Danıştay8. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma
Danıştay 8. Daire E.2023/6998 K.2024/1978
T.C. DANIŞTAY SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No: 2023/6998
Karar No: 2024/1978
TEMYİZ EDEN (DAVACI): ... İnşaat Tekstil Gıda Nakliyat Taahhüt Turizm Petrol Ürünleri İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI): ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU:... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin .. gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Hakkâri ili, Çukurca ilçesi sınırları dahilinde davacı şirket uhdesinde bulunan ... sicil sayılı IV. grup maden işletme ruhsatlı ve işletme izinli ruhsatın, 3213 Sayılı Maden Kanunu'nun 13. maddesinin 1. fıkrası gereğince tesis edilen işlem gereğince ruhsat bedelinin 3 aylık süre içerisinde yatırılmadığından bahisle 30/09/2016 tarihinden geçerli olmak üzere iptaline ilişkin mülga Maden İşleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı bildirimine konu ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; ticari işletmelere yapılacak tebligatın öncelikle işletmenin yetkili temsilcisine, onun işletmede bulunmaması halinde işletmenin sürekli çalışan memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı, ancak kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, işletmenin temsilcisinden sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu tür işlerle görevlendirilmiş bir kişi olması gerektiği, bu kişilerin de bulunmaması halinde, bu hususun tebliğ mazbatasında belirtilerek o yerdeki diğer bir memur veya müstahdeme yapılacağı anlaşılmakta olup, davacı şirkete işletme ruhsat bedelinin tahsili amacıyla yapılan tebligatın daimi çalışan sıfatıyla ... adlı kişiye yapıldığı, tebellüğe yetkili kişi veya kişilerin iş yerinde bulunup bulunmadığının tebliğ mazbatasında belirtilmediği, adı geçen kişinin işletmenin temsilcisinden sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu tür işlerle görevlendirilmiş bir kişi olmadığı, Mahkemelerince Hakkari Sosyal Güvenlik Kurumu'na yapılan ara karara verilen cevapta söz konusu kişinin, tebliğ tarihi öncesi ve sonrasında davacı şirket bünyesinde çalışan kişiler arasında yer almadığı görülmüş olup, usule uygun olarak yapılmış bir tebligatın varlığından söz edilemeyeceğinden, Hakkari İli, Çukurca İlçesi sınırları dahilinde davacı şirket uhdesinde bulunan ... sicil sayılı IV. Grup Maden işletme ruhsatlı ve işletme izinli ruhsatın, Maden Kanunu'nun 13. maddesinin 1. fıkrası gereğince işletme ruhsat bedelinin verilen üç aylık sürede tamamlanmadığı gerekçesiyle 30/09/2016 tarihinden geçerli olmak üzere iptal edilmesine ilişkin tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesi dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdarî Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile istinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Danıştay Sekizinci Dairesi kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 16/06/2023 tarih ve E:2019/4518, K:2023/3188 sayılı kararında; ... tarih ve ... sayılı Maden İşleri Genel Müdürlüğünün ihtar yazısı tebligatını alan "... " isimli şahsın davacı şirkette çalıştığına ilişkin SGK kaydı bulunmasa da şirkette çalışmayan bir kişinin tebligat esnasında şirket adresinde bulunması ve tebligatı alması hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi şirket çalışanı olması için de sigortalı olarak görev yapması gerekmediği, öte yandan, 30/06/2016 tarihinde tebligatı alan kişi olan "..." isimli şahsın davacı şirket bünyesinde değil başka bir şirket olan ... Madencilik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinde 10/06/2016 tarihinde başlayarak 30/06/2016 tarihinde işten ayrıldığının ve 01/07/2016 tarihinde tekrar aynı şirkette işe başlangıcı yapılarak 29/12/2016 tarihine kadar çalışması bulunduğu görülmüş ise de, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yapılan inceleme sonucunda 06/07/2011 tarih ve 7852 sayılı Ticaret Sicili Gazetesinde tebligatı alan şahsın çalıştığı şirket olan ... Madencilik San. ve Tic. Ltd. Şti.nin adresinin de davacı şirketin adresi olan "... Mahallesi ... Caddesi ... İş Hanı Kat:... No:... Hakkari" olarak belirtildiği, ayrıca tebligatın alındığı tarihte ... Madencilik San. ve Tic. Ltd. Şti'nin şirket müdürü olan ...'in davacı şirketin de 22/07/2015 tarihine kadar şirket müdürü olduğunun görüldüğü, bu durumda, tebligatı alan şahsın tebliğin alındığı tarihte dava dışı şirket olan ... Madencilik San. ve Tic. Ltd. Şti'den ayrılışının yapıldığı, davacı şirket ile tebligatı alan şahsın çalıştığı dava dışı şirketin aynı adresi iş yeri adresi olarak gösterdiği, şirket müdürlerinin bir dönem aynı kişi olduğu hususları göz önüne alındığında, tebligatı alan şahsın davacı şirkette çalıştığına ilişkin SGK kaydı bulunmasa da şirkette çalışmayan bir kişinin tebligat esnasında şirket adresinde bulunması ve tebligatı almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi, aynı adreste faaliyette bulunan bu iki şirketten birine gelen tebligattan, tebligatın muhatabı olan şirketin haberdar olmamasının hayatın olağan akışına uygun düşmediği ve tebligatın usulüne uygun olarak yapıldığı ve geçerli olduğu kanaat ve sonucuna varılarak dava konusu işlemin iptali yönündeki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdarî Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile, bozma kararına uyulmak suretiyle; istinaf başvurusunun kabulü ile istinaf konusu İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, diğer yandan; her ne kadar 2577 sayılı İdarî Yargılama Usûlü Kanunu'nun 45. maddesinin 4. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir. İnceleme sırasında ihtiyaç duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da vergi mahkemesi istinabe olunabilir. İstinabe olunan mahkeme gerekli işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getirir." hükmüne yer verilmiş ve aynı maddenin 5. fıkrasında da, bölge idare mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırıp yeniden karar verilmek üzere dosyayı geri gönderebileceği hâller, "ilk inceleme üzerine verilen kararlar", "davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması" gibi durumlarla sınırlanmış ise de; Türk hukukunda idarî yargılama usûlünün kural olarak (ilk derece ve istinaf yargılaması şeklinde) iki dereceli, (istisnaî durumlarda ise sadece ilk derece yargılaması şeklinde tek ve ilk derece, istinaf ve temyiz şeklinde üç dereceli) yargılama sistemini benimsemiş olduğu hususu da gözetildiğinde; "dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun'un 3 ve/veya 5'inci maddelerine uygun olmamasına rağmen karar verilmiş olması", "dava dosyasının 2577 sayılı Kanun'un 16'ncı maddesi hükümlerine uygun olarak tekemmül ettirilmeden karar verilmiş bulunması", "2577 sayılı Kanun'un 17'nci maddesine aykırı olarak duruşma yapılmadan karar verilmiş olması", "davanın resen ihbarı yapılmadan karar verilmiş bulunması", "aynı Kanun'un 24'üncü maddesinde sayılan hususların belirtildiği bir mahkeme kararının bulunmaması", "yanlış hasımla (davalıyla) karar verilmesi", "harcı alınmadan yargılama yürütülmüş olması", "tek hâkim tarafından verilmesi gereken kararın heyet hâlinde verilmesi ya da heyet hâlinde verilmesi gereken kararın tek hâkim tarafından verilmesi" veya dava konusu olayda olduğu gibi "idarî işlemin yetki ve/veya şekil unsurları yönünden veya başka bir usûlî sebeple hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesince işin esasının değerlendirilmemiş olması" gibi işin mahiyeti ve özelliği gereği bu nitelikteki hukuka aykırı kararların da bölge idare mahkemesince kaldırılıp yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilebileceği kanaatine varılarak, belirtilen hususlar doğrultusunda yeniden karar verilmek üzere dava dosyasının Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, iş yerinde daimi çalışan adı altında Seyfettin Sevinç isimli kişiye yapılan tebligatın hukuka aykırı şekilde yapıldığı, uzun yıllardır bu alanda faaliyet gösteren, tüm ödemelerini eksiksiz ve zamanında ödeyen bir şirket olduğu, daha fazla meblağları ödeyen bir şirketin davaya konu olan bu denli düşük bir ücreti yatırmaktan kaçınmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı Kanunun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 4. fıkrasında; "Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir. İnceleme sırasında ihtiyaç duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da vergi mahkemesi istinabe olunabilir. İstinabe olunan mahkeme gerekli işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getirir." kuralına, 5. fıkrasında ise; "Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararları kesindir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Aynı Kanunun 50. maddesinin 2. fıkrasında "Temyiz incelemesi sonucunda verilen bozma kararı üzerine ilgili merci, dosyayı öncelikle inceler ve varsa gerekli tahkik işlemlerini tamamlayarak yeniden karar verir." kuralı, aynı maddenin 4. fıkrasında ise "Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır. " kuralı yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında, İdare Mahkemesince uyuşmazlığın esasına yönelik inceleme yapılmadan karar verildiğinden yeniden karar verilmek üzere dava dosyasının Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
2577 sayılı Kanunun 45. maddesini değiştiren 28/06/2014 tarih ve 29044 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanan 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 19. maddesinin gerekçesinde, "... Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verecektir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yapacak ve yine istinaf başvurusunun reddine karar verecektir. Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verecektir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esasına girecek ve esas hakkında yeniden bir karar verecektir. İşin esasına girilerek yapılacak inceleme sırasında ihtiyaç duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da vergi mahkemesi istinabe olunabilecektir. Bu durumda, istinabe olunan mahkeme gerekli işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getirir. Yukarıda belirtildiği gibi istinaf incelemesinde kural, ilk derece mahkemesince verilen kararda tespit edilen maddi veya hukuki eksikliklerin istinaf mercii tarafından tamamlanarak nihai kararın da istinaf mercii tarafından verilmesidir. Ancak bu kuralın bir istisnası söz konusudur. Şayet ilk derece mahkemesinin 2577 sayılı Kanun'un 14 ve 15'inci maddeleri uyarınca ilk inceleme üzerine vermiş olduğu bir karara karşı istinaf başvurusu yapılmış ve istinaf mercii bu başvuruyu haklı görmüş ise, istinaf mercii bu kararı bozacak ve dosyayı kararı veren mahkemeye geri gönderecektir. Bunun gibi, ilk derece mahkemesindeki davaya görevsiz ya da yetkisiz mahkeme tarafından yahut reddedilmiş ya da yasaklanmış hakim tarafından bakılmış olması hâlinde de, istinaf mercii kararı bozmak suretiyle dosyayı geri gönderecektir. Bölge idare mahkemesinin bu kararları kesindir..." açıklamalarına yer verilmiştir.
6545 sayılı Kanunun 19. maddesiyle yapılan değişiklikle, 2577 sayılı Kanunun 45. maddesinde "itiraz usulü" kaldırılarak, "istinaf" kanun yolu getirilmiştir. İstinaf kanun yolu, ilk derece mahkemelerinin kesinleşmemiş nihai kararlarının maddi ve hukukî yönlerden denetlenerek, hukuka aykırılıklarını ortadan kaldırmak amacıyla düzenlenmiştir.
İstinaf merciinin, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulması halinde istinaf başvurusunun reddine, aksi hâlde ise kararın kaldırılmasına karar vermesi, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verdiği durumlarda ise kural olarak, mahkeme kararında tespit edilen maddî veya hukukî eksiklikleri tamamlayarak nihaî kararı vermesi gerekmektedir.
İstinaf mercii olan bölge idare mahkemesinin, ilk derece mahkemesinin kararını hukuka uygun bulmayarak, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verdiği hâllerde, kural olarak, işin esası hakkında yeniden bir karar vereceği; istisnaî olarak, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde ise dosyayı ilgili mahkemeye göndereceği açıktır.
Bu durumda, idare mahkemesince bakılan uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verildiğinden ve esas hakkındaki bölge idare mahkemesi kararı da Dairemizce bozulduğundan, bozma kararına uyan Bölge İdare Mahkemesinin, bozma kararının gerekçeleri doğrultusunda istinaf incelemesi yaparak yeniden bir karar vermesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Kullanılmayan ... TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,
4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak 29/03/2024 tarihinde esasta oybirliği, gerekçe de oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY:
(X)- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle değiştirilen 45. maddesinin (5) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin “…ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde,…” bölümünün, uyuşmazlığın bir kısmı hakkında inceleme yapılmadan hüküm kurulması, dava hakkında eksik hüküm kurulması, dava dosyasının tekemmül ettirilmeden uyuşmazlık hakkında karar verilmesi, davanın konusunun hatalı nitelendirilmesi suretiyle yargılama yapılması, duruşma yapılmadan karar verilmesi, dava dilekçesinin reddini veya merciine tevdiini gerektiren sebeplerin bulunmasına rağmen esas hakkında karar verilmiş olması, dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına veya davanın incelenmeksizin reddine dair kararların hukuka aykırı bulunması, eksik veya yanlış hasımla davanın görülmesi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında uyumsuzluk bulunması, görüşme tutanağı ile kararın çelişkili olması ve benzeri usule ilişkin durumlarda ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden karar verilmek üzere dava dosyasının bu mahkemeye gönderilmesi gerektiği, bu eksikliklerin istinaf merciince giderilerek işin esası hakkında bir karar verilmesinin hukuki güvenlik ve belirlilik ilkesine, adil yargılanma hakkına, gerekçeli karar hakkına, kanuni hâkim ve iki dereceli yargılama ilkelerine aykırılık teşkil ettiği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 36., 37. ve 141. maddelerine aykırı olduğu iddiasıyla ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesi tarafından Anayasa Mahkemesi'ne yapılan başvuruda, Anayasa Mahkemesi E:2022/89, K:2022/129, 26/10/2022, R.G.Tarih-Sayı: 29/12/2022-32058 sayılı kararı ile, itiraz yoluna başvuran Dava Dairesinin işin esasına ilişkin olarak vereceği karar, parasal tutarı itibarıyla 2577 sayılı Kanun’un 46. maddesi uyarınca temyiz incelemesine tabi kararlardan olduğundan esasa ilişkin incelemenin temyize tabi kararlar yönünden yapılması gerektiğini belirtmiş ve yaptığı değerlendirme sonucunda,
"26. İtiraz konusu kuralda, bölge idare mahkemesinin istinaf başvurusunun kabulü üzerine dosyayı yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine göndereceği hâller davaya görevsiz veya yetkisiz mahkemece yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması durumlarıyla sınırlandırılmıştır. Böylece belirtilen hâllerin dışındaki usul hatalarının bulunması durumunda bölge idare mahkemesi dosyayı ilk derece mahkemesine gönderemeyecek ve işin esasını da kendisi karara bağlayacaktır.
27. Hükmün denetlenmesini talep etme hakkı, kişinin aleyhine verilen bir hükmün başka bir yargı mercii tarafından gözden geçirilmesini ve denetlenmesini isteyebilmesini teminat altına almakla (AYM, E.2018/71, K.2018/118, 27/12/2018, § 12) birlikte belli bir yargılama sistemi öngörmemektedir. Öte yandan hükmün denetlenmesini talep etme hakkı, işin esasının ilk derece mahkemesince karara bağlanmadığı veya işin esasının maddi olguların eksik araştırılmasına dayalı olarak hatalı bir şekilde karara bağlandığı hâllerde istinaf mahkemesince dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesini garanti etmemektedir. İlk derece mahkemesince işin esasıyla ilgili olarak hüküm kurulmadığı veya işin esasıyla ilgili olarak kurulan hükmün eksik incelemeye dayalı olduğu durumlarda işin esasının istinaf mahkemesince mi karara bağlanacağı veya dosyanın ilk derece mahkemesine geri mi gönderileceği hususunun belirlenmesi bir hukuk politikası sorunu olarak kanun koyucunun takdirindedir. Bununla birlikte kanun koyucunun bu konudaki tercihinin diğer anayasal güvencelere aykırı olmaması gerekir.
28. Bu bağlamda işin esasının ilk defa bölge idare mahkemesince karara bağlandığı ve söz konusu hükmün kesin nitelikte olduğu durumlarda bunun hükmün denetlenmesini talep etme hakkına müdahale oluşturması mümkündür. Ancak bölge idare mahkemesi kararlarından 2577 sayılı Kanun’un 46. maddesi uyarınca temyize tabi olanlar yönünden bunların Danıştay tarafından gözden geçirilmesi ve denetlenmesi imkânı bulunduğundan hükmün denetlenmesini talep etme hakkına yönelik herhangi bir müdahalenin varlığı söz konusu değildir." gerekçesi ile kuralın itiraz edilen bölümünün temyize tabi kararlar yönünden Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine karar verilmiştir.
Yukarıda gerekçesine yer verilen Anayasa Mahkemesi kararı da dikkate alındığında, 2577 sayılı Kanunun 45. maddesinin 5. fıkrasının birinci cümle düzenlemesinin temyize tabi kararlar açısından hükmün denetlenmesini talep etme hakkı bakımından Anayasa'ya aykırılığının söz konusu olmadığı, zira temyiz yolu açık kararların Danıştay tarafından denetiminin yapılabileceği hususu dikkate alındığında, temyiz yolu açık olan dava konusu uyuşmazlıkta, Dairemizin bozma kararına uyan bölge idare mahkemesinin, bozma kararının gerekçeleri doğrultusunda istinaf incelemesi yaparak yeniden bir karar vermesi gerekirken, uyuşmazlığın esasına yönelik inceleme yapılması gerektiği gerekçesi ile dava dosyasının Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.
Belirtilen sebeplerle, Bölge İdare Mahkemesi kararının bu gerekçeyle bozulması gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına gerekçe yönünden katılmıyorum.
Esas No: 2023/6998
Karar No: 2024/1978
TEMYİZ EDEN (DAVACI): ... İnşaat Tekstil Gıda Nakliyat Taahhüt Turizm Petrol Ürünleri İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI): ... Genel Müdürlüğü
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU:... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin .. gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Hakkâri ili, Çukurca ilçesi sınırları dahilinde davacı şirket uhdesinde bulunan ... sicil sayılı IV. grup maden işletme ruhsatlı ve işletme izinli ruhsatın, 3213 Sayılı Maden Kanunu'nun 13. maddesinin 1. fıkrası gereğince tesis edilen işlem gereğince ruhsat bedelinin 3 aylık süre içerisinde yatırılmadığından bahisle 30/09/2016 tarihinden geçerli olmak üzere iptaline ilişkin mülga Maden İşleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı bildirimine konu ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; ticari işletmelere yapılacak tebligatın öncelikle işletmenin yetkili temsilcisine, onun işletmede bulunmaması halinde işletmenin sürekli çalışan memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı, ancak kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin, işletmenin temsilcisinden sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu tür işlerle görevlendirilmiş bir kişi olması gerektiği, bu kişilerin de bulunmaması halinde, bu hususun tebliğ mazbatasında belirtilerek o yerdeki diğer bir memur veya müstahdeme yapılacağı anlaşılmakta olup, davacı şirkete işletme ruhsat bedelinin tahsili amacıyla yapılan tebligatın daimi çalışan sıfatıyla ... adlı kişiye yapıldığı, tebellüğe yetkili kişi veya kişilerin iş yerinde bulunup bulunmadığının tebliğ mazbatasında belirtilmediği, adı geçen kişinin işletmenin temsilcisinden sonra gelen bir kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu tür işlerle görevlendirilmiş bir kişi olmadığı, Mahkemelerince Hakkari Sosyal Güvenlik Kurumu'na yapılan ara karara verilen cevapta söz konusu kişinin, tebliğ tarihi öncesi ve sonrasında davacı şirket bünyesinde çalışan kişiler arasında yer almadığı görülmüş olup, usule uygun olarak yapılmış bir tebligatın varlığından söz edilemeyeceğinden, Hakkari İli, Çukurca İlçesi sınırları dahilinde davacı şirket uhdesinde bulunan ... sicil sayılı IV. Grup Maden işletme ruhsatlı ve işletme izinli ruhsatın, Maden Kanunu'nun 13. maddesinin 1. fıkrası gereğince işletme ruhsat bedelinin verilen üç aylık sürede tamamlanmadığı gerekçesiyle 30/09/2016 tarihinden geçerli olmak üzere iptal edilmesine ilişkin tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesi dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdarî Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile istinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
Danıştay Sekizinci Dairesi kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 16/06/2023 tarih ve E:2019/4518, K:2023/3188 sayılı kararında; ... tarih ve ... sayılı Maden İşleri Genel Müdürlüğünün ihtar yazısı tebligatını alan "... " isimli şahsın davacı şirkette çalıştığına ilişkin SGK kaydı bulunmasa da şirkette çalışmayan bir kişinin tebligat esnasında şirket adresinde bulunması ve tebligatı alması hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi şirket çalışanı olması için de sigortalı olarak görev yapması gerekmediği, öte yandan, 30/06/2016 tarihinde tebligatı alan kişi olan "..." isimli şahsın davacı şirket bünyesinde değil başka bir şirket olan ... Madencilik Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinde 10/06/2016 tarihinde başlayarak 30/06/2016 tarihinde işten ayrıldığının ve 01/07/2016 tarihinde tekrar aynı şirkette işe başlangıcı yapılarak 29/12/2016 tarihine kadar çalışması bulunduğu görülmüş ise de, Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yapılan inceleme sonucunda 06/07/2011 tarih ve 7852 sayılı Ticaret Sicili Gazetesinde tebligatı alan şahsın çalıştığı şirket olan ... Madencilik San. ve Tic. Ltd. Şti.nin adresinin de davacı şirketin adresi olan "... Mahallesi ... Caddesi ... İş Hanı Kat:... No:... Hakkari" olarak belirtildiği, ayrıca tebligatın alındığı tarihte ... Madencilik San. ve Tic. Ltd. Şti'nin şirket müdürü olan ...'in davacı şirketin de 22/07/2015 tarihine kadar şirket müdürü olduğunun görüldüğü, bu durumda, tebligatı alan şahsın tebliğin alındığı tarihte dava dışı şirket olan ... Madencilik San. ve Tic. Ltd. Şti'den ayrılışının yapıldığı, davacı şirket ile tebligatı alan şahsın çalıştığı dava dışı şirketin aynı adresi iş yeri adresi olarak gösterdiği, şirket müdürlerinin bir dönem aynı kişi olduğu hususları göz önüne alındığında, tebligatı alan şahsın davacı şirkette çalıştığına ilişkin SGK kaydı bulunmasa da şirkette çalışmayan bir kişinin tebligat esnasında şirket adresinde bulunması ve tebligatı almasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu gibi, aynı adreste faaliyette bulunan bu iki şirketten birine gelen tebligattan, tebligatın muhatabı olan şirketin haberdar olmamasının hayatın olağan akışına uygun düşmediği ve tebligatın usulüne uygun olarak yapıldığı ve geçerli olduğu kanaat ve sonucuna varılarak dava konusu işlemin iptali yönündeki ... İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle bozma kararı verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdarî Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile, bozma kararına uyulmak suretiyle; istinaf başvurusunun kabulü ile istinaf konusu İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, diğer yandan; her ne kadar 2577 sayılı İdarî Yargılama Usûlü Kanunu'nun 45. maddesinin 4. fıkrasında, "Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir. İnceleme sırasında ihtiyaç duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da vergi mahkemesi istinabe olunabilir. İstinabe olunan mahkeme gerekli işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getirir." hükmüne yer verilmiş ve aynı maddenin 5. fıkrasında da, bölge idare mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırıp yeniden karar verilmek üzere dosyayı geri gönderebileceği hâller, "ilk inceleme üzerine verilen kararlar", "davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması" gibi durumlarla sınırlanmış ise de; Türk hukukunda idarî yargılama usûlünün kural olarak (ilk derece ve istinaf yargılaması şeklinde) iki dereceli, (istisnaî durumlarda ise sadece ilk derece yargılaması şeklinde tek ve ilk derece, istinaf ve temyiz şeklinde üç dereceli) yargılama sistemini benimsemiş olduğu hususu da gözetildiğinde; "dava dilekçesinin 2577 sayılı Kanun'un 3 ve/veya 5'inci maddelerine uygun olmamasına rağmen karar verilmiş olması", "dava dosyasının 2577 sayılı Kanun'un 16'ncı maddesi hükümlerine uygun olarak tekemmül ettirilmeden karar verilmiş bulunması", "2577 sayılı Kanun'un 17'nci maddesine aykırı olarak duruşma yapılmadan karar verilmiş olması", "davanın resen ihbarı yapılmadan karar verilmiş bulunması", "aynı Kanun'un 24'üncü maddesinde sayılan hususların belirtildiği bir mahkeme kararının bulunmaması", "yanlış hasımla (davalıyla) karar verilmesi", "harcı alınmadan yargılama yürütülmüş olması", "tek hâkim tarafından verilmesi gereken kararın heyet hâlinde verilmesi ya da heyet hâlinde verilmesi gereken kararın tek hâkim tarafından verilmesi" veya dava konusu olayda olduğu gibi "idarî işlemin yetki ve/veya şekil unsurları yönünden veya başka bir usûlî sebeple hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesince işin esasının değerlendirilmemiş olması" gibi işin mahiyeti ve özelliği gereği bu nitelikteki hukuka aykırı kararların da bölge idare mahkemesince kaldırılıp yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilebileceği kanaatine varılarak, belirtilen hususlar doğrultusunda yeniden karar verilmek üzere dava dosyasının Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, iş yerinde daimi çalışan adı altında Seyfettin Sevinç isimli kişiye yapılan tebligatın hukuka aykırı şekilde yapıldığı, uzun yıllardır bu alanda faaliyet gösteren, tüm ödemelerini eksiksiz ve zamanında ödeyen bir şirket olduğu, daha fazla meblağları ödeyen bir şirketin davaya konu olan bu denli düşük bir ücreti yatırmaktan kaçınmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE
GEREKÇE:
İLGİLİ MEVZUAT:
2577 sayılı Kanunun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinin 4. fıkrasında; "Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esası hakkında yeniden bir karar verir. İnceleme sırasında ihtiyaç duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da vergi mahkemesi istinabe olunabilir. İstinabe olunan mahkeme gerekli işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getirir." kuralına, 5. fıkrasında ise; "Bölge idare mahkemesi, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vererek dosyayı ilgili mahkemeye gönderir. Bölge idare mahkemesinin bu fıkra uyarınca verilen kararları kesindir." düzenlemesine yer verilmiştir.
Aynı Kanunun 50. maddesinin 2. fıkrasında "Temyiz incelemesi sonucunda verilen bozma kararı üzerine ilgili merci, dosyayı öncelikle inceler ve varsa gerekli tahkik işlemlerini tamamlayarak yeniden karar verir." kuralı, aynı maddenin 4. fıkrasında ise "Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır. " kuralı yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında, İdare Mahkemesince uyuşmazlığın esasına yönelik inceleme yapılmadan karar verildiğinden yeniden karar verilmek üzere dava dosyasının Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
2577 sayılı Kanunun 45. maddesini değiştiren 28/06/2014 tarih ve 29044 sayılı Resmî Gazete'de yayınlanan 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 19. maddesinin gerekçesinde, "... Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verecektir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yapacak ve yine istinaf başvurusunun reddine karar verecektir. Bölge idare mahkemesi, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulmadığı takdirde istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verecektir. Bu hâlde bölge idare mahkemesi işin esasına girecek ve esas hakkında yeniden bir karar verecektir. İşin esasına girilerek yapılacak inceleme sırasında ihtiyaç duyulması hâlinde kararı veren mahkeme veya başka bir yer idare ya da vergi mahkemesi istinabe olunabilecektir. Bu durumda, istinabe olunan mahkeme gerekli işlemleri öncelikle ve ivedilikle yerine getirir. Yukarıda belirtildiği gibi istinaf incelemesinde kural, ilk derece mahkemesince verilen kararda tespit edilen maddi veya hukuki eksikliklerin istinaf mercii tarafından tamamlanarak nihai kararın da istinaf mercii tarafından verilmesidir. Ancak bu kuralın bir istisnası söz konusudur. Şayet ilk derece mahkemesinin 2577 sayılı Kanun'un 14 ve 15'inci maddeleri uyarınca ilk inceleme üzerine vermiş olduğu bir karara karşı istinaf başvurusu yapılmış ve istinaf mercii bu başvuruyu haklı görmüş ise, istinaf mercii bu kararı bozacak ve dosyayı kararı veren mahkemeye geri gönderecektir. Bunun gibi, ilk derece mahkemesindeki davaya görevsiz ya da yetkisiz mahkeme tarafından yahut reddedilmiş ya da yasaklanmış hakim tarafından bakılmış olması hâlinde de, istinaf mercii kararı bozmak suretiyle dosyayı geri gönderecektir. Bölge idare mahkemesinin bu kararları kesindir..." açıklamalarına yer verilmiştir.
6545 sayılı Kanunun 19. maddesiyle yapılan değişiklikle, 2577 sayılı Kanunun 45. maddesinde "itiraz usulü" kaldırılarak, "istinaf" kanun yolu getirilmiştir. İstinaf kanun yolu, ilk derece mahkemelerinin kesinleşmemiş nihai kararlarının maddi ve hukukî yönlerden denetlenerek, hukuka aykırılıklarını ortadan kaldırmak amacıyla düzenlenmiştir.
İstinaf merciinin, ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulması halinde istinaf başvurusunun reddine, aksi hâlde ise kararın kaldırılmasına karar vermesi, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verdiği durumlarda ise kural olarak, mahkeme kararında tespit edilen maddî veya hukukî eksiklikleri tamamlayarak nihaî kararı vermesi gerekmektedir.
İstinaf mercii olan bölge idare mahkemesinin, ilk derece mahkemesinin kararını hukuka uygun bulmayarak, istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verdiği hâllerde, kural olarak, işin esası hakkında yeniden bir karar vereceği; istisnaî olarak, ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde ise dosyayı ilgili mahkemeye göndereceği açıktır.
Bu durumda, idare mahkemesince bakılan uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verildiğinden ve esas hakkındaki bölge idare mahkemesi kararı da Dairemizce bozulduğundan, bozma kararına uyan Bölge İdare Mahkemesinin, bozma kararının gerekçeleri doğrultusunda istinaf incelemesi yaparak yeniden bir karar vermesi gerekmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesine uygun bulunan temyiz isteminin kabulüne,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Kullanılmayan ... TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,
4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak 29/03/2024 tarihinde esasta oybirliği, gerekçe de oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY:
(X)- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 18/6/2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanun’un 19. maddesiyle değiştirilen 45. maddesinin (5) numaralı fıkrasının birinci cümlesinin “…ilk inceleme üzerine verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurusunu haklı bulduğu, davaya görevsiz veya yetkisiz mahkeme yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması hâllerinde,…” bölümünün, uyuşmazlığın bir kısmı hakkında inceleme yapılmadan hüküm kurulması, dava hakkında eksik hüküm kurulması, dava dosyasının tekemmül ettirilmeden uyuşmazlık hakkında karar verilmesi, davanın konusunun hatalı nitelendirilmesi suretiyle yargılama yapılması, duruşma yapılmadan karar verilmesi, dava dilekçesinin reddini veya merciine tevdiini gerektiren sebeplerin bulunmasına rağmen esas hakkında karar verilmiş olması, dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına veya davanın incelenmeksizin reddine dair kararların hukuka aykırı bulunması, eksik veya yanlış hasımla davanın görülmesi, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında uyumsuzluk bulunması, görüşme tutanağı ile kararın çelişkili olması ve benzeri usule ilişkin durumlarda ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden karar verilmek üzere dava dosyasının bu mahkemeye gönderilmesi gerektiği, bu eksikliklerin istinaf merciince giderilerek işin esası hakkında bir karar verilmesinin hukuki güvenlik ve belirlilik ilkesine, adil yargılanma hakkına, gerekçeli karar hakkına, kanuni hâkim ve iki dereceli yargılama ilkelerine aykırılık teşkil ettiği belirtilerek kuralın Anayasa’nın 2., 36., 37. ve 141. maddelerine aykırı olduğu iddiasıyla ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesi tarafından Anayasa Mahkemesi'ne yapılan başvuruda, Anayasa Mahkemesi E:2022/89, K:2022/129, 26/10/2022, R.G.Tarih-Sayı: 29/12/2022-32058 sayılı kararı ile, itiraz yoluna başvuran Dava Dairesinin işin esasına ilişkin olarak vereceği karar, parasal tutarı itibarıyla 2577 sayılı Kanun’un 46. maddesi uyarınca temyiz incelemesine tabi kararlardan olduğundan esasa ilişkin incelemenin temyize tabi kararlar yönünden yapılması gerektiğini belirtmiş ve yaptığı değerlendirme sonucunda,
"26. İtiraz konusu kuralda, bölge idare mahkemesinin istinaf başvurusunun kabulü üzerine dosyayı yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine göndereceği hâller davaya görevsiz veya yetkisiz mahkemece yahut reddedilmiş veya yasaklanmış hâkim tarafından bakılmış olması durumlarıyla sınırlandırılmıştır. Böylece belirtilen hâllerin dışındaki usul hatalarının bulunması durumunda bölge idare mahkemesi dosyayı ilk derece mahkemesine gönderemeyecek ve işin esasını da kendisi karara bağlayacaktır.
27. Hükmün denetlenmesini talep etme hakkı, kişinin aleyhine verilen bir hükmün başka bir yargı mercii tarafından gözden geçirilmesini ve denetlenmesini isteyebilmesini teminat altına almakla (AYM, E.2018/71, K.2018/118, 27/12/2018, § 12) birlikte belli bir yargılama sistemi öngörmemektedir. Öte yandan hükmün denetlenmesini talep etme hakkı, işin esasının ilk derece mahkemesince karara bağlanmadığı veya işin esasının maddi olguların eksik araştırılmasına dayalı olarak hatalı bir şekilde karara bağlandığı hâllerde istinaf mahkemesince dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesini garanti etmemektedir. İlk derece mahkemesince işin esasıyla ilgili olarak hüküm kurulmadığı veya işin esasıyla ilgili olarak kurulan hükmün eksik incelemeye dayalı olduğu durumlarda işin esasının istinaf mahkemesince mi karara bağlanacağı veya dosyanın ilk derece mahkemesine geri mi gönderileceği hususunun belirlenmesi bir hukuk politikası sorunu olarak kanun koyucunun takdirindedir. Bununla birlikte kanun koyucunun bu konudaki tercihinin diğer anayasal güvencelere aykırı olmaması gerekir.
28. Bu bağlamda işin esasının ilk defa bölge idare mahkemesince karara bağlandığı ve söz konusu hükmün kesin nitelikte olduğu durumlarda bunun hükmün denetlenmesini talep etme hakkına müdahale oluşturması mümkündür. Ancak bölge idare mahkemesi kararlarından 2577 sayılı Kanun’un 46. maddesi uyarınca temyize tabi olanlar yönünden bunların Danıştay tarafından gözden geçirilmesi ve denetlenmesi imkânı bulunduğundan hükmün denetlenmesini talep etme hakkına yönelik herhangi bir müdahalenin varlığı söz konusu değildir." gerekçesi ile kuralın itiraz edilen bölümünün temyize tabi kararlar yönünden Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın reddine karar verilmiştir.
Yukarıda gerekçesine yer verilen Anayasa Mahkemesi kararı da dikkate alındığında, 2577 sayılı Kanunun 45. maddesinin 5. fıkrasının birinci cümle düzenlemesinin temyize tabi kararlar açısından hükmün denetlenmesini talep etme hakkı bakımından Anayasa'ya aykırılığının söz konusu olmadığı, zira temyiz yolu açık kararların Danıştay tarafından denetiminin yapılabileceği hususu dikkate alındığında, temyiz yolu açık olan dava konusu uyuşmazlıkta, Dairemizin bozma kararına uyan bölge idare mahkemesinin, bozma kararının gerekçeleri doğrultusunda istinaf incelemesi yaparak yeniden bir karar vermesi gerekirken, uyuşmazlığın esasına yönelik inceleme yapılması gerektiği gerekçesi ile dava dosyasının Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesinde hukuki isabet bulunmamaktadır.
Belirtilen sebeplerle, Bölge İdare Mahkemesi kararının bu gerekçeyle bozulması gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına gerekçe yönünden katılmıyorum.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.