Yargıtay1. Ceza DairesiCeza Hukuku
Yargıtay 1. Ceza Dairesi E.2011/3957 K.2012/2411
Özet: (1) Uyuşmazlık, 13 Haziran 2009’da sanık tarafından silahla vurularak öldürülen 12‑yaşındaki çocuğun haksız eylem (tahrik) kapsamında cezai sorumluluğunun olup olmadığıdır. (2) Mahkeme, tahrik hükümlerinin uygulanmasının gerekmediğine karar vererek, sanığın çocuk öldürme suçundan 18 yıl 4 ay hapis cezasına hükmetti ve tahrik nedeniyle indirim talebini reddetti.
MAHKEMESİ: Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ: Çocuk öldürme, 6136 SYA
HÜKÜM: TCK.nun 82/1-e, 29,62,53 maddeleri gereğince 18 yıl 4 ay hapis cezası, 6136 sayılı Yasanın 13/1, TCK.nun 62,52 maddeleri gereğince 10 ay hapis ve 500 TL apc.
CMK.nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına.
TÜRK MİLLETİ ADINA
1-Sanık ... hakkında 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçundan verilen hüküm yönünden yapılan incelemede;
CMK.nun 231. maddesi uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar, aynı yasanın 231/12 maddesi uyarınca itiraz yasa yoluna tabi olup temyiz kabiliyeti bulunmadığından, söz konusu hükmün itiraz merciince incelenmesi mümkün görülmüştür.
2-Sanık ... hakkında çocuğu kasten öldürme suçundan verilen hüküm yönünden yapılan incelemede;
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık ...'in çocuğu kasten öldürme suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, tahrike ve takdire ilişen cezayı azaltıcı sebeplerinin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin duruşmalı incelemede ve temyiz dilekçesinde sübuta, suç niteliğine, katılan vekilinin cezayı azaltıcı sebeplerin uygulanmaması gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz
itirazlarının reddiyle, resen de temyize tabi bulunan hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi (ONANMASINA), Başkan vekili ... ... ... ve Üye ... 'in sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmaması gerektiği yönündeki karşı oyları ve oyçokluğu ile 02/04/2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
(K.M)
KARŞI OY:
1.Olay:
13.06.2009 tarihinde sanık ... tarafından 15.07.1997 doğumlu ... silahla vurularak öldürülmüştür. Öldürülen, yanında bulunduğu yakınlarının sanığın koyununu çalmış olmalarından sorumlu tutularak üst sınırdan uzaklaşılarak tahrik hükümleri uygulanmıştır.
2.Hukuksal Değerlendirme:
TCK.nun 29. maddesi tahrik hükümlerini düzenlemiştir. “Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet ve şiddetli elemin etkisi altında bir suç işlenmelidir. Dikkat edileceği üzere, tahrik hükümlerinin uygulanabilmesi için öncelikle sanığa yönelik bir “haksız eylem” bulunmalıdır. Ayrıca nedensellik bağı bulunmalıdır. Başka bir anlatımla haksiz eylemin oluşturduğu “hiddet veya şiddetli elem” suçun işlenmesinin nedeni olmalıdır.
Bu bağlamda somut olay değerlendirildiğinde:
Suçun kanıtlanması ve de nitelendirilmesi yönünden bir anlaşmazlık yoktur.
Ancak tahrik uygulaması yönünden çoğunluk görüşüne aşağıda yer verdiğimiz gerekçelerle katılmamaktayız.
Öldürülen ... 15.07.1997 doğumlu olup olay tarihinde (12) yaş içinde bir çocuktur. Velayet altındadır. Cezai sorumluluğu da yoktur. Olay günü aile bireyleriyle at arabası tabir edilen araçla olay yerinden geçmektedir. Öldürülen sanığın koyununu çalan kişi değildir. Başka bir arabada bulunan büyük yaşta akrabası kişilerdir. Bu durumda öldürülenin sanığa yönelik bir haksız eylemi bulunmamaktadır. Yaşının küçüklüğü gereği aile bireyleriyle birlikte bulunan öldürülenin ani gelişen bir hırsızlık olayında büyüklerinin hırsızlık eyleminden sorumlu tutulması ceza hukukunun ortaya koyduğu sorumluluk ilkeleriyle bağdaşmaz. Bu bağlamda öldürülenden sanığa yönelik bir haksız eylem bulunmadığından olayda tahrik hükümlerinin uygulanma alanı bulunmamaktadır. Esasen Yerel Mahkemenin bu konudaki değerlendirilmesi somut gerekçelere dayanmamaktadır. Nasıl olsa bu hırsızlık eyleminin ait olduğu çevre itibarıyla ruhsal olarak onaylamıştır öyleyse o da sorumludur anlayışı hukuksal olmaktan öte bir anlayıştır.
3.Sonuç:
Yukarıda açıklanan gerekçeyle öldürülen kendisine yönelik bir haksız eylemi olmamasına karşın sanık hakkında tahrik hükmünün uygulanmasını yerinde gören çoğunluk görüşüne karşıyız. 21.04.2012
02/04/2012 gününde verilen işbu karar Yargıtay Cumhuriyet Savcısı ... 'in huzurunda ve duruşmada savunmasını yapmış bulunan sanık ... müdafii avukat ...'un yokluğunda 05/04/2012 gününde usulen ve açık olarak anlatıldı.
SUÇ: Çocuk öldürme, 6136 SYA
HÜKÜM: TCK.nun 82/1-e, 29,62,53 maddeleri gereğince 18 yıl 4 ay hapis cezası, 6136 sayılı Yasanın 13/1, TCK.nun 62,52 maddeleri gereğince 10 ay hapis ve 500 TL apc.
CMK.nun 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına.
TÜRK MİLLETİ ADINA
1-Sanık ... hakkında 6136 sayılı Yasaya aykırılık suçundan verilen hüküm yönünden yapılan incelemede;
CMK.nun 231. maddesi uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar, aynı yasanın 231/12 maddesi uyarınca itiraz yasa yoluna tabi olup temyiz kabiliyeti bulunmadığından, söz konusu hükmün itiraz merciince incelenmesi mümkün görülmüştür.
2-Sanık ... hakkında çocuğu kasten öldürme suçundan verilen hüküm yönünden yapılan incelemede;
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanık ...'in çocuğu kasten öldürme suçunun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde suç niteliği tayin, tahrike ve takdire ilişen cezayı azaltıcı sebeplerinin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafiinin duruşmalı incelemede ve temyiz dilekçesinde sübuta, suç niteliğine, katılan vekilinin cezayı azaltıcı sebeplerin uygulanmaması gerektiğine yönelen ve yerinde görülmeyen temyiz
itirazlarının reddiyle, resen de temyize tabi bulunan hükmün tebliğnamedeki düşünce gibi (ONANMASINA), Başkan vekili ... ... ... ve Üye ... 'in sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmaması gerektiği yönündeki karşı oyları ve oyçokluğu ile 02/04/2012 gününde oybirliği ile karar verildi.
(K.M)
KARŞI OY:
1.Olay:
13.06.2009 tarihinde sanık ... tarafından 15.07.1997 doğumlu ... silahla vurularak öldürülmüştür. Öldürülen, yanında bulunduğu yakınlarının sanığın koyununu çalmış olmalarından sorumlu tutularak üst sınırdan uzaklaşılarak tahrik hükümleri uygulanmıştır.
2.Hukuksal Değerlendirme:
TCK.nun 29. maddesi tahrik hükümlerini düzenlemiştir. “Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet ve şiddetli elemin etkisi altında bir suç işlenmelidir. Dikkat edileceği üzere, tahrik hükümlerinin uygulanabilmesi için öncelikle sanığa yönelik bir “haksız eylem” bulunmalıdır. Ayrıca nedensellik bağı bulunmalıdır. Başka bir anlatımla haksiz eylemin oluşturduğu “hiddet veya şiddetli elem” suçun işlenmesinin nedeni olmalıdır.
Bu bağlamda somut olay değerlendirildiğinde:
Suçun kanıtlanması ve de nitelendirilmesi yönünden bir anlaşmazlık yoktur.
Ancak tahrik uygulaması yönünden çoğunluk görüşüne aşağıda yer verdiğimiz gerekçelerle katılmamaktayız.
Öldürülen ... 15.07.1997 doğumlu olup olay tarihinde (12) yaş içinde bir çocuktur. Velayet altındadır. Cezai sorumluluğu da yoktur. Olay günü aile bireyleriyle at arabası tabir edilen araçla olay yerinden geçmektedir. Öldürülen sanığın koyununu çalan kişi değildir. Başka bir arabada bulunan büyük yaşta akrabası kişilerdir. Bu durumda öldürülenin sanığa yönelik bir haksız eylemi bulunmamaktadır. Yaşının küçüklüğü gereği aile bireyleriyle birlikte bulunan öldürülenin ani gelişen bir hırsızlık olayında büyüklerinin hırsızlık eyleminden sorumlu tutulması ceza hukukunun ortaya koyduğu sorumluluk ilkeleriyle bağdaşmaz. Bu bağlamda öldürülenden sanığa yönelik bir haksız eylem bulunmadığından olayda tahrik hükümlerinin uygulanma alanı bulunmamaktadır. Esasen Yerel Mahkemenin bu konudaki değerlendirilmesi somut gerekçelere dayanmamaktadır. Nasıl olsa bu hırsızlık eyleminin ait olduğu çevre itibarıyla ruhsal olarak onaylamıştır öyleyse o da sorumludur anlayışı hukuksal olmaktan öte bir anlayıştır.
3.Sonuç:
Yukarıda açıklanan gerekçeyle öldürülen kendisine yönelik bir haksız eylemi olmamasına karşın sanık hakkında tahrik hükmünün uygulanmasını yerinde gören çoğunluk görüşüne karşıyız. 21.04.2012
02/04/2012 gününde verilen işbu karar Yargıtay Cumhuriyet Savcısı ... 'in huzurunda ve duruşmada savunmasını yapmış bulunan sanık ... müdafii avukat ...'un yokluğunda 05/04/2012 gününde usulen ve açık olarak anlatıldı.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.