Danıştay7. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma
Danıştay 7. Daire E.2021/3580 K.2023/4191
T.C. DANIŞTAY
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/3580
Karar No : 2023/4191
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı adına
... Gümrük Müdürlüğü - (E - Tebligat)
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem: Davacı adına 1995 ilâ 1998 yıllarında tescilli gümrük beyannameleri ile ihracatı teşvik/dahilde işleme izin belgeleri kapsamındaki geçici ithalat işlemleri nedeniyle verilen teminat mektuplarının iadesi istemiyle yapılan başvuru üzerine tesis edilen işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Bozma kararı üzerine, davacı adına tescilli gümrük giriş beyannamelerinden kaynaklanan amme alacaklarının ödenmesini güvence altına almak amacıyla verilen teminat mektuplarının, ilgili gümrük beyannamesinden kaynaklanan borç kalemlerinin ödenmesi, taahhütlerin yerine getirilmesi ile bu hususların belgelerle de tevsik edilmesi halinde iade edilebileceği, davacı tarafından iadesi talep edilen teminat mektuplarına ilişkin borçların ve taahhütlerin yerine getirilmesi durumuna ilişkin olarak yapılacak incelemeye esas olmak üzere Mahkemelerince verilen ara kararları ile taraflardan bilgi ve belge istenilmiş olmasına rağmen, davacı tarafından ödeme makbuzu, taahhütlerin yerine getirildiğine veya dahilde işleme izin belgelerinin ihracat taahhütlerinin kapandığına dair herhangi bir belgenin ibraz edilmemiş olması ve davalı idarece de, söz konusu belgelerin kayıtlarında yer almadığı ve davacı adına kayıtlı dahilde işleme izin belgelerinin iptalinden kaynaklanan ödenmemiş amme alacağının bulunduğunun bildirilmesi nedeniyle, ödenmeyen kamu alacağının tahsiline yönelik işlemlerin varlığı karşısında teminat mektuplarının iade edilmemesi yolundaki işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idareden çeşitli tarihlerde talep edilmesine rağmen teminat mektuplarının iade edilmediği, anılan mektuplarına ilişkin olarak yaklaşık 25 yıl boyunca takibat da yapılmadığı, teminat mektubuna konu borçların bir kısmının ödendiği, bir kısmının ise zaman aşımına uğradığı, teminat mektuplarının hukuka aykırı şekilde iade edilmemesi sebebiyle mağdur olunduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Davacı tarafından dava konusu edildiği halde davalı idarenin ilişkilendirildiği gümrük saymanlık müdürlüğünde bulunmayan 02051 ve 04066 sayılı ihracatı teşvik/dahilde işleme izin belgeleri (DİİB) kapsamında tanzimli teminat mektuplarının iadesi isteminin fiili imkansızlık nedeniyle karşılanması mümkün bulunmamaktadır.
İşlemin iade isteminin ... ve ... sayılı belgeleri dışındaki teminat mektuplarına ilişkin kısmı yönünden;
Olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 125. maddesinde, bu kanunda başka suretle hüküm mevcut olmadığı takdirde, her dâvanın on senelik müruru zamana tâbi olduğu hükme bağlanmıştır.
6183 sayılı Kanun'un 54. maddesinde, ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağının, tahsil dairesince cebren tahsil olunacağı; cebren tahsilin, amme borçlusu tahsil dairesine teminat göstermişse, teminatın paraya çevrilmesi yahut kefilin takibi; amme borçlusunun borcuna yetecek miktardaki mallarının haczedilerek paraya çevrilmesi veya gerekli şartların varlığı halinde, borçlunun iflasının istenmesi suretiyle yapılacağı belirtilmiş; 56. maddesinde ise, karşılığında teminat gösterilen amme alacağının vadesinde ödenmediği takdirde borcun yedi gün içinde ödenmesi, aksi halde teminatın paraya çevrileceği, veya diğer şekillerle cebren tahsile devam olunacağının borçluya bildirileceği, yedi gün içinde borç ödenmediği takdirde teminatın bu kanun hükümlerine göre paraya çevrilerek amme alacağının tahsil edileceği, 102. maddesinde, amme alacağının, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zaman aşımına uğrayacağı; 103. maddesinde de, amme alacağının teminata bağlanmasının zaman aşımını keseceği; kesilen zaman aşımının teminatın kalktığı takvim yılını takip eden takvim yılının ilk gününden itibaren yeniden işlemeye başlayacağı hükümlerine yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuatın değerlendirilmesinden, 6183 sayılı Kanunun hükümleri uyarınca, teminata bağlanma hali devam ettiği sürece, tahsil zaman aşımının işlemesine olanak bulunmamakla birlikte, teminatın kalktığı tarihten sonra kesilen zaman aşımının yeniden başlayacağı sonucuna ulaşılmaktadır.
Dosyanın UYAP kayıtlarıyla beraber incelenmesinden, davacının 30/12/2014 tarihinde 6552 sayılı Kanun kapsamında iadesini istediği teminat mektuplarına konu alacağın yapılandırılması istemiyle, 02/02/2015 tarihinde ise, teminat mektuplarının iadesi istemiyle davalı idareye başvurduğu, davacı adına tanzimli dahilde işleme izin belgelerinin iptali üzerine ithalat esnasında ertelenen vergilerin faiziyle birlikte tahsili amacıyla tesis edilen işlemlerin iptali istemiyle açılan davaların ise 2001 yılında açıldığı anlaşılmıştır.
Teminat mektuplarına konu alacağın en geç 2001 yılında 6183 sayılı Kanun'un 56. maddesi uyarınca tesis edilen işlemin tebliği ile muaccel hale geldiği, dolayısıyla alacağın muaccel hale gelmesinden itibaren 10 yıllık genel zaman aşımı süresinin geçmesiyle teminat mektubunun hükümsüz kaldığı, belge sahibi için teminat mektubunun verilmesiyle kesilen zaman aşımının mektupların hükümsüz kalması ile yeniden işlemeye başladığı görülmektedir. Bununla birlikte, dosya muhteviyatı bilgi ve belgelerden, haciz ve yapılandırma kanunlarından yararlanma gibi zaman aşımını etkileyen olguların varlığı tespit edilmekle birlikte, zaman aşımının durduğu ve kesildiği tarihler tespit edilememektedir. Öte yandan, 30/12/2014 yılında alacağın yapılandırılmasıyla zaman aşımının kesildiği anlaşıldığından, davacının teminat mektubuna konu alacağın zaman aşımına uğradığı iddiasına itibar edilmesine olanak bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, temyize konu kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. ... TL maktu harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
4. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07/11/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/3580
Karar No : 2023/4191
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ: Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı adına
... Gümrük Müdürlüğü - (E - Tebligat)
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem: Davacı adına 1995 ilâ 1998 yıllarında tescilli gümrük beyannameleri ile ihracatı teşvik/dahilde işleme izin belgeleri kapsamındaki geçici ithalat işlemleri nedeniyle verilen teminat mektuplarının iadesi istemiyle yapılan başvuru üzerine tesis edilen işlemin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti: Bozma kararı üzerine, davacı adına tescilli gümrük giriş beyannamelerinden kaynaklanan amme alacaklarının ödenmesini güvence altına almak amacıyla verilen teminat mektuplarının, ilgili gümrük beyannamesinden kaynaklanan borç kalemlerinin ödenmesi, taahhütlerin yerine getirilmesi ile bu hususların belgelerle de tevsik edilmesi halinde iade edilebileceği, davacı tarafından iadesi talep edilen teminat mektuplarına ilişkin borçların ve taahhütlerin yerine getirilmesi durumuna ilişkin olarak yapılacak incelemeye esas olmak üzere Mahkemelerince verilen ara kararları ile taraflardan bilgi ve belge istenilmiş olmasına rağmen, davacı tarafından ödeme makbuzu, taahhütlerin yerine getirildiğine veya dahilde işleme izin belgelerinin ihracat taahhütlerinin kapandığına dair herhangi bir belgenin ibraz edilmemiş olması ve davalı idarece de, söz konusu belgelerin kayıtlarında yer almadığı ve davacı adına kayıtlı dahilde işleme izin belgelerinin iptalinden kaynaklanan ödenmemiş amme alacağının bulunduğunun bildirilmesi nedeniyle, ödenmeyen kamu alacağının tahsiline yönelik işlemlerin varlığı karşısında teminat mektuplarının iade edilmemesi yolundaki işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davalı idareden çeşitli tarihlerde talep edilmesine rağmen teminat mektuplarının iade edilmediği, anılan mektuplarına ilişkin olarak yaklaşık 25 yıl boyunca takibat da yapılmadığı, teminat mektubuna konu borçların bir kısmının ödendiği, bir kısmının ise zaman aşımına uğradığı, teminat mektuplarının hukuka aykırı şekilde iade edilmemesi sebebiyle mağdur olunduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Davacı tarafından dava konusu edildiği halde davalı idarenin ilişkilendirildiği gümrük saymanlık müdürlüğünde bulunmayan 02051 ve 04066 sayılı ihracatı teşvik/dahilde işleme izin belgeleri (DİİB) kapsamında tanzimli teminat mektuplarının iadesi isteminin fiili imkansızlık nedeniyle karşılanması mümkün bulunmamaktadır.
İşlemin iade isteminin ... ve ... sayılı belgeleri dışındaki teminat mektuplarına ilişkin kısmı yönünden;
Olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 125. maddesinde, bu kanunda başka suretle hüküm mevcut olmadığı takdirde, her dâvanın on senelik müruru zamana tâbi olduğu hükme bağlanmıştır.
6183 sayılı Kanun'un 54. maddesinde, ödeme müddeti içinde ödenmeyen amme alacağının, tahsil dairesince cebren tahsil olunacağı; cebren tahsilin, amme borçlusu tahsil dairesine teminat göstermişse, teminatın paraya çevrilmesi yahut kefilin takibi; amme borçlusunun borcuna yetecek miktardaki mallarının haczedilerek paraya çevrilmesi veya gerekli şartların varlığı halinde, borçlunun iflasının istenmesi suretiyle yapılacağı belirtilmiş; 56. maddesinde ise, karşılığında teminat gösterilen amme alacağının vadesinde ödenmediği takdirde borcun yedi gün içinde ödenmesi, aksi halde teminatın paraya çevrileceği, veya diğer şekillerle cebren tahsile devam olunacağının borçluya bildirileceği, yedi gün içinde borç ödenmediği takdirde teminatın bu kanun hükümlerine göre paraya çevrilerek amme alacağının tahsil edileceği, 102. maddesinde, amme alacağının, vadesinin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zaman aşımına uğrayacağı; 103. maddesinde de, amme alacağının teminata bağlanmasının zaman aşımını keseceği; kesilen zaman aşımının teminatın kalktığı takvim yılını takip eden takvim yılının ilk gününden itibaren yeniden işlemeye başlayacağı hükümlerine yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuatın değerlendirilmesinden, 6183 sayılı Kanunun hükümleri uyarınca, teminata bağlanma hali devam ettiği sürece, tahsil zaman aşımının işlemesine olanak bulunmamakla birlikte, teminatın kalktığı tarihten sonra kesilen zaman aşımının yeniden başlayacağı sonucuna ulaşılmaktadır.
Dosyanın UYAP kayıtlarıyla beraber incelenmesinden, davacının 30/12/2014 tarihinde 6552 sayılı Kanun kapsamında iadesini istediği teminat mektuplarına konu alacağın yapılandırılması istemiyle, 02/02/2015 tarihinde ise, teminat mektuplarının iadesi istemiyle davalı idareye başvurduğu, davacı adına tanzimli dahilde işleme izin belgelerinin iptali üzerine ithalat esnasında ertelenen vergilerin faiziyle birlikte tahsili amacıyla tesis edilen işlemlerin iptali istemiyle açılan davaların ise 2001 yılında açıldığı anlaşılmıştır.
Teminat mektuplarına konu alacağın en geç 2001 yılında 6183 sayılı Kanun'un 56. maddesi uyarınca tesis edilen işlemin tebliği ile muaccel hale geldiği, dolayısıyla alacağın muaccel hale gelmesinden itibaren 10 yıllık genel zaman aşımı süresinin geçmesiyle teminat mektubunun hükümsüz kaldığı, belge sahibi için teminat mektubunun verilmesiyle kesilen zaman aşımının mektupların hükümsüz kalması ile yeniden işlemeye başladığı görülmektedir. Bununla birlikte, dosya muhteviyatı bilgi ve belgelerden, haciz ve yapılandırma kanunlarından yararlanma gibi zaman aşımını etkileyen olguların varlığı tespit edilmekle birlikte, zaman aşımının durduğu ve kesildiği tarihler tespit edilememektedir. Öte yandan, 30/12/2014 yılında alacağın yapılandırılmasıyla zaman aşımının kesildiği anlaşıldığından, davacının teminat mektubuna konu alacağın zaman aşımına uğradığı iddiasına itibar edilmesine olanak bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, temyize konu kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. ... TL maktu harç tutarının temyiz eden davacıdan alınmasına,
4. Dosyanın anılan Mahkemeye gönderilmesine,
5. 2577 sayılı Kanun'un (Geçici 8. maddesi uyarınca uygulanmasına devam edilen) 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 07/11/2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.