Yargıtay1. Ceza DairesiAile Hukuku
Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2016/208 K.2016/795
**MAHKEMESİ:** Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kan gütme saikiyle öldürme, kasten öldürme, izinsiz tabanca taşıma, kamu görevlisine hakaret
TÜRK MİLLETİ ADINA
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 40/2. maddesi, 5271 sayılı CMK’nun 232/6 ve 34/2. maddeleri ile 1412 sayılı CMUK’nun 310. maddesine göre kararlarda başvurulacak kanun yolu, süresi, mercii ve şekillerinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerektiği halde; hükümlünün yüzüne karşı verilen hükümde temyiz süresinin “tefhimden” itibaren başlayacağının belirtilmesi yerine “tebliğden” itibaren başlayacağı belirtilerek hükümlünün yanıltıldığı, daha sonraki tebligatın ise 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11. maddesi uyarınca hükümlünün müdafiine yapılması gerektiği gözetildiğinde, hükümlü müdafiinin 08.10.2014 tarihli temyiz isteminin süresinde olduğunun belirlenmesiyle yapılan incelemede,
İçtimaya konu hükümlerin bir kısmının alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlara ilişkin olduğu, CMUK'nun 188/1. maddesi uyarınca hükmün verildiği 18.09.2014 tarihli duruşmaya gelmeyen hükümlü müdafiinin duruşmada hazır bulunarak görevini yapmaya zorlanması, katılmadığı oturumlardaki bilgi, belge ve işlemlere karşı savunma yapmaya davet edilmesi, gerektiğinde CMK'nun 150/3. maddesi uyarınca başka bir zorunlu müdafii görevlendirilmesi yoluna gidilerek
savunmada oluşan boşluk ve kısıtlılığın giderilmesi gerektiği gözetilmeden müdafiinin hazır olmadığı oturumda hüküm kurulması suretiyle CMK'nun 150/3 ve 188/1. maddelerine muhalefet edilmesi,
Usule aykırı olup, hükümlü müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün BOZULMASINA, 25/02/2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
SUÇ : Kan gütme saikiyle öldürme, kasten öldürme, izinsiz tabanca taşıma, kamu görevlisine hakaret
TÜRK MİLLETİ ADINA
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 40/2. maddesi, 5271 sayılı CMK’nun 232/6 ve 34/2. maddeleri ile 1412 sayılı CMUK’nun 310. maddesine göre kararlarda başvurulacak kanun yolu, süresi, mercii ve şekillerinin tereddüde yer vermeyecek şekilde açıkça gösterilmesi gerektiği halde; hükümlünün yüzüne karşı verilen hükümde temyiz süresinin “tefhimden” itibaren başlayacağının belirtilmesi yerine “tebliğden” itibaren başlayacağı belirtilerek hükümlünün yanıltıldığı, daha sonraki tebligatın ise 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11. maddesi uyarınca hükümlünün müdafiine yapılması gerektiği gözetildiğinde, hükümlü müdafiinin 08.10.2014 tarihli temyiz isteminin süresinde olduğunun belirlenmesiyle yapılan incelemede,
İçtimaya konu hükümlerin bir kısmının alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlara ilişkin olduğu, CMUK'nun 188/1. maddesi uyarınca hükmün verildiği 18.09.2014 tarihli duruşmaya gelmeyen hükümlü müdafiinin duruşmada hazır bulunarak görevini yapmaya zorlanması, katılmadığı oturumlardaki bilgi, belge ve işlemlere karşı savunma yapmaya davet edilmesi, gerektiğinde CMK'nun 150/3. maddesi uyarınca başka bir zorunlu müdafii görevlendirilmesi yoluna gidilerek
savunmada oluşan boşluk ve kısıtlılığın giderilmesi gerektiği gözetilmeden müdafiinin hazır olmadığı oturumda hüküm kurulması suretiyle CMK'nun 150/3 ve 188/1. maddelerine muhalefet edilmesi,
Usule aykırı olup, hükümlü müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün BOZULMASINA, 25/02/2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.