Yargıtay11. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2010/2181 K.2012/17543
**MAHKEMESİ:**Sulh Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak
**HÜKÜM:** Mahkumiyet
5237 sayılı TCK'nun 206. maddesinde düzenlenen ve doktrinde "fikri sahtecilik" olarak adlandırılan "resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak" suçunun oluşabilmesi için, kişinin açıklamaları üzerine oluşturulan resmi belgenin, bu beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gereklidir. Beyanı alan memur bu beyanın doğruluğunu araştırıp tahkik etmek ve daha sonra edindiği kanaata göre resmi belgeyi düzenlemek durumunda ise, bir başka ifade ile resmi belge sadece kişinin (sanığın) beyanına göre değil de memur tarafından yapılacak inceleme sonucuna göre meydana getirilmekte ise bu maddede tanımlanan suç oluşmayacaktır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında, somut olaya gelince, 23.04.2007 tarihinde kiraladıkları araç ile maddi hasarlı trafik kazası yapan sanıkların olay yerinden ayrılıp ertesi gün araçla kaza mahalline gelerek jandarma görevlilerine kazayı bildirdikleri ancak olaydan bir gün geçmiş olması nedeniyle kaza tespit tutanağı düzenlenmediği, kasko bedelinden yararlanmak isteyen sanıkların bu kez aracı başka bir beldeye götürüp elektrik direğine çarpmış süsü vererek emniyet görevlilerine haber verdikleri ancak ilgililerce kazanın olay mahallinde yapılmamış olduğunun anlaşılarak kaza tespit tutanağının düzenlenmediğinin anlaşılması karşısında; sanıklara yüklenen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilerek, beraatleri yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Yasaya aykırı, Cumhuriyet savcısının ve sanık ...'ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 16.10.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
SUÇ : Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak
**HÜKÜM:** Mahkumiyet
5237 sayılı TCK'nun 206. maddesinde düzenlenen ve doktrinde "fikri sahtecilik" olarak adlandırılan "resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak" suçunun oluşabilmesi için, kişinin açıklamaları üzerine oluşturulan resmi belgenin, bu beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gereklidir. Beyanı alan memur bu beyanın doğruluğunu araştırıp tahkik etmek ve daha sonra edindiği kanaata göre resmi belgeyi düzenlemek durumunda ise, bir başka ifade ile resmi belge sadece kişinin (sanığın) beyanına göre değil de memur tarafından yapılacak inceleme sonucuna göre meydana getirilmekte ise bu maddede tanımlanan suç oluşmayacaktır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında, somut olaya gelince, 23.04.2007 tarihinde kiraladıkları araç ile maddi hasarlı trafik kazası yapan sanıkların olay yerinden ayrılıp ertesi gün araçla kaza mahalline gelerek jandarma görevlilerine kazayı bildirdikleri ancak olaydan bir gün geçmiş olması nedeniyle kaza tespit tutanağı düzenlenmediği, kasko bedelinden yararlanmak isteyen sanıkların bu kez aracı başka bir beldeye götürüp elektrik direğine çarpmış süsü vererek emniyet görevlilerine haber verdikleri ancak ilgililerce kazanın olay mahallinde yapılmamış olduğunun anlaşılarak kaza tespit tutanağının düzenlenmediğinin anlaşılması karşısında; sanıklara yüklenen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilerek, beraatleri yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Yasaya aykırı, Cumhuriyet savcısının ve sanık ...'ın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, 16.10.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.