Yargıtay10. Hukuk Dairesiİcra ve İflas Hukuku
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2011/7809 K.2012/13357
Mahkemesi :İş Mahkemesi
No :452-136
Dava, trafik kazası sonucu yaralanan sigortalıya yapılan harcama ve ödemelerden oluşan Kurum zararının rücuan tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali ile takibin devamı istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum avukatı ve davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı Kurum vekili ile davalı ...’un tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı Kurum, 31.05.2008 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu yaralanan sigortalı ...’a yapılan harcama ve ödemelerden oluşan sosyal sigorta yardımlarının, zararlandırıcı sigorta olayına karışan aracın sürücüsü ... ile araç maliki ...’dan, 506 sayılı Kanun’un 39’uncu maddesi uyarınca rücuan tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, araç sürücüsünün %75 oranında kusurlu olduğu, davalının da “işleten sıfatıyla sorumluluğunun bulunduğu” gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 39’uncu maddesi olup, üçüncü kişinin rücu alacağından sorumluluğu, ancak kasıt veya suç sayılır hareketin varlığı halinde mümkündür. Bir başka ifade ile üçüncü kişi sadece anılan maddede öngörülen sayılı ve sınırlı durumlarda rücu alacağından sorumlu olabilir. Bu bağlamda davalı ...’un, kazaya karışan ve kusurlu sürücü ...’un kullandığı aracın işleteni sıfatıyla kusursuz sorumluluğu cihetine gidilmesi mümkün değildir.
Somut olayda; Mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu kusur raporunda, zararlandırıcı sigorta olayının meydana gelmesinde davalı sürücünün %75 kusurlu olduğu belirlenmiş, işleten davalı ... yönünden herhangi bir kusur değerlendirmesi yapılmamıştır. Üstelik davalı ...’un “B” sınıfı sürücü ehliyeti bulunmakta olup, ehliyetsiz sürücüye araç kullandırmış olması da söz konusu değildir. Hal böyle olunca, trafik kazasının vukuunda işleten davalı ...’un, kusuru bulunup bulunmadığı usulünce araştırılıp, değerlendirilmek suretiyle varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, davalının işleten sıfatından bahisle, eksik inceleme ve araştırma sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı ...’un bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
**SONUÇ:** Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde davalılardan ...'a iadesine, 04.07.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
No :452-136
Dava, trafik kazası sonucu yaralanan sigortalıya yapılan harcama ve ödemelerden oluşan Kurum zararının rücuan tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali ile takibin devamı istemine ilişkindir.
Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Hükmün, davacı Kurum avukatı ve davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
1- Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı Kurum vekili ile davalı ...’un tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı Kurum, 31.05.2008 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu yaralanan sigortalı ...’a yapılan harcama ve ödemelerden oluşan sosyal sigorta yardımlarının, zararlandırıcı sigorta olayına karışan aracın sürücüsü ... ile araç maliki ...’dan, 506 sayılı Kanun’un 39’uncu maddesi uyarınca rücuan tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, araç sürücüsünün %75 oranında kusurlu olduğu, davalının da “işleten sıfatıyla sorumluluğunun bulunduğu” gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 39’uncu maddesi olup, üçüncü kişinin rücu alacağından sorumluluğu, ancak kasıt veya suç sayılır hareketin varlığı halinde mümkündür. Bir başka ifade ile üçüncü kişi sadece anılan maddede öngörülen sayılı ve sınırlı durumlarda rücu alacağından sorumlu olabilir. Bu bağlamda davalı ...’un, kazaya karışan ve kusurlu sürücü ...’un kullandığı aracın işleteni sıfatıyla kusursuz sorumluluğu cihetine gidilmesi mümkün değildir.
Somut olayda; Mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu kusur raporunda, zararlandırıcı sigorta olayının meydana gelmesinde davalı sürücünün %75 kusurlu olduğu belirlenmiş, işleten davalı ... yönünden herhangi bir kusur değerlendirmesi yapılmamıştır. Üstelik davalı ...’un “B” sınıfı sürücü ehliyeti bulunmakta olup, ehliyetsiz sürücüye araç kullandırmış olması da söz konusu değildir. Hal böyle olunca, trafik kazasının vukuunda işleten davalı ...’un, kusuru bulunup bulunmadığı usulünce araştırılıp, değerlendirilmek suretiyle varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, davalının işleten sıfatından bahisle, eksik inceleme ve araştırma sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davalı ...’un bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
**SONUÇ:** Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde davalılardan ...'a iadesine, 04.07.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.