Yargıtay10. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2016/667 K.2016/906
Mahkeme : Ağır Ceza Mahkemesi
Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma
Hüküm : Mahkûmiyet
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
Sanığın önceki hükümlülüğünün, başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlenmemiş olan kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak suçuna ilişkin olması ve TCK'nın 191/2 maddesi uyarınca doğrudan denetimli serbestlik tedbirine karar verilmesi, sanığın denetimli serbestlik tedbirine uymaması üzerine yargılamaya devam edilerek 6000 TL adli para cezasına mahkûm edilmesi, adli para cezasına ilişkin mahkûmiyetin de 15/12/2014 tarihinde kesinleştiği dikkate alındığında, 6545 sayılı Kanun'la değişik TCK'nın 191. maddesi, uygulanandan daha lehe bir yaptırım getirmeyip sanığın durumunun 6545 sayılı Yasa ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7. maddenin 3. fıkrası kapsamında kalması nedeniyle mahkemenin tekerrür uygulamasında isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Gerekçeli karar başlığında, CMK' nın 232. maddesinin 2. fıkrasının “d” bendine aykırı olarak, “05.05.2015” olan tutuklama tarihinin gösterilmemesi, mahkeme tarafından giderilebilir eksiklik olarak kabul edilmiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile aşağıda belirtilenler dışındaki yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, resen de temyize tabi olan hükmün BOZULMASINA; ancak bu durumun yeniden yargılama yapılmaksızın CMUK'nın 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, TCK'nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili bölümün hüküm fıkrasından çıkarılması ve yerine “Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli iptal kararından sonra oluşan durumuna göre, sanık hakkında, TCK'nın 53. maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına” ibaresinin yazılması suretiyle, hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 22/03/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Suç : Uyuşturucu madde ticareti yapma
Hüküm : Mahkûmiyet
Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ :
Sanığın önceki hükümlülüğünün, başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlenmemiş olan kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak suçuna ilişkin olması ve TCK'nın 191/2 maddesi uyarınca doğrudan denetimli serbestlik tedbirine karar verilmesi, sanığın denetimli serbestlik tedbirine uymaması üzerine yargılamaya devam edilerek 6000 TL adli para cezasına mahkûm edilmesi, adli para cezasına ilişkin mahkûmiyetin de 15/12/2014 tarihinde kesinleştiği dikkate alındığında, 6545 sayılı Kanun'la değişik TCK'nın 191. maddesi, uygulanandan daha lehe bir yaptırım getirmeyip sanığın durumunun 6545 sayılı Yasa ile 5320 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7. maddenin 3. fıkrası kapsamında kalması nedeniyle mahkemenin tekerrür uygulamasında isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir.
Gerekçeli karar başlığında, CMK' nın 232. maddesinin 2. fıkrasının “d” bendine aykırı olarak, “05.05.2015” olan tutuklama tarihinin gösterilmemesi, mahkeme tarafından giderilebilir eksiklik olarak kabul edilmiştir.
Yargılama sürecindeki işlemlerin yasaya uygun olarak yapıldığı, delillerin gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç tipi ile aşağıda belirtilenler dışındaki yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Hükümden sonra 24.11.2015 tarih ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli 2014/140 esas ve 2015/85 karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin bazı hükümlerinin iptal edilmesi nedeniyle, bu maddenin uygulanması açısından, sanığın durumunun yeniden belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, resen de temyize tabi olan hükmün BOZULMASINA; ancak bu durumun yeniden yargılama yapılmaksızın CMUK'nın 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, TCK'nın 53. maddesinin uygulanması ile ilgili bölümün hüküm fıkrasından çıkarılması ve yerine “Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 tarihli iptal kararından sonra oluşan durumuna göre, sanık hakkında, TCK'nın 53. maddesinin 1 ve 2. fıkraları ile 3. fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına” ibaresinin yazılması suretiyle, hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 22/03/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.