Danıştay9. DaireVergi Hukuku · ön sınıflandırma
Danıştay 9. Daire E.2023/2370 K.2024/4847
T.C. DANIŞTAY
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2023/2370
Karar No : 2024/4847
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı-...
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Yeminli mali müşavir olan davacı adına, ... Tekstil Yapı PVC Mobilya Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi hakkında düzenlediği tasdik raporu ile haksız katma değer vergisi iadesi alınmasına neden olduğundan bahisle müteselsil sorumlu sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava konusu ödeme emrinin 2017/Şubat dönemi katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizlerine isabet eden kısımları yönünden; davacı tarafından ... Tekstil Yapı PVC Mobilya San. ve Tic. Ltd. Şti'nin 2017/Şubat dönemine ilişkin olarak 18/04/2017 tarihli katma değer vergisi iade tasdik raporu düzenlendiği,yeminli mali müşavirlik hizmetini verdiği mükellef hakkındaki vergi tekniği raporunun ise 09/01/2019 tarih tarihinde düzenlendiği, dolayısıyla anılan mükellef hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunun tarihine bakıldığında, iade tasdik raporlarının düzenlendiği tarihte, iadeye esas alışların gerçekleştirildiği mükellef hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunun bulunmadığı anlaşıldığından VEDOP sisteminde yapılacak sorgulama ya da mükelleflerin defter-belgeleri üzerinde yapılacak bir karşıt incelemeyle tespit edilmesi imkanının bulunmadığı, davalı idarece, mükellefin defter-belgelerinde, vergilendirmeye esas alınacak belge, kayıt ve matrah tespitinde dikkate alınacak diğer işlem ve donelerin, muhasebe usul ve esaslarına, mevzuatta belirlenen düzenlemelere ve beyanlarına, biçimsel olarak uygun bulunmadığı hususunda başkaca bir iddia ileri sürülmediği, ya da bu hususta bir tespit ve belge ibraz edilmediği dikkate alındığında, asıl borçlu şirket adına tarh edilen vergi ve kesilen cezaların davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen dava konusu ödeme emirlerinin anılan kısımlarında hukuka uyarlık bulunmadığı, dava konusu ödeme emrinin 2017/Şubat dönemi yargı harcına isabet eden kısmı yönünden; dava dosyası kapsamında, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 227. maddesinde, "Meslek mensuplarının imzaladıkları beyannamelerde veya düzenledikleri tasdik raporlarında yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından dolayı ortaya çıkan vergi ziyaına bağlı olarak salınacak vergi, ceza, gecikme faizlerinden mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulacakları" şeklinde belirtildiği, anılan maddede yargı harcında müteselsil sorumluluğa ilişkin olarak bir düzenlemenin yer almadığı dikkate alındığında, asıl mükellef tarafından açılmış olan bir dava sonucunda hüküm altına alınan yargı harcından davacının sorumlu tutulması mümkün olmadığından, dava konusu ödeme emirlerinin bu kısımında da hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi Kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:213 sayılı Vergi Usul Kanunu mükerrer 227.maddesi ile 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu'nda yer alan düzenlemeler uyarınca meslek mensuplarının sorumlulukları kapsamına giren işlemlerden biri nedeniyle vergi ziyaı ortaya çıktığı takdirde beyannameyi imzalayan meslek mensubunun, ziyaa uğratılan vergi, ceza ve gecikme faizlerinden mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulacakları, bu nedenle yapılan işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı iddiasıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
GEREKÇE:
MADDİ
OLAY:
Yeminli mali müşavir olan davacı adına, ... Tekstil Yapı PVC Mobilya Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi hakkında düzenlediği tasdik raporu ile haksız katma değer vergisi iadesi alınmasına neden olduğundan bahisle müteselsil sorumlu sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istenilmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun’un 55. maddesinde amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun “bir ödeme emri” ile tebliğ olunacağı belirtilmiş, 58. maddesinde de, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı, kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığını ileri sürerek 15 gün içerisinde vergi mahkemesinde dava açabileceği hüküm altına alınmıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 227. maddesinde; Maliye Bakanlığı’nın vergi beyannamelerinin 3568 sayılı Kanun’a göre yetki almış Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir veya Yeminli Mali Müşavirler tarafından da imzalanması mecburiyetini getirmeye, bu mecburiyeti beyanname çeşitleri, mükellef grupları ve faaliyet konuları itibariyle ayrı ayrı uygulatmaya ve bu uygulamalara ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili olduğu, fıkra hükümlerine göre beyannameyi imzalayan veya tasdik raporunu düzenleyen meslek mensuplarının imzaladıkları beyannamelerde veya düzenledikleri tasdik raporlarında yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından dolayı ortaya çıkan vergi ziyaına bağlı olarak salınacak vergi, ceza, gecikme faizlerinden mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulacakları hükme bağlanmıştır.
3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu'nun 12. maddesine dayanılarak yayımlanan Yeminli Mali Müşavirlerin Tasdik Edecekleri Belgeler, Tasdik Konuları, Tasdike İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinde, tasdikin, gerçek veya tüzel kişilerin veya bunların teşebbüs ve işletmelerinin yeminli mali müşavirlerce denetleme ilke ve standartlarına göre uygunluk yönünden incelenmesi, bu inceleme sonuçlarına dayanılarak tasdik kapsamına giren konuların ve belgelerin gerçeği yansıtıp yansıtmadığının imza ve mühür kullanmak suretiyle tespiti ve rapora bağlanması olduğu, tasdike esas alınan denetleme ilke ve standartları ile muhasebe ilke ve standartlarının, mevzuat hükümleri ve genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri göz önüne alınarak, Bakanlıkça hazırlanan tebliğlerle belirleneceği, bu Yönetmelik ve Bakanlık tarafından konuya ilişkin olarak yapılacak diğer düzenlemeler çerçevesinde tasdik edilmiş konu ve belgeler kamu idaresinin yetkililerince tasdikin kapsamı ölçüsünde incelenmiş olarak kabul edileceği, ancak, çeşitli kanunlarla kamu idaresine tanınan inceleme ve teftiş yetkilerinin kullanılmasına ve gerektiğinde tekrarına ait hususların saklı olduğu; 7. maddesinde, tasdiki yapılabilecek konu ve belgelerin neler olduğu; 8. maddesinde, yeminli mali müşavirlerin, tasdik konuları ile ilgili olarak karşıt incelemeler yapabilecekleri, başka oda çevrelerindeki karşıt incelemelerin, o odaya mensup yeminli mali müşavirlere yaptırabileceği; 12. maddesinde, ilgililerin, bu Yönetmeliğe göre sözleşme yaptıkları yeminli mali müşavirlerinin, tasdik konularıyla ilgili tüm defter, kayıt ve belgeleri gizli olsalar dahi inceleme, tasdik işlemini ilgilendiren tüm bilgileri yöneticilerinden, iç denetçilerden ve diğer ilgililerden isteme, şirketlerin Yönetim Kurulu ve Genel Kurul toplantılarına katılma ve bu toplantılarda istenildiği takdirde tasdik faaliyetini ve sonuçlarını ilgilendiren konularda açıklamalarda bulunma ile yetkili kılmış sayılacakları, kamu idare ve müesseseleri, yeminli mali müşavirlerin tasdik konusu ile sınırlı olmak üzere isteyeceği bilgileri vermekle yükümlü oldukları; 16. maddesinde, hata ve hilelerin önlenmesi veya ortaya çıkarılması konusundaki temel sorumluluğun işletme yönetimi ve yeminli mali müşavire ait olduğu, yeminli mali müşaviri, tasdik konusu ve belgelerin ilgili mevzuat hükümlerine uygunluğu ve gerçek durumu yansıtması yönünden önemli etkileri olabilecek hata ve hileleri düzeltecek veya ortaya çıkaracak şekilde planlamak ve yürütmekle yükümlü olduğu; 20. maddesinde ise, bu Yönetmelik kapsamına giren tasdik işlemlerinden imza ve mühür kullanmak suretiyle tasdik yapan dolayısıyla tasdik raporu düzenleyen yeminli mali müşavirlerin, tasdik kapsamı ile sınırlı olmak üzere tasdikin doğruluğundan sorumlu oldukları, tasdik konusu ile ilgili olarak Bakanlıkça tebliğlerle belirlenen hususların; tasdik kapsamı içinde mutlaka araştırılması ve incelenmesinin zorunlu olduğu, yeminli mali müşavirlerin, inceledikleri ve sonucunda tasdik raporu düzenledikleri konu ve belgelerin gerçeği yansıtmaması ve doğru olmaması halinde, ziyaa uğratılan vergilerden ve kesilecek cezalardan 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu hükümleri uyarınca mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, bu sorumluluğun yerine getirilmesinde Borçlar Kanunu'nun "Tam Teselsül" hükümlerinin uygulanacağı, tasdik raporunun düzenlenmesi ve incelemenin yapılması sırasında, başka bir ildeki bir inceleme ve bilgi toplama işinin, o ilde bulunan bir yeminli mali müşavire yaptırılmış olması halinde, bu kısmı incelemeden doğan sorumluluğun incelemeyi yapan yeminli mali müşavire ait olduğu düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge İdare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu ödeme emrinin yargı harcına
ilişkin hüküm fıkrası usul ve hukuka uygun olup, davalı tarafından ileri sürülen temyiz nedenleri kararın belirtilen hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu ödeme emrinin yargı harcı dışında kalan kısmına ilişkin hüküm fıkrası yönünden ise;
213 sayılı Kanun'un mükerrer 227. maddesinde düzenlenen sorumluluk hükmüne yönelik olarak yapılan değerlendirmeler ışığında, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu vergi incelemesine ve 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu'nun serbest muhasebeci mali müşavir ve yeminli mali müşavirlerin görev ve yetkilerine ilişkin yukarıda alıntısına yer verilen hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden, yeminli mali müşavirlerin, tasdik konuları ile ilgili olarak yapabilecekleri karşıt incelemelerin, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 134. maddesinde tanımlanan türden bir inceleme yetkisini içermediği, zira, söz konusu kanun hükümleri uyarınca, 213 sayılı Kanun'un 135. maddesinde sayılan, inceleme yapmaya yetkili kişiler arasında yer almayan yeminli mali müşavirlerin, tasdik işlemleri kapsamında üçüncü kişilerden defter-belge ibrazını isteme yetkilerinin bulunmadığı, bu yöndeki açık Kanun hükümlerine rağmen, yukarıda alıntısına yer verilen yönetmelik hükümleri ve tasdik işlemleriyle ilgili usul ve esasları düzenleyen genel tebliğ hükümleriyle, yeminli mali müşavirlere, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 134. maddesinde tanımlanan türden bir inceleme yetkisi verilmesi mümkün bulunmamakta olup, Yönetmeliğin 8. maddesi ile verilen karşıt inceleme yetkisinin, ancak, mali mevzuatta yer alan teşvik, indirim, istisna ve muafiyetler yönünden tasdiki yapılabilecek belgeler nedeniyle, bu belgelere dayanak teşkil eden idare tespit ve işlemlerini resmi merciiler nezdinde inceleme, ya da, merciilerden bilgi isteme yetkisi olarak kabul edilmesi gerektiği, mükellef kayıtlarına esas alınan belgelerin, gerçek olup olmadığını, üçüncü kişiler nezdinde karşıt inceleme yapmak suretiyle araştırma ve tespit etme yetkisini kapsamadığı sonucuna varılmaktadır.
Davacının yeminli mali müşavirlik hizmeti verdiği ... Tekstil Yapı PVC Mobilya Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi hakkında düzenlenen ... tarih ve ... Sayılı vergi tekniği raporu ile davacı hakkında düzenlenen ... tarih ve ... sayılı görüş ve öneri raporunun birlikte incelenmesinden;
Mükellefin ihracattan kaynaklanan iade alacaklarını daha kolay almak adına sahte belge kullandığı, muhasebe hileleri yaptığı ve çifte çek istimal ettiği, bu nedenle hayali ihracat şüphesi oluştuğu, mükellef hakkında düzenlenen inceleme raporlarında ise sahte belge kullanarak haksız katma değer vergisi iadesi aldığı, STTM ye fazla pay verdiği, kayıt dışı emtia aldığı ve sattığı, tevkifat yapılmaksızın ödeme yaptığı tespitlerine yer verildiği, mükellef adına ilgili dönemler için katma değer vergisi iade tasdik raporu düzenleyen davacının ise gerekli özen ve hassasiyeti göstermediği,yeterli miktarda güvenilir kanıt toplamadığından tasdik konusuyla sınırlı olmak üzere ziyaa uğratılan vergiler ve buna ilişkin cezalar ve gecikme faizlerinden müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması gerektiğinden bahisle davacı adına dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği anlaşılmıştır.
Temyize konu kararda; yukarıda da belirtildiği üzere; yeminli mali müşavirin görev, yetki ve sorumlulukları konusunda yapılan hukuki değerlendirme yerinde ise de, anılan mevzuat hükümlerinden; davacının iade tasdik raporunu düzenlediği tarihte, hizmet verdiği mükellef hakkında düzenlenmiş bir vergi tekniği raporunun bulunmasının yasal bir zorunluluk olmadığı, davacı ve mükellef hakkında düzenlenen raporlarda, mükellefin ihracattan kaynaklanan iade alacaklarını daha kolay almak adına sahte belge kullandığı, muhasebe hileleri yaptığı ve çifte çek istimal ettiği, bu nedenle hayali ihracat şüphesi oluştuğu, mükellef hakkında düzenlenen inceleme raporlarında ise sahte belge kullanarak haksız katma değer vergisi iadesi aldığı, STTM ye fazla pay verdiği, kayıt dışı emtia aldığı ve sattığı, tevkifat yapılmaksızın ödeme yaptığı tespitlerine de yer verildiği dikkate alındığında, düzenlenen vergi tekniği raporunun tek başına davacının müteselsil sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı sonucuna varılmış olup, davacı hakkında düzenlenen görüş ve öneri raporu ile mükellef hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda eleştiri konusu yapılan hususlar ile iadeye esas alışlarını gerçekleştirdiği mükellefler hakkında düzenlenmiş vergi tekniği raporu bulunup bulunmadığı da araştırılmak suretiyle karar verilmesi gerektiğinden temyize konu kararın yargı harcı dışında kalan kısmının bozulması gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
Temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine
... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının dava konusu ödeme emri içeriği yargı harcına ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA, diğer kısımların BOZULMASINA,
Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 08/10/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2023/2370
Karar No : 2024/4847
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı-...
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Yeminli mali müşavir olan davacı adına, ... Tekstil Yapı PVC Mobilya Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi hakkında düzenlediği tasdik raporu ile haksız katma değer vergisi iadesi alınmasına neden olduğundan bahisle müteselsil sorumlu sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava konusu ödeme emrinin 2017/Şubat dönemi katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizlerine isabet eden kısımları yönünden; davacı tarafından ... Tekstil Yapı PVC Mobilya San. ve Tic. Ltd. Şti'nin 2017/Şubat dönemine ilişkin olarak 18/04/2017 tarihli katma değer vergisi iade tasdik raporu düzenlendiği,yeminli mali müşavirlik hizmetini verdiği mükellef hakkındaki vergi tekniği raporunun ise 09/01/2019 tarih tarihinde düzenlendiği, dolayısıyla anılan mükellef hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunun tarihine bakıldığında, iade tasdik raporlarının düzenlendiği tarihte, iadeye esas alışların gerçekleştirildiği mükellef hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunun bulunmadığı anlaşıldığından VEDOP sisteminde yapılacak sorgulama ya da mükelleflerin defter-belgeleri üzerinde yapılacak bir karşıt incelemeyle tespit edilmesi imkanının bulunmadığı, davalı idarece, mükellefin defter-belgelerinde, vergilendirmeye esas alınacak belge, kayıt ve matrah tespitinde dikkate alınacak diğer işlem ve donelerin, muhasebe usul ve esaslarına, mevzuatta belirlenen düzenlemelere ve beyanlarına, biçimsel olarak uygun bulunmadığı hususunda başkaca bir iddia ileri sürülmediği, ya da bu hususta bir tespit ve belge ibraz edilmediği dikkate alındığında, asıl borçlu şirket adına tarh edilen vergi ve kesilen cezaların davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen dava konusu ödeme emirlerinin anılan kısımlarında hukuka uyarlık bulunmadığı, dava konusu ödeme emrinin 2017/Şubat dönemi yargı harcına isabet eden kısmı yönünden; dava dosyası kapsamında, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 227. maddesinde, "Meslek mensuplarının imzaladıkları beyannamelerde veya düzenledikleri tasdik raporlarında yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından dolayı ortaya çıkan vergi ziyaına bağlı olarak salınacak vergi, ceza, gecikme faizlerinden mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulacakları" şeklinde belirtildiği, anılan maddede yargı harcında müteselsil sorumluluğa ilişkin olarak bir düzenlemenin yer almadığı dikkate alındığında, asıl mükellef tarafından açılmış olan bir dava sonucunda hüküm altına alınan yargı harcından davacının sorumlu tutulması mümkün olmadığından, dava konusu ödeme emirlerinin bu kısımında da hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi Kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI:213 sayılı Vergi Usul Kanunu mükerrer 227.maddesi ile 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu'nda yer alan düzenlemeler uyarınca meslek mensuplarının sorumlulukları kapsamına giren işlemlerden biri nedeniyle vergi ziyaı ortaya çıktığı takdirde beyannameyi imzalayan meslek mensubunun, ziyaa uğratılan vergi, ceza ve gecikme faizlerinden mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulacakları, bu nedenle yapılan işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı iddiasıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
GEREKÇE:
MADDİ
OLAY:
Yeminli mali müşavir olan davacı adına, ... Tekstil Yapı PVC Mobilya Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi hakkında düzenlediği tasdik raporu ile haksız katma değer vergisi iadesi alınmasına neden olduğundan bahisle müteselsil sorumlu sıfatıyla düzenlenen ... tarih ve ... sayılı ödeme emrinin iptali istenilmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanun’un 55. maddesinde amme alacağını vadesinde ödemeyenlere, 15 gün içinde borçlarını ödemeleri veya mal bildiriminde bulunmaları lüzumunun “bir ödeme emri” ile tebliğ olunacağı belirtilmiş, 58. maddesinde de, kendisine ödeme emri tebliğ olunan şahsın, böyle bir borcu olmadığı, kısmen ödediği veya zamanaşımına uğradığını ileri sürerek 15 gün içerisinde vergi mahkemesinde dava açabileceği hüküm altına alınmıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 227. maddesinde; Maliye Bakanlığı’nın vergi beyannamelerinin 3568 sayılı Kanun’a göre yetki almış Serbest Muhasebeci, Serbest Muhasebeci Mali Müşavir veya Yeminli Mali Müşavirler tarafından da imzalanması mecburiyetini getirmeye, bu mecburiyeti beyanname çeşitleri, mükellef grupları ve faaliyet konuları itibariyle ayrı ayrı uygulatmaya ve bu uygulamalara ilişkin usul ve esasları belirlemeye yetkili olduğu, fıkra hükümlerine göre beyannameyi imzalayan veya tasdik raporunu düzenleyen meslek mensuplarının imzaladıkları beyannamelerde veya düzenledikleri tasdik raporlarında yer alan bilgilerin defter kayıtlarına ve bu kayıtların dayanağını teşkil eden belgelere uygun olmamasından dolayı ortaya çıkan vergi ziyaına bağlı olarak salınacak vergi, ceza, gecikme faizlerinden mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulacakları hükme bağlanmıştır.
3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu'nun 12. maddesine dayanılarak yayımlanan Yeminli Mali Müşavirlerin Tasdik Edecekleri Belgeler, Tasdik Konuları, Tasdike İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesinde, tasdikin, gerçek veya tüzel kişilerin veya bunların teşebbüs ve işletmelerinin yeminli mali müşavirlerce denetleme ilke ve standartlarına göre uygunluk yönünden incelenmesi, bu inceleme sonuçlarına dayanılarak tasdik kapsamına giren konuların ve belgelerin gerçeği yansıtıp yansıtmadığının imza ve mühür kullanmak suretiyle tespiti ve rapora bağlanması olduğu, tasdike esas alınan denetleme ilke ve standartları ile muhasebe ilke ve standartlarının, mevzuat hükümleri ve genel kabul görmüş muhasebe ilkeleri göz önüne alınarak, Bakanlıkça hazırlanan tebliğlerle belirleneceği, bu Yönetmelik ve Bakanlık tarafından konuya ilişkin olarak yapılacak diğer düzenlemeler çerçevesinde tasdik edilmiş konu ve belgeler kamu idaresinin yetkililerince tasdikin kapsamı ölçüsünde incelenmiş olarak kabul edileceği, ancak, çeşitli kanunlarla kamu idaresine tanınan inceleme ve teftiş yetkilerinin kullanılmasına ve gerektiğinde tekrarına ait hususların saklı olduğu; 7. maddesinde, tasdiki yapılabilecek konu ve belgelerin neler olduğu; 8. maddesinde, yeminli mali müşavirlerin, tasdik konuları ile ilgili olarak karşıt incelemeler yapabilecekleri, başka oda çevrelerindeki karşıt incelemelerin, o odaya mensup yeminli mali müşavirlere yaptırabileceği; 12. maddesinde, ilgililerin, bu Yönetmeliğe göre sözleşme yaptıkları yeminli mali müşavirlerinin, tasdik konularıyla ilgili tüm defter, kayıt ve belgeleri gizli olsalar dahi inceleme, tasdik işlemini ilgilendiren tüm bilgileri yöneticilerinden, iç denetçilerden ve diğer ilgililerden isteme, şirketlerin Yönetim Kurulu ve Genel Kurul toplantılarına katılma ve bu toplantılarda istenildiği takdirde tasdik faaliyetini ve sonuçlarını ilgilendiren konularda açıklamalarda bulunma ile yetkili kılmış sayılacakları, kamu idare ve müesseseleri, yeminli mali müşavirlerin tasdik konusu ile sınırlı olmak üzere isteyeceği bilgileri vermekle yükümlü oldukları; 16. maddesinde, hata ve hilelerin önlenmesi veya ortaya çıkarılması konusundaki temel sorumluluğun işletme yönetimi ve yeminli mali müşavire ait olduğu, yeminli mali müşaviri, tasdik konusu ve belgelerin ilgili mevzuat hükümlerine uygunluğu ve gerçek durumu yansıtması yönünden önemli etkileri olabilecek hata ve hileleri düzeltecek veya ortaya çıkaracak şekilde planlamak ve yürütmekle yükümlü olduğu; 20. maddesinde ise, bu Yönetmelik kapsamına giren tasdik işlemlerinden imza ve mühür kullanmak suretiyle tasdik yapan dolayısıyla tasdik raporu düzenleyen yeminli mali müşavirlerin, tasdik kapsamı ile sınırlı olmak üzere tasdikin doğruluğundan sorumlu oldukları, tasdik konusu ile ilgili olarak Bakanlıkça tebliğlerle belirlenen hususların; tasdik kapsamı içinde mutlaka araştırılması ve incelenmesinin zorunlu olduğu, yeminli mali müşavirlerin, inceledikleri ve sonucunda tasdik raporu düzenledikleri konu ve belgelerin gerçeği yansıtmaması ve doğru olmaması halinde, ziyaa uğratılan vergilerden ve kesilecek cezalardan 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu hükümleri uyarınca mükellefle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, bu sorumluluğun yerine getirilmesinde Borçlar Kanunu'nun "Tam Teselsül" hükümlerinin uygulanacağı, tasdik raporunun düzenlenmesi ve incelemenin yapılması sırasında, başka bir ildeki bir inceleme ve bilgi toplama işinin, o ilde bulunan bir yeminli mali müşavire yaptırılmış olması halinde, bu kısmı incelemeden doğan sorumluluğun incelemeyi yapan yeminli mali müşavire ait olduğu düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge İdare Mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu ödeme emrinin yargı harcına
ilişkin hüküm fıkrası usul ve hukuka uygun olup, davalı tarafından ileri sürülen temyiz nedenleri kararın belirtilen hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının, dava konusu ödeme emrinin yargı harcı dışında kalan kısmına ilişkin hüküm fıkrası yönünden ise;
213 sayılı Kanun'un mükerrer 227. maddesinde düzenlenen sorumluluk hükmüne yönelik olarak yapılan değerlendirmeler ışığında, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu vergi incelemesine ve 3568 sayılı Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlik ve Yeminli Mali Müşavirlik Kanunu'nun serbest muhasebeci mali müşavir ve yeminli mali müşavirlerin görev ve yetkilerine ilişkin yukarıda alıntısına yer verilen hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden, yeminli mali müşavirlerin, tasdik konuları ile ilgili olarak yapabilecekleri karşıt incelemelerin, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 134. maddesinde tanımlanan türden bir inceleme yetkisini içermediği, zira, söz konusu kanun hükümleri uyarınca, 213 sayılı Kanun'un 135. maddesinde sayılan, inceleme yapmaya yetkili kişiler arasında yer almayan yeminli mali müşavirlerin, tasdik işlemleri kapsamında üçüncü kişilerden defter-belge ibrazını isteme yetkilerinin bulunmadığı, bu yöndeki açık Kanun hükümlerine rağmen, yukarıda alıntısına yer verilen yönetmelik hükümleri ve tasdik işlemleriyle ilgili usul ve esasları düzenleyen genel tebliğ hükümleriyle, yeminli mali müşavirlere, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 134. maddesinde tanımlanan türden bir inceleme yetkisi verilmesi mümkün bulunmamakta olup, Yönetmeliğin 8. maddesi ile verilen karşıt inceleme yetkisinin, ancak, mali mevzuatta yer alan teşvik, indirim, istisna ve muafiyetler yönünden tasdiki yapılabilecek belgeler nedeniyle, bu belgelere dayanak teşkil eden idare tespit ve işlemlerini resmi merciiler nezdinde inceleme, ya da, merciilerden bilgi isteme yetkisi olarak kabul edilmesi gerektiği, mükellef kayıtlarına esas alınan belgelerin, gerçek olup olmadığını, üçüncü kişiler nezdinde karşıt inceleme yapmak suretiyle araştırma ve tespit etme yetkisini kapsamadığı sonucuna varılmaktadır.
Davacının yeminli mali müşavirlik hizmeti verdiği ... Tekstil Yapı PVC Mobilya Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi hakkında düzenlenen ... tarih ve ... Sayılı vergi tekniği raporu ile davacı hakkında düzenlenen ... tarih ve ... sayılı görüş ve öneri raporunun birlikte incelenmesinden;
Mükellefin ihracattan kaynaklanan iade alacaklarını daha kolay almak adına sahte belge kullandığı, muhasebe hileleri yaptığı ve çifte çek istimal ettiği, bu nedenle hayali ihracat şüphesi oluştuğu, mükellef hakkında düzenlenen inceleme raporlarında ise sahte belge kullanarak haksız katma değer vergisi iadesi aldığı, STTM ye fazla pay verdiği, kayıt dışı emtia aldığı ve sattığı, tevkifat yapılmaksızın ödeme yaptığı tespitlerine yer verildiği, mükellef adına ilgili dönemler için katma değer vergisi iade tasdik raporu düzenleyen davacının ise gerekli özen ve hassasiyeti göstermediği,yeterli miktarda güvenilir kanıt toplamadığından tasdik konusuyla sınırlı olmak üzere ziyaa uğratılan vergiler ve buna ilişkin cezalar ve gecikme faizlerinden müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulması gerektiğinden bahisle davacı adına dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği anlaşılmıştır.
Temyize konu kararda; yukarıda da belirtildiği üzere; yeminli mali müşavirin görev, yetki ve sorumlulukları konusunda yapılan hukuki değerlendirme yerinde ise de, anılan mevzuat hükümlerinden; davacının iade tasdik raporunu düzenlediği tarihte, hizmet verdiği mükellef hakkında düzenlenmiş bir vergi tekniği raporunun bulunmasının yasal bir zorunluluk olmadığı, davacı ve mükellef hakkında düzenlenen raporlarda, mükellefin ihracattan kaynaklanan iade alacaklarını daha kolay almak adına sahte belge kullandığı, muhasebe hileleri yaptığı ve çifte çek istimal ettiği, bu nedenle hayali ihracat şüphesi oluştuğu, mükellef hakkında düzenlenen inceleme raporlarında ise sahte belge kullanarak haksız katma değer vergisi iadesi aldığı, STTM ye fazla pay verdiği, kayıt dışı emtia aldığı ve sattığı, tevkifat yapılmaksızın ödeme yaptığı tespitlerine de yer verildiği dikkate alındığında, düzenlenen vergi tekniği raporunun tek başına davacının müteselsil sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı sonucuna varılmış olup, davacı hakkında düzenlenen görüş ve öneri raporu ile mükellef hakkında düzenlenen vergi tekniği raporunda eleştiri konusu yapılan hususlar ile iadeye esas alışlarını gerçekleştirdiği mükellefler hakkında düzenlenmiş vergi tekniği raporu bulunup bulunmadığı da araştırılmak suretiyle karar verilmesi gerektiğinden temyize konu kararın yargı harcı dışında kalan kısmının bozulması gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
Temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine
... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının dava konusu ödeme emri içeriği yargı harcına ilişkin hüküm fıkrasının ONANMASINA, diğer kısımların BOZULMASINA,
Bozulan kısım yönünden yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesine, 08/10/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.