Danıştay 8. Daire İdare Hukuku · ön sınıflandırma
Danıştay 8. Daire E.2023/1314 K.2025/4765
Özet: Uyuşmazlık, Niğde Belediyesi’nin mezar yerleri tahsis ve satışı konusundaki kararına karşı geliştirilen temyiz başvurusunu içeriyor. Mahkeme, belediyenin ilgili kararını bozmamış, ithaf etmeyi reddederek temyizi de reddetmiştir.
T.C. DANIŞTAY SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No: 2023/1314
Karar No: 2025/4765
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI): ...
VEKİLLERİ: Av. ..., Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI): ... Belediye Başkanlığı
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından, Niğde ili, Merkez ilçesi, ... mevkiinde bulunan mezar yerleri ile ilgili olarak “8 kişilik aile mezarına kadar satılan yerlerde ilgililerin müracaatı halinde mezar yerleri (parsel bazında) tahsisine ve 8 kişilikten fazla satılan aile mezar yerlerinde ise ilgilinin talebi ve ödeme makbuzlarının ibrazı halinde 8 kişilik parsel bazında tahsisine 8'den fazla satışı yapılan aile mezar yerlerinin ücretlerinin yasal faizi ile iadelerine" ilişkin Niğde Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; uyuşmazlık konusu olayda ... tarih ve ... sayılı belediye meclisi kararı ile aynı aileden olan kişilere tek seferde en fazla ... parsel tahsis edilebileceği, karar tarihinden önce tahsis edilen parseller yönünden de hak kaybına sebebiyet verilmemesi için o kişiler açısından yine ... parsel tahsis edilmesine ve fazla olan parseller yönünden de ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alına bedelin iadesine karar verildiği, idarenin takdir yetkisini kullanırken mevzuat hükümlerine uygun olarak kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak kullandığı, aski yönde bir durumun ortaya konulmadığı, her aileden ve isteyen her kişiye sınırsız yer verilmesinin ihtiyaçların zamanında ve uygun bedel ile karşılanmasını zorlaştıracağı ve davalı idarenin kendisine verilen görev ve yetkiyi kullandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, mezar tahsis edilerek hak sahibi olduğu tarihin 31/12/2004 tarihi olduğu, o günden bugüne kadar bu mezarlık üzerinde tasarruf hakkı elde ettiği, belediyenin bu tasarrufa yönelik hiçbir uyarısı ve ikazı olmadan aradan 20 yıla yakın bir zaman geçtikten sonra böyle bir işlem tesis etmesinin adaletin temel kurallarına ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz isteminin reddine,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 20/05/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY:
(X)- Dava, Niğde ili, Merkez ilçesi, ... mevkiinde bulunan mezar yerleri ile ilgili olarak “8 kişilik aile mezarına kadar satılan yerlerde ilgililerin müracaatı halinde mezar yerleri (parsel bazında) tahsisine ve 8 kişilikten fazla satılan aile mezar yerlerinde ise ilgilinin talebi ve ödeme makbuzlarının ibrazı halinde 8 kişilik parsel bazında tahsisine 8'den fazla satışı yapılan aile mezar yerlerinin ücretlerinin yasal faizi ile iadelerine" ilişkin Niğde Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemi ile açılmıştır.
Anayasa Mahkemesi kararlarında, Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, "insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlet" şeklinde tanımlanmıştır.
Anayasa'nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti'nin nitelikleri arasında sayılan hukuk devletinin en önemli unsurlarından birisi "hukuki güvenlik ilkesi"dir. Hukuki güvenlik ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Diğer bir ifadeyle hukuki güvenlik ilkesi, kişilerin hukuksal ilişkiler kurarken tabi olacakları hukuk kurallarını önceden bilmeleri anlamına gelirken, "idari istikrar ilkesi" ise, bu kurallara dayanılarak kazanılan hakların korunacağı güvencesinin kişilere verilmesini ifade etmektedir.
Hukuki güvenlik ilkesinin bir unsuru olan idari tasarrufların makable şamil olmaması (geçmişe etkili olmaması) ilkesi, müesses vaziyetlerle müktesep hakları korumak ve hukuki münasebetlerde istikrar sağlamak ihtiyaç ve zaruretinden doğmuş sosyal bir hayat kaidesidir. (DURAN Lütfi, İdare Hukuku Meseleleri, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayını, 1964, s. 403).
İdari işlemin geriye yürümemesi prensibi, genel hatları ile yapıldıkları zaman yürürlükte olan hukuk kurallarına uygun olarak yapılmış işlemleri ve yaratılmış hukuki durumları daha sonra yapılacak işlemlerle tartışmalı yapmanın hukuktan beklenen güvenlikle bağdaşmaması ve zaman itibarıyla yetki prensibini çiğnememek fikirlerine dayanmaktadır. (aktaran TAN Turgut, İdari İşlemin Geri Alınması, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları, 1970, s. 58).
İdari işlem ve kararların gerek geri alınması gerekse kaldırılması konusunda en başta göz önünde tutulan esas, bunların doğurduğu birel ve özgül sonuçların değişmezliğidir. Hukukun genel ilkelerinden olan bu kural, hukuki güven ve kararlılık gereğine dayanmakta, işlem ve kararların bireyler lehine meydana getirdiği durumlara riayeti zorunlu kılmaktadır. (DURAN Lütfi, İdare Hukuku Ders Notları, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayını, 1982, s. 421-422).
İdareler, hizmet etkinliğinin sağlanması için ve normlar hiyerarşisine aykırı olmayacak şekilde gerekli önlemleri alma, bu kapsamda mevzuat değişikliği yapma veya yeni idari kararlar tesis etmek hususunda takdir yetkisine sahip ise de, idareye tanınan bu takdir yetkisi, idarenin keyfi olarak hareket edebileceği anlamına gelmeyeceği gibi, idari işlemler yoluyla değişiklik yapma yetkisinin de hukuki güvenlik ve idari istikrar ilkelerine uygun olarak kullanılması gerekmektedir.
Uyuşmazlık konusu olayda, davacının 31/12/2004 tarihinde o dönem yürürlükte olan uygulamaya göre davalı idare tarafından mezar yeri tahsis edilerek hak sahibi olduğu, o günden bugüne kadar bu mezarlık üzerinde tasarruf hakkı elde ettiği, belediyenin bu tasarrufa yönelik hiçbir uyarısı ve ikazı olmadan aradan 20 yıla yakın bir zaman geçtikten sonra böyle bir işlem tesis etmesinin "hukuki güvenlik" ve "idari istikrar" ilkelerine aykırı olduğu açıktır.
Bu itibarla, anılan ilkelerin, işlem ve kararların bireyler lehine meydana getirdiği durumlara riayeti zorunlu kılmakta olduğu dikkate alındığında, söz konusu ilkelere aykırı olarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.
Esas No: 2023/1314
Karar No: 2025/4765
TEMYİZ İSTEMİNDE BULUNAN (DAVACI): ...
VEKİLLERİ: Av. ..., Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI): ... Belediye Başkanlığı
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından, Niğde ili, Merkez ilçesi, ... mevkiinde bulunan mezar yerleri ile ilgili olarak “8 kişilik aile mezarına kadar satılan yerlerde ilgililerin müracaatı halinde mezar yerleri (parsel bazında) tahsisine ve 8 kişilikten fazla satılan aile mezar yerlerinde ise ilgilinin talebi ve ödeme makbuzlarının ibrazı halinde 8 kişilik parsel bazında tahsisine 8'den fazla satışı yapılan aile mezar yerlerinin ücretlerinin yasal faizi ile iadelerine" ilişkin Niğde Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; uyuşmazlık konusu olayda ... tarih ve ... sayılı belediye meclisi kararı ile aynı aileden olan kişilere tek seferde en fazla ... parsel tahsis edilebileceği, karar tarihinden önce tahsis edilen parseller yönünden de hak kaybına sebebiyet verilmemesi için o kişiler açısından yine ... parsel tahsis edilmesine ve fazla olan parseller yönünden de ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alına bedelin iadesine karar verildiği, idarenin takdir yetkisini kullanırken mevzuat hükümlerine uygun olarak kamu yararı ve hizmet gereklerine uygun olarak kullandığı, aski yönde bir durumun ortaya konulmadığı, her aileden ve isteyen her kişiye sınırsız yer verilmesinin ihtiyaçların zamanında ve uygun bedel ile karşılanmasını zorlaştıracağı ve davalı idarenin kendisine verilen görev ve yetkiyi kullandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, mezar tahsis edilerek hak sahibi olduğu tarihin 31/12/2004 tarihi olduğu, o günden bugüne kadar bu mezarlık üzerinde tasarruf hakkı elde ettiği, belediyenin bu tasarrufa yönelik hiçbir uyarısı ve ikazı olmadan aradan 20 yıla yakın bir zaman geçtikten sonra böyle bir işlem tesis etmesinin adaletin temel kurallarına ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Davalı idare tarafından savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz isteminin reddine,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 20/05/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY:
(X)- Dava, Niğde ili, Merkez ilçesi, ... mevkiinde bulunan mezar yerleri ile ilgili olarak “8 kişilik aile mezarına kadar satılan yerlerde ilgililerin müracaatı halinde mezar yerleri (parsel bazında) tahsisine ve 8 kişilikten fazla satılan aile mezar yerlerinde ise ilgilinin talebi ve ödeme makbuzlarının ibrazı halinde 8 kişilik parsel bazında tahsisine 8'den fazla satışı yapılan aile mezar yerlerinin ücretlerinin yasal faizi ile iadelerine" ilişkin Niğde Belediye Meclisinin ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istemi ile açılmıştır.
Anayasa Mahkemesi kararlarında, Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen hukuk devleti, "insan haklarına dayanan, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, eylem ve işlemleri hukuka uygun olan, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, Anayasa ve yasalarla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan devlet" şeklinde tanımlanmıştır.
Anayasa'nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti'nin nitelikleri arasında sayılan hukuk devletinin en önemli unsurlarından birisi "hukuki güvenlik ilkesi"dir. Hukuki güvenlik ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar. Diğer bir ifadeyle hukuki güvenlik ilkesi, kişilerin hukuksal ilişkiler kurarken tabi olacakları hukuk kurallarını önceden bilmeleri anlamına gelirken, "idari istikrar ilkesi" ise, bu kurallara dayanılarak kazanılan hakların korunacağı güvencesinin kişilere verilmesini ifade etmektedir.
Hukuki güvenlik ilkesinin bir unsuru olan idari tasarrufların makable şamil olmaması (geçmişe etkili olmaması) ilkesi, müesses vaziyetlerle müktesep hakları korumak ve hukuki münasebetlerde istikrar sağlamak ihtiyaç ve zaruretinden doğmuş sosyal bir hayat kaidesidir. (DURAN Lütfi, İdare Hukuku Meseleleri, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayını, 1964, s. 403).
İdari işlemin geriye yürümemesi prensibi, genel hatları ile yapıldıkları zaman yürürlükte olan hukuk kurallarına uygun olarak yapılmış işlemleri ve yaratılmış hukuki durumları daha sonra yapılacak işlemlerle tartışmalı yapmanın hukuktan beklenen güvenlikle bağdaşmaması ve zaman itibarıyla yetki prensibini çiğnememek fikirlerine dayanmaktadır. (aktaran TAN Turgut, İdari İşlemin Geri Alınması, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları, 1970, s. 58).
İdari işlem ve kararların gerek geri alınması gerekse kaldırılması konusunda en başta göz önünde tutulan esas, bunların doğurduğu birel ve özgül sonuçların değişmezliğidir. Hukukun genel ilkelerinden olan bu kural, hukuki güven ve kararlılık gereğine dayanmakta, işlem ve kararların bireyler lehine meydana getirdiği durumlara riayeti zorunlu kılmaktadır. (DURAN Lütfi, İdare Hukuku Ders Notları, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Yayını, 1982, s. 421-422).
İdareler, hizmet etkinliğinin sağlanması için ve normlar hiyerarşisine aykırı olmayacak şekilde gerekli önlemleri alma, bu kapsamda mevzuat değişikliği yapma veya yeni idari kararlar tesis etmek hususunda takdir yetkisine sahip ise de, idareye tanınan bu takdir yetkisi, idarenin keyfi olarak hareket edebileceği anlamına gelmeyeceği gibi, idari işlemler yoluyla değişiklik yapma yetkisinin de hukuki güvenlik ve idari istikrar ilkelerine uygun olarak kullanılması gerekmektedir.
Uyuşmazlık konusu olayda, davacının 31/12/2004 tarihinde o dönem yürürlükte olan uygulamaya göre davalı idare tarafından mezar yeri tahsis edilerek hak sahibi olduğu, o günden bugüne kadar bu mezarlık üzerinde tasarruf hakkı elde ettiği, belediyenin bu tasarrufa yönelik hiçbir uyarısı ve ikazı olmadan aradan 20 yıla yakın bir zaman geçtikten sonra böyle bir işlem tesis etmesinin "hukuki güvenlik" ve "idari istikrar" ilkelerine aykırı olduğu açıktır.
Bu itibarla, anılan ilkelerin, işlem ve kararların bireyler lehine meydana getirdiği durumlara riayeti zorunlu kılmakta olduğu dikkate alındığında, söz konusu ilkelere aykırı olarak tesis edilen dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığından, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf isteminin reddine dair Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.