Yargıtay1. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2011/6653 K.2011/4920
Özet: Uyuşmazlık, cezaevi görevlilerinin 03/04/2010’da hükümlüye işkence ve eziyet uygulayarak ölümüne sebep olduğu iddialarıdır; mahkeme, soruşturma sonuçlarına dayanarak kovuşturmaya yer olmadığına karar verip, şüphelilere karşı dava açmayı reddetmiştir.
Adam öldürme, intihara yönlendirme, işkence ve eziyet suçlarından şüpheliler ..., ..., .....,...., .....,...., ..., ...,....., haklarında yapılan soruşturma sonucunda, ... C. Başsavcılığınca verilen 02/11/2010 tarihli ve 2010/59055 soruşturma, 2010/57483 sayılı kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin, Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/12/2010 tarihli ve 2010/2682 değişik iş sayılı kararının Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü’nün 06/06/2011 gün ve 2011/7382-32174 sayılı CMK.nun 309. maddesi gereğince kanun yararına bozma istemi, Yargıtay C. Başsavcılığının 29/06/2011 gün ve 2011/229240 sayılı CMK.nun 309. maddesi gereğince bozulma istemi ile 1. Ceza Dairesine gelmekle; dosya incelendi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
OLAY:
... ve ....., oğlu, Savur 16/01/1982 doğumlu ... ili, Savur ilçesi, .... köyü nüfusuna kayıtlı ..., PKK/KONGRA-GEL isimli terör örgütüne yardım ve yataklık suçundan 02/03/2006 tarihinde gözetim altına alınıp 05/03/2006 tarihinde tutuklanmış, yargılaması tutuklu olarak devam etmiş, sonrada ... 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/07/2006 gün ve 7570/2292 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK.nun 314/3 ve 220/7. maddeleri yollaması ile TCK.nun 314/2, 3713 sayılı Yasanın 5 ve TCK.nun 62. maddeleri gereğince sonuç olarak 6 sene 3 ay Hapis cezasına mahkum edilmiş, işbu karar Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 19/03/2007 gün ve 2006/7570 esas, 2007/2292 sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir. Onama tarihinden ölüm tarihine kadar ..., hükümlü statüsü ile cezasını ... 2 nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda çekmeye devam etmiştir.
Dosya içinde bulunan müddetnameden şartla tahliye tarihinin 07/11/2010 olduğu anlaşılmıştır.
... önceleri diğer hükümlüler ......, ..... ve ....., ile birlikte 3 kişilik bir koğuşta kalmakta iken, Aralık 2009’da tek kişilik odaya geçmek istediğini idareye ulaştırmış ve Ocak 2010’dan, olay tarihi olan 03/04/2010 tarihine kadar B Blok 39 nolu oda da tek başına kalmıştır.
Dosyada bulunan tutanak ve tanık anlatımlarından 03/04/2010 günü, sabah sayımında sayılmış, ancak öğle saatinde odalara yemek dağıtılırken mazgal kapağı önüne çıkmayıp, içeriye seslenilip, daha sonra burnu kanar vaziyette kapıya gelmiş, görevliler içeri girince onun kafasının arkasından da kan geldiğini görünce nedenini sormuşlar, hükümlü sadece sırtının ağrıdığını belirtip, başkaca bir şey söylemeyince, ambulans çağırılmış, gelen doktor onu muayene ettikten sonra derhal bir hastaneye kaldırılmasını önerince, cezaevi ring aracı ile hastaneye götürülmüş ise de yapılan tedaviye rağmen 10/10/2010 tarihinde vefat etmiştir.
... C. Başsavcılığı olayla ilgili soruşturma başlatmışsa da, elde edilen kanıtların şüpheli görevliler hakkında dava açmaya yeterli olmadığı kanaatiyle 2904/2010 tarih ve soruşturma no: 2010/34364, karar no:2010/26696 sayı ile kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.
Müşteki vekilleri işbu karara itiraz etmişler, itiraz mercii olan Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığınca 18/06/2010 tarih ve Değişik işler 2010/1502 sayı ile, kararda tek tek belirtilen eksikliklerin C. Savcısı’nca yerine getirilmesi sonucuna göre gereğinin yapılması gerekçesi ile, sözü edilen “kovuşturmaya er olmadığına kararının” kaldırılmasına karar verilmiştir.
... C. Başsavcılığı, bu defa, yeniden soruşturmaya devamla, belirtilen eksik soruşturmayı tamamlamış, ilave bu kanıtların dahi şüpheliler hakkında ceza davası açmaya yeterli olmadığı kararına varınca, 02/11/2010 tarih ve 2010/59055 soruşturma, 2010/57483 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına kararı vermiştir. İşbu karara karşı da müşteki vekilleri itiraz etmişse de, itiraz mercii olan Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/12/2010 tarih ve 2010/2682 değişik iş sayı ile itirazı ret etmiştir.
Kanun Yararına Bozmaya (Yazılı Emre) konu olan bu karardır.
GEREKÇE:
CMK.nun 160. maddesinde bir suçun işlendiğini gören C. Savcısının görevleri sayılmıştır. Kamu davası açma görevi CMK.nun 170. maddesinde sayıldıktan sonra, CMK.nun 172. maddesinde “Cumhuriyet Savcısı, soruşturma evresi sonunda kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hallerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.” denilmektedir.
Dosyada bulunan Adli Tıp Kurumu, ... Adli Tıp Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesinin 26/04/2010 gün ve 2010/2314/479 sayılı raporundan ölenin,
“1- İç organlarda yapılan sistematik, toksikolojik analiz sonucunda, aranan toksit maddelerden hiçbirinin bulunamadığı, kanda alkol (etil-metil) bulunamadığı, kanda ve idrarda aranan uyuşturucu-uyuşturucu maddelerin hiçbirinin bulunmadığı,
2- Kişinin ölümünün kafa travmasına bağlı kafatası kırığı ile birlikte beyin kanaması ve bu nedenle gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği…” anlaşılmaktadır.
Yine dosyada bulunan 13/04/2010 tarihli kamera görüntüleri izleme tutanağı, 12/04/2010 günlü olay yeri keşif, tespit ve olay yeri inceleme tutanağı, ... Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesine ait ölen ile ilgili hasta tabela kağıtları aynı infaz kurumunda, bitişik odalarda kalan hükümlülerin tanık olarak verdikleri ifadeler, cezaevi nöbet çizelgesi, şüphelilerin ifadeleri birlikte değerlendirildiğinde;
Terör örgütü ve mensuplarına yardım suçu hükümlüsü olan ...’ın adı geçen Cezaevi B Blok 39 nolu oda da tek başına kaldığı, sabah 07.00’deki sayımdan, öğle saatinde görevlilerin yemek getirmesine kadar, odasına hiçbir kimsenin girmediği, yaralı olarak bulunduğunda, sırtının ağrıdığını söylemesine rağmen, yaralanmasının nedenini anlatmadığı, ancak havalandırma boşluğundaki telleri tutan demirde, saçlı derisinden parçalar bulunması, duvarda, tırmanmayı gösterir, lastik ayakkabılarının izlerinin görülmesi, zaman zaman yan odada kalanların havalandırma boşluğundan içeriye gazete atmalarının, diğer hükümlülerin anlatımlarından anlaşılmasına göre, ...’ın havalandırma boşluğuna sıkışan bir gazeteyi almak isterken, ayağının kayıp, kafa üstü düşmesi üzerine, kendindeki yaraların oluşmasının mümkün görüldüğü, dışarıdan bir müdahalenin bulunmadığı, hastaneye sevkinde gecikme bulunmadığı, böylece cezaevi müdür, infaz koruma memuru, Jandarma görevlisi olan şüphelilerin ...’taki yaraları oluşturduğuna, yine yaralanmadan sonra hastaneye sevkinde herhangi bir kusur ve ihmallerinin olduğuna ilişkin kamu davası açmaya yeterli kanıtların bulunmadığı anlaşılmıştır.
SONUÇ VE
KARAR:
Yukarıda yazılı gerekçe doğrultusunda,
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının istemi yerinde görülmediğinden,
Reddine,
2- Dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 21/07/2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
TÜRK MİLLETİ ADINA
OLAY:
... ve ....., oğlu, Savur 16/01/1982 doğumlu ... ili, Savur ilçesi, .... köyü nüfusuna kayıtlı ..., PKK/KONGRA-GEL isimli terör örgütüne yardım ve yataklık suçundan 02/03/2006 tarihinde gözetim altına alınıp 05/03/2006 tarihinde tutuklanmış, yargılaması tutuklu olarak devam etmiş, sonrada ... 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 20/07/2006 gün ve 7570/2292 sayılı kararı ile 5237 sayılı TCK.nun 314/3 ve 220/7. maddeleri yollaması ile TCK.nun 314/2, 3713 sayılı Yasanın 5 ve TCK.nun 62. maddeleri gereğince sonuç olarak 6 sene 3 ay Hapis cezasına mahkum edilmiş, işbu karar Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 19/03/2007 gün ve 2006/7570 esas, 2007/2292 sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiştir. Onama tarihinden ölüm tarihine kadar ..., hükümlü statüsü ile cezasını ... 2 nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumunda çekmeye devam etmiştir.
Dosya içinde bulunan müddetnameden şartla tahliye tarihinin 07/11/2010 olduğu anlaşılmıştır.
... önceleri diğer hükümlüler ......, ..... ve ....., ile birlikte 3 kişilik bir koğuşta kalmakta iken, Aralık 2009’da tek kişilik odaya geçmek istediğini idareye ulaştırmış ve Ocak 2010’dan, olay tarihi olan 03/04/2010 tarihine kadar B Blok 39 nolu oda da tek başına kalmıştır.
Dosyada bulunan tutanak ve tanık anlatımlarından 03/04/2010 günü, sabah sayımında sayılmış, ancak öğle saatinde odalara yemek dağıtılırken mazgal kapağı önüne çıkmayıp, içeriye seslenilip, daha sonra burnu kanar vaziyette kapıya gelmiş, görevliler içeri girince onun kafasının arkasından da kan geldiğini görünce nedenini sormuşlar, hükümlü sadece sırtının ağrıdığını belirtip, başkaca bir şey söylemeyince, ambulans çağırılmış, gelen doktor onu muayene ettikten sonra derhal bir hastaneye kaldırılmasını önerince, cezaevi ring aracı ile hastaneye götürülmüş ise de yapılan tedaviye rağmen 10/10/2010 tarihinde vefat etmiştir.
... C. Başsavcılığı olayla ilgili soruşturma başlatmışsa da, elde edilen kanıtların şüpheli görevliler hakkında dava açmaya yeterli olmadığı kanaatiyle 2904/2010 tarih ve soruşturma no: 2010/34364, karar no:2010/26696 sayı ile kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.
Müşteki vekilleri işbu karara itiraz etmişler, itiraz mercii olan Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığınca 18/06/2010 tarih ve Değişik işler 2010/1502 sayı ile, kararda tek tek belirtilen eksikliklerin C. Savcısı’nca yerine getirilmesi sonucuna göre gereğinin yapılması gerekçesi ile, sözü edilen “kovuşturmaya er olmadığına kararının” kaldırılmasına karar verilmiştir.
... C. Başsavcılığı, bu defa, yeniden soruşturmaya devamla, belirtilen eksik soruşturmayı tamamlamış, ilave bu kanıtların dahi şüpheliler hakkında ceza davası açmaya yeterli olmadığı kararına varınca, 02/11/2010 tarih ve 2010/59055 soruşturma, 2010/57483 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına kararı vermiştir. İşbu karara karşı da müşteki vekilleri itiraz etmişse de, itiraz mercii olan Karşıyaka 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 17/12/2010 tarih ve 2010/2682 değişik iş sayı ile itirazı ret etmiştir.
Kanun Yararına Bozmaya (Yazılı Emre) konu olan bu karardır.
GEREKÇE:
CMK.nun 160. maddesinde bir suçun işlendiğini gören C. Savcısının görevleri sayılmıştır. Kamu davası açma görevi CMK.nun 170. maddesinde sayıldıktan sonra, CMK.nun 172. maddesinde “Cumhuriyet Savcısı, soruşturma evresi sonunda kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hallerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.” denilmektedir.
Dosyada bulunan Adli Tıp Kurumu, ... Adli Tıp Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesinin 26/04/2010 gün ve 2010/2314/479 sayılı raporundan ölenin,
“1- İç organlarda yapılan sistematik, toksikolojik analiz sonucunda, aranan toksit maddelerden hiçbirinin bulunamadığı, kanda alkol (etil-metil) bulunamadığı, kanda ve idrarda aranan uyuşturucu-uyuşturucu maddelerin hiçbirinin bulunmadığı,
2- Kişinin ölümünün kafa travmasına bağlı kafatası kırığı ile birlikte beyin kanaması ve bu nedenle gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiği…” anlaşılmaktadır.
Yine dosyada bulunan 13/04/2010 tarihli kamera görüntüleri izleme tutanağı, 12/04/2010 günlü olay yeri keşif, tespit ve olay yeri inceleme tutanağı, ... Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesine ait ölen ile ilgili hasta tabela kağıtları aynı infaz kurumunda, bitişik odalarda kalan hükümlülerin tanık olarak verdikleri ifadeler, cezaevi nöbet çizelgesi, şüphelilerin ifadeleri birlikte değerlendirildiğinde;
Terör örgütü ve mensuplarına yardım suçu hükümlüsü olan ...’ın adı geçen Cezaevi B Blok 39 nolu oda da tek başına kaldığı, sabah 07.00’deki sayımdan, öğle saatinde görevlilerin yemek getirmesine kadar, odasına hiçbir kimsenin girmediği, yaralı olarak bulunduğunda, sırtının ağrıdığını söylemesine rağmen, yaralanmasının nedenini anlatmadığı, ancak havalandırma boşluğundaki telleri tutan demirde, saçlı derisinden parçalar bulunması, duvarda, tırmanmayı gösterir, lastik ayakkabılarının izlerinin görülmesi, zaman zaman yan odada kalanların havalandırma boşluğundan içeriye gazete atmalarının, diğer hükümlülerin anlatımlarından anlaşılmasına göre, ...’ın havalandırma boşluğuna sıkışan bir gazeteyi almak isterken, ayağının kayıp, kafa üstü düşmesi üzerine, kendindeki yaraların oluşmasının mümkün görüldüğü, dışarıdan bir müdahalenin bulunmadığı, hastaneye sevkinde gecikme bulunmadığı, böylece cezaevi müdür, infaz koruma memuru, Jandarma görevlisi olan şüphelilerin ...’taki yaraları oluşturduğuna, yine yaralanmadan sonra hastaneye sevkinde herhangi bir kusur ve ihmallerinin olduğuna ilişkin kamu davası açmaya yeterli kanıtların bulunmadığı anlaşılmıştır.
SONUÇ VE
KARAR:
Yukarıda yazılı gerekçe doğrultusunda,
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının istemi yerinde görülmediğinden,
Reddine,
2- Dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 21/07/2010 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.