‹ Ana sayfa
Danıştay 8. Daire İdare Hukuku · ön sınıflandırma

Danıştay 8. Daire E.2019/7336 K.2023/5991

Esas No: 2019/7336 · Karar No: 2023/5991 · Karar Tarihi: 17.11.2023
Özet: 1) Davacı, Milli Eğitim Bakanlığı'nın 2019‑2020 Rehberlik Programı “Hedef Listesi”nde “toplumsal cinsiyet eşitliği” ibaresinin yer almaması nedeniyle bu düzenlemenin iptalini talep ediyor. 2) Mahkeme, Anayasa hükümlerine uygun olarak toplumsal cinsiyet eşitliğinin devletin yapılacak politikalarda korunan bir temel hak olduğunu kabul edip, ilgili kısmın iptaline karar vermiyor.
T.C. DANIŞTAY SEKİZİNCİ DAİRE
Esas No: 2019/7336
Karar No: 2023/5991

DAVACI: ... Sendikası

VEKİLİ: Av. ...

DAVALI: ... Bakanlığı

VEKİLİ: Av. ...

DAVANIN KONUSU:
Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün 2019-2020 Rehberlik Programı ekinde yer alan "Hedef Listesi" başlığının "Kişisel Sosyal Rehberlik" kısmında ‘toplumsal cinsiyet eşitliğine’ yer verilmediğinden bahisle düzenlemenin ilgili kısmının iptaline karar verilmesi istemidir.

DAVACININ İDDİALARI:
Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün internet sayfasında 10/09/2019 tarihinde 2019-2020 Rehberlik Programı Hedef Listesi'nin yayınlandığı, söz konusu sitede EK-2 olarak gösterilen Hedef Listesi'nin 'Kişisel Sosyal Rehberlik' bölümünde toplumsal cinsiyet eşitliğinin de yer aldığı 26 hedefin bulunduğu, 11/09/2019 tarihinde yayınlanan yeni listede toplumsal cinsiyet eşitliği'nin ilgili bölümden çıkarıldığı, toplumsal cinsiyet’in toplumdan kaynaklanan eşitsizlikleri kadının doğasına bağlayan, kadını eğitim, çalışma yaşamı, siyaset gibi kamusal alanlardan dışlayan erkek egemen zihniyete karşı çıkmak için kullanılan bir kavram olduğu, bu doğrultuda toplumsal cinsiyet eşitliğinin temel insan hakkı olduğu, Anayasa'nın 2. maddesinde devletin insan haklarına saygılı demokratik, laik ve sosyal bir hukuk devleti olduğunun belirtildiği, Anayasa'nın 10. maddesinde herkesin cinsiyet ayrımı gözetilmeksizin eşit olduğunun, kadınlar ve erkeklerin eşit haklara sahip olduğunun, devletin bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlü olduğunun düzenlendiği, bu haliyle Anayasa hükümlerinin devlet organlarına ve idare makamlarına toplumsal cinsiyet eşitliğini hedef tutan politikaları gerçekleştirme yükümlülüğü yüklediği, davalı idarenin bir gün sonra Hedef Listesi'nden toplumsal cinsiyet eşitliği ibaresini hangi saikle çıkardığının belirli olmadığı, bu haliyle eksik düzenleme yapıldığı iddia edilmektedir.

DAVALININ SAVUNMASI:
Okul öncesinden başlayarak örgün eğitimin sonuna kadar çocuklar ve ailelerine Uluslararası Çocuk Hakları Sözleşmesi ve Çocuk Koruma Kanun'u kapsamındaki hükümler çerçevesinde ihtiyaç duyulan hizmetlerin sunulduğu, sunulan hizmetlerle çocuklara toplumda kadın ve erkek olarak eşit hak ve sorumluluklar kapsamında eğitim ortamları ve toplumsal yaşamda ihtiyaç duyacakları beceriler kazandırmanın, çocukların eğitim fırsatlarından kadın ve erkek olarak eşit bir şekilde yararlanmalarını ve eğitimlerini aksatmadan tamamlamalarının amaçlandığı, kurumlarınca kadın erkek eşitliğini gözetmek amacıyla birbirini bütünleyen çok sayıda faaliyetin yürütüldüğü, davanın reddedilmesi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ...

DÜŞÜNCESİ: 2019-2020 Rehberlik Programı Hedef Listesi'nin 10/09/2019 tarihinde yayınlandığı ve "Kişisel Sosyal Rehberlik" kısmında ‘toplumsal cinsiyet eşitliğine’ yer verildiği, 11/09/2019 tarihinde yayınlanan yeni listede 'toplumsal cinsiyet eşitliği' ibaresinin yer almadığı, bir gün sonra ilgili ibarenin çıkarılmasına ilişkin gerekçenin davalı idarece ortaya konulamadığı görüldüğünden düzenlemenin ilgili kısmının iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI: ...

DÜŞÜNCESİ: Dava; ... Sendikası tarafından, Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün 2019-2020 Rehberlik Programı ekinde yer alan "Hedef Listesi" başlığının "Kişisel Sosyal Rehberlik" kısmında toplumsal cinsiyet eşitliğine yer verilmediğinden bahisle düzenlemenin ilgili kısmının iptali istemiyle Milli Eğitim Bakanlığına karşı açılmıştır.

1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun "Genel amaçlar" başlıklı 2. maddesinin 3. fıkrasında; "İlgi, istidat ve kabiliyetlerini geliştirerek gerekli bilgi, beceri, davranışlar ve birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak suretiyle hayata hazırlamak ve onların, kendilerini mutlu kılacak ve toplumun mutluluğuna katkıda bulunacak bir meslek sahibi olmalarını sağlamak" genel amaçlar arasında sayılmış olup; "Genellik ve eşitlik" başlıklı 4. Maddesinde; "Eğitim kurumları dil, ırk, cinsiyet, engellilik ve din ayırımı gözetilmeksizin herkese açıktır. Eğitimde hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz." hükmü; "Ferdin ve toplumun ihtiyaçları" başlıklı 5. maddesinde; "Milli eğitim hizmeti, Türk vatandaşlarının istek ve kabiliyetleri ile Türk toplumunun ihtiyaçlarına göre düzenlenir." hükmü yer almaktadır.

08/06/2017 tarih ve 30090 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği'nin "Sosyal etkinliklerin alanı" başlıklı 7. maddesinin 1. fıkrasının yürürlüğe girdiği halinde; kurumlarda yapılacak sosyal etkinlikler ile öğrencilerde hangi konularda farkındalık oluşturulacağına yönelik hedefler düzenlenmiş olup, buna göre; öğrencilerde özgüven ve sorumluluk duygusu geliştirmek, öğrencileri şiddet ve zararlı alışkanlıklardan korumak, öğrencilere yeni ilgi alanları ve beceriler kazandırmak, öğrencilerin yeteneklerini sergilemesine imkân vermek, millî, manevi ve kültürel değerleri yaşatmak, yaygınlaştırmak ve bu değerlerin yeni nesillere aktarımını sağlamak, öğrencilerde gönüllülük bilincini özendirmek, engellilik, yaşlılık, insan ve çocuk hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği konularında farkındalık oluşturmak amaçlanmış iken; 12/9/2019 tarih ve 30886 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Yönetmelik ile, kurumlarda yapılacak sosyal etkinlik faaliyetleriyle öğrencilerde oluşması hedeflenen ve beklenen farkındalık alanları arasında yer alan, "toplumsal cinsiyet eşitliği" ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.

10.09.2019 tarihinde yayımlanan 2019-2020 Rehberlik Programı "Hedef Listesinin" Kişisel Sosyal Rehberlik bölümünde, "toplumsal cinsiyet eşitliği" de yer alırken bir gün sonra 11.09.2019 tarihinde: toplumsal cinsiyet eşitliği hedefinin kapsamdan çıkarıldığı ve yukarıda yazılı yönetmelik maddesinde de 12.09.2019 tarihinde aynı yönde değişiklik yapıldığı; bahse konu yönetmelik değişikliğinin de yine davacı sendika tarafından (E:2019/7337) ve başka bir sendika tarafından (E:2019/7261) dava konusu ediliği Danıştay 8. Dairesinde halen derdest olduğu anlaşılmaktadır.

Uyuşmazlıkta davacı tarafından, "toplumsal cinsiyet eşitliği" ibaresinin hedef listesinden çıkartılmasına ilişkin olarak; bu değişikliğin hangi yönlerden kamu yararı ve hizmet gereği olduğunun idarece ortaya konulması gerektiği, Avrupa Birliği ile ortak yürütülen (2008-2013) ETCEP–Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Geliştirilmesi Projesi ile 81 okulda pilot uygulamaya başlandığı, 2019-2020 eğitim öğretim döneminde bu tür projelerin yaygınlaştırılacağı ve 2019-2020 Eğitim- Öğretim Yılı Hedef Listesinde “toplumsal cinsiyet dersinin” olacağının Bakanlık hedefinin tarafından duyurulduğu ancak söz konusu düzenleme ile aksi yönde girişimde bulunulduğu, ayrıca Türkiyenin taraf olduğu (CEDAW) Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi’nin bulunduğu, söz konusu düzenlemelerin hukuka ve mevzuata aykırı olduğu iddia edilmekte olup; davalı idarece okullarda okutulan ders kitapları ve öğretim programlarının değerler eğitimini esas alan, temel becerileri içeren, günlük ve sade yaşamla birleştirilebilecek şekilde güncellendiği, “kültürel farkındalık ve ifade” ile “sosyal ve vatandaşlıklarla ilgili yetkinliklerin” toplumsal cinsiyet eşitliğini kapsayan ve öğreten yetkinlikler olduğu, “toplumsal cinsiyet eşitliği" yerine "insan ve çocuk hakları" ifadesinin kullanıldığı, dava konusu düzenlemelerin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır.

Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi ya da bilinen adıyla İstanbul Sözleşmesi; İstanbul'da gerçekleşen Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin 121. toplantısında kabul edilerek 11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul'da imzaya açılmış olması nedeniyle kısaca "İstanbul Sözleşmesi" olarak bilinmekte olup; 1 Ağustos 2014 tarihinde yürürlüğe girmiş olup; 11 Mayıs 2011'de Sözleşmeyi ilk imzalayan ve 24 Kasım 2011'de parlamentosunda 6251 sayılı Kanun ile onaylayan ilk ülke Türkiye olmuştur.

İstanbul Sözleşmesi bütünüyle incelendiğinde; imzacı devletlerden toplumsal cinsiyet eşitliği hususunda, kapsayıcı politikalar üretip uygulaması, bunu sağlamak adına daha fazla ekonomik kaynak tesis edilmesi, kadına yönelik şiddetin boyutu hakkında istatistik verilerinin toplanması ve kamuoyu ile paylaşılması, şiddeti önleyecek toplumsal zihniyet değişikliğinin yaratılması sorumluluğunu yüklediği görülmektedir.

Kamu yararı kavramı, tüm devlet organlarının işlem ve eylemlerinin genel nitelikteki amacını ve aynı zamanda nedenini oluşturmakta, çeşitli hak ve özgürlükler açısından bir sınırlama nedeni niteliği de taşımakta olup; bu kavram genel bir ifadeyle bireysel, özel çıkarlardan ayrı ve bunlara üstün olan toplumsal yararı ifade etmektedir.

İdareler, ortaya çıkan ihtiyaçları karşılamak ve hizmette etkinliği sağlamak amacıyla mevzuat değişikliği yapma hususunda takdir yetkisine sahiptirler. Ancak, idareye tanınan bu takdir yetkisinin, idarenin keyfi olarak hareket edebileceği anlamına gelmeyeceği de kuşkusuzdur. Zira, takdir yetkisi ile idareye hukuk kuralları içinde hareket özgürlüğü tanınmış olduğundan, yasa koyucu tarafından idareye tanınan bu yetkinin başta kamu yararı olmak üzere hizmet gereklerine, hukuk devleti, hukuk güvenliği ilkelerine uygun olarak kullanılması gerektiği de açıktır.

Başka bir deyişle; idari düzenlemeler yapılırken, Anayasa'da yer alan hukuk devleti ilkesi uyarınca, söz konusu düzenlemelerin kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda, kamusal ve toplumsal ihtiyaçlara binaen tesisi gerektiği kuşkusuzudur.

Bu durumda; anayasal bir yetki olması nedeniyle, idareler tarafından mevzuatla verilen görevlerin yerine getirilmesi amacıyla düzenleyici işlemler yapılabileceği ancak; bu düzenlemelerin Anayasa'da yer alan hukuk devleti ilkesi uyarınca, kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda, kamusal ve toplumsal ihtiyaçlara binaen tesisi gerektiği, idarelerin, normlar hiyerarşisine aykırı olmayacak şekilde, ortaya çıkan ihtiyaçları karşılamak ve hizmette etkinliği sağlamak amacıyla mevzuat değişikliği yapma hususunda takdir yetkisine sahip olduğu, ancak, idareye tanınan bu takdir yetkisinin, idarenin keyfi olarak hareket edebileceği anlamına gelmeyeceği kuralı karşısında; bahse konu 2019-2020 Rehberlik Programı hedef listesinden "toplumsal cinsiyet eşitliği" ibaresinin çıkartılmasına ilişkin hukuki gerekçenin ortaya konulamadığı anlaşılmakta olup; yapılan değişikliğin hukuka uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Açıklanan nedenlerle; dava konusu düzenlemenin iptali gerektiği düşünülmektedir

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ SÜREÇ:
Dava, Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün 2019-2020 Rehberlik Programı ekinde yer alan "Hedef Listesi" başlığının "Kişisel Sosyal Rehberlik" kısmında ‘toplumsal cinsiyet eşitliğine’ yer verilmediğinden bahisle düzenlemenin ilgili kısmının iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

İNCELEME VE

GEREKÇE:
İlgili Mevzuat:
1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun "Genel amaçlar" başlıklı 2. maddesinde; "Türk Milli Eğitiminin genel amacı, Türk Milletinin bütün fertlerini,
1. (Değişik: 16/6/1983 - 2842/1 md.) Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek;
2. Beden, zihin, ahlak, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe ve karaktere, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı, kişilik ve teşebbüse değer veren, topluma karşı sorumluluk duyan; yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetiştirmek;
3. İlgi, istidat ve kabiliyetlerini geliştirerek gerekli bilgi, beceri, davranışlar ve birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak suretiyle hayata hazırlamak ve onların, kendilerini mutlu kılacak ve toplumun mutluluğuna katkıda bulunacak bir meslek sahibi olmalarını sağlamak;
Böylece bir yandan Türk vatandaşlarının ve Türk toplumunun refah ve mutluluğunu artırmak; öte yandan milli birlik ve bütünlük içinde iktisadi, sosyal ve kültürel kalkınmayı desteklemek ve hızlandırmak ve nihayet Türk Milletini çağdaş uygarlığın yapıcı, yaratıcı, seçkin bir ortağı yapmaktır." hükmü; "Özel amaçlar" başlıklı 3. maddedinde; "Türk eğitim ve öğretim sistemi, bu genel amaçları gerçekleştirecek şekilde düzenlenir ve çeşitli derece ve türdeki eğitim kurumlarının özel amaçları, genel amaçlara ve aşağıda sıralanan temel ilkelere uygun olarak tespit edilir." hükmü yer almakatadır.

Yine anılan Kanun'un "Genellik ve eşitlik" başlıklı 4. maddesinde; eğitim kurumlarının dil, ırk, cinsiyet, engellilik ve din ayırımı gözetilmeksizin herkese açık olduğu, eğitimde hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamayacağı; "Ferdin ve toplumun ihtiyaçları" başlıklı 5. maddesinde; milli eğitim hizmetinin, Türk vatandaşlarının istek ve kabiliyetleri ile Türk toplumunun ihtiyaçlarına göre düzenleneceği; "Yürütme, gözetim ve denetim" başlıklı 56. maddesinde; eğitim ve öğretim hizmetinin, bu kanun hükümlerine göre Devlet adına yürütülmesinden, gözetim ve denetiminden Milli Eğitim Bakanlığı sorumlu olduğu hüküm altına alınmıştır.

08/06/2017 tarih ve 30090 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Milli Eğitim Bakanlığı Sosyal Etkinlikler Yönetmeliği'nin "Amaç" başlıklı 1. maddesinde; "Bu Yönetmeliğin amacı; her tür ve seviyedeki resmî ve özel (Değişik ibare: RG-1/9/2018-30522) örgün ve hayat boyu öğrenme kurumlarında; öğretim programlarının yanında öğrenci ve kursiyerlerde özgüven ve sorumluluk duygusu geliştirmeye, yeni ilgi alanları oluşturmaya, millî, manevî, ahlaki, insanî ve kültürel değerleri kazandırmaya yönelik bilimsel, sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif alanlarda öğrenci kulübü ve toplum hizmeti kapsamındaki sosyal (Ek ibare: RG-12/9/2019-30886) etkinlikler ile kamu kurum ve kuruluşları, uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşları tarafından eğitim kurumlarında yapılacak sosyal etkinliklerin usul ve esaslarını düzenlemektir." hükmü; "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde; "Bu Yönetmelik; her tür ve seviyedeki resmî ve özel (Değişik ibare: RG-1/9/2018-30522) örgün ve hayat boyu öğrenme kurumlarında; öğretim programlarının yanında bilimsel, sosyal, kültürel, sanatsal, sportif alanlarda öğrenci kulübü ve toplum hizmeti kapsamındaki sosyal (Ek ibare: RG-12/9/2019-30886) etkinlikler ile kamu kurum ve kuruluşları, uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşları tarafından eğitim kurumlarında yapılacak sosyal etkinliklere ait usul ve esasları kapsar." düzenlemesi yer almakta olup; "Sosyal etkinlikler alanı" "başlıklı 7. maddesinin yürürlükteki halinde; (08/06/2017 tarih ve 30090 sayılı Resmi Gazete) kurumlarda yapılacak sosyal etkinlikler ile öğrencilerde hangi konularda farkındalık oluşturulacağına yönelik hedefler düzenlenmiş olup, buna göre; öğrencilerde özgüven ve sorumluluk duygusu geliştirmek, öğrencileri şiddet ve zararlı alışkanlıklardan korumak, öğrencilere yeni ilgi alanları ve beceriler kazandırmak, öğrencilerin yeteneklerini sergilemesine imkân vermek, millî, manevi ve kültürel değerleri yaşatmak, yaygınlaştırmak ve bu değerlerin yeni nesillere aktarımını sağlamak, öğrencilerde gönüllülük bilincini özendirmek, engellilik, yaşlılık, insan ve çocuk hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği konularında farkındalık oluşturmak amaçlanmış iken; 12/9/2019 tarih ve 30886 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Yönetmelik ile, kurumlarda yapılacak sosyal etkinlik faaliyetleriyle öğrencilerde oluşması hedeflenen ve beklenen farkındalık alanları arasında yer alan, "toplumsal cinsiyet eşitliği" ibaresi yürürlükten kaldırılmıştır.

Anılan Yönetmeliğin "İlkeler, Sosyal Etkinlikler Kurulu ve Görevleri" başlıklı 2. Bölümünün altında yer alan "İlkeler" başlıklı 5. maddesinde de; "(1) Eğitim kurumlarında yürütülecek tüm sosyal etkinlikler 1739 sayılı Kanunda yer alan Türk millî eğitiminin genel ve özel amaçları ile temel ilkelerine uygun olarak düzenlenir.

(2) Sosyal etkinlik çalışmalarında; öğrencilerin gelişim seviyeleri, ilgi, istek, ihtiyaç ve yetenekleri göz önünde bulundurulur.

(3) Sosyal etkinlik çalışmaları, öncelikle ders saatleri dışında uygulanır. Bu çalışmalar zorunlu hâllerde ders saatleri içinde de uygulanabilir.

(4) Sosyal etkinlik çalışmaları, öğrenci kulübü ve toplum hizmeti çalışmaları kapsamında yürütülür.

(5) Her öğrenci, en az bir sanat veya spor dalında beceri kazanacak şekilde uygun bir öğrenci kulübü ile ilişkilendirilir ve bu kulübün çalışmalarına katılır.

(6) Sosyal etkinlikler kapsamında yürütülen bilimsel, sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif alanlarda Gençlik ve Spor Bakanlığına bağlı gençlik merkezlerinden de yararlanılır.

(7) Sosyal etkinlik çalışmalarının planlanmasında eğitim kurumu bölgesinde bulunan gençlere yönelik faaliyet gösteren kamu kurum ve kuruluşları, sivil toplum kuruluşları ile işbirliği yapılabilir.

(8) Sosyal etkinliklerle ilgili gelir-gider iş ve işlemleri okul aile birliği tarafından yürütülür." hükmü bulunmaktadır.

10/07/2018 tarih ve 30474 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin ''Ortak görevler'' başlığını taşıyan 326. maddesinde; (1) Bakanlık birimleri, sorumluluk alanlarıyla ilgili konularda aşağıdaki görevleri de yerine getirirler: ... (f) Eğitim ve öğretim sürecine diğer kurum, kuruluş ve bireylerin katılımını sağlamak, düzenlemesine yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
12/09/2019 tarih ve 30886 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Milli Eğitim Bakanlığı Eğitim Kurumlan Sosyal Etkinlikler Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmeliğin 3. maddesiyle değişik anılan Yönetmeliğin "Sosyal etkinliklerin alanı" başlıklı 7. maddesinin birinci fıkrasında yer alan; "ile toplumsal cinsiyet eşitliği" ibaresini kaldıran düzenlemenin iptali istemiyle açılan davada Danıştay Sekizinci Dairesi'nin 09/11/2022 tarih ve E:2019/7261, K:2022/6347 sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş; anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu'nun 06/11/2023 tarih ve E:2023/687, K:2023/2549 sayılı kararı ile Daire kararının onanmasına karar verilmiştir.

Anılan Yönetmelik uyarınca her tür ve seviyedeki eğitim kurumu içerisinde yapılacak olan öğretim programlarının yanında bilimsel, sosyal, kültürel, sanatsal ve sportif alanlarda gerek öğrenci kulübü ve toplum hizmeti çalışmaları ile bu kapsamdaki diğer etkinliklerle gerek kamu kurum ve kuruluşları, uluslararası kuruluşlar ve sivil toplum kuruluşları tarafından eğitim kurumlarında yapılacak sosyal etkinliklerin sınırlarının Yönetmelik'te açıkça çizildiği, okullarda okutulan ders kitapları ve öğretim programlarının değerler eğitimini esas alan, temel becerileri içeren, günlük ve sade yaşamla birleştirilebilecek şekilde güncellendiği, buna göre; söz konusu sosyal etkinliklerin tamamının Anayasaya ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nda belirtilen Milli Eğitimin genel ve özel amaçları ile ilkelerine uygun olmak zorunda olacağı görüldüğünden, davalı idarenin düzenleme yetkisi kapsamında yapılan ve gözetim, denetim yükümlülüğünde gerçekleşecek değişiklikte hukuka aykırılık görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. DAVANIN REDDİNE,
2. Aşağıda dökümü yapılan ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
3. Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra istemi halinde davacıya iadesine,
4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere,
17/11/2023 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY:
(X)- Dava, Milli Eğitim Bakanlığı Özel Eğitim ve Rehberlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü'nün 2019-2020 Rehberlik Programı ekinde yer alan "Hedef Listesi" başlığının "Kişisel Sosyal Rehberlik" kısmında ‘toplumsal cinsiyet eşitliğine’ yer verilmediğinden bahisle düzenlemenin ilgili kısmının iptaline karar verilmesi
Anayasa'nın "Kanun önünde eşitlik" başlıklı 10. maddesinde, "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.

(Ek fıkra: 7/5/2004-5170/1 md.) Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. (Ek cümle: 7/5/2010-5982/1 md.) Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz.

(Ek fıkra: 7/5/2010-5982/1 md.) Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz.

Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.

Devlet organları ve idare makamları bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorundadırlar." kuralına yer verilmiştir.

Anayasa'da, kadın ve erkeğin eşit haklara sahip olduğu açıkça belirtildikten sonra, Devlet, eşitlik ilkesini yaşama geçirme konusunda yükümlü kılınmıştır. Anayasa hükmü, Devletin bu eşitlik ilkesine saygılı davranması ya da bozucu etkilerden kaçınmasının ötesinde, yaşama geçirilmesi için eyleme geçmesini, tedbir almasını, gerekirse pozitif ayrımcılık yapmasını emretmektedir.

Öte yandan, Kadın Statüsü Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Ulusal Eylem Planı'nda (2008-2013) toplumsal cinsiyet kalıp yargılarını ortadan kaldırmak için en önemli etkenin eğitim olduğu ve toplumsal cinsiyet eşitliğinin bütün eğitim materyallerine yerleştirilmesinin büyük önem taşıdığı vurgulanmıştır.

Milli Eğitim Bakanlığı 2014-2016 yılları arasında Eğitimde Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Geliştirilmesi Projesini yürütmüştür.

Yukarıda belirtilen kadın-erkek eşitliğine ilişkin anayasal ilke ve bu konuda Devlete yüklenen pozitif yükümlülükler ve kadına karşı şiddetin artan bir şekilde devam etmesi, "toplumsal cinsiyet eşitliği" konusunda farkındalığın arttırılmasını zorunlu kılmaktadır.

Bu itibarla, kadın erkek eşitliğinin, Anayasa düzeyinde ele alınan ve Devlete hayata geçirilmesi konusunda yükümlülük yüklenen bir konu olması nedeniyle, "toplumsal cinsiyet eşitliği" ibaresinin müstakil bir etkinlik olarak muhafaza edilmesi gerekirken, dava konusu edilen düzenleme ile tamamıyla çıkarılmasında, Anayasa'nın Devleti yükümlü kılan amir hükmüne uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle düzenlemenin ilgili kısmının iptal edilmesi gerektiği düşüncesiyle çoğunluk kararına katılmıyorum.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?