‹ Ana sayfa
Danıştay7. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma

Danıştay 7. Daire E.2021/928 K.2024/1634

Esas No: 2021/928 · Karar No: 2024/1634 · Karar Tarihi: 21.03.2024
Özet: Madde 1: 2010 yılına ait vergi borcu nedeniyle Madeni Yağ İmalat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şirketi adına yapılan ödeme emrinin iptali için açılan temyiz davası. Madde 2: Danıştay, Temyiz iadesini reddederek, Bölge İdare Mahkemesi kararının hüküm fıkrasını bozmayı kabul etti.
T.C. DANIŞTAY YEDİNCİ DAİRE
Esas No: 2021/928
Karar No: 2024/1634

TEMYİZ EDEN (DAVALI): ... Vergi Dairesi Başkanlığı
(... Vergi Dairesi Müdürlüğü)

VEKİLİ: Av. ...

KARŞI TARAF (DAVACI): A...

VEKİLİ: Av. ...

İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının aleyhlerine olan hüküm fıkrasının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Asıl borçlu ... Madeni Yağ İmalat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinin 2010 yılına ilişkin muhtelif vergi borçlarının tahsili amacıyla şirket ortağı sıfatıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; dava konusu ödeme emri içeriği 2010 yılının muhtelif dönemlerine ilişkin olarak asıl borçlu şirket adına re'sen tarh olunan vergiler ve kesilen cezalara karşı açılan davalarda verilen kararların istinaf ve temyiz incelemelerinin devam ettiği, mahkeme kararlarına istinaden düzenlenen 2 no'lu ihbarnamelerin ve buna dayanan ödeme emirlerinin şirkete tebliğine rağmen dava konusu edilmediği ve vergi borcunun ödenmediği, yapılan malvarlığı araştırmaları sonucunda şirketin borçlarını karşılayacak malvarlığına rastlanılmadığı, bu durumda, amme alacağının şirket ortağı sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka aykırılık bulunmadığı; öte yandan, Mahkemelerince verilen 25/11/2016 tarihli kararlar ile geçici vergiler terkin edildiğinden, dava konusu ödeme emrinin mahsup süresi geçen ve mahsup imkanı ortadan kalkan 2010 yılının Nisan ilâ Haziran dönemlerine ait geçici vergiye isabet eden kısmında hukuka uyarlık görülmediği; dava konusu ödeme emrinin 2010 yılına ilişkin kurumlar vergisi ile aynı yılın Ocak ilâ Kasım ve Ocak ilâ Aralık dönemlerine ait yargı harçlarına isabet eden kısmının, davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen ve Mahkemelerinin E:2019/192 sayılı dosyasında dava konusu edilen ödeme emrine konu edildiği, davacı aynı borç nedeniyle hem ortak hem de kanuni temsilci sıfatıyla sorumlu tutulamayacağından, ödeme emrinin bahsi geçen kısmının da hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle ödeme emrinin kısmen iptaline; kısmen de davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davalı idarenin istinaf başvurusu üzerine, mahkeme kararının, dava konusu ödeme emrinin geçici vergiye ilişkin kısmının iptaline dair hüküm fıkrasının Dairelerince de hukuka uygun görüldüğü; 2010 yılına ait kurumlar vergisi ile aynı yılın Ocak ilâ Kasım ve Ocak ilâ Aralık dönemlerine ilişkin yargı harçlarına isabet eden kısmına gelince; Danıştay İçtihatları Birleştirme Kurulunun 11/12/2018 tarih ve E:2013/1, K:2018/1 sayılı kararı ile, limited şirket tüzel kişiliğinden tahsil edilemeyen veya edilemeyeceği anlaşılan vergi borcunun takip ve tahsiline ilişkin olarak 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun’da, kanuni temsilci ile ortak arasında bir öncelik sıralaması bulunmadığından, limited şirketin vergi borcunun tahsilinde ortağın takibine başlanabilmesi için kanuni temsilcinin takibinin tamamlanmasının gerekli olmadığı yolunda karar verildiği, 2575 sayılı Danıştay Kanunu'nun 40. maddesinin 4. fıkrasında yer alan, içtihatların birleştirilmesine ilişkin verilen kararlara Danıştay daire ve kurulları ile idari mahkemeler ve idarenin uymak zorunda oldukları hükme bağlandığından, Mahkemenin limited şirket borçlarının önce şirket kanuni temsilcisinden takibinin gerektiği yolundaki yargısının yerinde görülmediği; olayda, davalı idarece asıl borçlu şirket hakkında 2017 yılında malvarlığı araştırmalarının yapıldığı, ancak menkul ve gayrimenkul herhangi bir malvarlığının bulunduğu bilgisine ulaşılamadığından aciz tutanağının düzenlendiği, dolayısıyla, söz konusu amme alacağının şirketten tahsil imkanının kalmadığı anlaşıldığından, şirket ortağı sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrinin belirtilen kısımlarında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf isteminin; kısmen reddine, kısmen de kabulü ile mahkeme kararının ödeme emrinin 2010 yılına ait kurumlar vergisi ile aynı yılın Ocak ilâ Kasım ve Ocak ilâ Aralık dönemlerine ait yargı harçlarına isabet eden kısmına ilişkin hüküm fıkrasının kaldırılmasından sonra, işlemin anılan kısmı yönünden davanın reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Dava konusu ödeme emrine konu geçici vergilerin aslının ihbarname aşamasında aranılmadığı, davada bu kısım yönünden karar verilmesine yer olmadığı yolunda hüküm kurulmasının gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın hüküm fıkrasının gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Yedinci ve Dokuzuncu Dairelerince 2575 sayılı Danıştay Kanunu'na, 3619 sayılı Kanunla eklenen Ek 1. madde hükmü uyarınca birlikte yapılan toplantıda, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

Temyizen incelenen hüküm fıkrası usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri anılan hüküm fıkrasının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin reddine,
2.... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyize konu hüküm fıkrasının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliği ve bir örneğinin de Bölge İdare Mahkemesine gönderilmesini teminen dosyanın ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 21/03/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?