Danıştay8. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma
Danıştay 8. Daire E.2021/6645 K.2024/3879
T.C. DANIŞTAY
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/6645
Karar No : 2024/3879
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Birliği
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, avukatlık stajı sonrasında 21/12/2018 tarihinde baro levhasına avukat olarak yazılmasına ve avukatlık ruhsatı verilmesine dair Tekirdağ Barosu Yönetim Kurulu kararının uygun bulunmasına ilişkin 10/01/2019 tarihli Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu kararının bir daha görüşülmek üzere geri gönderildiği, akabinde Tekirdağ Barosunca 15/02/2019 tarihinde kendisine staj bitim belgesi verilmesinin kararlaştırılması üzerine 08/03/2019 tarihli Türkiye Barolar Birliği kararı ile baro levhasına avukat olarak yazılmasına karar verildiği, bu kararın Adalet Bakanlığı tarafından ilk geri gönderme gerekçeleri arasında yer almayan başka bir sebepten ötürü, öğretmenlik görevi ile birlikte staj yaptığından ve stajın kesintisiz olarak yapılması gerektiğinden bahisle ikinci defa geri gönderilmesi kararının usul ve yasaya uygun bulunarak baro levhasına yazılma talebinin reddine ilişkin Türkiye Barolar Birliği'nin ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; taraflar arasında davacının öğretmenlik görevi ile birlikte avukatlık stajını yaptığı noktasında bir ihtilaf bulunmadığı, bu durumda şeklen tamamlanan stajın, kişiye baro levhasına avukat olarak kayıt olma ve tarafına avukatlık ruhsatnamesi verilmesi talebi hakkını sağlayıp sağlamayacağının tartışılmasının uyuşmazlığın çözümünde önem arz ettiği, bir kimsenin avukatlığa kabul edilebilmesi için evvela staj bitim belgesi alması ve avukatlığa engel bir halinin bulunmamasının gerektiği, bu belgeyi alabilmek için dahi avukatlığa engel bir halinin bulunmamasının şart olduğu, avukatlık mesleği ile birleşmeyen bir işle uğraşanların da avukatlık mesleğine kabul isteminin reddedileceği, aylık karşılığında görülen herhangi bir işin avukatlık mesleği ile birleşmeyeceği, davacının öğretmen olarak yürüttüğü görevi ile birlikte avukatlık stajı yapmasına imkan olmadığı, zira staj yapacakların dahi avukatlığa engel bir halinin bulunmaması gerektiği, salt öğretmen olarak aylık karşılığı görev yapıyor olmanın dahi bu gerekliliğin sağlanmasına mani olduğu, Türk Medeni Kanunu'nun 2/2 maddesinde derç edilen evrensel hukuk ilkesine göre de; bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağı, hakkın dahi kötüye kullanılmasını korumayan hukuk düzeninden; haksız bir surette ve şeklen tamamlanan avukatlık stajını ve bu staja bağlanan sonuçları korumasının beklenemeyeceği, dolayısı ile usulüne uygun yapılmayan staja istinaden davacının baro levhasına yazılmasına da kendisine avukatlık ruhsatnamesi verilmesine de imkan bulunmadığı, öte yandan, Adalet Bakanlığı tarafından geri gönderilen kararlar aynen kabul edilmediği takdirde, başka bir deyişle, geri göndermeye konu Türkiye Barolar Birliği işleminde; geri gönderme gerekçesi doğrultusunda yahut bu gerekçeden farklı olarak ve fakat ilk işlem ile aynı bulunmayacak şekilde alınan kararların tekrardan geri gönderilemeyeceği manasına gelebilecek bir ifade yer almadığı, diğer yandan 1136 sayılı Kanun'un 8. maddesinin altıncı fıkrasına göre, Adalet Bakanlığı'nın geri gönderme işlemlerine karşı da dava açma hakkı bulunduğu, ancak davacı tarafından herhangi bir dava açıldığına dair beyanda bulunulmadığı gibi UYAP kayıtlarından da bu şekilde açılan bir davaya rastlanılmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 21/12/2018 tarihinde baro levhasına avukat olarak yazılmasına ve avukatlık ruhsatı verilmesine dair Tekirdağ Barosu Yönetim Kurulu kararının uygun bulunmasına ilişkin 10/01/2019 tarihli Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu kararının "avukat yanı stajının 3 gün eksik olduğundan" bahisle Adalet Bakanlığınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderildiği, akabinde Tekirdağ Barosunca, avukat yanı stajında eksiklik olmadığı, maddi hatanın düzeltildiği belirtilerek kendisine 15/02/2019 tarihinde staj bitim belgesi verildiği, bu karara istinaden Türkiye Barolar Birliğince ikince kez alınan karar ile 08/03/2019 tarihinde baro levhasına avukat olarak yazılmasına karar verildiği ve böylece avukatlık ruhsatı alması ve baro levhasına kayıt kararının kesinleştiği, Adalet Bakanlığınca 1136 sayılı Kanun'un 8/6. maddesi uyarınca Tekirdağ Barosu'na, Türkiye Barolar Birliği'ne ya da tarafına dava açılması gerekirken, kesinleşen bu karar, Adalet Bakanlığı tarafından ilk geri gönderme gerekçeleri arasında yer almayan başka bir sebepten ötürü, öğretmenlik görevi ile birlikte staj yaptığından ve stajın kesintisiz olarak yapılması gerektiğinden bahisle ikinci defa geri gönderildiği, Türkiye Barolar Birliği'nce alınan üçüncü bir karar ile geri gönderme kararı usul ve yasaya uygun bulunarak baro levhasına yazılma talebinin reddine karar verildiği, ruhsat talebi ve stajının geçerliliği konusunda ise bir karar verilmediği, bu durumun 1136 sayılı Kanun'un 8/4 maddesine aykırı olduğu, Türkiye Barolar Birliği'nin 10/01/2019 tarihli kararı ile ruhsatname talebinin kabulüne, 08/03/2019 tarihli kararı ile baro levhasına avukat olarak yazılmasına karar verildiği, baro levhasına yazılma kararı içerisinde ruhsatname talebinin kabulü de bulunduğu, zira çoğun içinde azın da olduğu, İdare Mahkemesince aksi yönde yapılan değerlendirmelerin hukuka aykırı olduğu belirtilerek, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı Türkiye Barolar Birliği tarafından, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz isteminin reddine,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 26/06/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/6645
Karar No : 2024/3879
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Birliği
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, avukatlık stajı sonrasında 21/12/2018 tarihinde baro levhasına avukat olarak yazılmasına ve avukatlık ruhsatı verilmesine dair Tekirdağ Barosu Yönetim Kurulu kararının uygun bulunmasına ilişkin 10/01/2019 tarihli Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu kararının bir daha görüşülmek üzere geri gönderildiği, akabinde Tekirdağ Barosunca 15/02/2019 tarihinde kendisine staj bitim belgesi verilmesinin kararlaştırılması üzerine 08/03/2019 tarihli Türkiye Barolar Birliği kararı ile baro levhasına avukat olarak yazılmasına karar verildiği, bu kararın Adalet Bakanlığı tarafından ilk geri gönderme gerekçeleri arasında yer almayan başka bir sebepten ötürü, öğretmenlik görevi ile birlikte staj yaptığından ve stajın kesintisiz olarak yapılması gerektiğinden bahisle ikinci defa geri gönderilmesi kararının usul ve yasaya uygun bulunarak baro levhasına yazılma talebinin reddine ilişkin Türkiye Barolar Birliği'nin ... tarih ve ... sayılı kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; taraflar arasında davacının öğretmenlik görevi ile birlikte avukatlık stajını yaptığı noktasında bir ihtilaf bulunmadığı, bu durumda şeklen tamamlanan stajın, kişiye baro levhasına avukat olarak kayıt olma ve tarafına avukatlık ruhsatnamesi verilmesi talebi hakkını sağlayıp sağlamayacağının tartışılmasının uyuşmazlığın çözümünde önem arz ettiği, bir kimsenin avukatlığa kabul edilebilmesi için evvela staj bitim belgesi alması ve avukatlığa engel bir halinin bulunmamasının gerektiği, bu belgeyi alabilmek için dahi avukatlığa engel bir halinin bulunmamasının şart olduğu, avukatlık mesleği ile birleşmeyen bir işle uğraşanların da avukatlık mesleğine kabul isteminin reddedileceği, aylık karşılığında görülen herhangi bir işin avukatlık mesleği ile birleşmeyeceği, davacının öğretmen olarak yürüttüğü görevi ile birlikte avukatlık stajı yapmasına imkan olmadığı, zira staj yapacakların dahi avukatlığa engel bir halinin bulunmaması gerektiği, salt öğretmen olarak aylık karşılığı görev yapıyor olmanın dahi bu gerekliliğin sağlanmasına mani olduğu, Türk Medeni Kanunu'nun 2/2 maddesinde derç edilen evrensel hukuk ilkesine göre de; bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeninin korumayacağı, hakkın dahi kötüye kullanılmasını korumayan hukuk düzeninden; haksız bir surette ve şeklen tamamlanan avukatlık stajını ve bu staja bağlanan sonuçları korumasının beklenemeyeceği, dolayısı ile usulüne uygun yapılmayan staja istinaden davacının baro levhasına yazılmasına da kendisine avukatlık ruhsatnamesi verilmesine de imkan bulunmadığı, öte yandan, Adalet Bakanlığı tarafından geri gönderilen kararlar aynen kabul edilmediği takdirde, başka bir deyişle, geri göndermeye konu Türkiye Barolar Birliği işleminde; geri gönderme gerekçesi doğrultusunda yahut bu gerekçeden farklı olarak ve fakat ilk işlem ile aynı bulunmayacak şekilde alınan kararların tekrardan geri gönderilemeyeceği manasına gelebilecek bir ifade yer almadığı, diğer yandan 1136 sayılı Kanun'un 8. maddesinin altıncı fıkrasına göre, Adalet Bakanlığı'nın geri gönderme işlemlerine karşı da dava açma hakkı bulunduğu, ancak davacı tarafından herhangi bir dava açıldığına dair beyanda bulunulmadığı gibi UYAP kayıtlarından da bu şekilde açılan bir davaya rastlanılmadığı anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu, davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, 21/12/2018 tarihinde baro levhasına avukat olarak yazılmasına ve avukatlık ruhsatı verilmesine dair Tekirdağ Barosu Yönetim Kurulu kararının uygun bulunmasına ilişkin 10/01/2019 tarihli Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu kararının "avukat yanı stajının 3 gün eksik olduğundan" bahisle Adalet Bakanlığınca bir daha görüşülmek üzere geri gönderildiği, akabinde Tekirdağ Barosunca, avukat yanı stajında eksiklik olmadığı, maddi hatanın düzeltildiği belirtilerek kendisine 15/02/2019 tarihinde staj bitim belgesi verildiği, bu karara istinaden Türkiye Barolar Birliğince ikince kez alınan karar ile 08/03/2019 tarihinde baro levhasına avukat olarak yazılmasına karar verildiği ve böylece avukatlık ruhsatı alması ve baro levhasına kayıt kararının kesinleştiği, Adalet Bakanlığınca 1136 sayılı Kanun'un 8/6. maddesi uyarınca Tekirdağ Barosu'na, Türkiye Barolar Birliği'ne ya da tarafına dava açılması gerekirken, kesinleşen bu karar, Adalet Bakanlığı tarafından ilk geri gönderme gerekçeleri arasında yer almayan başka bir sebepten ötürü, öğretmenlik görevi ile birlikte staj yaptığından ve stajın kesintisiz olarak yapılması gerektiğinden bahisle ikinci defa geri gönderildiği, Türkiye Barolar Birliği'nce alınan üçüncü bir karar ile geri gönderme kararı usul ve yasaya uygun bulunarak baro levhasına yazılma talebinin reddine karar verildiği, ruhsat talebi ve stajının geçerliliği konusunda ise bir karar verilmediği, bu durumun 1136 sayılı Kanun'un 8/4 maddesine aykırı olduğu, Türkiye Barolar Birliği'nin 10/01/2019 tarihli kararı ile ruhsatname talebinin kabulüne, 08/03/2019 tarihli kararı ile baro levhasına avukat olarak yazılmasına karar verildiği, baro levhasına yazılma kararı içerisinde ruhsatname talebinin kabulü de bulunduğu, zira çoğun içinde azın da olduğu, İdare Mahkemesince aksi yönde yapılan değerlendirmelerin hukuka aykırı olduğu belirtilerek, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı Türkiye Barolar Birliği tarafından, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu, bozulmasını gerektiren bir neden bulunmadığından temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle,
1. Temyiz isteminin reddine,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, posta gideri avansından artan tutarın Mahkeme tarafından iadesine,
4. 2577 sayılı Kanunun 50. maddesi uyarınca onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. Kesin olarak, 26/06/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.