‹ Ana sayfa
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi İş Hukuku · ön sınıflandırma

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2011/4825 K.2012/9352

Esas No: 2011/4825 · Karar No: 2012/9352 · Karar Tarihi: 22.05.2012
Özet: (1) Davacı, trafik‑iş kazasından dolayı sürekli işgöremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan peşin sermaye değerli gelirlerin 506 sayılı Yasa’nın 26. maddesi uyarınca tahsiline karar verilmesini talep etti. (2) Mahkeme, Sigorta A.Ş.’nin poliçe limitine ilişkin ödemesinin rücu alacağından düşülmemesi gerektiğini kabul ederek davayı reddetti ve diğer davalıya karşı karar verdi.
Mahkemesi: İş Mahkemesi
No:93-508

Davacı, trafik-iş kazası sonucu sürekli işgöremezlik durumuna giren sigortalıya bağlanan peşin sermaye değerli gelirler ile yapılan ödemelerin 506 sayılı Yasanın 26. maddeleri uyarınca tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde, davanın ... Sigorta A.Ş. hakkındaki davanın reddine, diğer davalı ... yönünden kabulüne karar verilmiştir.

Hükmün, davacı Kurum ve davalılardan ... Sigorta A.Ş. avukatınca temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

1-Dava, 02.02.2001 tarihli trafik-iş kazasından doğan rücu tazminatı istemine ilişkin olup, 5510 sayılı Yasanın 21. maddesiyle yeniden getirilen “sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı” tazmin hükmünün, 5510 sayılı Yasanın yürürlüğü öncesinde gerçekleşen iş kazalarından kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı gözetildiğinde, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 26. maddesidir.

Sigorta şirketleri, sigortaladığı aracın sürücüsü ile şayet tespit edilmişse araç malikinin kusurlarıyla ve poliçe limitleriyle sınırlı biçimde zarardan sorumlu tutulabilirler. Kurumun kanundan doğan basit rücu hakkı nedeniyle, tazmin sorumlularının sigortalı ya da hak sahiplerine yapmış oldukları ödemelerin rücu alacağından düşülmemesi gerekmekte ise de; sigorta şirketlerinin 2918 Sayılı Kanun kapsamında poliçeye dayalı akdi sorumluluğu nedeniyle poliçe limitini teşkil eden miktarın sigortalı ya da hak sahiplerine ödediğinin geçerli belgelerle kanıtlanması durumunda; sigorta şirketlerinin mükerrer ödeme ile karşı karşıya bırakılmaması bakımından ödedikleri miktar oranında sorumlu tutulmaması, yargılama giderleriyle vekalet ücretinden sorumluluğun da, poliçe limiti kapsamındaki ödeme yükümlülüğüyle orantılı olarak belirlenmesi gerekir.

2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 98 ve 99 maddeleri ile Karayolları Trafik Garanti Fonu Yönetmeliği’nin 12, 13 ve 14. maddelerinde yazılı şekilde bir başvurunun varlığına karşın gerekli ödemenin yapılmaması halinde, davalı ... şirketinin anılan düzenlemede öngörülen 8 iş günlük yasal sürenin sonunda temerrüde düşeceği, gerekli belgeler ibraz edilmeksizin başvurulması ya da hiç müracaatın bulunmaması halinde ise sigorta şirketinin temerrüdü söz konusu olmayacağından, faiz başlangıcının icra takibine girişilmişse takip tarihi, dava açılmışsa dava tarihi olarak kabul edilmesi gerekir.

Ne var ki, Sigorta Şirketi tarafından poliçeye dayalı olarak sigortalı ya da hak sahiplerine yapılan ödemenin; kurumun rücu hakkının sigortalı ya da hak sahiplerine tanınan haktan bağımsız olarak kullanılması, başka bir anlatımla halefiyet ilkesine dayanmaması nedeniyle, 506 sayılı Yasanın 26. maddesi kapsamındaki diğer tazmin sorumlularının tavan sınırlamasına tabi olmayan sadece sigortalı ya da hak sahiplerine bağlanan gelirin ilk peşin değeri ve buna uygulanan kusur payı ile sınırlı bulunan sorumluluklarında rücu alacağından düşülemeyeceği de unutulmamalıdır.

Davada somutlaşan olayda, davalı ... zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesinde öngörülen 7.000,00 TL poliçe limitini dava açılmadan önce 28.10.2005 tarihinde hak sahiplerine ödediğini savunmuş olup, buna dair sadece 01.11.2005 tarihli davacı Kuruma bu durumu bildirir yazıyı sunmuştur
Mahkemece; yukarıda açıklanan ilkeler gözetilmek suretiyle ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmışsa kime yapıldığı ve poliçedeki hangi teminat yönünden ödeme yapıldığı, tarih ve miktarı dayanağı belgeler de getirtilerek, gerektiğinde sigorta şirketi kayıtları üzerinde inceleme yapılarak yöntemince araştırıldıktan sonra hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile sigorta şirketi hakkındaki davanın reddine karar verilmiş olması isabetsiz bulunmuştur.

2- Kabule göre, Avukatlık Kanunu’nun 164’üncü maddesinin Avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade etmekte olduğuna ilişkin hükmü dikkate alındığında, hakkında davanın reddine karar verilen sigorta şirketi lehine sadece dilekçe yazım ücreti takdir edilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma sebebidir.

O halde, davacı Kurum ve davalılardan ... Sigorta A.Ş. avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan ... Sigorta A.Ş.'ye iadesine, 22.05.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?