Yargıtay 11. Ceza Dairesi Ceza Hukuku
Yargıtay 11. Ceza Dairesi E.2008/19939 K.2012/768
Özet: (1) Uyuşmazlık konusu, sanığın aracının ruhsatında sahtecilik yapıldığı iddiasıyla ilgili olarak tanık ifadeleri ve belge incelenmesi sürecinde ortaya çıkan çelişkilerdir. (2) Mahkeme, 5237 sayılı TCK’nın 204/1. maddesi uyarınca sanığı 2 yıl hapis cezasına hükmetti.
MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Resmi Belgede Sahtecilik
HÜKÜM: 5237 sayılı TCK'nun 204/1. mad.gereğince 2 yıl hapis cezasına ilişkin.
Tanık ...’nun soruşturma aşamasındaki ifadesinde, aracına ait ruhsatnamede araç muayene bölümünün bitmesi üzerine ruhsatı değiştirmesi için oğlu olan ...’ya verdiğini, değiştirilen ruhsatı eline aldığında sahte olduğunu anlayıp Emniyet Müdürlüğüne başvurduğunu beyan ettiği, tanık ...’nun da bu doğrultuda beyanda bulunduğu halde duruşmadaki anlatımlarında aracın muayenesini yaptırmak üzere sanığa başvurduklarını belirttikleri, tanık ...’nun başvurusu üzerine polis tarafından düzenlenen geçici muhafaza altına alma tutanağında “AF-878985 seri numaralı tescil belgesi ile -611281 seri numaralı trafik belgesinin Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürlüğünden alındığı, ruhsat üzerinde 65110 sicil numaralı Başkomiser ...’e atfen atılan imzanın adı geçene ait olmadığı, tescil ve trafik belgesi üzerinde hologram bulunmadığı ve ruhsatın üzerinde bulunan mührün ise ruhsatların kaplanması (PVC) esnasında kullanılan plakalar üzerinde bulunan mühürle uyuşmadığının belirtilmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde açığa çıkarılması açısından, öncelikle tanıkların aşamalardaki beyanları arasındaki çelişki giderilip, suça konu belge getirtilerek duruşmada incelenip özellikleri duruşma tutanağına yazıldıktan ve denetime olanak verecek şekilde dosyada bulundurulduktan sonra, sahteciliğin trafik ve tescil belgelerinde mi yoksa aracın muayenesi işleminde mi gerçekleştirildiği, suça konu belge üzerinde hologram bulunmaması ve tanık ...’nun ruhsatı eline aldığında sahte olduğunu anladığını beyan etmesi karşısında aldatıcılık yeteneğinin de ne şekilde oluştuğu belirlenip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve değerlendirmesi yerine eksik soruşturmayla yazılı şekilde hüküm kurulması.
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 31.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
SUÇ: Resmi Belgede Sahtecilik
HÜKÜM: 5237 sayılı TCK'nun 204/1. mad.gereğince 2 yıl hapis cezasına ilişkin.
Tanık ...’nun soruşturma aşamasındaki ifadesinde, aracına ait ruhsatnamede araç muayene bölümünün bitmesi üzerine ruhsatı değiştirmesi için oğlu olan ...’ya verdiğini, değiştirilen ruhsatı eline aldığında sahte olduğunu anlayıp Emniyet Müdürlüğüne başvurduğunu beyan ettiği, tanık ...’nun da bu doğrultuda beyanda bulunduğu halde duruşmadaki anlatımlarında aracın muayenesini yaptırmak üzere sanığa başvurduklarını belirttikleri, tanık ...’nun başvurusu üzerine polis tarafından düzenlenen geçici muhafaza altına alma tutanağında “AF-878985 seri numaralı tescil belgesi ile -611281 seri numaralı trafik belgesinin Trafik Tescil ve Denetleme Şube Müdürlüğünden alındığı, ruhsat üzerinde 65110 sicil numaralı Başkomiser ...’e atfen atılan imzanın adı geçene ait olmadığı, tescil ve trafik belgesi üzerinde hologram bulunmadığı ve ruhsatın üzerinde bulunan mührün ise ruhsatların kaplanması (PVC) esnasında kullanılan plakalar üzerinde bulunan mühürle uyuşmadığının belirtilmesi karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde açığa çıkarılması açısından, öncelikle tanıkların aşamalardaki beyanları arasındaki çelişki giderilip, suça konu belge getirtilerek duruşmada incelenip özellikleri duruşma tutanağına yazıldıktan ve denetime olanak verecek şekilde dosyada bulundurulduktan sonra, sahteciliğin trafik ve tescil belgelerinde mi yoksa aracın muayenesi işleminde mi gerçekleştirildiği, suça konu belge üzerinde hologram bulunmaması ve tanık ...’nun ruhsatı eline aldığında sahte olduğunu anladığını beyan etmesi karşısında aldatıcılık yeteneğinin de ne şekilde oluştuğu belirlenip sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve değerlendirmesi yerine eksik soruşturmayla yazılı şekilde hüküm kurulması.
Yasaya aykırı, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 31.01.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.