Danıştay9. DaireTicaret Hukuku
Danıştay 9. Daire E.2022/771 K.2025/2575
T.C.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2022/771
Karar No : 2025/2575
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Anonim Şirketi
**VEKİLLERİ:** Av. ... - Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı-...
**VEKİLLERİ:** Av. ...- Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, ... T.A.Ş ile aralarında imzalanan ... tarih ve ... sayılı "İşletme Dönemi Yangın, Yangına Bağlı Kar Kaybı, Makine Kırılması, Makina Kırılmasına Bağlı Kar Kaybı Sigorta Poliçesi" ne istinaden tahsil edilen primler nedeniyle, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'nun 40, 41 ve 44. maddelerine istinaden davalı Belediyeye ödenmesi gereken yangın sigorta vergisinin eksik beyan edilerek ödendiğinden bahisle, 2014/Mayıs dönemi için re'sen tarh edilen yangın sigorta vergisinin ve bir kat kesilen vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacı şirket ile ... T.A.Ş. arasında imzalanan ... tarih ve ... sayılı "İşletme Dönemi Yangın, Yangına Bağlı Kar Kaybı, Makine Kırılması, Makina Kırılmasına Bağlı Kar Kaybı Sigorta Poliçesi"nde "yangın ve yangın bağlı kar kaybı" adı altında 5.821.875,00 USD prim tutarına yer verildiği, bu prim tutarı üzerinden davacı şirketçe 6.083,22 USD tutarında yangın sigorta vergisi hesaplandığı, sözleşmede poliçenin koasüranslı olarak düzenlendiği ve % 73 hissesinin davacı şirkete ait olduğu, ayrıca prim tahsilatlarının da davacı şirket üzerinden yapılacağı hususunun kararlaştırıldığının anlaşıldığı olayda, yangın ve yangına bağlı kar kaybı sigorta net priminin, sözleşmede tespit edilen USD kuru ile çarpılması sonucunda, yangın sigorta vergisi matrahının tespit edildiği, bu matrah üzerinden de % 10 nispetinde yangın sigorta vergisi tarh edildiğinin görüldüğü, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'nun 40. maddesinde belirtilen "Belediye sınırları ve mücavir alanlar içindeki menkul ve gayrimenkul mallar için yapılan yangın sigortaları dolayısıyla alınan primler; yangın sigortası vergisine tabidir" hükmü karşısında, bu prim üzerinden, yetkili olduğu anlaşılan davalı idarece yangın sigorta vergisi alınmasının tabi olduğu, yangın nedeniyle oluşan hasar nedeniyle yapılan ödemeler yangın primine dahil olduğu gibi, yangın dolayısıyla oluşan kar kaybı ve benzeri farklı isimler taşıyan ancak yangın nedeniyle oluşacak riskin ortadan kaldırılmasını amaçladığı açık bulunan nedenlerle yapılan sigortaların da birer yangın sigortası niteliğinde olduğu ve buna ilişkin hesaplanan primlerin de yangın sigorta primine dahil olması gerektiği anlaşılmakta olup, uyuşmazlığın temelinde yer alan sözleşme uyarınca doğan yangın sigorta vergisi matrahının eksik beyan edildiği, bu bağlamda, tespit edilecek doğru matrah üzerinden vergi alınmasında da hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı, davacı şirket tarafından her ne kadar, ihbarnamede, yangın sigorta vergisi beyan edilmediği ve sigorta poliçesinin net primi üzerinden hesaplama yapıldığı hususuna yer verildiğinden, tarhiyat usulüne ilişkin itirazda bulunulsa da, daha önce aynı dönem için tarhiyata muhatap kılınan davacı hakkında, Vergi usul kanunu'nun 29. maddesinde "her ne şekilde olursa olsun bir vergi tarh edildikten sonra bu vergiye müteallik olarak meydana çıkan ve defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak miktarı tespit olunan bir matrah veya matrah farkı üzerinden alınacak verginin tarh edilmesidir." şeklinde tanımlandığı üzere ikmalen tarhiyat yapılabileceği, bunun için bir vergi incelemesi veya takdir komisyonu kararının zorunlu olmadığı, davacının, tarhiyatın tek muhatabı olarak kabul edilmesine ilişkin itirazları yönünden; ilgili sözleşmede primlerin davacı tarafından tahsilinin kararlaştırıldığı, primler her ne kadar sözleşme uyarınca başkaca şirketlere de dağıtılacak olsa da, bu durumun, davacının sigorta sözleşmesi uyarınca "primleri alan" konumunu değiştirmeyeceği, bu bağlamda, primlerin tamamını tahsil eden davacının, diğer sigorta şirketlerine yansıtılacak primler uyarınca doğan vergiden de en azından müteselsilen sorumlu olduğu sonucuna varıldığından, söz konusu uygulamada hukuka aykırılık görülmediği, diğer yandan, ilgili poliçede bir miktar Yangın Sigorta Vergisi hesaplamasına yer verildiği, ayrıca davacı tarafından ilgili döneme ilişkin bir Yangın ve Sigorta Vergisi beyannamesinin de verilmiş olduğu, buna karşın davacının beyannamelerde beyan ettiği matrahta poliçe-muhatap ayrıntısına yer verilmediğinden bahisle, bu verginin mahsuba konu edilmediği ve bu durumun davalı idare beyanıyla da sabit olduğu görülmekte olup, prim tutarı üzerinden idare tarafından hesaplanan vergiden, aynı nedenden kaynaklı olarak daha önce beyana dayalı yapılmış tarhiyatın mahsubu gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, uyuşmazlık konusu cezalı tarhiyatın, aynı nedene dayalı daha önce yapılan tarhiyat ve buna karşılık gelen vergi ziyaı cezasına isabet eden kısmının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi Kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Belediyelerin vergi inceleme yetkisi bulunmadığı ve bu nedenle yalnızca takdir komisyonu kararları uyarınca vergi tarh edebileceği, davalı belediye tarafından herhangi bir vergi incelemesi ya da takdir komisyonu kararına dayalı olmaksızın yapılan işlemlerin hukuka uygun olmadığı, vergi tarhını gerektiren nedenlerin de ihbarnameye bağlanması gerekirken, bu nedenlere de yer verilmediği, poliçenin adının yangın sigortası poliçesi olması dolayısıyla bu poliçede yer alan tüm primlerin (teminatlar yangınla ilgili olmasa dahi)yangın sigortasına tabi olduğu iddiasıyla yapılan cezalı tarhiyatın hukuka uygun olmadığı, poliçede yer alan teminatlara ilişkin primlerin teminatlar arasında dağıtılması ve hesaplanmasının ancak uzman kişiler ve kuruluşlarla yapılabileceği, Yangın Sigortası Vergisi'nin matrahının salt yangın sigortası primi olduğu, buna karşın başka primlerin de Yangın Sigorta Vergisi matrahı olarak dikkate alındığı, salt yangın sigorta primi üzerinden hesaplanan Yangın Sigorta Vergisi'nin de davalı belediyeye beyan edilerek ödendiği, beyannamelerde hangi kişi/kuruluş için sigorta yapıldığı ve hesaplanan verginin hangi kişi/kurumdan alınan prime ilişkin olduğu, toplu poliçelerde diğer sigorta primlerinin ne kadar olduğunun gösterilmesinin mümkün olmadığı, poliçe uyarınca tahsil edilen primlerin % 73'ünün kendilerine ait olmasına karşın, tarhiyatın tamamına kendilerinin muhatap kılındığından davalı Belediye tarafından haklarında yapılan cezalı tarhiyatta hukuka uygunluk bulunmadığı iddiasıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Davacının duruşma istemi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunu'nun 17/2. maddesi uyarınca uygun görülmeyerek işin esasına geçildi;
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz isteminde bulunan davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca aleyhine onanan kısım üzerinden hesaplanacak nispi harcın alınmasına,
4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 28/05/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
D A N I Ş T A Y
DOKUZUNCU DAİRE
Esas No : 2022/771
Karar No : 2025/2575
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Anonim Şirketi
**VEKİLLERİ:** Av. ... - Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Belediye Başkanlığı-...
**VEKİLLERİ:** Av. ...- Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, ... T.A.Ş ile aralarında imzalanan ... tarih ve ... sayılı "İşletme Dönemi Yangın, Yangına Bağlı Kar Kaybı, Makine Kırılması, Makina Kırılmasına Bağlı Kar Kaybı Sigorta Poliçesi" ne istinaden tahsil edilen primler nedeniyle, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'nun 40, 41 ve 44. maddelerine istinaden davalı Belediyeye ödenmesi gereken yangın sigorta vergisinin eksik beyan edilerek ödendiğinden bahisle, 2014/Mayıs dönemi için re'sen tarh edilen yangın sigorta vergisinin ve bir kat kesilen vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; davacı şirket ile ... T.A.Ş. arasında imzalanan ... tarih ve ... sayılı "İşletme Dönemi Yangın, Yangına Bağlı Kar Kaybı, Makine Kırılması, Makina Kırılmasına Bağlı Kar Kaybı Sigorta Poliçesi"nde "yangın ve yangın bağlı kar kaybı" adı altında 5.821.875,00 USD prim tutarına yer verildiği, bu prim tutarı üzerinden davacı şirketçe 6.083,22 USD tutarında yangın sigorta vergisi hesaplandığı, sözleşmede poliçenin koasüranslı olarak düzenlendiği ve % 73 hissesinin davacı şirkete ait olduğu, ayrıca prim tahsilatlarının da davacı şirket üzerinden yapılacağı hususunun kararlaştırıldığının anlaşıldığı olayda, yangın ve yangına bağlı kar kaybı sigorta net priminin, sözleşmede tespit edilen USD kuru ile çarpılması sonucunda, yangın sigorta vergisi matrahının tespit edildiği, bu matrah üzerinden de % 10 nispetinde yangın sigorta vergisi tarh edildiğinin görüldüğü, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'nun 40. maddesinde belirtilen "Belediye sınırları ve mücavir alanlar içindeki menkul ve gayrimenkul mallar için yapılan yangın sigortaları dolayısıyla alınan primler; yangın sigortası vergisine tabidir" hükmü karşısında, bu prim üzerinden, yetkili olduğu anlaşılan davalı idarece yangın sigorta vergisi alınmasının tabi olduğu, yangın nedeniyle oluşan hasar nedeniyle yapılan ödemeler yangın primine dahil olduğu gibi, yangın dolayısıyla oluşan kar kaybı ve benzeri farklı isimler taşıyan ancak yangın nedeniyle oluşacak riskin ortadan kaldırılmasını amaçladığı açık bulunan nedenlerle yapılan sigortaların da birer yangın sigortası niteliğinde olduğu ve buna ilişkin hesaplanan primlerin de yangın sigorta primine dahil olması gerektiği anlaşılmakta olup, uyuşmazlığın temelinde yer alan sözleşme uyarınca doğan yangın sigorta vergisi matrahının eksik beyan edildiği, bu bağlamda, tespit edilecek doğru matrah üzerinden vergi alınmasında da hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı, davacı şirket tarafından her ne kadar, ihbarnamede, yangın sigorta vergisi beyan edilmediği ve sigorta poliçesinin net primi üzerinden hesaplama yapıldığı hususuna yer verildiğinden, tarhiyat usulüne ilişkin itirazda bulunulsa da, daha önce aynı dönem için tarhiyata muhatap kılınan davacı hakkında, Vergi usul kanunu'nun 29. maddesinde "her ne şekilde olursa olsun bir vergi tarh edildikten sonra bu vergiye müteallik olarak meydana çıkan ve defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak miktarı tespit olunan bir matrah veya matrah farkı üzerinden alınacak verginin tarh edilmesidir." şeklinde tanımlandığı üzere ikmalen tarhiyat yapılabileceği, bunun için bir vergi incelemesi veya takdir komisyonu kararının zorunlu olmadığı, davacının, tarhiyatın tek muhatabı olarak kabul edilmesine ilişkin itirazları yönünden; ilgili sözleşmede primlerin davacı tarafından tahsilinin kararlaştırıldığı, primler her ne kadar sözleşme uyarınca başkaca şirketlere de dağıtılacak olsa da, bu durumun, davacının sigorta sözleşmesi uyarınca "primleri alan" konumunu değiştirmeyeceği, bu bağlamda, primlerin tamamını tahsil eden davacının, diğer sigorta şirketlerine yansıtılacak primler uyarınca doğan vergiden de en azından müteselsilen sorumlu olduğu sonucuna varıldığından, söz konusu uygulamada hukuka aykırılık görülmediği, diğer yandan, ilgili poliçede bir miktar Yangın Sigorta Vergisi hesaplamasına yer verildiği, ayrıca davacı tarafından ilgili döneme ilişkin bir Yangın ve Sigorta Vergisi beyannamesinin de verilmiş olduğu, buna karşın davacının beyannamelerde beyan ettiği matrahta poliçe-muhatap ayrıntısına yer verilmediğinden bahisle, bu verginin mahsuba konu edilmediği ve bu durumun davalı idare beyanıyla da sabit olduğu görülmekte olup, prim tutarı üzerinden idare tarafından hesaplanan vergiden, aynı nedenden kaynaklı olarak daha önce beyana dayalı yapılmış tarhiyatın mahsubu gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, uyuşmazlık konusu cezalı tarhiyatın, aynı nedene dayalı daha önce yapılan tarhiyat ve buna karşılık gelen vergi ziyaı cezasına isabet eden kısmının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi Kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Belediyelerin vergi inceleme yetkisi bulunmadığı ve bu nedenle yalnızca takdir komisyonu kararları uyarınca vergi tarh edebileceği, davalı belediye tarafından herhangi bir vergi incelemesi ya da takdir komisyonu kararına dayalı olmaksızın yapılan işlemlerin hukuka uygun olmadığı, vergi tarhını gerektiren nedenlerin de ihbarnameye bağlanması gerekirken, bu nedenlere de yer verilmediği, poliçenin adının yangın sigortası poliçesi olması dolayısıyla bu poliçede yer alan tüm primlerin (teminatlar yangınla ilgili olmasa dahi)yangın sigortasına tabi olduğu iddiasıyla yapılan cezalı tarhiyatın hukuka uygun olmadığı, poliçede yer alan teminatlara ilişkin primlerin teminatlar arasında dağıtılması ve hesaplanmasının ancak uzman kişiler ve kuruluşlarla yapılabileceği, Yangın Sigortası Vergisi'nin matrahının salt yangın sigortası primi olduğu, buna karşın başka primlerin de Yangın Sigorta Vergisi matrahı olarak dikkate alındığı, salt yangın sigorta primi üzerinden hesaplanan Yangın Sigorta Vergisi'nin de davalı belediyeye beyan edilerek ödendiği, beyannamelerde hangi kişi/kuruluş için sigorta yapıldığı ve hesaplanan verginin hangi kişi/kurumdan alınan prime ilişkin olduğu, toplu poliçelerde diğer sigorta primlerinin ne kadar olduğunun gösterilmesinin mümkün olmadığı, poliçe uyarınca tahsil edilen primlerin % 73'ünün kendilerine ait olmasına karşın, tarhiyatın tamamına kendilerinin muhatap kılındığından davalı Belediye tarafından haklarında yapılan cezalı tarhiyatta hukuka uygunluk bulunmadığı iddiasıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Davacının duruşma istemi, 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunu'nun 17/2. maddesi uyarınca uygun görülmeyerek işin esasına geçildi;
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Davacının temyiz isteminin reddine,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz isteminde bulunan davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı (3) sayılı Tarife uyarınca aleyhine onanan kısım üzerinden hesaplanacak nispi harcın alınmasına,
4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 28/05/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.