Danıştay8. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma
Danıştay 8. Daire E.2023/4928 K.2023/5210
T.C. DANIŞTAY SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No: 2023/4928
Karar No: 2023/5210
Karar Düzeltme Talebinde Bulunanlar: 1- (Davacılar) I-...
II- ...
III- ...
IV- ...
Vekili: Av. ...
2- (Davalı) ... Bakanlığı
Vekili: Av. ...
Diğer Davalılar: 1- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı
Vekili: Av....
2- ... Belediye Başkanlığı
Vekili: Av. ...
.
3- ... A.Ş.
Vekili: Av....
4- ... Bakanlığı
Vekili: Hukuk Müşaviri ...
.
İstemin Özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 28/02/2023 gün ve E:2022/6437, K:2023/904 sayılı kararının aleyhlerine olan kısımlarının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.
Savunmalarının Özeti: Davalı idarelerce davacıların temyiz istemin reddi gerektiği savunulmakta olup, davacılar tarafından savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi: ...
Düşüncesi: İdare Mahkemesi kararının davacı ...'nın maddi tazminat istemine ilişkin kısmının bozulması diğer kısımlara ilişkin istemlerin ise reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
Davalı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın karar düzeltme isteminin incelenmesi:
Danıştay dava daireleri ve İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulları tarafından verilen kararlar hakkında karar düzeltilmesi yoluna başvurulabilmesi 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesinde yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.
Davalı İdare tarafından öne sürülen düzeltme nedenleri sözü edilen maddede belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymadığından düzeltme isteminin reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Davacıların karar düzeltme isteminin incelenmesi:
Davacı ... dışındaki davacıların karar düzeltme talepleri 2577 sayılı Kanunun 54. maddesinde yazılı nedenlerin hiçbirine uymadığından istemlerinin reddi gerekmiştir.
Davacı ...'nın karar düzeltme istemi ise anılan kanun maddesine uygun olduğundan kabulü ile Danıştay Sekizinci Dairesinin 28/02/2023 gün ve E:2022/6437, K:2023/904 sayılı kararının davacı ...'nın maddi tazminat istemine yönelik kısmı kaldırılarak işin esası yeniden incelendi.
Dava; davacılar tarafından, 31.01.2008 tarihinde Zeytinburnu İlçesi, Davutpaşa semtinde bulunan iş yerinde meydana gelen patlama sonucu davacıların eşi ve babaları ...'un hayatını kaybetmesi nedeniyle uğradıklarını iddia ettikleri 100.000,00-TL maddi ve 140.000,00-TL manevi olmak üzere toplam 240.000,00-TL zararın, söz konusu patlamada davalı idarelerin ağır hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek patlama tarihi olan 31.01.2008 gününden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Davacıların toplam 40.000,00-TL tutarındaki manevi tazminat istemlerinin İdare Mahkemesi'nce kabul edildiği ve söz konusu meblağın kanun yolu incelemesinden geçerek kesinelştiği, yargılamanın davacıların maddi tazminat talepleri yönünden yürütüldüğü anlaşılmaktadır.
İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararı ile; davacıların destekten yoksun kalma zararının hesaplanması amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan 11.01.2011 tarihli raporda; eş ... için 86.525,18-TL, çocuk ... için 7.976,32-TL, çocuk ... için 3.824,93-TL, çocuk ... için 3.824,93-TL zarar olduğunun belirtildiği; ancak, davacılara Güvence Hesabı ve Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından da ödemeler yapıldığı, bu ödemelerin eş ... için 42.611,68-TL (11.673,00-TL,+30.938,68-TL), çocuk ... için 14.144,03-TL (2.202,00-TL+11.942,03-TL), çocuk ... için 21.815,87-TL (1.062,00-TL+20.753,87-TL), çocuk ... için 21.181,63-TL (720,00-TL+20.461,63-TL) olduğu; davacı ...'nın maddi tazminat talebinin 40.000,00-TL olduğu, bilirkişi raporu sonrası ıslah talebinin bulunmadığı, 42.611,68-TL ödeme yapıldığı da değerlendirildiğinde taleple bağlılık ilkesi gereği tazminat isteminin reddedilmesi gerektiği, çocuk ... için 7.976,32-TL, çocuk ... için 3.824,93-TL, çocuk ... için 3.824,93-TL destekten yoksun kalma zararı olduğu, bu davacılara sırasıyla 14.144,03-TL, 21.815,87-TL, 21.181,63-TL ödeme yapıldığı dolayısıyla maddi zararlarının fazlasıyla karşılandığı anlaşıldığından tazminat istemlerinin reddedilmesi gerektiği sonucuna varılarak davacıların maddi tazminat talepleri reddedilmiştir.
Dairemizin 20.02.2020 tarih ve E:2018/3600, K:2020/1086 sayılı kararı ile; maddi tazminatın tespiti için yapılacak hesaplamada, olay nedeniyle sağlanan yararın tazminat miktarından düşülmesi gerektiği, başka bir ifadeyle, olay nedeniyle uğranılan zarar ile sağlanan yarar arasındaki pozitif farkın, davacıların uğramış olduğu maddi zararı gösterdiği; İdare Mahkemesince, davacılara Güvence Hesabı ve Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan ödemeler, davacıların talep ettiği maddi tazminat miktarından fazla olduğundan, taleple bağlılık ilkesi gereği, davacıların maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş ise de; bakılan davada, davacıların uğradığı maddi zararın tespitinin, yukarıda belirtildiği şekilde hesaplanması gerektiği; buna göre, davacıların hak kazandığı tazminatın hesaplanmasında; olay nedeniyle uğranılan zararın, dava özelinde destekten yoksun kalma tazminatı olduğu, bilirkişi tarafından hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatından, olay nedeniyle sağlanan yarar olan Güvence Hesabı ve Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan ödemeler düşülerek, bu miktarın davacıların talebinden fazla olması halinde taleple bağlılık ilkesine uyularak tazminata hükmedilmesi gerekeceği, öte yandan; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı, İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü, Cağaloğlu Sosyal Güvenlik Merkezi'nin ... tarih ve .... sayılı yazısında, davacılardan ...'a 01/02/2008 tarihinden itibaren bağlanan ölüm aylığının öğrenim belgesi nedeniyle Ocak 2016 tarihi itibarıyla durdurulduğu; ...'ya 01/02/2008 tarihinden itibaren bağlanan ölüm aylığının evlilik nedeniyle Nisan 2009 tarihi itibarıyla durdurulduğu; ...'a 01/02/2008 tarihinden itibaren bağlanan ölüm aylığının Aralık 2014 itibarıyla durdurulduğu belirtildiğinden, anılan davacılar yönünden, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan ödemelerin peşin sermaye değerinin değil, Kurum tarafından ödenen gerçek miktarın maddi tazminattan düşülmesi gerektiği; ayrıca;... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile bilirkişi incelemesi sonucu istemle bağlı kalınmak suretiyle davacıların maddi tazminat isteminin 51.642,18-TL'lik kısmının kabulüne, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verildiği, Mahkeme kararının redde ilişkin kısmının davacılar tarafından temyiz edilmediği anlaşıldığından, kabule ilişkin kısım (miktar) yönünden davalı idareler lehine "usulü müktesep hak" oluştuğu, Mahkemece verilecek bozmaya uyma kararında bu miktardan fazlasına hükmedilemeyeceği gerekçesiyle, İdare Mahkemesinin davanın maddi tazminat isteminin reddine dair kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İdare Mahkemesi'nce, Dairemizin bozma kararına uyulduğu belirtilerek yeniden yapılan yargılama sonucunda; Mahkeme tarafından yapılan ara karara İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Fatih Sosyal Güvenlik Merkezi'nin ... tarih ve E-...... sayılı yazısı ile verilen cevaba göre; ...'na (...) 28.02.2008-28.05.2020 tarihleri arasında 42.952,22-TL; ...'a 28.02.2008- 28.11.2014 tarihleri arasında 15.658,72-TL; ...'e (...) 28.02.2008 - 28.02.2009 tarihleri arasında 1.711,87-TL ölüm aylığı, 28.03.2009 tarihinde 3.070,32-TL evlenme ödeneği olmak üzere toplam 4.782,19-TL ödeme yapıldığı, ...'na (...) 28.02.2008- 28.03.2022 tarihleri arasında 134.870,71-TL ödeme yapıldığı ve anılan davacının kurumdan aktif aylık almaya devam ettiği; olay nedeniyle davacılar tarafından sağlanan yararın uğranılan zarardan fazla olduğu, olay nedeniyle uğranılan zarar ile sağlanan yarar arasında pozitif fark bulunmadığı, bilirkişi raporunda her bir davacı için tespit edilen gerçek maddi zararın üzerinde kurum tarafından her bir davacıya ödeme yapıldığı anlaşıldığından, davacıların maddi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin 4. fıkrasında, Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükmüne yer verilmektedir.
Patlama olayının meydana geldiği tarihte yürürlükte olan ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'nca davacılara yapılan ödemenin dayanağını oluşturan 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu’nun 63. maddesinde; "Üçüncü bir kimsenin suç sayılır hareketi ile bu Kanunda sayılan yardımların yapılmasını gerektiren bir halin doğmasında, Kurum, sigortalı veya hak sahiplerine gerekli bütün yardımları yapar. (Değişik: 20/6/1987 - 3396/11 md.) Ancak, Kurum, yapılan bu yardımların ilk peşin değeri için üçüncü kişilere, istihdam edenlere, (...) ve diğer sorumlulara rücu eder. Bu kimselerin hak sahiplerine yaptıkları ödemeler dolayısıyla Kurumun zarara uğraması halinde, hak sahiplerine rücu hakkı saklıdır." hükümlerine yer verilmiştir.
İdare Mahkemesi'nce; Dairemizin Sosyal Güvenlik Kurumu'nca davacılara yapılan ödemeler de dikkate alınarak maddi tazminat hesaplanması gerektiğine ilişkin bozma kararına uyularak verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; eş ...'ya Sosyal Güvenlik Kurumu ve Güvence Hesabı tarafından yapılan ödemeler toplamının 42.611,68-TL olduğu ve davacının da 40.000,00-TL istediği belirtilerek söz konusu davacının maddi tazminat isteminin reddine karar verilmiş, anılan karar Dairemizce, maddi zararın, olay nedeniyle uğranılan zarar ile sağlanan yarar arasındaki pozitif fark olarak hesaplanması gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. İdare Mahkemesi söz konusu bozma kararına uyulduğunu belirterek verdiği temyize konu kararda ise; davacı eşe Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan tüm ödemeleri araştırarak, söz konusu davacının halen aktif aylık almaya devam ettiği ve 28.03.2022 tarihine kadar kendisine toplam 134.870,71-TL ödeme yapıldığı, davacı ...'nın olay nedeniyle sağladığı yararın uğradığı zarardan fazla olduğu gerekçesiyle davacının maddi tazminat istemini reddetmiştir.
Mahkemece her ne kadar bozma kararına uyulduğu belirtilmiş ise de; yukarıda da yer verilen bozma kararında, sadece davacı çocuklar yönünden Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan ödemelerin peşin sermaye değerinin değil, Kurum tarafından ödenen gerçek miktarın maddi tazminattan düşülmesi gerektiği belirtilmiş olup, davacı eş yönünden de gerçek ödemeler araştırılarak bu meblağın zarar hesaplanmasında dikkate alınması hukuka uygun görülmemiştir.
Dairemizin bozma kararı ve yukarıda yer verilen Kanun maddesi bir arada değerlendirildiğinde; davacı ...'nın bilirkişi raporunda tespit edilen zararının 86.525,18-TL olduğu, rücuya tabi olduğu belirtilen ve buna ilişkin dava da açılmış olduğu bildirilen Sosyal Güvenlik Kurumu'nca yapılmış ilk peşin sermaye değeri 30.938,68-TL olan ödeme ile Güvence Hesabı tarafından ödenen 11.673,00-TL'lik miktarlar düşüldüğünde, anılan davacının giderilmemiş toplam 43.913,50-TL zararının kaldığı; kalan bu miktardan dava dışı üçüncü kişi ile davalı idarelerin kusurları oranında sorumlu bulundukları, bu durumda, davalı idarelerin toplam %80 kusur oranına göre 35.130,80-TL tutarındaki maddi tazminat isteminin kabulü gerektiği, anılan miktarın hem usulü müktesep hakkın altında kaldığı hem de davacının talebini aşmadığı sonucuna varılmaktadır.
Bu itibarla, davacı ...'nın karşılanmayan 35.130,80-TL'lik maddi zararının davalı idarelerin her birinin kusuru oranında davalı idarelerce (13.174,05-TL'nin Zeytinburnu Belediye Başkanlığı'nca, 8.782,70-TL'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nca, 4.391,35-TL'nin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nca, 4.391,35-TL'nin İçişleri Bakanlığı'nca, 4.391,35-TL'nin Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş.'ce) idarelere başvuru tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi gerekirken istemin tümüyle reddi yolundaki temyize konu kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacı ...'nın karar düzeltme isteminin kabulü ile ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E..., K:... sayılı kararının anılan davacının maddi tazminat istemine yönelik kısmının bozulmasına, davalı idarenin ve diğer davacıların karar düzeltme istemlerinin ise reddine, bozulan kısma yönelik yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan mahkemeye gönderilmesine, 27/10/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Esas No: 2023/4928
Karar No: 2023/5210
Karar Düzeltme Talebinde Bulunanlar: 1- (Davacılar) I-...
II- ...
III- ...
IV- ...
Vekili: Av. ...
2- (Davalı) ... Bakanlığı
Vekili: Av. ...
Diğer Davalılar: 1- ... Büyükşehir Belediye Başkanlığı
Vekili: Av....
2- ... Belediye Başkanlığı
Vekili: Av. ...
.
3- ... A.Ş.
Vekili: Av....
4- ... Bakanlığı
Vekili: Hukuk Müşaviri ...
.
İstemin Özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 28/02/2023 gün ve E:2022/6437, K:2023/904 sayılı kararının aleyhlerine olan kısımlarının hukuka aykırı olduğu öne sürülerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesi uyarınca düzeltilmesi istenilmektedir.
Savunmalarının Özeti: Davalı idarelerce davacıların temyiz istemin reddi gerektiği savunulmakta olup, davacılar tarafından savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi: ...
Düşüncesi: İdare Mahkemesi kararının davacı ...'nın maddi tazminat istemine ilişkin kısmının bozulması diğer kısımlara ilişkin istemlerin ise reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Sekizinci Dairesince işin gereği görüşüldü:
Davalı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın karar düzeltme isteminin incelenmesi:
Danıştay dava daireleri ve İdari veya Vergi Dava Daireleri Kurulları tarafından verilen kararlar hakkında karar düzeltilmesi yoluna başvurulabilmesi 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesinde yazılı nedenlerin bulunmasına bağlıdır.
Davalı İdare tarafından öne sürülen düzeltme nedenleri sözü edilen maddede belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymadığından düzeltme isteminin reddine karar verilmesi gerekmektedir.
Davacıların karar düzeltme isteminin incelenmesi:
Davacı ... dışındaki davacıların karar düzeltme talepleri 2577 sayılı Kanunun 54. maddesinde yazılı nedenlerin hiçbirine uymadığından istemlerinin reddi gerekmiştir.
Davacı ...'nın karar düzeltme istemi ise anılan kanun maddesine uygun olduğundan kabulü ile Danıştay Sekizinci Dairesinin 28/02/2023 gün ve E:2022/6437, K:2023/904 sayılı kararının davacı ...'nın maddi tazminat istemine yönelik kısmı kaldırılarak işin esası yeniden incelendi.
Dava; davacılar tarafından, 31.01.2008 tarihinde Zeytinburnu İlçesi, Davutpaşa semtinde bulunan iş yerinde meydana gelen patlama sonucu davacıların eşi ve babaları ...'un hayatını kaybetmesi nedeniyle uğradıklarını iddia ettikleri 100.000,00-TL maddi ve 140.000,00-TL manevi olmak üzere toplam 240.000,00-TL zararın, söz konusu patlamada davalı idarelerin ağır hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek patlama tarihi olan 31.01.2008 gününden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
Davacıların toplam 40.000,00-TL tutarındaki manevi tazminat istemlerinin İdare Mahkemesi'nce kabul edildiği ve söz konusu meblağın kanun yolu incelemesinden geçerek kesinelştiği, yargılamanın davacıların maddi tazminat talepleri yönünden yürütüldüğü anlaşılmaktadır.
İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararı ile; davacıların destekten yoksun kalma zararının hesaplanması amacıyla yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu hazırlanan 11.01.2011 tarihli raporda; eş ... için 86.525,18-TL, çocuk ... için 7.976,32-TL, çocuk ... için 3.824,93-TL, çocuk ... için 3.824,93-TL zarar olduğunun belirtildiği; ancak, davacılara Güvence Hesabı ve Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından da ödemeler yapıldığı, bu ödemelerin eş ... için 42.611,68-TL (11.673,00-TL,+30.938,68-TL), çocuk ... için 14.144,03-TL (2.202,00-TL+11.942,03-TL), çocuk ... için 21.815,87-TL (1.062,00-TL+20.753,87-TL), çocuk ... için 21.181,63-TL (720,00-TL+20.461,63-TL) olduğu; davacı ...'nın maddi tazminat talebinin 40.000,00-TL olduğu, bilirkişi raporu sonrası ıslah talebinin bulunmadığı, 42.611,68-TL ödeme yapıldığı da değerlendirildiğinde taleple bağlılık ilkesi gereği tazminat isteminin reddedilmesi gerektiği, çocuk ... için 7.976,32-TL, çocuk ... için 3.824,93-TL, çocuk ... için 3.824,93-TL destekten yoksun kalma zararı olduğu, bu davacılara sırasıyla 14.144,03-TL, 21.815,87-TL, 21.181,63-TL ödeme yapıldığı dolayısıyla maddi zararlarının fazlasıyla karşılandığı anlaşıldığından tazminat istemlerinin reddedilmesi gerektiği sonucuna varılarak davacıların maddi tazminat talepleri reddedilmiştir.
Dairemizin 20.02.2020 tarih ve E:2018/3600, K:2020/1086 sayılı kararı ile; maddi tazminatın tespiti için yapılacak hesaplamada, olay nedeniyle sağlanan yararın tazminat miktarından düşülmesi gerektiği, başka bir ifadeyle, olay nedeniyle uğranılan zarar ile sağlanan yarar arasındaki pozitif farkın, davacıların uğramış olduğu maddi zararı gösterdiği; İdare Mahkemesince, davacılara Güvence Hesabı ve Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan ödemeler, davacıların talep ettiği maddi tazminat miktarından fazla olduğundan, taleple bağlılık ilkesi gereği, davacıların maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş ise de; bakılan davada, davacıların uğradığı maddi zararın tespitinin, yukarıda belirtildiği şekilde hesaplanması gerektiği; buna göre, davacıların hak kazandığı tazminatın hesaplanmasında; olay nedeniyle uğranılan zararın, dava özelinde destekten yoksun kalma tazminatı olduğu, bilirkişi tarafından hesaplanan destekten yoksun kalma tazminatından, olay nedeniyle sağlanan yarar olan Güvence Hesabı ve Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan ödemeler düşülerek, bu miktarın davacıların talebinden fazla olması halinde taleple bağlılık ilkesine uyularak tazminata hükmedilmesi gerekeceği, öte yandan; Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı, İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü, Cağaloğlu Sosyal Güvenlik Merkezi'nin ... tarih ve .... sayılı yazısında, davacılardan ...'a 01/02/2008 tarihinden itibaren bağlanan ölüm aylığının öğrenim belgesi nedeniyle Ocak 2016 tarihi itibarıyla durdurulduğu; ...'ya 01/02/2008 tarihinden itibaren bağlanan ölüm aylığının evlilik nedeniyle Nisan 2009 tarihi itibarıyla durdurulduğu; ...'a 01/02/2008 tarihinden itibaren bağlanan ölüm aylığının Aralık 2014 itibarıyla durdurulduğu belirtildiğinden, anılan davacılar yönünden, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan ödemelerin peşin sermaye değerinin değil, Kurum tarafından ödenen gerçek miktarın maddi tazminattan düşülmesi gerektiği; ayrıca;... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile bilirkişi incelemesi sonucu istemle bağlı kalınmak suretiyle davacıların maddi tazminat isteminin 51.642,18-TL'lik kısmının kabulüne, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verildiği, Mahkeme kararının redde ilişkin kısmının davacılar tarafından temyiz edilmediği anlaşıldığından, kabule ilişkin kısım (miktar) yönünden davalı idareler lehine "usulü müktesep hak" oluştuğu, Mahkemece verilecek bozmaya uyma kararında bu miktardan fazlasına hükmedilemeyeceği gerekçesiyle, İdare Mahkemesinin davanın maddi tazminat isteminin reddine dair kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İdare Mahkemesi'nce, Dairemizin bozma kararına uyulduğu belirtilerek yeniden yapılan yargılama sonucunda; Mahkeme tarafından yapılan ara karara İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Fatih Sosyal Güvenlik Merkezi'nin ... tarih ve E-...... sayılı yazısı ile verilen cevaba göre; ...'na (...) 28.02.2008-28.05.2020 tarihleri arasında 42.952,22-TL; ...'a 28.02.2008- 28.11.2014 tarihleri arasında 15.658,72-TL; ...'e (...) 28.02.2008 - 28.02.2009 tarihleri arasında 1.711,87-TL ölüm aylığı, 28.03.2009 tarihinde 3.070,32-TL evlenme ödeneği olmak üzere toplam 4.782,19-TL ödeme yapıldığı, ...'na (...) 28.02.2008- 28.03.2022 tarihleri arasında 134.870,71-TL ödeme yapıldığı ve anılan davacının kurumdan aktif aylık almaya devam ettiği; olay nedeniyle davacılar tarafından sağlanan yararın uğranılan zarardan fazla olduğu, olay nedeniyle uğranılan zarar ile sağlanan yarar arasında pozitif fark bulunmadığı, bilirkişi raporunda her bir davacı için tespit edilen gerçek maddi zararın üzerinde kurum tarafından her bir davacıya ödeme yapıldığı anlaşıldığından, davacıların maddi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin 4. fıkrasında, Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesinin, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılacağı hükmüne yer verilmektedir.
Patlama olayının meydana geldiği tarihte yürürlükte olan ve Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'nca davacılara yapılan ödemenin dayanağını oluşturan 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu’nun 63. maddesinde; "Üçüncü bir kimsenin suç sayılır hareketi ile bu Kanunda sayılan yardımların yapılmasını gerektiren bir halin doğmasında, Kurum, sigortalı veya hak sahiplerine gerekli bütün yardımları yapar. (Değişik: 20/6/1987 - 3396/11 md.) Ancak, Kurum, yapılan bu yardımların ilk peşin değeri için üçüncü kişilere, istihdam edenlere, (...) ve diğer sorumlulara rücu eder. Bu kimselerin hak sahiplerine yaptıkları ödemeler dolayısıyla Kurumun zarara uğraması halinde, hak sahiplerine rücu hakkı saklıdır." hükümlerine yer verilmiştir.
İdare Mahkemesi'nce; Dairemizin Sosyal Güvenlik Kurumu'nca davacılara yapılan ödemeler de dikkate alınarak maddi tazminat hesaplanması gerektiğine ilişkin bozma kararına uyularak verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; eş ...'ya Sosyal Güvenlik Kurumu ve Güvence Hesabı tarafından yapılan ödemeler toplamının 42.611,68-TL olduğu ve davacının da 40.000,00-TL istediği belirtilerek söz konusu davacının maddi tazminat isteminin reddine karar verilmiş, anılan karar Dairemizce, maddi zararın, olay nedeniyle uğranılan zarar ile sağlanan yarar arasındaki pozitif fark olarak hesaplanması gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur. İdare Mahkemesi söz konusu bozma kararına uyulduğunu belirterek verdiği temyize konu kararda ise; davacı eşe Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan tüm ödemeleri araştırarak, söz konusu davacının halen aktif aylık almaya devam ettiği ve 28.03.2022 tarihine kadar kendisine toplam 134.870,71-TL ödeme yapıldığı, davacı ...'nın olay nedeniyle sağladığı yararın uğradığı zarardan fazla olduğu gerekçesiyle davacının maddi tazminat istemini reddetmiştir.
Mahkemece her ne kadar bozma kararına uyulduğu belirtilmiş ise de; yukarıda da yer verilen bozma kararında, sadece davacı çocuklar yönünden Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yapılan ödemelerin peşin sermaye değerinin değil, Kurum tarafından ödenen gerçek miktarın maddi tazminattan düşülmesi gerektiği belirtilmiş olup, davacı eş yönünden de gerçek ödemeler araştırılarak bu meblağın zarar hesaplanmasında dikkate alınması hukuka uygun görülmemiştir.
Dairemizin bozma kararı ve yukarıda yer verilen Kanun maddesi bir arada değerlendirildiğinde; davacı ...'nın bilirkişi raporunda tespit edilen zararının 86.525,18-TL olduğu, rücuya tabi olduğu belirtilen ve buna ilişkin dava da açılmış olduğu bildirilen Sosyal Güvenlik Kurumu'nca yapılmış ilk peşin sermaye değeri 30.938,68-TL olan ödeme ile Güvence Hesabı tarafından ödenen 11.673,00-TL'lik miktarlar düşüldüğünde, anılan davacının giderilmemiş toplam 43.913,50-TL zararının kaldığı; kalan bu miktardan dava dışı üçüncü kişi ile davalı idarelerin kusurları oranında sorumlu bulundukları, bu durumda, davalı idarelerin toplam %80 kusur oranına göre 35.130,80-TL tutarındaki maddi tazminat isteminin kabulü gerektiği, anılan miktarın hem usulü müktesep hakkın altında kaldığı hem de davacının talebini aşmadığı sonucuna varılmaktadır.
Bu itibarla, davacı ...'nın karşılanmayan 35.130,80-TL'lik maddi zararının davalı idarelerin her birinin kusuru oranında davalı idarelerce (13.174,05-TL'nin Zeytinburnu Belediye Başkanlığı'nca, 8.782,70-TL'nin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı'nca, 4.391,35-TL'nin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nca, 4.391,35-TL'nin İçişleri Bakanlığı'nca, 4.391,35-TL'nin Boğaziçi Elektrik Dağıtım A.Ş.'ce) idarelere başvuru tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi gerekirken istemin tümüyle reddi yolundaki temyize konu kararda hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacı ...'nın karar düzeltme isteminin kabulü ile ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E..., K:... sayılı kararının anılan davacının maddi tazminat istemine yönelik kısmının bozulmasına, davalı idarenin ve diğer davacıların karar düzeltme istemlerinin ise reddine, bozulan kısma yönelik yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan mahkemeye gönderilmesine, 27/10/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.