‹ Ana sayfa
Yargıtay11. Ceza DairesiCeza Hukuku

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2011/10480 K.2012/236

Esas No: 2011/10480 · Karar No: 2012/236 · Karar Tarihi: 12.01.2012
**MAHKEMESİ:**Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik, Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık

**HÜKÜM:**1-) Sahte nüfus cüzdanı düzenlemek suçundan: Ayrıca hüküm kurulmasına yer olmadığına,
2-) 5689634 seri nolu çeki keşide ederek işlendiği dolandırıcılık suçundan: CMUK. 223/7. maddesi gereğince davanın reddine,


Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin hükmolunan her bir cezanın türü ve süresine göre koşulları bulunmadığından 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 318. maddesi uyarınca reddine oybirliğiyle karar verildikten sonra, katılan ... vekilinin 14.07.2009 havale tarihli dilekçesinin mahkemeye hitaben yazılmış katılma kararı verilip verilmediğinin öğrenilmesi ve verilmişse bunun başlıkta düzeltilmesi mahiyetinde olup temyiz talebi içermediği, katılan Asya Finans vekilinin temyizinin ise mahkumiyet hükümlerine yönelik olduğu anlaşılmakla dosya mahkumiyet hükümlerine hasren, incelenerek gereği görüşüldü:
Sanık hakkında ayrıca çek düzenlemek suretiyle işlediği resmi belgede sahtecilik suçlarından açılan kamu davaları ile ilgili olarak zamanaşımı içinde hüküm kurulması ve gerekçeli karar başlığında ...’ın “müşteki” olarak yazılan sıfatının “katılan” olarak düzeltilmesi mümkün görülmüş, sahte nüfus cüzdanı ile imza sirküsü, vergi levhası, ikametgah ilmühaberi, şirket sözleşmesi ile katılan bankalardan çek hesabı açtırmaktan ibaret eylemlerde sahtecilik suçunun teselsül etmesi nedeniyle nüfus cüzdanında sahtecilik suçundan ayrıca hüküm kurulamayacağı cihetle mahkemenin uygulaması doğru olduğundan tebliğnamedeki 8 nolu bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
I-Sanık hakkında sahte belgelerle çek hesabı açmak suretiyle katılan ..., Akbank, Yapı Kredi Bankası, Türkiye İş Bankası, TEB ve Vakıfbank’a yönelik resmi belgede sahtecilik suçları ( 3,5,6,7,8,9 nolu mahkumiyet hükümlerine ilişkin bendler) ile katılan Elif Pazarlama Ltd. şirketine yönelik dolandırıcılık (26 nolu mahkumiyet hükmüne ilişkin bend) suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanık ve müdafiinin temyiz itirazlarının incelenmesinde:
Resmi belgede sahtecilik suçunda; sanığın katılan bankalarda hesap açarken kullandığı sahte belgelerden noterlikçe düzenlenen imza sirküsünün kanunen sahteliği ispat edilinceye kadar geçerli belgelerden olduğu ve bu halde eyleminin 765 sayılı TCK’nun 342/2 (5237 sayılı TCK’nun 204/1-3) maddesi kapsamında olduğu gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapmak suretiyle eksik ceza tayini isabetsizliği aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış, 765 sayılı Yasa uyarınca kurulan mahkumiyet hükümlerine ilişkin olarak, tutuklulukta geçen sürenin mahsubunun anılan yasanın 40. maddesi uyarınca yapılması infaz aşamasında mümkün görülmüştür.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığın suçlarının sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin, cezayı arttırıcı-azaltıcı sebeplerin nitelik ve dereceleri takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümlerde eleştirilen hususlar dışında bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine,ancak;
1- 5237 sayılı yasanın 55. maddesinde öngörülen kazanç müsaderesinin ancak suçun işlenmesi ile elde edilen veya suçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaatler ile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan ekonomik kazançların suçun mağduruna iade edilememesi halinde mümkün olduğu cihetle; katılandan elde edilen miktarın iadesinin mümkün olduğu gözetilmeden yazılı şekilde müsadere kararı verilmesi,
2- 5237 Sayılı TCK’da cezaların içtimaına ilişkin bir hüküm bulunmadığı gözetilmeden 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 99. maddesine aykırı olarak sanık hakkında 765 ve 5237 sayılı Yasa dönemlerinde işlenen suçlardan dolayı tayin olunan cezaların içtima ettirilmesi,
3- 765 sayılı TCK’nun 33. maddesinin uygulanabilmesi için sanığın her bir suçtan ayrı ayrı 5 yıldan fazla hapis cezası alması gerektiği gözetilmeden sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümlerde anılan yasanın 33. maddesinin uygulanmasına karar verilmesi,
Yasaya aykırı ise de, yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının 3, 5, 6, 7, 8, 9 nolu bendlerinde yar alan 765 sayılı TCK’nun 33. maddesinin uygulanmasına, dolandırıcılık suçundan kurulan hükmün 26 nolu bendinde bulunan kazanç müsaderesine ilişkin kısımlar ile hükümdeki 765 ve 5237 sayılı yasa uyarınca verilen içtimaya ilişkin bölüm çıkarılmak suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II- Sanık hakkında sahte belgelerle çek hesabı açmak suretiyle katılan Asya Finans’a yönelik resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan (4 nolu mahkumiyet hükmüne ilişkin bend) mahkumiyet hükmü ile yukarıda düzeltilerek onanan 26 nolu bend dışında kalan dolandırıcılık suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik sanık ve müdafi ile katılan Asya finans vekilinin temyiz itirazlarına gelince:
1- Sanığın nüfus idaresinden katılan ...’e ait kimlik bilgilerine haiz ancak kendi fotoğrafını taşıyan nüfuz cüzdanı çıkartıp, bu kimlikle şirket kurarak noterde düzenlenmiş imza sirküsü, vergi levhası, ikametgah ilmühaberi, şirket sözleşmesi ile katılan bankaya müracaat ederek çek hesabı açtırmaktan ibaret sahtecilik eyleminde; hesap açarken kullandığı sahte belgelerden noterlikçe düzenlenen imza sirküsünün kanunen sahteliği ispat edilinceye kadar geçerli belgelerden olduğu ve bu halde eyleminin 765 sayılı TCK’nun 342/2, 80 (5237 sayılı TCK’nun 204/1-3,43/1) maddelerindeki suçu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
2-Sanığın tüm aşamalarda Elif Pazarlama Ltd. şirketi dışındaki şikayetçi-katılanları tanımadığına bu kişilerle herhangi bir ticari alışverişinin bulunmadığına ilişkin savunmasının bir kısmı dinlenen şikayetçi-katılanlar tarafından da doğrulandığı ve sanığı tanımadıklarını beyan edip çekleri de farklı kişilerden ciro yoluyla aldıklarının ve şikayetçi katılanların çek hamili veya ciranta olduklarının anlaşılması karşısında; Ayrıntısı Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 17.06.2003 gün 2010/10-166-90 sayılı kararında da açıklandığı üzere; Bir kimseyi kandırabilecek nitelikte hileli hareketler yaparak hataya düşürüp onun veya başkasının zararına, kendisine veya bir başkasına haksız yarar sağlanması dolandırıcılık suçunun maddi unsurudur. Sanık tarafından işlendiği kabul edilen dolandırıcılık suçunun hile unsurunun kime yöneldiği, bir başka anlatımla, sanığın gerçekleştirdiği kabul edilen hileli hareketlerin kimi kandırabilecek nitelikte olduğu saptanmalıdır. Çünkü, suça konu çeklerdeki ciro silsilesine göre, sanık tarafından yapıldığı kabul edilen hilenin, ilk cirantaya yönelmiş olacağı açıktır. Hilenin kandırabilecek nitelikte olup olmadığının failin mağdurla ilişkisi de gözlemlenerek, olaysal olarak belirleneceği nazara alınmadan, bu konuda çeklerdeki cirantalar dinlenilmeden ayrıca dolandırıcılık suçunda aynı mağdura bir veya birden fazla çek verilmek suretiyle tek seferde menfaat elde edilmesi halinde tek bir dolandırıcılık suçunun oluşacağı gözetilerek hangi çek/çekler nedeniyle hangi kişi/kişilerin dolandırıldığı ve bu konudaki sübut delilleri denetime olanak verecek şekilde karar yerinde açıklanmadan, eksik inceleme sonucu soyut ifadelerle sanığın piyasaya çek sürmek suretiyle dolandırıcılık suçu işlediğinden bahisle çekler nazara alınarak ayrı ayrı dolandırıcılık suçundan hükümler kurulması,
Kabule göre;
3-765 sayılı TCK’nun 33. maddesinin uygulanabilmesi için sanığın her bir suçtan ayrı ayrı 5 yıldan fazla hapis cezası alması gerektiği gözetilmeden sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümde anılan yasanın 33. maddesinin uygulanmasına karar verilmesi,
4-5237 sayılı yasanın 55.maddesinde öngörülen kazanç müsaderesinin ancak suçun işlenmesi ile elde edilen veya suçun konusunu oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaatler ile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu ortaya çıkan
ekonomik kazançların suçun mağduruna iade edilememesi halinde mümkün olduğu cihetle; katılandan elde edilen miktarın iadesinin mümkün olduğu gözetilmeden yazılı şekilde müsadere kararları verilmesi,
5-Hapis cezalarının içtimaına karar verilmesine rağmen adli para cezalarının da 765 sayılı TCK’nun 72. maddesi uyarınca toplanacağının gözetilmemesi,
Yasaya aykırı, sanık ve müdafii ile katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321 nci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 12.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?