‹ Ana sayfa
Yargıtay11. Ceza DairesiCeza Hukuku

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2010/6449 K.2011/641

Esas No: 2010/6449 · Karar No: 2011/641 · Karar Tarihi: 09.02.2011
Özet: (1) Tunceli Yeni Mahalle muhtarı sanığın, kimliği tespit edilemeyen bir kişi tarafından getirilen sahte “nüfus cüzdanı talep belgesi”ni onaylayarak kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçunu işlediği iddiası. (2) Ağır Ceza Mahkemesi, 765 sayılı TCK’nun 352, 59 ve 647 sayılı Yasanın 6. mad.göre 1 yıl 8 ay hapis cezasının ertelenmesine karar vererek hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına hükmetti.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği

HÜKÜM: 765 sayılı TCK.nun 352, 59, 647 sayılı Yasanın 6. mad.göre 1 yıl 8 ay hapis cezasının ertelenmesine, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına

Olay tarihinde Tunceli ili, Merkez ilçesi, Yeni Mahalle muhtarı olan sanığın, ayırma kararı verilerek hakkında ayrı soruşturma yürütülen ve açık kimliği tespit edilemeyen bir kişinin getirmiş olduğu "nüfus cüzdanı talep belgesi"nde mağdur ...'a ait yazılı bilgilerin, belgede fotoğrafı yapışık olan ve açık kimliği tespit edilemeyen bu kişiye ait olduğunu kabul ederek onayladığının iddia olunması, sanığın 14 yıldan beri mahalle muhtarlığı yaptığını, kendisine getirilen suça konu "nüfus cüzdanı talep belgesi"ni alıp incelediğini, mahalle kayıtlarından 'form 5' diye adlandırılan kayıtlardan kontrol ettiğini, adres bilgileri ve şahıs ile ilgili diğer bilgiler doğru olduğundan belgeyi imzalayıp şahsa verdiğini, mağdur ...'ın babası ...'ı tanıdığını, ancak adı geçen mağduru tanımadığını, muhtarlığa yüzlerce insanın gelip gittiğini, mahallede genellikle aile reislerini tanıdığını, gençleri tanımadığını, mahallede 2000 ila 2500 kadar nüfusun yaşadığını, aradan uzunca bir süre geçmesi nedeniyle sahte belgeyi imzalatan kişiyi de hatırlayamadığını, aynı kişi adına kısa aralıklarla nüfus cüzdanı talep belgeleri alınmış ise de fark edemediğini, söz konusu sahte belgedeki yazıların kendisine ait olmadığını, sadece mühür ve imzanın kendisine ait olduğunu, sahte belgeyi imzalatan kişinin mutlaka mağdur ... tarafından bilinen birisi olabileceğini, muhtarlığını yaptığı mahallenin dağınık bir mahalle olması ve sürekli insanların yer değiştirmesi nedeniyle herkesi tanımasının zor olduğunu, ancak kayıtlarına bakarak işlem yaptığını, üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini savunması, soruşturma aşamasında mağdur ...'ın, kendi adına pasaport çıkartmak isterken olayı öğrendiğini, kendisine ait kimlik bilgilerini kullanarak nüfus cüzdanı çıkartan ve pasaport alıp yurt dışına giden meçhul kişiyi tanımadığını ve bu kişiden şikayetçi olduğunu, ancak Yeni Mahalle muhtarı sanık ...'ten şikayetçi olmadığını, tanık ...'ın, mağdur ...'ın kardeşi olduğunu, ancak sahte belgede fotoğrafı bulunan kişiyi tanımadığını, tanık ...'ın mağdur ...'ın oğlu olduğunu. Adına sahte belge alan kişiyi tanımadığını, sanık olan muhtarın kendisini tanıdığını ancak çocuklarını tanımadığını beyan ettikleri ve Dosyada mevcut delillerin sanığın suç kastı ile hareket ettiğine yeter nitelik ve derecede bulunmadığının anlaşılmış olması karşısında, gerçeğin ve suç kastının kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi ve denetime imkan sağlaması açısından; öncelikle suça konu sahte belge aslının dosya içersine konulması, sahte "nüfus cüzdanı talep belgesi"ni alan meçhul kişi hakkında Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığının 2007/319 numarası üzerinden yürütülen soruşturmanın akıbeti araştırılarak dosyanın getirtilip incelenmesi özetinin duruşma tutanağına geçirilmesi, açılmış bir kamu davasının tespiti halinde birleştirilmesi mümkün değilse, bu davayı ilgilendiren evrakların onaylı örneklerinin bu dosya içersine konulması, söz konusu mahallede, suç tarihinde sanığın mağdur ...'ı tanıdığına dair başka kişilerin bulunup bulunmadığı araştırılarak varsa bu kişilerin tanık, ...'ın ise mağdur sıfatı ile dinlenmeleri ile toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildikten sonra, suç kastı ile hareket ettiğinin kabulü halinde eylemin sahtecilik mi yoksa görevi ihmal suçuna mı uyduğu da tartışılarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği, 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9/3. maddesindeki ilkeler ışığında sanığa yüklenen bilerek sahte nüfus cüzdanı kayıp değiştirme belgesi düzenlemek şeklindeki eylemin sübutu halinde, 29.04.2006 tarih ve 26153 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 67/1. maddesinde tanımlanan suçu oluşturup oluşturmayacağı da karar yerinde tartışılıp, buna göre suç tarihinde yürürlükte bulunan 5490 sayılı Kanunun 67/1. maddesi ve 765 sayılı Yasa ile sonradan yürürlüğe giren 5237 sayılı Yasanın ilgili bütun hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın tespiti gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile 765 sayılı Yasa hükümlerinin lehe olduğundan bahisle yazılı şekilde "resmi belgede sahtecilik" suçundan sanığın mahkumiyetine hükmolunması,
Yasaya aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 09.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?