Yargıtay10. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 10. Ceza Dairesi E.2012/4063 K.2014/12467
Mahkeme : CEYHAN 2. Sulh Ceza MahkemesiKarar Tarihi- Numarası : 01/04/2009 – 2009/406 esas ve 2009/400 kararSuç : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmaKarar : Tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri Dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Anayasa’nın 40/2, 5271 sayılı CMK’nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri hükümlerine aykırı olarak, sanığın yüzüne karşı verilen 01/04/2009 tarihli 2009/406 esas ve 2009/400 karar sayılı ilk kararda kanun yoluna başvuru süresinin başlangıcının kararın “tefhiminden itibaren” yerine “tebliğ ve tefhiminden tarihinden itibaren” şeklinde yanıltıcı biçimde gösterilerek ilgilinin yanıltılması nedeniyle yasa yolu bildirimi usulüne uygun olmadığından kesinleşmediği, buna bağlı olarak Mahkemenin daha sonra yapmış olduğu işlemlerin hukuki geçerliliğinin bulunmadığı ve "yok" hükmünde olduğu anlaşıldığından, sanığın 30/09/2010 tarihli temyiz dilekçesinin 01/04/2009 tarihli 2009/406 esas ve 2009/400 karar sayılı tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin karara yönelik itiraz dilekçesi niteliğinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 20.03.2012 tarih ve 2011/785-2012/101 sayılı kararında açıklandığı üzere; “kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma” suçundan dolayı, TCK'nın 191.maddesinin 2. fıkrası gereğince verilen “tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararın, sözü edilen fıkraya 6217 sayılı Kanunla eklenen cümlenin yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihinden önce ya da sonra verilip verilmediğine bakılmaksızın, temyiz değil itiraz kanun yoluna tabi olması nedeniyle, itirazla ilgili gerekli kararın yetkili ve görevli itiraz merciince verilmesi için, bu suçla ilgili olarak dosyanın incelenmeksizin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na İADESİNE, 07/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Anayasa’nın 40/2, 5271 sayılı CMK’nın 34/2, 231/2 ve 232/6. maddeleri hükümlerine aykırı olarak, sanığın yüzüne karşı verilen 01/04/2009 tarihli 2009/406 esas ve 2009/400 karar sayılı ilk kararda kanun yoluna başvuru süresinin başlangıcının kararın “tefhiminden itibaren” yerine “tebliğ ve tefhiminden tarihinden itibaren” şeklinde yanıltıcı biçimde gösterilerek ilgilinin yanıltılması nedeniyle yasa yolu bildirimi usulüne uygun olmadığından kesinleşmediği, buna bağlı olarak Mahkemenin daha sonra yapmış olduğu işlemlerin hukuki geçerliliğinin bulunmadığı ve "yok" hükmünde olduğu anlaşıldığından, sanığın 30/09/2010 tarihli temyiz dilekçesinin 01/04/2009 tarihli 2009/406 esas ve 2009/400 karar sayılı tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin karara yönelik itiraz dilekçesi niteliğinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 20.03.2012 tarih ve 2011/785-2012/101 sayılı kararında açıklandığı üzere; “kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alma, kabul etme veya bulundurma” suçundan dolayı, TCK'nın 191.maddesinin 2. fıkrası gereğince verilen “tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına” ilişkin kararın, sözü edilen fıkraya 6217 sayılı Kanunla eklenen cümlenin yürürlüğe girdiği 14.04.2011 tarihinden önce ya da sonra verilip verilmediğine bakılmaksızın, temyiz değil itiraz kanun yoluna tabi olması nedeniyle, itirazla ilgili gerekli kararın yetkili ve görevli itiraz merciince verilmesi için, bu suçla ilgili olarak dosyanın incelenmeksizin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na İADESİNE, 07/11/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.