Yargıtay11. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2011/11868 K.2012/8303
**MAHKEMESİ:**Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
**HÜKÜM:** Mahkumiyet
Sanığın gıyabında verilen 28.12.2007 günlü mahkumiyet hükmünün sorgusunda beyan ettiği adresine tebliğe çıkartıldığı, muhatabın anılan adreste ismen tanınmadığından bahisle tebligatın merciine bila tebliğ iade edilmesi üzerine mahkemece herhangi bir adres araştırması yapılmadan 08.06.2008 tarihli Resmi Gazete'de ilan edilerek kesinleştirilip infaza verildiği, infaz savcılığının talebi üzerine 14.10.2008 günlü uyarlama kararının verildiği, 7201 sayılı Tebligat Kanununun 28. maddesi uyarınca ilanen tebligat yapılabilmesinin koşullarının anılan maddede "Adresi meçhul olanlara tebligat ilanen yapılır. Yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılamayan ve ikametgahı, meskeni veya iş yeri de bulunamayan kimsenin adresi meçhul sayılır" şeklinde düzenlendiği,ayrıntısı Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.09.1999 gün ve 1999/1-609-744 sayılı kararında da açıklandığı üzere; Yapılan soruşturma ile adres tespiti imkanı bulunamamışsa ilanen tebliğ zorunlu hale gelir. İlanen tebligat en son başvurulacak bir çaredir. Belirtilen inceleme ve soruşturmayı kapsamadan, adresin meçhul olduğunun kabul edilmesi ve bunun sonucu olarak ilan yoluyla hükmün tebliğ edilip kesinleştirilmesinin usulsüz olduğu, anılan nedenlerle usulünce kesinleşmeyen kararlar hakkında uyarlama hükmü kurulamayacağından 14.10.2008 günlü ek karar yok hükmünde olup sanık müdafiinin asıl hükme yönelik temyiz isteminin öğrenmekle süresinde yapıldığı kabul edilerek yapılan incelemede gereği görüşüldü:
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen “resmi belgede sahtecilik” suçunun, hüküm tarihinden önce yürürlüğe giren ve lehe olan 5237 sayılı TCK.nun 204/1. maddesindeki cezasının miktarına göre tabi olduğu, aynı kanunun 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, 31.1.2000 suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanunun 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5237 sayılı TCK.nun 66/1-e, 67/4 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddesi uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, sanık hakkındaki infazın durdurulmasına,gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına, 10.05.2012 günüde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
**HÜKÜM:** Mahkumiyet
Sanığın gıyabında verilen 28.12.2007 günlü mahkumiyet hükmünün sorgusunda beyan ettiği adresine tebliğe çıkartıldığı, muhatabın anılan adreste ismen tanınmadığından bahisle tebligatın merciine bila tebliğ iade edilmesi üzerine mahkemece herhangi bir adres araştırması yapılmadan 08.06.2008 tarihli Resmi Gazete'de ilan edilerek kesinleştirilip infaza verildiği, infaz savcılığının talebi üzerine 14.10.2008 günlü uyarlama kararının verildiği, 7201 sayılı Tebligat Kanununun 28. maddesi uyarınca ilanen tebligat yapılabilmesinin koşullarının anılan maddede "Adresi meçhul olanlara tebligat ilanen yapılır. Yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılamayan ve ikametgahı, meskeni veya iş yeri de bulunamayan kimsenin adresi meçhul sayılır" şeklinde düzenlendiği,ayrıntısı Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 29.09.1999 gün ve 1999/1-609-744 sayılı kararında da açıklandığı üzere; Yapılan soruşturma ile adres tespiti imkanı bulunamamışsa ilanen tebliğ zorunlu hale gelir. İlanen tebligat en son başvurulacak bir çaredir. Belirtilen inceleme ve soruşturmayı kapsamadan, adresin meçhul olduğunun kabul edilmesi ve bunun sonucu olarak ilan yoluyla hükmün tebliğ edilip kesinleştirilmesinin usulsüz olduğu, anılan nedenlerle usulünce kesinleşmeyen kararlar hakkında uyarlama hükmü kurulamayacağından 14.10.2008 günlü ek karar yok hükmünde olup sanık müdafiinin asıl hükme yönelik temyiz isteminin öğrenmekle süresinde yapıldığı kabul edilerek yapılan incelemede gereği görüşüldü:
5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; sanığa yüklenen “resmi belgede sahtecilik” suçunun, hüküm tarihinden önce yürürlüğe giren ve lehe olan 5237 sayılı TCK.nun 204/1. maddesindeki cezasının miktarına göre tabi olduğu, aynı kanunun 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, 31.1.2000 suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanunun 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının, gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5237 sayılı TCK.nun 66/1-e, 67/4 ve 5271 sayılı CMK’nun 223/8. maddesi uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, sanık hakkındaki infazın durdurulmasına,gereği için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılmasına, 10.05.2012 günüde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.