‹ Ana sayfa
Danıştay 6. Daire İdare Hukuku · ön sınıflandırma

Danıştay 6. Daire E.2025/2376 K.2025/5890

Esas No: 2025/2376 · Karar No: 2025/5890 · Karar Tarihi: 18.11.2025
Özet: (1) İddianın konusu, Muğla/Bodrum’da, sanayicinin mülkleri üzerinden Ruhsatsız yapı yapıldığı gerekçesiyle 3194 sayılı İmar Kanunu’nun çerçevesinde verilen idari para cezasının bozulmasıdır. (2) Mahkeme, Bodrum Belediye Encümeni kararı ve ceza tahakkukunu bozalara kararıyla birlikte cezanın geldiklerinin ekinde bazı parçaların iptalini ve bazı parçaların reddini kabul ederek kararını kesinleştirir.
T.C. DANIŞTAY ALTINCI DAİRE
Esas No: 2025/2376
Karar No: 2025/5890

TEMYİZ EDEN (DAVACI): ... İnşaat ve Turizm Yatırımları Sanayi Ticaret Anonim Şirketi

VEKİLİ: Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI): ... Belediye Başkanlığı - ...

VEKİLİ: Av. ..

MÜDAHİL (DAVACI YANINDA): ... Bakanlığı - ANKARA

VEKİLİ: Av. ...

İSTEMİN KONUSU: .. Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Muğla İli, Bodrum İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel, ... ada, ... parsel ve ... ada, ... parsel sayılı taşınmazlar üzerinde ruhsatsız yapı yapıldığından bahisle 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 42. maddesinin 2. fıkrasının (a) ve (ç) bentleri uyarınca toplam 8.876.802,93-TL idari para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı Bodrum Belediye Encümeni kararının ve söz konusu para cezasının tahakkukuna dair Bodrum Belediye Başkanlığınca düzenlenen .. tarih ve ... sayılı ceza ihbarnamesinin iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesince verilen .. tarih ve E:.., K:... sayılı kararda; davacı şirketin maliki olduğu ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın II. derece doğal sit alanı sınırları içerisinde kaldığı, ... ada, ... parsel ve .. ada, ... parsel sayılı taşınmazların Hazine mülkiyetinde bulunduğu, anılan taşınmazlardan ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın doğal sit alanında, ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın ise kısmen tabiat parkı sınırlarında olduğu, davalı idare ilgili teknik personelince mahallinde yapılan denetimde söz konusu taşınmazların bulunduğu alanda ... ada, ... sayılı parselde yer alan otelin önünde yer alan sundurmanın kısmen söz konusu taşınmazda, kısmen ... ada, ... parsel sayılı taşınmazda kalacak biçimde büyütüldüğünün, yine kısmen ... ada, ... sayılı parsel, kısmen yol ve kısmen de ... ada, ... sayılı parselde kalan alanda yapı ruhsatı olmaksızın ilave 3 katlı bina tanımlı yapı inşa edildiğinin tespit edildiği, temel para cezasının ve temel para cezasına 3194 sayılı Kanunun 42. maddesinin 2. fıkrasının “c” bendinin 2, 7, 8 ve 12 numaralı altbentleri çerçevesinde uygulanan artırımların yerinde olduğu, 3194 sayılı Kanunun 42. maddesinin 2. fıkrasının “ç” bendi uyarınca ilave edilen miktarın uygun olduğu, ancak dava konusu imalatların yer aldığı taşınmazların bulunduğu alanda işlem tarihinde mer’i 1/1000 ölçekli uygulama imar planı bulunduğu yolunda dava dosyasına herhangi bilgi veya belge sunulmadığından “c” bendinin 5 numaralı altbendi uyarınca temel para cezasının artırılamayacağı; temel para cezası ile 3194 sayılı Kanunun 42. maddesinin 2. fıkrasının “ç” bendi ile “c” bendinin 2, 7, 8 ve 12 numaralı altbendleri uyarınca artırılmasına dair 8.736.214,90-TL’lik kısmında hukuka aykırılık, temel para cezasının anılan bendin 5 numaralı altbendi çerçevesinde artırılmasına ilişkin 140.588,03-TL’lik kısmında ise hukuka uyarlık olmadığı, öte yandan her ne kadar uyuşmazlık konusu taşınmazda mevcut yapılar hakkında 3194 sayılı İmar Kanunu’nun geçici 16. maddesi çerçevesinde ... tarih ve ... belge numaralı yapı kayıt belgesi bulunduğu ve söz konusu belgenin halen geçerli bulunduğu görülmekte ise de; 3194 sayılı Kanunun 4. maddesinde özel yasalara tabi alanlarda inşa edilecek ve/veya inşa edilmiş yapılarla ilgili olarak söz konusu yasal düzenlemelerde öngörülen ve 3194 sayılı Kanuna aykırılık içermeyen hükümlerin uygulanacağının açık biçimde hükme bağlandığı, dava konusu yapıların bulunduğu alanın Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 29/04/2011 tarih ve 7074 sayılı kararı ile II. derece doğal sit alanı olarak tescil edildiği, bu nedenle II. derece sit alanında kalan alanda mevcut yapının 3194 sayılı Kanunun geçici 16. maddesinde getirilen güvenceden yararlanmasına olanak bulunmadığı, kaldı ki dosya kapsamında bulunan uydu görüntülerinden yapının 31/12/2017 tarihinden çok sonra inşa edildiğinin de belirlendiği hususları bir bütün olarak nazara alındığında söz konusu yapı kayıt belgesine itibar edilmediği, uyuşmazlık konusu imalatların ilave 3 katlı otel yapısı ve otel yapısı ile bütünlük arz eden sundurma olduğu, buna göre 4/C grubu yapı niteliği taşıdığı halde idarece hatalı biçimde ilave otel yapısı tanımlı imalat bakımından 3/A yapı grubu, sundurma tanımlı yapı bakımından ise 1/A yapı grubu yapılar için öngörülen m² birim bedelleri esas alınarak temel para cezası hesaplandığından ve bu durum davacı yararına olduğundan, aleyhe hüküm kurma yasağı çerçevesinde iptal nedeni olarak değerlendirilmediği gerekçesiyle dava konusu para cezasının 140.588,03-TL'lik kısmının iptaline, 8.736.214,90-TL’lik kısmı yönünden ise davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının özeti: Davacı tarafından, idare mahkemesi kararının redde dair kısmına karşı istinaf yoluna başvurulması üzerine, ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu .... İdare Mahkemesi kararının redde ilişkin kısmının hukuka ve usule uygun olduğu ve istinaf dilekçelerinde ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Yapı sahibi ve malikinin Milli Parklar olduğu, davacı şirket tarafından imara aykırı tadilat ve imalat yapılmadığı, Tarım ve Orman Bakanlığınca tadilat izni verildiği, yetkili idareden özel yetki alındığı, yapı tatil tutanağında yer alan mesnetsiz iddialarla hüküm kurulduğu, yapı kayıt belgesinin geçerliliğini koruduğu, pergola ve sundurma yapılmasının ruhsata tabi olmadığı, para cezasının hatalı hesaplandığı, artırımların hukuka aykırı olarak uygulandığı, yapı ruhsata bağlanarak mevzuata uygun hale geldiğinden 3194 sayılı Kanunun 42/ç maddesi uyarınca verilen cezanın tahsil edilemeyeceği, Bodrum Belediye Encümeninin ... tarih ve ... sayılı kararında .. ada, ... sayılı parselde yapılan uygulamanın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan alana yapılması nedeniyle 3194 sayılı Kanunun 42/ç maddesi hükmünün uygulamayacağının belirtildiği, idare tarafından farklı işlemler uygulandığı, Hazineye ait olması nedeniyle 3194 sayılı Kanunun 42/ç maddesinin uygulanamayacağı, yapı tatil tutanağının gerçeğe ve hukuka aykırı şekilde tanzim edildiği, hatalı tespit ve mülkiyetleri farklı kişilere ait olan yapılara ilişkin tek bir tutanak tanzim edilmesinin ve 2 adet yapı için tek tutanak düzenlenmesinin hukuka aykırı olduğu, yetkisiz kamu idaresince işlem tesis edildiği, uyuşmazlığa konu taşınmazın Milli Park alanı içerisinde bulunduğu, yapı tatil tutanağında aykırılıkların ölçüleri ile birlikte somut ve ayrıntılı olarak düzenlenmediği, ölçümlerin hatalı olduğu, yapı sınıfı ve grubunun yanlış belirlendiği, yapılaşmaların hukuka aykırı olmadığı belirtilerek temyize konu kararın usul ve hukuka aykırı olduğu iddiasıyla bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE

GEREKÇE:
MADDİ

OLAY:
Davacı şirket, uyuşmazlığa konu .. ada, ... parselin maliki olup, Hazine mülkiyetinde bulunan uyuşmazlığa konu ... ada, ... parsel ve ... ada, ... parsel sayılı taşınmazların işletme hakkı 28/11/2011 tarihli işletme sözleşmesi ile davacı şirkete verilmiş, 29/12/2021 tarihli noter sözleşmesi "Usluluk Koyu Tabiat Parkı İşletmecilik Sözleşmesinin 49 Yıla Uzatılmasına ve İrtifak Hakkı Tesis Edilmesine Yönelik" sözleşme yapılmıştır.

Tapu kaydı bilgilerine göre; uyuşmazlığa konu ... ada, ... sayılı parsel üzerinde, 2. derece doğal sit alanında kaldığına ve korunması gerekli taşınmaz kültür varlığına dair şerh; uyuşmazlığa konu ... ada, ... sayılı parsel üzerinde, kısmen korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı korunma alanında ve taşınmazın 3.146,44 m²'lik kısmının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığına dair şerh; uyuşmazlığa konu ... ada,... sayılı parsel üzerinde, 1. grup korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı bulunduğuna ve kısmen doğal sit-nitelikli doğal koruma alanında kaldığına, kısmen kültür varlıklarını koruma alanında kaldığına dair şerh bulunmaktadır.

Davalı belediye görevlileri tarafından düzenlenen 22/03/2023 tarihli yapı tatil tutanağı ile; söz konusu taşınmazların bulunduğu alanda ... ada, .. sayılı parsel üzerinde bulunan otel bloğunun giriş kapısında bulunan sundurmanın 2018 yılı uydu görüntüleri ile uyuşmadığı, tutanak eki ölçü krokisinde gösterilen şekil ve ebatlarda kısmen ... ada, ... sayılı parselde, kısmen ... ada, ... sayılı parselde kalacak şekilde büyütüldüğü, sözkonusu otel bloğunun giriş cephesine 2018 yılı uydu görüntüsünde olmayan kısmen ... ada, ... sayılı parselde, kısmen yolda, kısmen de ... ada, ... sayılı parselde tutanak eki ölçü krokisinde gösterilen şekil ve ebatlarda 3 katlı ilave bina yapıldığı tespit edilmiştir.

Dava konusu ... tarih ve ... sayılı belediye encümeni kararı ile, ruhsatsız yapı yapıldığından bahisle 3194 sayılı Kanunun 42. maddesinin 2. fıkrasının (a) ve (ç) bentleri uyarınca 119 ada, ... sayılı parseldeki 3 katlı yapı için 1.495,86 m² aykırılıktan etkilenen alan ve 3/A yapı gurubu; 223 ada, 1 sayılı parseldeki sundurma için 510,91 m² aykırılıktan etkilenen alan ve 1/A yapı gurubu; yol boşluğundaki 3 katlı yapı için 2.358,30 m² aykırılıktan etkilenen alan ve 3/A yapı gurubu ve c/2, 5, 7, 8 ve 12 altbentleri, ... ada, ... sayılı parseldeki sundurma için 200,50 m² aykırılıktan etkilenen alan ve 1/A yapı gurubu; ... ada, ... sayılı parseldeki 3 katlı yapı için 164,16 m² aykırılıktan etkilenen alan ve 1/A yapı gurubu ve c/5, 7, 8 ve 12 altbentleri uyarınca artırım uygulanarak davacıya toplam 2.868.625,69-TL para cezası verilmiş, aynı fıkranın (ç) bendi uyarınca toplam aykırılığa konu 4.729,73 m² (364,66 m²+ 2.869,21 m²+ 1.495,86 m²) alan ile bu alanın bulunduğu arsa veya arazinin emlak vergisine esas asgari metrekare birim değeri olan 3.229,30-TL'nin çarpımı ile bulunan 6.008.177,24 TL para cezası ilave edilerek toplam 8.876.802,93 TL para cezası verilmiştir.

Uyuşmazlığa konu aykırılıklar için para cezası hesaplamasında kullanılan aykırılıktan etkilenen alan, yapı grubu ve uygulanan artırımlar aşağıda tablo halinde gösterilmiştir.

Söz konusu para cezasının tahakkuku amacıyla dava konusu... tarih ve ... sayılı ceza ihbarnamesi düzenlenmiştir.

Muğla İli, Bodrum ilçesi, ... Mahallesi ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz için düzenlenen ... tarih ve ... başvuru nolu yapı kayıt belgesinin güncellenmesi suretiyle düzenlenen ... tarih ve ... belge numaralı yapı kayıt belgesi bulunmaktadır.

Bunun üzerine bakılan dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT:
3194 sayılı İmar Kanununun Kanununun 21. maddesinde; "Bu Kanunun kapsamına giren bütün yapılar için 26 ncı maddede belirtilen istisna dışında belediye veya valiliklerden (....) yapı ruhsatiyesi alınması mecburidir. Ruhsat alınmış yapılarda herhangi bir değişiklik yapılması da yeniden ruhsat alınmasına bağlıdır. Bu durumda; bağımsız bölümlerin brüt alanı artmıyorsa ve nitelik değişmiyorsa ruhsat, hiçbir vergi, resim ve harca tabi olmaz. Ancak; derz, iç ve dış sıva, boya, badana, oluk, dere, doğrama, döşeme ve tavan kaplamaları, elektrik ve sıhhi tesisat tamirleri ile çatı onarımı ve kiremit aktarılması ve yönetmeliğe uygun olarak mahallin hususiyetine göre belediyelerce hazırlanacak imar yönetmeliklerinde belirtilecek taşıyıcı unsuru etkilemeyen diğer tadilatlar ve tamiratlar ruhsata tabi değildir." hükmüne, 32. maddesinde; "Bu Kanun hükümlerine göre; ruhsat alınmadan yapıya başlandığı veya ruhsat ve eklerine veya ruhsat alınmadan yapılabilecek yapılarda projelerine ve ilgili mevzuatına aykırı yapı yapıldığı ilgili idarece tespiti, fenni mesulce (...) tespiti ve ihbarı veya herhangi bir şekilde bu duruma muttali olunması üzerine, belediye veya valiliklerce o andaki inşaat durumu tespit edilir. Yapı mühürlenerek inşaat derhal durdurulur.

Durdurma, yapı tatil zaptının yapı yerine asılmasıyla yapı sahibine tebliğ edilmiş sayılır.

Bu tarihten itibaren en çok bir ay içinde yapı sahibi, yapısını ruhsata uygun hale getirerek veya ruhsat alarak, belediyeden veya valilikten mühürün kaldırılmasını ister.

Ruhsata aykırılık olan yapıda, bu aykırılığın giderilmiş olduğu veya ruhsat alındığı ve yapının bu ruhsata uygunluğu, inceleme sonunda anlaşılırsa, mühür, belediye veya valilikçe kaldırılır ve inşaatın devamına izin verilir.

Aksi takdirde, ruhsat iptal edilir, ruhsata aykırı veya ruhsatsız yapılan bina, belediye encümeni veya il idare kurulu kararını müteakip, belediye veya valilikçe yıktırılır ve masrafı yapı sahibinden tahsil edilir. ..." hükmüne, 42. maddesinin 2. fıkrasında; ruhsat alınmaksızın veya ruhsata, ruhsat eki etüt ve projelere veya imar mevzuatına aykırı olarak yapılan yapının sahibine, yapı müteahhidine veya aykırılığı altı iş günü içinde idareye bildirmeyen ilgili fenni mesullere yapının mülkiyet durumuna, bulunduğu alanın özelliğine, durumuna, niteliğine ve sınıfına, yerleşmeye ve çevreye etkisine, can ve mal emniyetini tehdit edip etmediğine ve aykırılığın büyüklüğüne göre, bin Türk Lirasından az olmamak üzere, maddede belirtilen şekilde hesaplanan idari para cezalarının uygulanacağı düzenlenmiş; (a) bendinde; Bakanlıkça belirlenen yapı sınıflarına ve gruplarına göre yapının inşaat alanı üzerinden hesaplanmak üzere, mevzuata aykırılığın her bir metrekaresi için idari para cezası verileceği, bu miktarların her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında bir Türk Lirasının küsuru da dikkate alınmak suretiyle artırılaracağı; (b) bendinde ise; mevzuata aykırılığı yapı inşaat alanı üzerinden hesaplanması mümkün olmayan, yapının cephelerini ve diğer yapı elemanlarını değiştiren veya yapı malzemesi için öngörülen gereklere aykırı bulunan uygulamalar için, Bakanlıkça yayımlanan ve aykırılığa konu imalatın tespiti tarihinde yürürlükte bulunan birim fiyat listesine göre ilgili idarece belirlenen bedelin % 20’si kadar idari para cezası verileceği, (c) bendinde ise artırım sebepleri sayılmış, (ç) bendinde ise bu fıkra uyarınca idari para cezası verilmesini gerektiren aykırılığa konu alan ile bu alanın bulunduğu arsa veya arazinin emlak vergisine esas asgari metrekare birim değerinin çarpımı ile bulunan bedel kadar idari para cezasının yukarıdaki bentlere göre aykırılıktan sorumlu olan yapı sahibine ve yapı müteahhidine verilen para cezalarına ayrıca ilave edileceği, bu fıkraya göre verilen idari para cezasının ilgilisine tebliğinden itibaren bir ay içinde aykırılığın giderilmesi ve yapının mevzuata uygun hale getirilmesi halinde bu bent uyarınca ilave edilen para cezasının tahsil edilmeyeceği kurala bağlanmıştır.

03/07/2017 tarihli ve 30113 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği'nin 4. maddesinin (zzz) bendinde "Sundurma: Yağmurdan, güneşten ve rüzgârdan korunmak için yapı yaklaşma mesafesini ihlal etmemek kaydıyla, binaya bitişik olarak hafif malzemeden yapılan bölme duvarları olmayan üç tarafı açık örtüleri,", (mmm) bendinde "Bahçede, bina cephelerini değiştirmemek kaydıyla terasta, hafif yapı malzemelerinden dikme ve sık kirişleme ile yapılan ve üzerine yeşil bitki örtüsü sardırılabilen, etrafı açık, yapı ruhsatı olmaksızın inşa edilebilen yapıları," hükmüne, aynı maddenin (y) bendinde "Esaslı tadilat: Yapılarda taşıyıcı unsuru etkileyen veya yapı inşaat alanını veya emsale konu alanını veya taban alanını veya bağımsız bölüm sayısını veya ortak alanların veya bağımsız bölümlerin alanını veya kullanım amacını veya ruhsat eki projelerini değiştiren işlemleri (Esaslı tadilat, ruhsata tabidir." hükmüne, 57. maddesinin 6. fıkrasında "Statik proje; mimari projeye ve zemin ve temel etüdü raporuna uygun olarak, ilgili mevzuat çerçevesinde inşaat mühendislerince hazırlanan, ölçekleri yapının büyüklüğüne ve özelliğine göre belirlenen, betonarme, yığma, çelik ve benzeri yapıların türlerine göre taşıyıcı sistemlerini gösteren, bodrum kat dâhil olmak üzere bütün kat planları, çatı planları, iskele sistemi ile bunların kesitleri, detayları ve hesaplarıdır." hükmüne, 58. maddesinde "(1) Mevcut yapının esaslı tamir ve tadili, yürürlükteki mevzuat hükümlerine aykırı olmaması şartı ile imar planı, bu Yönetmelik hükümleri ve diğer ilgili mevzuat hükümlerine uygun olarak yapılabilir. Ancak, ilave esaslı tamir ve tadil yapılabilmesi için ruhsat alınması zorunludur.

(2) Yapı ruhsatı alınmış olan yeni inşaat, ilave ve esaslı tadillerde, sonradan değişiklik yapılması istendiğinde mimari projenin yeniden tanzim edilmesi gereklidir. Bu değişiklik yapının statik ve tesisat esaslarında da değişiklik yapılmasını gerektirdiği takdirde istenen belgelerde de gerekli değişiklik yapılır. Yapı ruhsatına da bu projelerin tarihleri ve müelliflerin bilgileri yazılır." hükmüne, 59. maddesinin 1. fıkrasında "(1) Basit tamir ve tadiller, balkonlarda yapılan açılır kapanır katlanır cam panel uygulamaları, korkuluk, pergola, çardak/kameriye ve benzerlerinin yapımı ile bölme duvar, bahçe duvarı, duvar kaplamaları, baca, saçak, çatı ve benzeri elemanların tamiri ve pencere değişimi ruhsata tabi değildir. Ayrıca iç mekânların tasarımına dair iç mekân projesi değişikliği ile taşıyıcı sistemi ve yangın güvenliğini etkilemeyen mahal listesi değişiklikleri de ruhsata tabi değildir." hükmüne yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Âdil Yargılanma hakkı" başlıklı 6. maddesinde, herkesin, gerek medenî hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizâlar, gerek cezaî alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının mâkûl bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiş olup, âdil yargılanma hakkının düzenlendiği bu maddede, kanun ile kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davanın görülmesi, davanın mâkûl bir süre içinde sonuçlandırılması, hakkaniyete uygun yargılama ve alenî yargılama ilkelerine açıkça yer verildiği görülmektedir. Hakkaniyete uygun yargılama ilkesi, silahların eşitliği, çekişmeli dava, gerekçeli karar hakkı unsurlarının bir arada mevcut olmasını gerektirmektedir.

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma ilkesi, mahkeme tarafından önüne gelen bir davada, uyuşmazlığın özüne yönelik bir incelemenin yapılması, uyuşmazlığın sadece şekli olarak ele alınması sonucunu doğuracak bir yaklaşımdan uzaklaşılması, adil ve aleni olarak yargılanma hakkını öngören bir yargılamanın da gerçekleşmesini temel ilke olarak alan bir haktır. Bu hak kişilere belirli koşullarda "mahkemeye erişme" hakkını tanımaktadır. Mahkemeye erişme hakkı mutlak bir hak değildir. Bazı sınırlamalara tabi tutulabilir. Ancak, dava açıldıktan sonra davanın önüne getirildiği mahkeme tarafından davayla ilgili bütün maddi ve hukuki sorunların incelenmesi suretiyle davanın karara bağlanması gerekir. Tarafların araştırılmasını talep ettikleri maddi olayların yeterince araştırılmayıp, maddi gerçekliğin taraflardan birisinin teslim ettiği bir belgede olduğu gibi kabul edilmek suretiyle uyuşmazlığın çözümlenmesi adil değildir.

Anayasa Mahkemesi'nin;
1- Erkan Akış ve diğerleri 13/4/2016 tarih ve B. No: 2013/6133 sayılı bireysel başvuru kararında; "50. Anayasa'daki hakların etkili bir biçimde korunması için davaya bakan mahkemelerin Anayasa'nın 36. maddesine göre "tarafların dayanaklarını, iddialarını ve delillerini etkili bir biçimde inceleme görevi" vardır (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, § 30). AİHM içtihatlarına göre bir mahkemenin davaya yaklaşımının başvurucuların iddialarına yanıt vermekten ve başvurucuların temel şikâyetlerini incelemekten kaçmaya neden olması hâlinde Sözleşme'nin 6. maddesi davanın düzgün bir biçimde incelenmesi hakkı bakımından ihlal edilmiş olur (Kuznetsov/Rusya, B. No: 184/02, 11/4/2007, §§ 84, 85)." değerlendirmesine;
2- Rafet Batman 2/5/2024 tarih ve B. No: 2020/16624 sayılı bireysel başvuru kararında; "17. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülen her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı yanıt vermesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak mahkemeler, kendilerine sunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilse de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56) mahkemelerin davanın esas sorunlarını inceledikleri gerekçeli karardan anlaşılmalıdır. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği davanın niteliğine ve şartlarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili, başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte olması hâlinde davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ile yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve diğerleri, § 35). Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili olduğunu kabul ettiği bir husus hakkında ilgili ve yeterli bir yanıt vermemesi veya yanıt vermeyi gerektiren usul veya esasa dair iddiaları cevapsız bırakması hak ihlaline neden olabilecektir.

21. Diğer taraftan bu ihlal kararının davanın sonucuyla ilgili herhangi bir değerlendirme içermediği vurgulanmalıdır. Zira gerekçeli karar hakkı, taraflara yargılama sırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenip incelenmediğini bilmelerine imkân sağlayan bir hak olup yargılama sonucuna yönelik bir teminat sağlamaz. Bu itibarla Anayasa Mahkemesinin yukarıda belirttiği ihlal gerekçelerini gözeterek ve söz konusu iddiayla ilgili olarak yeniden bir değerlendirme yaparak gereken kararı vermek yine yargılama mercilerinin takdirindedir." değerlendirmesine,
3- Perihan Yılmaz 2/12/2020 tarih ve B. No: 2018/13753 sayılı bireysel başvuru kararında; "27. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usule ilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına gelir (Yaşasın Aslan, B. No: 2013/1134, 16/5/2013, § 32). Bu usul güvencesi, uyuşmazlığın her iki tarafına da savunmasının temel dayanağı olan delilleri sunma imkânı tanınmasını kapsamaktadır (Yüksel Hançer, B. No: 2013/2116, 23/1/2014, § 18).

28. Silahların eşitliği ilkesi kapsamında yapılacak inceleme, başvuru konusu yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığının değerlendirilmesidir (Yüksel Hançer, § 19).

29. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın yürütülebilmesi için silahların eşitliği ilkesi ışığında taraflara tanık delili de dâhil olmak üzere delillerini sunma, inceletme noktasında uygun imkânların tanınması ve yargılamaya etkin katılımlarının sağlanması gerekir. Bu anlamda delillere ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsiz olma iddiaları da yargılamanın bütünü kapsamında değerlendirilecektir. Ceza davaları ile medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin davaların usul kuralları da dâhil olmak üzere yargılamanın tüm aşamalarında silahların eşitliği ilkesinin güvence altına alınarak adil yargılanma hakkının korunması hukuk devleti olmanın bir gereğidir (Mustafa Kupal, B. No: 2013/7727, 4/2/2016, §§ 50, 51, 52).

34. Başvurucu tarafından yargılamanın tüm aşamalarında, Hacıbey Çayı üzerinde eşi R.Y.ye ait herhangi bir tarlanın veya ekili arazinin bulunmadığı ileri sürülmüş olmasına karşın Mahkemece kararın gerekçesinin dayandırıldığı ve karar sonucunu etkileyebilecek nitelikteki söz konusu iddia hakkında herhangi bir araştırma yapılmaksızın ve kararda bu hususa yönelik hiçbir açıklamada bulunulmaksızın ölüm olayının gerçekleşme şekline ilişkin olarak idarenin anlatımına üstünlük tanınarak karar verildiği anlaşılmıştır.

35. Buna göre mahkeme kararının gerekçesinin dayandırıldığı hususa yönelik olarak başvurucu tarafından ileri sürülen ve karar sonucunu etkileyebilecek nitelikteki iddialar hakkında Mahkemece hiçbir araştırma ve değerlendirme yapılmaması, olayın meydana gelme şekline ilişkin olarak idarenin anlatımına üstünlük tanınarak hüküm kurulması başvurucunun davalı idareye nazaran zayıf bir konuma düşürülmesi sonucunu doğurmuştur. Bu durum bir bütün olarak yargılamanın hakkaniyetini zedelemiştir." değerlendirmesine,
4- Sezgin Kırbancıoğlu 6/3/2024 tarih ve B. No: 2021/51626 sayılı bireysel başvuru kararında; "42. Anayasa Mahkemesi, deliller değerlendirilirken kolluk tutanağına aksi ispat edilemeyecek seviyede üstünlük tanınması hususuyla ilgili genel ilkelere Gurbet Çoban (B. No: 2019/38857, 17/11/2021, §§ 17-39) kararında yer vermiştir. Buna göre Mahkemeden başvurucunun iddia ve itirazlarını dikkate alması, bunları ilgili ve yeterli gerekçe ile karşılaması, bu iddialarda da yeterli ölçüde şans tanıdığını ortaya koyması beklenmektedir. Bu bağlamda idari organlarca tesis edilen işlemlere karşı açılan davalarda idarece yapılan tespitlerin peşinen doğru kabul edilmesi başvurucuların savunma hakkını önemli ölçüde kısıtlar. İdari işlemler hukuka uygunluk karinesinden yararlansa da bu karine idari işlemin hukukiliğini inceleyen yargı mercii yönünden geçerli kabul edilemez. Aksi takdirde idari organlara görece üstün bir statü tanınmış olur ki bu durum söz konusu işleme karşı dava açılmasını beyhude bir çabaya dönüştürür (Ö. Ltd. Şti., B. No: 2018/18975, 15/9/2021, § 69).

45. Sonuç olarak kamu görevlilerince düzenlenen tutanağın gerçekliği karinesi aksi ispat edilebilir nitelikte olsa da başvurucunun bunun aksini ispatlamak için ileri sürdüğü iddia ve itirazların derece mahkemelerince değerlendirmeye bile alınmaması sebebiyle somut olaydaki uygulanma tarzı itibarıyla karinenin başvurucuyu otomatik olarak kabahatli hâle getirdiği anlaşılmıştır. Başvurucuya savunma imkânı tanınmış ise de derece mahkemelerinin kamu görevlilerince düzenlenen tutanağa üstünlük tanıyan yaklaşımı başvurucunun savunma yapmasını anlamsız hâle getirmiş ve başvurucuyu kamu otoritesi karşısında dezavantajlı konuma düşürmüştür." değerlendirmesine,
5- Çetin Emre Haytoğlu ve Okan Özcan 13/6/2019 tarih ve B. No: 2016/11861 sayılı bireysel başvuru kararında; "32. İdari para cezası tutanaklarında belirtilen mevkiin av yasağı olan sahilden itibaren 2 millik bölge içinde yer alıp almadığının belirlenmesinin teknik incelemeyi gerektirdiği izahtan varestedir. Başvurucular tarafından ileri sürülen söz konusu iddia, Mahkemeye 2577 ve 6100 sayılı Kanunlarla tanınan imkân kullanılarak gerekirse bilirkişi incelemesi de yaptırılması suretiyle açıklığa kavuşturulması gereken bir olgudur.

33. Sonuç olarak teknik rapor olmadan başvurucuların bu iddiasını ispatlanmasının mümkün olmayacağı dikkate alındığında mahkemece bu iddiaya ilişkin bir irdeleme ve araştırma yapılmadan uyuşmazlıkların sonuçlandırılması başvurucuların davalı idareye nazaran zayıf bir konuma düşürülmesi sonucunu doğurmuştur. Bu durum silahların eşitliği ilkesiyle çelişmektedir." değerlendirmesine,
6- Fatma Nakçi 20/12/2023 tarih ve B. No: 2021/33217 sayılı bireysel başvuru kararında; "34. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak mahkeme kararlarının gerekçeli olması, adil yargılanma hakkının bir gereğidir. Derece mahkemeleri dava konusu maddi olay ve olguların kanıtlanmasını, delillerin değerlendirilmesini, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanmasını, uyuşmazlıkla ilgili vardığı sonucu, sonuca varmada kullandığı takdir yetkisinin sebeplerini makul bir şekilde gerekçelendirmek zorundadır. Bu gerekçelerin oluşturulmasında açık bir keyfîlik olmaması ve makul bir gerekçe gösterilmesi hâlinde adil yargılanma hakkının ihlalinden söz edilemez (İbrahim Ataş, B. No:2013/1235, 13/6/2013, § 23)." değerlendirmesine, yer verilmiştir.

İdari işlemlerin ve bu bağlamda kamu görevlileri tarafından düzenlenen tutanakların içeriğinin hukuka uygunluk karinesinden yararlanacağı hukukun bilinen bir ilkesidir. Ancak bu karinenin söz konusu işlem ya da tutanağın içeriğinin hukukiliğinin veya gerçekliğinin tartışıldığı bir yargılamada geçerli olması mümkün değildir. İdari işlemin hukukiliğinin veya tutanağın içeriğinin gerçekliğinin dava konusu edildiği bir yargılamada hakimin değinilen karineyi uygulaması davanın açılmasını anlamsız hale getirecek ve bu şekildeki bir yargılamada idare tarafından tanzim edilen belgelerin içeriğinin gerçekliği karinesinin yargılamanın sonucu yönünden belirleyici olması bireyi devlete karşı dezavantajlı bir konuma sokacağından silahların eşitliği ilkesini zedeleyebilecektir.

Yargı merciilerince, tarafların yargılama esnasında ileri sürdükleri uyuşmazlığın esasına ilişkin maddi olaylar incelenerek, yargılama esnasında somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması, başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlinde, davayla doğrudan ilgili olan bu hususların araştırılarak maddi olayın açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

Yargılamanın sonucuna doğrudan etkili olabilecek maddi vakıaların aydınlatılması amacıyla keşif ve bilirkişi yaptırılmadan karar verilmesi hakkaniyete uygun yargılanma hakkı kapsamında sorun oluşturabilmektedir.

Dosyanın incelenmesinden; davalı belediye görevlileri tarafından düzenlenen 22/03/2023 tarihli yapı tatil tutanağı ile uyuşmazlığa konu aykırılıkların tespit edildiği, davacı tarafından ölçümlerin hatalı olduğu, yapı sınıfı ve grubunun yanlış belirlendiği, pergola ve sundurma yapılmasının ruhsata tabi olmadığı hususlarının ileri sürüldüğü görülmektedir.

Davacının iddiaları, uyuşmazlığa konu yapının aykırılıktan etkilenen alan ölçümünün ve yapı sınıfı ve grubunun hatalı belirlenmesine ve yapının sundurma olduğuna ilişkin olduğundan ve bu hususların verilecek para cezası miktarının belirlenmesinde kullanıldığı dikkate alındığında davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte esaslı iddia olduğu görüldüğünden, uyuşmazlığa konu yapının aykırılıktan etkilenen alan ölçümünün ve yapı tatil tutanağında "sundurma" olarak belirtilen yapının ruhsata tabi olup olmadığının açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesinden; sundurma ve pergola yapımının ruhsata tabi olmadığı, ancak bu nitelikteki imalatların ruhsata tabi olmadığının kabul edilebilmesi için; genel olarak İmar Kanununda düzenlenen yapı tanımı kapsamında inşa edilmemiş olması, dolayısıyla kapalı alan oluşturmayacak şekilde, güneş ve yağmurdan korunma amacına yönelik olarak ve taşıyıcı unsuru etkilemeyecek, yapı yaklaşma mesafelerine (çekme mesafelerine) tecavüz etmeyecek şekilde, üç tarafı açık hafif ve yapı malzemeleri ile yapılmış olması, ayrıca ebatlarının gölgelik ve yağmurdan korunma amacını aşmaması gerekmektedir.

Uyuşmazlığa konu taşınmazlar üzerindeki yapılar için verilen para cezalarının iptali istemiyle davacı tarafından açılan davalara ilişkin dosyaların temyizen incelenmesi esnasında uyuşmazlığa konu taşınmazlar üzerindeki çok sayıda yapı için düzenlenen yapı ruhsatlarının bulunduğu görüldüğünden, öncelikle davalı belediyeden iş bu uyuşmazlığa konu aykırılıkların yapı ruhsatına bağlanıp bağlanmadığının sorulması gerekmektedir. Şayet aykırılıklar için asgari olarak, yapı tatil tutanağı ile tespit edilen metrekare büyüklükleri ve üzerindeki büyüklüklerde ve para cezasına esas yapı gurubu veya daha düşük yapı grubu esas alınarak yapı ruhsatı düzenlenmiş olması halinde davacının anılan iddialarına itibar edilemeyeceği de açıktır.

Bu durumda; temyize konu kararda davacı tarafından ileri sürülen iddiaların karar sonucunu etkileyebilecek nitelikte olmasına karşın bu hususlara yönelik yeterli inceleme yapılmadığı görüldüğünden, öncelikle uyuşmazlığa konu aykırılıkların yapı ruhsatına bağlanıp bağlanmadığı hususunda yapılacak araştırma sonucuna göre gerekirse uyuşmazlığa konu yapıdaki aykırılıktan etkilenen alan ölçümünün ve yapı grubunun doğruluğunun ve yapı tatil tutanağında "sundurma" olarak belirtilen yapının ruhsata tabi olup olmadığının mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması suretiyle açıklığa kavuşturulması gerektiğinden, anılan hususlar dikkate alınmadan verilen temyize konu İdari Dava Dairesi kararında isabet görülmemiştir.

Öte yandan; Usul hukukunun en temel ilkelerinden biri olan "taleple bağlılık ilkesi" uyarınca, idari yargı mercilerinde açılan davalarda; Mahkemelerin, davacının istemi ile bağlı olduğu ve istemi genişletecek veya daraltacak biçimde karar veremeyeceği açık olup, davacı tarafından iptali istenilen para cezasının tahakkukuna dair Bodrum Belediye Başkanlığınca düzenlenen... tarih ve ... sayılı ceza ihbarnamesi ilgili olarak İdare Mahkemesince ayrı bir hukuki inceleme yapılmadığı ve hüküm kurulmadığı anlaşıldığından, temyize konu kararda eksik hüküm kurulmuş olması sebebiyle bu yönden de isabet görülmemiştir.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanunun 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle dava konusu para cezasının ...-TL'lik kısmının iptali, ....-TL’lik kısmı yönünden ise davanın reddi yolundaki Mahkeme kararının, redde dair kısmına yönelik yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 18/11/2025 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?