Yargıtay11. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2010/4187 K.2012/2124
Özet: Uyuşmazlık konusu, sanığın resmi belge düzenlemesinde yalan beyan suçundan dolayı yargılamaya devam edilmesi ve bu sürecin yasadışı olarak yürütülmesidir. Mahkeme, 23.02.2012’de oybirliğiyle karar vererek, ilgili kamu davasını zamanaşımı nedeniyle düşürmüş ve sanığın beraat kararı vermiştir.
MAHKEMESİ: Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ: Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
HÜKÜM: Beraat
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.10.2009 gün ve 89-243 sayılı kararında açıklandığı üzere; mahkemeye gelmemiş sanık hakkında duruşma yapılamayacağına ilişkin temel kuralın istisnalarından biri olarak öngörülen 5271 sayılı CMK.nun 193/2. maddesine göre dosyadaki deliller takdir edilerek beraat kararı verilebilmesi için mutlaka sanığın sorgusunun yapılmasının gerektiği gözetilmeden, 16.11.2007 tarih 2007/446 Esas 2007/539 Karar sayılı kararda Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 12.04.2007 tarih ve 2007/1365 sayılı iddianamesine konu edilmeyen, sanığın iş yerinden hırsızlık suçu nedeniyle yakalandığı 04.07.1996 tarihinde kendisini “İstanbul 1980 doğumlu ... ve ... kızı ...” olarak tanıtması eylemi ile ilgili beraat kararı verilmesi ve 12.04.2007 tarih ve 2007/1365 sayılı iddianameye konu edilen sanığın 27.04.1999 tarihinde hırsızlık suçuna teşebbüs etmekten yakalandığı esnada Tokat ili Niksar ilçesi 1976 doğumlu ... ve ... kızı ... olarak kendisini tanıtmasından ibaret sanığa yüklenen ve suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK.nun 343. maddesinde düzenlenen “memura karşı yalan beyanda bulunmak” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu ve sanık lehine olan 765 sayılı TCK'nun 102/4. maddesinde öngörülen 5 yıllık asli dava zamanaşımının, suç tarihi olan 27.04.1999'dan iddianamenin düzenlendiği 12.04.2007 tarihine kadar gerçekleştiği gözetilmeden yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aynı Yasanın 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 5271 sayılı CMK'nun 223/8. maddesi uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, 23.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
HÜKÜM: Beraat
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.10.2009 gün ve 89-243 sayılı kararında açıklandığı üzere; mahkemeye gelmemiş sanık hakkında duruşma yapılamayacağına ilişkin temel kuralın istisnalarından biri olarak öngörülen 5271 sayılı CMK.nun 193/2. maddesine göre dosyadaki deliller takdir edilerek beraat kararı verilebilmesi için mutlaka sanığın sorgusunun yapılmasının gerektiği gözetilmeden, 16.11.2007 tarih 2007/446 Esas 2007/539 Karar sayılı kararda Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığının 12.04.2007 tarih ve 2007/1365 sayılı iddianamesine konu edilmeyen, sanığın iş yerinden hırsızlık suçu nedeniyle yakalandığı 04.07.1996 tarihinde kendisini “İstanbul 1980 doğumlu ... ve ... kızı ...” olarak tanıtması eylemi ile ilgili beraat kararı verilmesi ve 12.04.2007 tarih ve 2007/1365 sayılı iddianameye konu edilen sanığın 27.04.1999 tarihinde hırsızlık suçuna teşebbüs etmekten yakalandığı esnada Tokat ili Niksar ilçesi 1976 doğumlu ... ve ... kızı ... olarak kendisini tanıtmasından ibaret sanığa yüklenen ve suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK.nun 343. maddesinde düzenlenen “memura karşı yalan beyanda bulunmak” suçunun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu ve sanık lehine olan 765 sayılı TCK'nun 102/4. maddesinde öngörülen 5 yıllık asli dava zamanaşımının, suç tarihi olan 27.04.1999'dan iddianamenin düzenlendiği 12.04.2007 tarihine kadar gerçekleştiği gözetilmeden yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Yasaya aykırı, Cumhuriyet savcısının temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aynı Yasanın 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK.nun 102/4 ve 5271 sayılı CMK'nun 223/8. maddesi uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, 23.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.