‹ Ana sayfa
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi İş Hukuku · ön sınıflandırma

Yargıtay 10. Hukuk Dairesi E.2011/10233 K.2012/14596

Esas No: 2011/10233 · Karar No: 2012/14596 · Karar Tarihi: 11.09.2012
Özet: (1) Uyuşmazlık, davacının Kuruma bildirilmeyen hizmet süresi ve gerçek ücret üzerinden prime esas kazancın tespiti talebine ilişkin; (2) Mahkeme, davanın kısmen kabulüne karar vererek, 16/05/2007 tarihinden itibaren Mayıs 2007’deki 16 günlük brüt 502,44 TL net 360,00 TL ücretin tespitini onaylamış ve diğer talepleri reddetmiştir.
Mahkemesi: İş Mahkemesi
No:703-252

Dava, Kuruma bildirilmeyen hizmet süresinin ve gerçek ücreti üzerinden prime esas kazancın tespiti istemine ilişkindir.

Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Hükmün, davacı ve davalılardan kurum avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacı avukatının yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının, davalılardan kurum avukatının ise aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-Davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesidir. Bu kapsamda hizmet tespitine yönelik davalarda davacı işçinin çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliği dikkate alınarak, ücretinin ve davalı ...’na davalı işveren tarafından ödenen ve ödenmesi gereken primlerin miktarının belirlenebilmesi amacıyla, prime esas kazancın tespitinde, gerçek ücretin esas alınması koşuldur.

Gerçek ücret; sigortalının kıdemi, yaptığı işin özelliği ve niteliğine göre ödenmesi gereken ücrettir. Hizmet akdinin tarafları görünüşte bir ücret belirlemiş olabilirler, ancak bu ücret tarafların aralarında kararlaştırdıkları gerçek ücret olmayabilir. Uygulamada bazen taraflar arasında kararlaştırılmış olan gerçek ücret (örneğin SSK primlerini daha az ödemek amacıyla) bordroya yansıtılmamakta, daha düşük (örneğin asgari ücret) gösterilmektedir. Bu gibi durumlarda yargıç tarafından gerçek ücretin saptanması yoluna gidilmelidir (Prof. Dr. S. Süzek, İş Hukuku, 2. Bası, Beta Yayınları, Sy:287).

Davanın niteliği gereği, çalışma olgusunun her türlü delille ispatlanabilmesine karşılık ücretin ispatında bu denli bir serbestlik söz konusu değildir. Çalışma olgusunun her türlü delille kanıtlanması olanağı bulunmakla birlikte; Hukuk Genel Kurulu’nun 2005/21-409 E., 2005/413 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır.

Ücret miktarı HMK’nun Geçici 1. maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle HUMK 288. maddesinde (HMK madde 200) belirtilen sınırları aşıyorsa, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe haiz olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, işçinin imzasının bulunduğu aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları gibi delillerle sigortalının imzasını taşıyan ücret bordroları veya hizmet sözleşmesinde yazılı olan ücretin gerçek olmadığı kanıtlanabilir. Ücretin mevcut delillerle şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi mümkün bulunmayan kimi durumlarda, yapılan iş, hizmet süresi ve diğer belirleyici özellikler belirtilmek suretiyle ilgili meslek örgütlerinden sorulmak suretiyle de belirlenebilir. Meslek örgütlerince bildirilen ücret miktarları tarafları ve mahkemeyi bağlayıcı nitelikte olmayıp, diğer bilgi ve belgelerle de desteklenmeleri gerekir.

Yazılı delille ispat sınırın altında kalan miktar için yine HMK’nun Geçici 1. maddesinin ikinci fıkrası delaletiyle HUMK’nun 289. maddesi gereğince tanık dinletilebilir. Tespiti istenen miktar sınırı aşıyor olsa bile varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinletilmesi mümkündür.

Davaya konu somut olayda; davacı, 01.04.2007-30.04.2007 tarihleri arasında asgari ücretle, 01.05.2007 tarihinden itibaren ise 990,00 TL net ücretle hizmet akdine dayalı kesintisiz çalıştığının tespitini talep etmiş olup; Mahkemece, işe giriş tarihi olan 16/05/2007 tarihinden itibaren Mayıs 2007 ayındaki 16 günlük ücretinin brüt 502,44 TL net 360,00 TL olduğunun tespitine, diğer taleplerin reddine karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.

Dosya kapsamında bulunan davacının hizmet cetveline göre 16.05.2007 tarihinde davalı işyerinden girişinin verilerek mayıs ayında 16 günlük hizmet bildiriminin yapıldığı, yine davacı tarafından anılan döneme ait imzalı ücret bordrosunun da bulunduğu, 16 günlük hizmetinin karşılığının kuruma brüt 502,44 TL olarak bildirildiği, buna göre davacının 01.05.2007 tarihinden itibaren net 990,00 TL ücret karşılığı çalıştığı iddiasının yukarıda açıklanan yazılı delillere karşı eşdeğer yazılı delillerle ispatlanamadığı göz önüne alınarak, Mahkemece bu kısım yönünden de istemin reddine karar verilmesi gerekir. Zira davacı adına yapılan bildirimin tekrar tespitinde hukuki yararı bulunmadığının anlaşılmasına rağmen, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 11.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?