‹ Ana sayfa
Yargıtay11. Ceza DairesiCeza Hukuku

Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2010/17353 K.2011/975

Esas No: 2010/17353 · Karar No: 2011/975 · Karar Tarihi: 16.02.2011
Özet: Uyuşmazlık, sanığın 23 Kasım 2004 tarihli mahkumiyet hükmüne karşı temyiz ve uyarlama yargılaması sürecinde, 765 sayılı TCK’ın ilgili maddeleriyle belirlenen dolandırıcılık suçunun cezai yaptırımının geçerliliği ve zamanaşımı olup olmadığı konusundadır. Mahkeme, temyizin reddi kararını kaldırarak mahkumiyet hükmünü iptal etti; sanık hakkında açılan kamu davası ise 16 Şubat 2011’de zamanaşımı nedeniyle ortadan kaldırıldı.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Dolandırıcılık

HÜKÜM:
1- 765 s.k.nun 503/1, 522/1, 81/2-3, 40 maddesi gereği 1 yıl 3 ay 12 gün hapis, 354.550.000 TL ağır para cezası
2- Temyiz isteminin reddine ilişkin 02/03/2006 tarihli ek karar,
3- 5237 s.k.nun 157, 52/2, 53, 58, 63 maddesi gereği 1 yıl hapis, 340.00 YTL adli para cezası, hak yoksunluğuna ilişkin uyarlama hükmü

Sanık hakkındaki 23.11.2004 tarihli mahkumiyet hükmünün sanık müdafii tarafından temyizi nedeniyle mahkemece verilen 02.03.2006 tarihli temyiz isteminin reddi kararının süresinde temyizi üzerine dosyanın 13.03.2006 tarihli Yargıtay’a gönderme formu ile gönderilmesinden sonra söz konusu mahkumiyet hükmü kesinleşmediği halde, evrak üzerinden uyarlama yargılaması yapılarak 5237 sayılı TCK. nun lehe olduğuna dair verilen 16.06.2006 tarihli uyarlama kararının yok hükmünde olup, hukuki değerden yoksun bulunduğunun anlaşılması karşısında, sanık müdafiinin 02.03.2006 tarihli temyiz isteminin reddi kararına yönelik olarak yapılan temyiz incelemesinde;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 20.02.2007 gün, 46/39 ve 29.05.2007 gün, 114/113 sayılı kararlarında da açıklandığı üzere, mahkemece 5271 Sayılı CMUK. nun 232/6 maddesi uyarınca başvurulması olanaklı yasa yolunun, süresinin, başvuru yapılacak merci ile başvuru şeklinin hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesinin zorunlu olduğu dikkate alınarak, sanığın yokluğunda verilen hükümde “temyiz süresi, sürenin ne zaman başlayacağı ve temyiz şeklinin” açıkça gösterilmemesi nedeniyle sanık müdafiinin öğrenme üzerine verdiği 27.02.2006 günlü temyiz dilekçesinin süresinde olduğunun kabulü gerektiği cihetle; 02.03.2006 tarihli temyizin reddi kararı kaldırılarak 23.11.2004 tarihli mahkumiyet hükmü incelenerek gereği görüşüldü:
5237 sayılı TCK. nun 7 ve 5252 sayılı Kanunun 9. maddeleri hükümleri karşısında; sanığa yüklenen suçun yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan 765 sayılı TCK. nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiği Eylül 1999 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan sair yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aynı Yasanın 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak sanık hakkında açılan kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK. nun 102/4 ve 104/2. maddeleri uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA, 16.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?