‹ Ana sayfa
Danıştay8. Daireİdare Hukuku

Danıştay 8. Daire E.2023/671 K.2024/4347

Esas No: 2023/671 · Karar No: 2024/4347 · Karar Tarihi: 10.09.2024
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/671
Karar No : 2024/4347

TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...

**VEKİLİ:** Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALILAR) : 1- ... Odası Başkanlığı

**VEKİLİ:** Av. ...

2- ... Birliği

**VEKİLİ:** Av. ...

İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:...ın, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Acil Tıp Uzmanı olarak çalışmakta olan davacının altı ay süreyle geçici olarak meslekten alıkoyma cezası ile cezalandırılmasına dair ... tarih ve ... sayılı Ankara Tabip Odası Onur Kurulu kararına yaptığı itirazın reddi ile verilen cezanın onanmasına dair Türk Tabipleri Birliği Yüksek Onur Kurulunun ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Ankara'da faaliyet gösteren acil tıp uzmanı davacıya ait muayenehane hakkında yabancı uyruklu kişilerin kaçak olarak tıp merkezi açtıkları duyumu üzerine Ankara Altındağ İlçe Sağlık Müdürlüğü ve Kaçakçılık Suçlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü görevlileri tarafından 01/10/2019 tarihinde denetim yapıldığı, denetimde kendilerini kadın hastalıkları ve doğum uzmanı ile çocuk hastalıkları uzmanı olarak tanıtan iki yabancı uyruklu kişinin hasta muayene etmekte olduğu, protokol defterinde ise herhangi bir hasta kaydının bulunmadığı, buna göre, yetkisiz sağlık hizmeti sunan şahısların davacıya ait ruhsatlı muayenehanede kaçak olarak çalıştıkları, denetim sırasında muayene edilen ve bekleme odasında bekleyen hastaların olduğu, buna rağmen davacının muayenehanede olmadığı, kamu sağlığını tehlikeye atan tıbbi teşhis ve tedavi işlemlerinin davacının yokluğunda da yapıldığı anlaşıldığından, dava dilekçesinde yer alan iddiaların somut deliller dikkate alındığında geçerli olmadığı, hekimin sağlık hizmeti sunmaması gereken kişileri çalıştırarak haksız kazanç temin ederek Türkiye Tabipler Birliği Disiplin Yönetmeliğinin 4/f maddesini ihlal ettiği, aynı zamanda, muayenehanede çalışma izni bulunmayan ve sağlık hizmeti sunmaması gereken kişileri çalıştırarak sağlık hizmetinin yetkisiz kişiler tarafından sunulmasını sağladığı, böylece yaşam hakkını ve nitelikli sağlık hizmeti alma hakkını tehlikeye soktuğu, bu durumun hastalıkların önlenmesi ve bilimsel gereklerin yerine getirilerek hastaların iyileştirilmesi ve insanların yaşam ve sağlığının korunması ödeviyle çeliştiği ve bu nedenle anılan Yönetmeliğin 5/t maddesini de ihlal ettiği anlaşıldığından, gerekçesi belirtilmek suretiyle üst sınırdan tesis olunan dava konusu disiplin işleminde hukuka ve mevzuata aykırılık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; davacı vekilince ek beyan dilekçesi ekinde, davacı hakkında düzenlenen disiplin cezasına konu eylem ile ilgili olarak ... Asliye Ceza Mahkemesinde yargılanması sonucunda beraat ettiğini belirtmiş ise de; UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacının, ... Asliye Ceza Mahkemesinde; 1219 sayılı Tababet ve Şubatları Sanatlarının Tarzı İcrasına Dair Kanunun 25. maddesi hükmü kapsamında yargılandığı ve beraat ettiği, söz konusu Kanun hükmünün de; (Diploması olmadığı halde, menfaat temin etmek amacına yönelik olmasa bile, hasta tedavi eden veya tabip unvanı takınan şahıs iki yıldan beş yıla kadar hapis ve bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacağına) ilişkin olduğu, dava konusu disiplin cezasının ise Türk Tabipleri Birliği Disiplin Yönetmeliğinin 4/f ve 5/t maddelerini ihlal ederek, sağlık hizmeti sunması gereken kişileri çalıştırarak haksız kazanç temin ettiği ve sağlık hizmetinin yetkisiz kişiler tarafından sunulmasını sağlayarak yaşam hakkı ve nitelikli sağlık hizmeti alma hakkını tehlikeye soktuğu gerekçesiyle düzenlendiği belirlendiğinden, bu iddiası ve diğer iddiaları yerinde görülmediği belirtilerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, hukuka ve usule aykırı olduğu belirtilen temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalılar Türk Tabipler Birliği ve Ankara Tabip Odası tarafından savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemine konu kararın, temyize tabi kararlardan olduğu ve işin esasının incelenerek bir karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun "İstinaf" başlıklı 45. maddesinde, "1) İdare ve vergi mahkemelerinin kararlarına karşı, başka kanunlarda aksine hüküm bulunsa dahi, mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir.
3) Bölge idare mahkemesi, yaptığı inceleme sonunda ilk derece mahkemesi kararını hukuka uygun bulursa istinaf başvurusunun reddine karar verir. Karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesi mümkün ise gerekli düzeltmeyi yaparak aynı kararı verir.
6) Bölge idare mahkemelerinin 46 ncı maddeye göre temyize açık olmayan kararları kesindir." hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanun'un "Temyiz" başlıklı 46. maddesinin 1. fıkrasının (d) bendinde, belli bir ticari faaliyetin icrasını süresiz veya otuz gün yahut daha uzun süreyle engelleyen işlemlere karşı açılan iptal davaları hakkında verilen kararların Danıştay'da, kararın tebliğinden itibaren otuz gün içinde temyiz edilebileceği kurala bağlanmıştır.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesinden; İdare Mahkemelerinin tek hakim sınırı dışında kalan bütün kararlarına karşı mahkemenin bulunduğu yargı çevresindeki bölge idare mahkemesine istinaf başvurusunda bulunulabileceği, bölge idare mahkemesince istinaf incelemesi üzerine verilen kararlara karşı ise sadece 2577 sayılı Kanun'un 46. maddesinde yer alan konular ile sınırlı olarak Danıştay'a temyiz başvurusunda bulunulabileceği, bölge idare mahkemelerince istinaf incelemesi üzerine verilen ve 46. madde kapsamı dışında olan kararların ise kesin olduğu görülmektedir.
Olayda, davacı hakkında tesis edilen "6 ay süreyle meslekten men" cezasına karşı açılan davanın, 2577 sayılı Kanun'un 46/1-(c) bendinde yer alan "belli bir meslekten, kamu görevinden veya öğrencilik statüsünden çıkarılma sonucunu doğuran işlemlere karşı açılan iptal davası" olarak nitelendirilemeyeceği anlaşılmaktadır.
Bu durumda, temyiz istemine esas teşkil eden kararın Bölge İdare Mahkemesinin 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunun 46. maddesine göre temyiz yolu açık olmayan "kesin" kararlarından olduğu anlaşıldığından temyiz isteminin incelenmesine yasal olanak bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1- TEMYİZ İSTEMİNİN İNCELENMEKSİZİN REDDİNE,
2- Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, kesin olarak, 10/09/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?