Yargıtay11. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2010/9735 K.2012/22555
Özet: Uyuşmazlık, sanığın resmi belgede sahtecilik işlemiyle ilgili olarak dosyada saklanan delillerin değerlendirilmesi ve bu eylemin yasal unsurlarıyla suç oluşturup oluşturmadığıdır. Mahkeme, 2 yıl 1 ay hapis cezası, haklardan yoksun bırakma, mükerrir infaz rejimi, denetimli serbestlik tedbiri uygulayarak kararını onaylamış ve ilgili hükümlerin düzeltilmesini sağlamıştır.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM: TCK.nun 204/1, 43/1, 62, 58, 53/1-a, b, d, e maddeleri gereğince; 2 yıl 1 ay hapis cezası ve yasada sayılı haklardan yoksun bırakılmasına, hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına.
Suça konu emanetteki eşyaların delil olarak dosyada saklanmasına.
Belgelerde sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdir ve tayini mahkemeye ait olup, 14.12.2007 tarihli oturumda suça konu belgeler getirtilip incelenmek suretiyle sahteciliğin ilk bakışta anlaşılmadığına dair mahkemece yapılan tespitin, dosya içerisinde mevcut Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin 26.06.2006 günlü raporuyla da uyumlu olması karşısında; delilleri takdir ederek suçun yasal unsurları itibariyle oluştuğuna ilişkin mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmediği cihetle tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
1- Sanığın, üzerinde kendi fotoğrafı bulunan ... adına düzenlenmiş sahte sürücü belgesini ve nüfus cüzdanını aynı anda kullanmasından ibaret eylemde; suça konu sahte belgelerin farklı tarihlerde düzenlendiklerine ilişkin dosyada bir delil bulunmaması karşısında Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.06.2010 gün ve 98/143 sayılı ve Dairemizin benzer bir çok kararında açıklandığı üzere, 5237 sayılı TCK'nun 43/1. maddesinde “değişik zamanlarda” ibaresi bulunması nedeniyle, aynı anda birden fazla sahte belgenin kullanılması halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılması,
2- 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasının c bendinde yer alan hak yoksunluğunun sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı ise de; yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı Yasanın 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından TCK'nun 43. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılması, TCK'nun 62. maddesinin uygulanması ile belirlenen sonuç cezanın 1 yıl 8 aya indirilmesi ve 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün yerine, “53. maddenin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yer alan diğer yazılı haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 27.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
SUÇ: Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM: TCK.nun 204/1, 43/1, 62, 58, 53/1-a, b, d, e maddeleri gereğince; 2 yıl 1 ay hapis cezası ve yasada sayılı haklardan yoksun bırakılmasına, hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına.
Suça konu emanetteki eşyaların delil olarak dosyada saklanmasına.
Belgelerde sahtecilik suçlarında aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdir ve tayini mahkemeye ait olup, 14.12.2007 tarihli oturumda suça konu belgeler getirtilip incelenmek suretiyle sahteciliğin ilk bakışta anlaşılmadığına dair mahkemece yapılan tespitin, dosya içerisinde mevcut Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin 26.06.2006 günlü raporuyla da uyumlu olması karşısında; delilleri takdir ederek suçun yasal unsurları itibariyle oluştuğuna ilişkin mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmediği cihetle tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:
1- Sanığın, üzerinde kendi fotoğrafı bulunan ... adına düzenlenmiş sahte sürücü belgesini ve nüfus cüzdanını aynı anda kullanmasından ibaret eylemde; suça konu sahte belgelerin farklı tarihlerde düzenlendiklerine ilişkin dosyada bir delil bulunmaması karşısında Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 08.06.2010 gün ve 98/143 sayılı ve Dairemizin benzer bir çok kararında açıklandığı üzere, 5237 sayılı TCK'nun 43/1. maddesinde “değişik zamanlarda” ibaresi bulunması nedeniyle, aynı anda birden fazla sahte belgenin kullanılması halinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı gözetilmeden yazılı şekilde uygulama yapılması,
2- 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin 3. fıkrası uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasının c bendinde yer alan hak yoksunluğunun sanığın sadece kendi alt soyu üzerindeki yetkileri açısından koşullu salıverilmeye kadar uygulanabileceğinin gözetilmemesi,
Yasaya aykırı ise de; yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususun 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı Yasanın 322. maddesi gereğince düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hüküm fıkrasından TCK'nun 43. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılması, TCK'nun 62. maddesinin uygulanması ile belirlenen sonuç cezanın 1 yıl 8 aya indirilmesi ve 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün yerine, “53. maddenin 3. fıkrası uyarınca 1. fıkranın c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine, 1. fıkrada yer alan diğer yazılı haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 27.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.