‹ Ana sayfa
Danıştay8. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma

Danıştay 8. Daire E.2023/5786 K.2024/5208

Esas No: 2023/5786 · Karar No: 2024/5208 · Karar Tarihi: 10.10.2024
T.C.
D A N I Ş T A Y
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/5786
Karar No : 2024/5208

Temyiz İsteminde Bulunanlar : 1- (Davalılar) 1- ... Bakanlığı
Vekili : Av. ...

2- ... Valiliği
Vekili : Av. ...

2- (Davacı) ...
Vekili : Av. ...

İstemin Özeti:... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesi uyarınca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi: ...
Düşüncesi: İstemin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci ve Dördüncü Dairelerince 2575 sayılı Yasaya 3619 sayılı Yasayla eklenen Ek 1 maddesi hükmü uyarınca birlikte yapılan toplantıda işin gereği görüşüldü:

Davacının temyiz istemi yönünden;
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 48. maddesinin 6. fıkrasında; temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin tamamının ödenmemiş olması halinde kararı veren merci tarafından verilecek yedi günlük süre içerisinde tamamlanması, aksi halde temyizden vazgeçilmiş sayılacağı hususunun temyiz edene yazılı olarak bildirileceği, verilen süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, ilgili merci tarafından, kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verileceği, temyizin kanuni süre geçtikten sonra yapılması veya kesin bir karar hakkında olması halinde de kararı veren merci tarafından, temyiz isteminin reddine karar verileceği, ilgili merciin bu kararları ile bu maddenin 2. fıkrasında belirtilen temyiz isteminde bulunulmamış sayılmasına ilişkin kararlarına karşı, tebliğ tarihini izleyen günden itibaren yedi gün içinde temyiz yoluna başvurulabileceği; 7. fıkrasında ise; temyiz dilekçesi verilirken gerekli harç ve giderlerin ödenmemiş olduğu, dilekçenin 3. madde esaslarına göre düzenlenmediği, temyizin kanuni süre içinde yapılmadığı veya kesin bir karar hakkında olduğunun anlaşıldığı hallerde, 2. ve 6. fıkralarda sözü edilen kararların, dosyanın gönderildiği Danıştayın ilgili dairesi ve kurulunca, kesin olarak verileceği hükmüne yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından... İdare Mahkemesi'nin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulmasının istenildiği, ancak temyiz isteminde bulunulurken gerekli harç ve giderlerin yatırılmadığı, bunun üzerine İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:... sayılı yazısıyla 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 48. maddesinin 6. ve 7. fıkraları uyarınca 566,10 TL harcın, 300,00 TL posta giderinin 7 gün içinde belirtilen hesaba yatırılması gerektiği, aksi halde temyiz isteminde bulunulmamış sayılacağı hususunu ihtiva eden yazının usulüne uygun olarak 23/09/2022 tarihinde elektronik olarak davacı vekiline tebliğ edildiği, verilen süre içerisinde harç ve posta ücretinin yatırılmadığı görüldüğünden, yukarıda anılan Kanun hükmü uyarınca davacının temyiz isteminin incelenmesine yasal olanak bulunmadığından, davacının temyiz istemi yönünden temyiz isteminde bulunulmamış sayılmasına kararı verilmesi gerekmektedir.
Davalı idarenin temyiz istemi yönünden;
İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.
İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe usul ve kanuna uygun olup, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına ve temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 10/10/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.


KARŞI OY :
(X)- İdare ve vergi mahkemeleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenip bozulabilmeleri 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır. Aynı Kanunun 50. maddesinin 4. fıkrasında Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükmüne yer verilmektedir.
Temyize konu karar Dairemizin 03/12/2019 tarih ve E:2017/5301, K:2019/11102 sayılı kararında belirtilen bozma gerekçesi göz önüne alınarak verilmiş bir karar olduğundan, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiş olup anılan kararın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesinin 4. fıkrası gereğince onanması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına gerekçe yönünden katılmıyoruz.

KARŞI OY :
(XX)- Her ne kadar Mahkeme kararında, 11/03/2022 tarihli ara kararıyla davalı idareden, davacının, taşınmazının sit statüsünün "1. Derece Doğal Sit" statüsünden "Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım" statüsü olarak değiştirilmesinden sonra 6292 sayılı Kanun kapsamında doğrudan satışının yapılması isteminde bulunup bulunmadığının açıklanmasının istenildiği, İzmir Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonu'ndan ise dava konusu taşınmazın sit statüsünün 1. Derece Doğal Sit iken Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım alanı olarak belirlendiği, taşınmazın mevcut sit statüsü uyarınca 6292 sayılı Kanun hükümlerine göre satışının yapılıp yapılayacağına dair görüşün değişip değişmediğinin bildirilmesinin istenildiği, ara kararına cevaben İzmir Valiliği Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı Olur'u ile dava konusu taşınmazında dahil olduğu alanda yer alan 2/b vasıflı taşınmazların tapu kaydının beyanlar hanesine "söz konusu taşınmaz 2863 sayılı Kanun kapsamında doğal sit alanında kalmakta olup, üzerinde bulunan her türlü izinsiz uygulama ve yapılaşma 2863 sayılı Yasa hükümlerine tabidir" belirtmesinin yapılması şartıyla ilgili tabiat varlıklarını koruma bölge komisyonu kararı beklenmeksizin doğrudan satış işlemlerinin yapılmasına izin verildiğinin bildirildiği, dava konusu taşınmazın 6292 sayılı Kanun uyarınca satılmasının önünde yasal bir engel kalmadığı anlaşıldığından, davacı tarafından, zilyetliğinde bulunan ve 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi kapsamında Hazine adına orman sınırları dışına çıkartılan İzmir ili, Bornova ilçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazda hak sahibi olduğundan bahisle 6292 sayılı Kanun kapsamında doğrudan satışının yapılması istemiyle yapılan başvurunun, taşınmazın 1. Derece Doğal Sit alanında kalması nedeniyle satışının mümkün olmadığından bahisle reddine ilişkin İzmir Valiliği Defterdarlık Milli Emlak Dairesi Başkanlığı'nın... tarih ve ... sayılı işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesi ile iptaline karar verilmiş ise de, taşınmazın sit statüsünün değişmesi nedeniyle satışının önününde herhangi bir engelin olmaması uyuşmazlığın konusunun kalmaması sonucunu doğuracağı, dolayısıyla tesis edildiği tarih itibariyle hukuka uygun olan işlemin iptalini gerektirmemesi nedeniyle anılan işlem yönünden de "karar verilmesine yer olmadığı" kararı verilmesi gerektiğinden Mahkeme kararının iptale ilişkin kısmının bozulması gerektiği görüşü ile onamaya ilişkin çoğunluk kararına belirtilen kısım yönünden katılmıyorum.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?