşımının, sorgularının yapıldığı, sanıklar ... ve ... yönünden 07.07.2006, sanık ... yönünden 06.10.2006 tarihlerinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken, 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki nitelikli dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve CMK’nun 223/8. maddeleri gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE,
3- Sanık ...’ın, resmi belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyetine ilişkin hükme yönelik sanık müdafiinin temyizinin incelenmesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a) Belgede sahtecilik suçlarında aldatıcılık özelliğinin tespitinin hâkime ait olduğu cihetle, suça konu çeklerin asılları getirtilerek duruşmada incelenip özellikleri duruşma tutanağına yazıldıktan ve denetime olanak verecek şekilde dosyada bulundurulduktan sonra iğfal kabiliyeti bulunup bulunmadığı tespit edilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, suça konu çeklerin aslı dosya içerisinde bulundurulmadan ve aldatıcılık özelliği taşıyıp taşımadığı konusunda bir tespit de yapılmadan eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm tesisi,
b) 5237 sayılı TCK'nun 43. maddesinde, 765 sayılı TCK'nun 80. maddesinden farklı olarak "değişik zamanlarda" denilmesi karşısında, aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığından, sanığın, suça konu çekleri sanık ...’ye veya doğrudan katılan bankaya aynı anda mı yoksa değişik tarihlerde mi verildiği hususu kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenip, eylemin 765 ve 5237 sayılı Yasalardaki karşılığı olarak yukarıdaki belirtilen maddelerin ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanması suretiyle lehe yasanın tespiti gerekirken, sanığın lehine olduğu kabul edilen 765 sayılı Yasanın 342/1, 80. maddeleri ile uygulama yapılması,
Yasaya aykırı, sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 23.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM: ..., ...: Her iki suçtan beraatlerine,
..: a) Nitelikli dolandırıcılık suçundan beraatine,
b) 765 sayılı TCK.nun 342/1, 80. maddeleri gereğince sahtecilik suçundan 2 yıl 4 ay hapis cezası.
Katılan vekilinin temyizinin, sanıklar hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat ve sanıklar ... ile ... hakkındaki resmi belgede sahtecilik suçundan verilen beraat hükümlerine, sanık ... müdafiinin temyizinin de bu sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyetine ilişkin hükme hasredildiği kabul edilerek yapılan incelemede;
1- Katılan vekilinin, sanıklar ... ve ...’nün resmi belgede sahtecilik suçundan beraatlerine yönelen temyizinde:
Elde edilen delillerin hükümlülüğe yeter nitelik ve derecede bulunmadığı mahkemece dosya içeriğine uygun şekilde gerekçeleri gösterilerek kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin suçun sübuta erdiğine ilişen ve yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün istem gibi ONANMASINA,
2- Katılan vekilinin, sanıklar ..., ... ve ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen beraat hükmüne yönelen temyizine gelince;
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5349 sayılı Kanunla değişik 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanıklara yüklenen “nitelikli dolandırıcılık” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanıklar lehine olan 765 sayılı TCK’nun 102/4. maddesinde öngörülen asli dava zamanaşımının, sorgularının yapıldığı, sanıklar ... ve ... yönünden 07.07.2006, sanık ... yönünden 06.10.2006 tarihlerinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken, 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı Yasanın 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak sanıklar hakkındaki nitelikli dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve CMK’nun 223/8. maddeleri gereğince DÜŞÜRÜLMESİNE,
3- Sanık ...’ın, resmi belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyetine ilişkin hükme yönelik sanık müdafiinin temyizinin incelenmesine gelince;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine incelenen dosya içeriğine göre sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a) Belgede sahtecilik suçlarında aldatıcılık özelliğinin tespitinin hâkime ait olduğu cihetle, suça konu çeklerin asılları getirtilerek duruşmada incelenip özellikleri duruşma tutanağına yazıldıktan ve denetime olanak verecek şekilde dosyada bulundurulduktan sonra iğfal kabiliyeti bulunup bulunmadığı tespit edilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken, suça konu çeklerin aslı dosya içerisinde bulundurulmadan ve aldatıcılık özelliği taşıyıp taşımadığı konusunda bir tespit de yapılmadan eksik inceleme ve yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm tesisi,
b) 5237 sayılı TCK'nun 43. maddesinde, 765 sayılı TCK'nun 80. maddesinden farklı olarak "değişik zamanlarda" denilmesi karşısında, aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığından, sanığın, suça konu çekleri sanık ...’ye veya doğrudan katılan bankaya aynı anda mı yoksa değişik tarihlerde mi verildiği hususu kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenip, eylemin 765 ve 5237 sayılı Yasalardaki karşılığı olarak yukarıdaki belirtilen maddelerin ayrı ayrı ve bir bütün olarak uygulanması suretiyle lehe yasanın tespiti gerekirken, sanığın lehine olduğu kabul edilen 765 sayılı Yasanın 342/1, 80. maddeleri ile uygulama yapılması,
Yasaya aykırı, sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca istem gibi BOZULMASINA, 23.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.