Danıştay8. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma
Danıştay 8. Daire E.2022/2742 K.2024/1653
T.C. DANIŞTAY
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No: 2022/2742
Karar No: 2024/1653
TEMYİZ EDEN (DAVACI): ...
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI): ... Valiliği
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından, Özel ... Anadolu Lisesinde öğretmen olarak görev yapmakta iken çalışma izninin iptal edilmesine ilişkin Mersin Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacı hakkındaki soruşturma ve kovuşturmalar kapsamında yer alan ifadeler, tespitler ve davacı hakkındaki iddiaların ağırlığı da dikkate alındığında, hakkında "FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" ve "Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık" suçlarından kovuşturma bulunan davacının 5580 sayılı Kanununun 4/1 maddesindeki şartların yeniden düzenlenmiş olması nedeniyle bu maddede sayılan şartların sağlanıp sağlanmadığı hususunda idarece işlem yapılmasının anılan Kanunun gereği olduğu, yapılan inceleme neticesinde, 5580 sayılı Kanunun 4/1 maddesinde belirtilen "devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, millî savunmaya karşı suçlar, ..., dolandırıcılık, .. suçlarından ceza almamış olması veya haklarında bu suçlardan dolayı kovuşturma bulunmaması" şartını taşımadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: İstemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Bölge İdare Mahkemesi kararının belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ
OLAY:
Özel ... Anadolu Lisesinde uzman öğretici olarak görev yapmakta iken ... tarihli ve ...sayılı Kaymakam Oluru ile çalışma izni iptal edilen davacı tarafından, 08/07/2020 tarihinde görevine son verilme sebebinin tarafına bildirilmesi talebiyle İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne, 11/02/2021 tarihinde ise 7075 sayılı Kanuna eklenen Geçici 4. madde kapsamında çalışma izninin iade edilmesi istemiyle Milli Eğitim Bakanlığı'na başvuru yapılmıştır.
Davacının 11/02/2021 tarihli başvurusu üzerine; davacıya 7075 sayılı Kanuna eklenen Geçici 4. madde kapsamında herhangi bir işlem yapılmadığı tespit edildiğinden ve 5580 sayılı Kanunun 4/1. maddesinde yer alan suçlardan dolayı kovuşturma bulunmaması şartını sağlamadığından davacının görevine son verildiğinden dava konusu Valilik işlemiyle davacının talebi uygun görülmemiş ve bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 4. maddesinde "Özel öğretim kurumlarının gerçek kişi kurucularında, tüzel kişi kurucularının yönetim organlarında, kurucu temsilcilerinde ve personelinde; 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezası ya da affa uğramış olsa bile Devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlar, Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, millî savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ve 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında işlenen suçlardan ceza almamış olması veya haklarında bu suçlardan dolayı kovuşturma bulunmaması, terör örgütlerine ya da Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ya da iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmaması şartı aranır." hükmü yer almaktadır.
Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğinin 39. maddesinin 4. fıkrasında " Kurumda görev yapan personelin Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan şartları taşımadığının sonradan tespit edilmesi hâlinde çalışma izni iptal edilir." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 4. maddesinde; özel öğretim kurumlarında görev alacak personelde aranan şartlar arasında; 26/09/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezası ya da affa uğramış olsa bile madde metninde sayılan suçlardan ceza alınmamış olması veya haklarında bu suçlardan dolayı kovuşturma bulunmaması, terör örgütlerine ya da Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ya da iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmamasının yer aldığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda; davacı hakkında " Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, Zincirleme Şekilde Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık" suçunu işlediği iddiasıyla açılan davada, ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davacının "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmamakla Beraber Örgüte Bilerek ve İsteyerek Yardım Etme" suçunu işlediği sabit görülerek 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, "Zincirleme Şekilde Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık" suçu yönünden ise kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından beraatine karar verilmiş olup; UYAP ekranından yapılan sorgulamada anılan dosyanın ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesi'nin 2024/41 sayılı esasına kayıtlı olduğu, dolayısıyla davanın henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta; davacı hakkında 5580 sayılı Kanunun 4/1. maddesinde yer alan suçlardan dolayı devam eden bir ceza kovuşturması bulunması nedeniyle dava konusu işlemin tesis edildiği, Mahkemece 5580 sayılı Kanunun özel öğretim kurumları personelinde aranacak koşullara ilişkin 4. maddesindeki "devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, millî savunmaya karşı suçlar, dolandırıcılık.." suçlarından ceza almamış olması veya haklarında bu suçlardan dolayı kovuşturma bulunmaması şartını taşımadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verildiği görülmüştür.
Anayasa Mahkemesi'nin 28/09/2022 tarih ve E:2022/76, K:2022/112 sayılı kararıyla 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 4. maddesinin birinci fikrasında yer alan "...veya haklarında bu suçlardan dolayı kovuşturma bulunmaması..." ibaresinin, anılan fıkrada yer alan "...personelinde..." ve "...anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar..." ibareleri yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verimiştir.
Bakılmakta olan davada olduğu gibi kimi durumlarda; ilgililer hakkında terör örgütü üyeliği kapsamında açılmış olan ceza davalarının derdest yani kesinleşmemiş olması durumunda; -velev ki ilk derece ceza mahkemeleri ve istinaf mahkemeleri terör örgütü üyeliği suçunun unsurlarının sabit olduğu gerekçesiyle hüküm kurmuş olsun- masumiyet karinesi nedeniyle idari yargı mercilerinin söz konusu cezayı dayanak alarak karar vermesi mümkün görülmemektedir. Bununla birlikte, davacı hakkında verilen mahkumiyet kararının kesinleşmemiş olması, 5580 sayılı Kanunun 4. maddesi uyarınca göreve son verilmesine ilişkin işlemlerin iptali istemiyle idari yargı mercileri nezdinde açılan davanın görülmesini de engellemeyecektir.
Anayasa Mahkemesince 5580 sayılı Kanunu'nun 4. maddesinin birinci fikrasında yer alan "...veya haklarında bu suçlardan dolayı kovuşturma bulunmaması..." ibaresi, anılan fıkrada yer alan "...personelinde..." ve "...anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar..." ibareleri yönünden iptal edilmiş ve davacı hakkında verilen mahkumiyet kararı kesinlememiş ise de; 5580 sayılı Kanunun 4. maddesinde yer alan kurum personelinde aranacak şartlar arasında iltisak ve irtibat halleri de sayıldığından davacının hukuki durumunun bu yönüyle incelenmesi gerekmektedir.
Anayasa Mahkemesi'nin 14/11/2019 tarihli ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:.., K:... sayılı kararında "..her ne kadar sanık hakkında silahlı terör örgütü (FETÖ) üyesi olma suçu nedeniyle cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; sanığın silahlı terör örgütüne üye olmamakla beraber örgüte bilerek ve isteyerek yardım ettiği anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK'nın 314/3 ve 220/7 maddesi delaleti ile 314/2 maddesi gereğince sanığın mahkumiyetine karar vermek gerekmiştir. Şöyle ki; sanığın terör örgütüyle iltisaklı Bank Asya nezdindeki hesabında örgüt elebaşının talimatı ile uyumlu hesap hareketliliklerinin bulunması ve örgüte müzahir derneklere bağlı okuma salonlarında çalışması şeklindeki atılı suçla ilgili olgu ve delillerin, sanığın terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk içermediği, dolayısıyla sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütü üyeliği suçunu işlediğine ve örgüt üyesi olarak kabul edilmesine yasal olanak bulunmadığı...terör örgütüne yardım suçunu oluşturduğu..." ifadelerine yer verilmiştir.
Anılan kararın davacının Bankasya'daki para hareketliliğine ilişkin kısmında "..2007 açılış tarihli söz konusu hesapta 2014 yılının Ocak ayına kadar herhangi bir para bulunmazken örgüt elebaşının talimatı ile uyumlu olacak şekilde Ocak 2014 döneminde 11.316,60 TL, Şubat 2014 döneminde 22.761,66 TL, Mart 2014 döneminde 15.071,96 TL olduğunun, Ağustos 2014de 117,01 TL olan hesap bakiyesinin yine talimat dönemi olan 2014 Eylül döneminde 1.608,15 TL olduğunun, sanığın 06/01/2014 tarihinde, 20/01/2014 tarihinde, 11/02/2014 tarihinde, 13/03/2014 tarihinde 32 günlük katılım hesapları açtığının anlaşılması.." ifadeleri yer almaktadır.
Yukarıda yer verilen Kanun hükmü dikkate alındığında; özel öğretim kurumlarında görev alacak personelin terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olması nedeniyle de görevine son verilebileceği hususu dikkate alındığında; davacı hakkındaki ceza mahkemesi kararında yer alan tespitlerin davacının terör örgütü ile olan iltisak ve irtibat düzeyindeki ilişkisini ortaya koymak için yeterli olduğu kanaatine varıldığından; dava konusu işlemin yukarıda yer verilen gerekçe ile hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar belirtilen gerekçe sonucu itibariyle usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz isteminin reddine,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda yer verilen gerekçe ile ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 21/03/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No: 2022/2742
Karar No: 2024/1653
TEMYİZ EDEN (DAVACI): ...
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI): ... Valiliği
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından, Özel ... Anadolu Lisesinde öğretmen olarak görev yapmakta iken çalışma izninin iptal edilmesine ilişkin Mersin Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; davacı hakkındaki soruşturma ve kovuşturmalar kapsamında yer alan ifadeler, tespitler ve davacı hakkındaki iddiaların ağırlığı da dikkate alındığında, hakkında "FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma" ve "Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık" suçlarından kovuşturma bulunan davacının 5580 sayılı Kanununun 4/1 maddesindeki şartların yeniden düzenlenmiş olması nedeniyle bu maddede sayılan şartların sağlanıp sağlanmadığı hususunda idarece işlem yapılmasının anılan Kanunun gereği olduğu, yapılan inceleme neticesinde, 5580 sayılı Kanunun 4/1 maddesinde belirtilen "devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, millî savunmaya karşı suçlar, ..., dolandırıcılık, .. suçlarından ceza almamış olması veya haklarında bu suçlardan dolayı kovuşturma bulunmaması" şartını taşımadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: İstemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Bölge İdare Mahkemesi kararının belirtilen gerekçe ile onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
MADDİ
OLAY:
Özel ... Anadolu Lisesinde uzman öğretici olarak görev yapmakta iken ... tarihli ve ...sayılı Kaymakam Oluru ile çalışma izni iptal edilen davacı tarafından, 08/07/2020 tarihinde görevine son verilme sebebinin tarafına bildirilmesi talebiyle İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'ne, 11/02/2021 tarihinde ise 7075 sayılı Kanuna eklenen Geçici 4. madde kapsamında çalışma izninin iade edilmesi istemiyle Milli Eğitim Bakanlığı'na başvuru yapılmıştır.
Davacının 11/02/2021 tarihli başvurusu üzerine; davacıya 7075 sayılı Kanuna eklenen Geçici 4. madde kapsamında herhangi bir işlem yapılmadığı tespit edildiğinden ve 5580 sayılı Kanunun 4/1. maddesinde yer alan suçlardan dolayı kovuşturma bulunmaması şartını sağlamadığından davacının görevine son verildiğinden dava konusu Valilik işlemiyle davacının talebi uygun görülmemiş ve bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 4. maddesinde "Özel öğretim kurumlarının gerçek kişi kurucularında, tüzel kişi kurucularının yönetim organlarında, kurucu temsilcilerinde ve personelinde; 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezası ya da affa uğramış olsa bile Devletin egemenlik alametlerine ve organlarının saygınlığına karşı suçlar, Devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, millî savunmaya karşı suçlar, Devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama, kaçakçılık suçları, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar ve 11/10/2006 tarihli ve 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında işlenen suçlardan ceza almamış olması veya haklarında bu suçlardan dolayı kovuşturma bulunmaması, terör örgütlerine ya da Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ya da iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmaması şartı aranır." hükmü yer almaktadır.
Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğinin 39. maddesinin 4. fıkrasında " Kurumda görev yapan personelin Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan şartları taşımadığının sonradan tespit edilmesi hâlinde çalışma izni iptal edilir." hükmüne yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 4. maddesinde; özel öğretim kurumlarında görev alacak personelde aranan şartlar arasında; 26/09/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezası ya da affa uğramış olsa bile madde metninde sayılan suçlardan ceza alınmamış olması veya haklarında bu suçlardan dolayı kovuşturma bulunmaması, terör örgütlerine ya da Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti ya da iltisakı yahut bunlarla irtibatı olmamasının yer aldığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda; davacı hakkında " Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma, Zincirleme Şekilde Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık" suçunu işlediği iddiasıyla açılan davada, ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davacının "Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmamakla Beraber Örgüte Bilerek ve İsteyerek Yardım Etme" suçunu işlediği sabit görülerek 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, "Zincirleme Şekilde Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Dolandırıcılık" suçu yönünden ise kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından beraatine karar verilmiş olup; UYAP ekranından yapılan sorgulamada anılan dosyanın ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesi'nin 2024/41 sayılı esasına kayıtlı olduğu, dolayısıyla davanın henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta; davacı hakkında 5580 sayılı Kanunun 4/1. maddesinde yer alan suçlardan dolayı devam eden bir ceza kovuşturması bulunması nedeniyle dava konusu işlemin tesis edildiği, Mahkemece 5580 sayılı Kanunun özel öğretim kurumları personelinde aranacak koşullara ilişkin 4. maddesindeki "devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, millî savunmaya karşı suçlar, dolandırıcılık.." suçlarından ceza almamış olması veya haklarında bu suçlardan dolayı kovuşturma bulunmaması şartını taşımadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verildiği görülmüştür.
Anayasa Mahkemesi'nin 28/09/2022 tarih ve E:2022/76, K:2022/112 sayılı kararıyla 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 4. maddesinin birinci fikrasında yer alan "...veya haklarında bu suçlardan dolayı kovuşturma bulunmaması..." ibaresinin, anılan fıkrada yer alan "...personelinde..." ve "...anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar..." ibareleri yönünden Anayasa'ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verimiştir.
Bakılmakta olan davada olduğu gibi kimi durumlarda; ilgililer hakkında terör örgütü üyeliği kapsamında açılmış olan ceza davalarının derdest yani kesinleşmemiş olması durumunda; -velev ki ilk derece ceza mahkemeleri ve istinaf mahkemeleri terör örgütü üyeliği suçunun unsurlarının sabit olduğu gerekçesiyle hüküm kurmuş olsun- masumiyet karinesi nedeniyle idari yargı mercilerinin söz konusu cezayı dayanak alarak karar vermesi mümkün görülmemektedir. Bununla birlikte, davacı hakkında verilen mahkumiyet kararının kesinleşmemiş olması, 5580 sayılı Kanunun 4. maddesi uyarınca göreve son verilmesine ilişkin işlemlerin iptali istemiyle idari yargı mercileri nezdinde açılan davanın görülmesini de engellemeyecektir.
Anayasa Mahkemesince 5580 sayılı Kanunu'nun 4. maddesinin birinci fikrasında yer alan "...veya haklarında bu suçlardan dolayı kovuşturma bulunmaması..." ibaresi, anılan fıkrada yer alan "...personelinde..." ve "...anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar..." ibareleri yönünden iptal edilmiş ve davacı hakkında verilen mahkumiyet kararı kesinlememiş ise de; 5580 sayılı Kanunun 4. maddesinde yer alan kurum personelinde aranacak şartlar arasında iltisak ve irtibat halleri de sayıldığından davacının hukuki durumunun bu yönüyle incelenmesi gerekmektedir.
Anayasa Mahkemesi'nin 14/11/2019 tarihli ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:.., K:... sayılı kararında "..her ne kadar sanık hakkında silahlı terör örgütü (FETÖ) üyesi olma suçu nedeniyle cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de; sanığın silahlı terör örgütüne üye olmamakla beraber örgüte bilerek ve isteyerek yardım ettiği anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK'nın 314/3 ve 220/7 maddesi delaleti ile 314/2 maddesi gereğince sanığın mahkumiyetine karar vermek gerekmiştir. Şöyle ki; sanığın terör örgütüyle iltisaklı Bank Asya nezdindeki hesabında örgüt elebaşının talimatı ile uyumlu hesap hareketliliklerinin bulunması ve örgüte müzahir derneklere bağlı okuma salonlarında çalışması şeklindeki atılı suçla ilgili olgu ve delillerin, sanığın terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk içermediği, dolayısıyla sanığın üzerine atılı silahlı terör örgütü üyeliği suçunu işlediğine ve örgüt üyesi olarak kabul edilmesine yasal olanak bulunmadığı...terör örgütüne yardım suçunu oluşturduğu..." ifadelerine yer verilmiştir.
Anılan kararın davacının Bankasya'daki para hareketliliğine ilişkin kısmında "..2007 açılış tarihli söz konusu hesapta 2014 yılının Ocak ayına kadar herhangi bir para bulunmazken örgüt elebaşının talimatı ile uyumlu olacak şekilde Ocak 2014 döneminde 11.316,60 TL, Şubat 2014 döneminde 22.761,66 TL, Mart 2014 döneminde 15.071,96 TL olduğunun, Ağustos 2014de 117,01 TL olan hesap bakiyesinin yine talimat dönemi olan 2014 Eylül döneminde 1.608,15 TL olduğunun, sanığın 06/01/2014 tarihinde, 20/01/2014 tarihinde, 11/02/2014 tarihinde, 13/03/2014 tarihinde 32 günlük katılım hesapları açtığının anlaşılması.." ifadeleri yer almaktadır.
Yukarıda yer verilen Kanun hükmü dikkate alındığında; özel öğretim kurumlarında görev alacak personelin terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olması nedeniyle de görevine son verilebileceği hususu dikkate alındığında; davacı hakkındaki ceza mahkemesi kararında yer alan tespitlerin davacının terör örgütü ile olan iltisak ve irtibat düzeyindeki ilişkisini ortaya koymak için yeterli olduğu kanaatine varıldığından; dava konusu işlemin yukarıda yer verilen gerekçe ile hukuka uygun olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Temyizen incelenen karar belirtilen gerekçe sonucu itibariyle usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz isteminin reddine,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda yer verilen gerekçe ile ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 21/03/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.