Yargıtay 11. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2010/8093 K.2012/6798
Özet: Uyuşmazlık, sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan dolayı mahkemeye sunulan delillerin ve savunmasının değerlendirilmesi üzerineydi; mahkeme, 5237 sayılı TCK hükümleri çerçevesinde sanığı 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptı. Bu karar, sanığın temyiz itirazlarının reddedilerek kesinleştiği ve ilgili yasal düzenlemelere uygun olarak hükmün yürürlüğe girdiği anlamına gelir.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ: Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM: 5237 sayılı TCK.nun 204/1, 62/1, 53/1-3. maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis cezası ve belirtilen sürelerde belirtilen haklardan yoksunluk Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:1-5237 sayılı TCK.nun 204/1. maddesindeki suçun oluşması için belgenin sahte olarak düzenlenmesi veya başkasını aldatacak şekilde değiştirilmesi yeterli olacağı gibi sahte olarak düzenlenen belgenin kullanılmasıyla da suçun oluşacağı cihetle; Sanığın suça konu 06.04.2005 tarih ve 38567 tescil sayılı ehliyeti kullanmadığını savunması ve ehliyetin kendisi tarafından teslim edildiğinin anlaşılması karşısında; suç tarihi ve kullanma unsurunun tespiti bakımından sürücü belgesinin trafik uygulamasında sorgulamasının yapılıp yapılmadığı, trafik cezası düzenlenip düzenlenmediği gibi hususlar araştırılıp sonucuna göre suç tarihinin ve sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, 2-Kabule göre de; 5237 sayılı TCK.nun 61. maddesi uyarınca hakim somut olayda; suçun işleniş biçimini, suçun işlenmesinde kullanılan araçları, suçun işlendiği zaman ve yeri, suçun konusunun önem ve değerini, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını ve failin güttüğü amaç ve saiki göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanunî tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler. 5237 sayılı TCK.nun “Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi” başlıklı 3/1. maddesi uyarınca suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur. Bu itibarla; kanunda öngörülen alt ve üst sınır arasında temel cezayı belirlemek hâkimin takdir ve değerlendirme yetkisi içindedir. Ancak, Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK.nun 34, 230 ve 289. maddeleri uyarınca hükümde bu takdirin denetime olanak sağlayacak biçimde, hak ve nesafet kurallarına uygun, dosya içeriği ile uyumlu yasal ve yeterli gerekçesinin gösterilmesi zorunludur. Yasa metinlerdeki ifadelerin tekrarı bu metinlerdeki genel nitelikli ölçütler somut olaya ve failine özgülenmediği müddetçe yeterli bir gerekçe değildir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanık hakkında yasal ibarelerin tekrarı ile yetinilerek ve yüklenen sahtecilik suçu ile doğrudan bağlantılı olmayan trafik kazalarının sürücü hataları ve eğitimsizlikten kaynaklandığından bahisle yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayini, Yasaya aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
HÜKÜM: 5237 sayılı TCK.nun 204/1, 62/1, 53/1-3. maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis cezası ve belirtilen sürelerde belirtilen haklardan yoksunluk Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma neticelerine uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine; ancak:1-5237 sayılı TCK.nun 204/1. maddesindeki suçun oluşması için belgenin sahte olarak düzenlenmesi veya başkasını aldatacak şekilde değiştirilmesi yeterli olacağı gibi sahte olarak düzenlenen belgenin kullanılmasıyla da suçun oluşacağı cihetle; Sanığın suça konu 06.04.2005 tarih ve 38567 tescil sayılı ehliyeti kullanmadığını savunması ve ehliyetin kendisi tarafından teslim edildiğinin anlaşılması karşısında; suç tarihi ve kullanma unsurunun tespiti bakımından sürücü belgesinin trafik uygulamasında sorgulamasının yapılıp yapılmadığı, trafik cezası düzenlenip düzenlenmediği gibi hususlar araştırılıp sonucuna göre suç tarihinin ve sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, 2-Kabule göre de; 5237 sayılı TCK.nun 61. maddesi uyarınca hakim somut olayda; suçun işleniş biçimini, suçun işlenmesinde kullanılan araçları, suçun işlendiği zaman ve yeri, suçun konusunun önem ve değerini, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığını, failin kast veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını ve failin güttüğü amaç ve saiki göz önünde bulundurarak, işlenen suçun kanunî tanımında öngörülen cezanın alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler. 5237 sayılı TCK.nun “Adalet ve kanun önünde eşitlik ilkesi” başlıklı 3/1. maddesi uyarınca suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur. Bu itibarla; kanunda öngörülen alt ve üst sınır arasında temel cezayı belirlemek hâkimin takdir ve değerlendirme yetkisi içindedir. Ancak, Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK.nun 34, 230 ve 289. maddeleri uyarınca hükümde bu takdirin denetime olanak sağlayacak biçimde, hak ve nesafet kurallarına uygun, dosya içeriği ile uyumlu yasal ve yeterli gerekçesinin gösterilmesi zorunludur. Yasa metinlerdeki ifadelerin tekrarı bu metinlerdeki genel nitelikli ölçütler somut olaya ve failine özgülenmediği müddetçe yeterli bir gerekçe değildir. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanık hakkında yasal ibarelerin tekrarı ile yetinilerek ve yüklenen sahtecilik suçu ile doğrudan bağlantılı olmayan trafik kazalarının sürücü hataları ve eğitimsizlikten kaynaklandığından bahisle yasal ve yeterli olmayan gerekçe ile alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayini, Yasaya aykırı, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 26.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.