Danıştay6. Daireİdare HukukuTicaret Hukuku
Danıştay 6. Daire E.2015/7570 K.2018/2365
Özet: (1) Tanıtılan uyuşmazlık, Denizli Büyükşehir Belediye Meclisi tarafından 20.08.2014’da kabul edilen bir uygulama imar planı değişikliğinin iptali gerekçeli talebidir. (2) Danıştay Altıncı Daire, İdare Mahkemesi kararının davacı tarafından feragat edildiği sonucuna vararak, bu kararın feragat nedeniyle bozulması gerektiğine hükmeder.
T.C. DANIŞTAY ALTINCI DAİRE
Esas No: 2015/7570
Karar No: 2018/2365
Temyiz Eden (Davalı): … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
Vekili: Av. …
Karşı Taraf (Davacı): …
Vekili: Av. …
İstemin Özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarihli, E:…, K:… sayılı kararın, usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi: …
Düşüncesi: Davacının davadan feragat isteminin reddi ile yetkili idare tarafından tesis edilmeyen dava konusu işlemin iptali gerektiğinden, sonucu itibariyle isabetsizlik bulunmayan temyize konu mahkeme kararının bu gerekçeyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
Dava, Denizli İli, Merkezefendi İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkii, ... pafta, … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak 20.08.2014 tarihli, 484 sayılı Denizli Büyükşehir Belediye Meclisi kararıyla kabul edilen uygulama imar planı değişikliğinin iptali istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince, dosyadaki bilgi ve belgeler ile yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporun birlikte değerlendirilmesinden; dava konusu uygulama imar planı değişikliğinin bilimsel, teknik ve nesnel gerekçelere dayanmadığı, kentsel teknik altyapı raporu hazırlanmadığı, üst ölçekli plan niteliğindeki nazım imar planı yoğunluk kararlarına aykırılık taşıdığı, imar adası bütünlüğünü göz önüne alınmadan parsel bazında yapılan değişikliğin nesnellik ve bütünlük-süreklilik ilkelerine aykırı olduğu, kentsel planlama alanı içinde olmasına rağmen mevzii plan niteliğinde çözümlenerek, ana plan kararlarını bozucu nitelik taşıdığı ve imar planı değişikliğini zorunlu ve gerekli kılan hususların bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, anılan karar davalı idare vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlıkta, davacı tarafından verilen ve davadan feragat istemini içeren dilekçenin 14.12.2017 tarihinde Denizli İdare Mahkemesinde kayda girdiği anlaşılmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 31. maddesi ile göndermede bulunulan Hukuk Muhakemeleri Kanununun 307. maddesinde, feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış, 309. maddesinin 1. fıkrasında, feragat ve kabulün, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılacağı, 311. maddesinde de feragat ve kabulün, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağı kurala bağlanmıştır.
İdari Yargıda iptal davası, kural olarak ilgililerin haklarını ve yararlarını korumanın yanında, yürütme ve idarenin hukuka uygun davranmasını gerçekleştirmeye yönelik davalardır. Bu özelliği ile iptal davalarının objektif ve soyut nitelikte bir dava türü olduğu teoride genel olarak ifade edilmekle birlikte, istisnai olarak, iptal davalarının subjektif ve somut nitelikte örneklerinin de olduğu uygulamada gözlenmektedir.
Sadece davacının kişisel yararını ihlal eden somut, subjektif nitelikteki işlemlerin iptali istemiyle açılan davalarda hüküm verildikten sonra karar kesinleşmeden davanın herhangi bir aşamasında davacının davasından feragat etmesinin kabul edilmesi gerekir. Zira bu tür uyuşmazlıklarda kamu menfaati değil bireysel menfaatin ihlali söz konusudur ve bireysel yararın söz konusu olduğu hallerde ihlal edilen, kamunun hukuku olmayıp bireyin hukuku olduğundan kendi hukuku üzerinde mutlak tasarruf yetkisine sahip olan bireyin davasından feragatinde de herhangi bir kısıtlama düşünülemez.
İptal davalarında, feragatın söz konusu olduğu uyuşmazlık konusu olaylarda, kamu yararı ve bireysel yarar ölçütünün belirlenmesinden sonra feragat hakkında karar vermek yerinde olacaktır. Her olayda, davanın niteliği ve mahiyetine göre davacıların davayla ilişkisini iyi irdelemek gerekir. Örneklemek gerekir ise; davacılar tarafından belde veya semt sakini sıfatıyla açılmış objektif nitelikteki bir iptal davasında kamu yararı ölçütü mutlak olduğundan, yerel mahkemece verilen ve hukuka aykırılığı belirleyen bir karardan sonra davacıların davasından feragat etmesi düşünülemez.
Danıştay Altıncı Dairesince, inceleme konularına göre feragat konusu değerlendirilerek karar verilmektedir. Uyuşmazlık konularının içerik ve nitelendirilmelerine uygun olarak her davada davadan feragatın yukarıda belirlenen ölçütler esas alınmak suretiyle karara bağlanmasında hak ve hukuka uyarlık bulunduğu açıktır.
Somut olayda, anılan taşınmaza yönelik olarak yapılan imar planı değişikliğinin iptali istemiyle açılan ve objektif nitelik taşıyan bu dava sonucunda, idarenin hukuka aykırı işlem tesis ettiği saptanarak kamu yararının korunduğu, davada temyiz aşamasında feragat isteminde bulunulmasında kamu yararı bulunmadığı anlaşıldığından, feragat istemi yerinde görülmeyerek uyuşmazlığın esasına geçilerek davalı idarenin temyiz talebi incelendi:
3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde, Nazım İmar Planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.
Anılan Kanunun 8/b maddesinde; imar planının, nazım imar planı ve uygulama imar planından meydana geldiği, mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğunun sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planlarının ilgili belediyece yapılacağı ve yaptırılacağı düzenlemesine yer verilmiştir.
5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 7. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; çevre düzeni plânına uygun olmak kaydıyla, büyükşehir belediye ve mücavir alan sınırları içinde 1/5.000 ile 1/25.000 arasındaki her ölçekte nazım imar plânını yapmak, yaptırmak ve onaylayarak uygulamak; büyükşehir içindeki belediyelerin nazım plâna uygun olarak hazırlayacakları uygulama imar plânlarını, bu plânlarda yapılacak değişiklikleri, parselasyon plânlarını ve imar ıslah plânlarını aynen veya değiştirerek onaylamak ve uygulanmasını denetlemek; nazım imar plânının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde uygulama imar plânlarını ve parselasyon plânlarını yapmayan ilçe ve ilk kademe belediyelerinin uygulama imar plânlarını ve parselasyon plânlarını yapmak veya yaptırmak, büyükşehir belediyelerinin görev ve sorumlulukları arasında sayılmış, (c) bendinde; kanunlarla büyükşehir belediyesine verilmiş görev ve hizmetlerin gerektirdiği proje, yapım, bakım ve onarım işleriyle ilgili her ölçekteki imar plânlarını, parselasyon plânlarını ve her türlü imar uygulamasını yapmak ve ruhsatlandırmak konusunda büyükşehir belediyelerine yetki verilmiştir.
Yukarıda belirtilen hükümler uyarınca, uygulama imar planlarını yapmaya ilçe belediyeleri yetkili olup 5216 sayılı Kanunda belirtilen yetkinin istisna kapsamında olduğundan, taşınmazın mülkiyetinin büyükşehir belediyesine ait olmasının anılan madde kapsamında değerlendirilerek büyükşehir belediyesince 1/1000 ölçekli imar planı yapılmasını mümkün kılmayacağı açıktır.
Dosyanın incelenmesinden; mülkiyeti davalı idareye ait olan uyuşmazlığa konu taşınmazın imar planında toplu konut alanında kaldığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının talebi üzerine dava konusu imar planı değişikliği ile sadece anılan taşınmaza ilişkin emsalin ve yapılaşma imkanının arttırıldığı, aynı imar adasında ve yine toplu konut alanında kalan 5 parsel sayılı taşınmaz maliki davacı tarafından değişiklik ile bölgede yapılaşma yoğunluğunun artacağı, gerekli sosyal donatı alanlarının ayrılmadığı, öte yandan değişikliğin ada bazında değil parsel bazında yapılmasının hukuka aykırı olduğu iddialarıyla dava açıldığı, davalı idare tarafından ise esasen uygulama imar planlarını hazırlama yetkisi ilçe belediyesine ait iken mülkiyeti kendilerine ait olan taşınmazda Büyükşehir Belediyesi Kanununun 7. maddesi uyarınca işlemin tesis edildiği, davacı taşınmazına ilişkin olarak uygulama imar planı değişikliği yapma yetkilerinin olmadığının belirtildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, büyükşehir belediyesinin kendi taşınmazı olduğu gerekçesiyle 5216 sayılı Kanunun 7. maddesi kapsamında uygulama imar planı değişikliği yapma yetkisi bulunmamaktadır.
Bu durumda, yetkili idare tarafından tesis edilmeyen dava konusu işlemin iptali gerektiğinden, İdare Mahkemesi kararında sonucu itibariyle isabetsizlik bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacının davadan feragat isteminin reddine, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile dava konusu işlemin iptali yolunda … İdare Mahkemesince verilen … tarihli, E:…, K:… sayılı kararın yukarıdaki gerekçeyle ONANMASINA, dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 19/03/2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY (X): Dava, Denizli İli, Merkezefendi İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkii, ... pafta, … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak … tarihli, … sayılı Denizli Büyükşehir Belediye Meclisi kararıyla yapılan uygulama imar planı değişikliğinin iptali istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince, dosyadaki bilgi ve belgeler ile yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporun birlikte değerlendirilmesinden; dava konusu uygulama imar planı değişikliğinin bilimsel, teknik ve nesnel gerekçelere dayanmadığı, kentsel teknik altyapı raporu hazırlanmadığı, üst ölçekli ve alt ölçekli planlar arasındaki uyum açısından üst ölçekli plan niteliğindeki nazım imar planı yoğunluk kararlarına aykırılık taşıdığı, imar adası bütünlüğünü gözönüne almadan parsel bazında yapılan değişiklik ile nesnellik ve bütünlük-süreklilik ilkelerine aykırılık taşıdığı, kentsel planlama alanı içinde olmasına rağmen mevzii plan niteliğinde çözümlenerek, ana plan kararlarını bozucu nitelik taşıdığı ve konuları bakımından imar plan tadilatını zorunlu ve gerekli kılan hususların bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, anılan karar davalı idare vekili tarafından temyiz edilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 31. maddesi ile göndermede bulunulan Hukuk Muhakemeleri Kanununun 307. maddesinde, feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış, 309. maddesinin 1. fıkrasında, feragat ve kabulün, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılacağı, 311. maddesinde de feragat ve kabulün, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağı kurala bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından verilen ve … İdare Mahkemesi kayıtlarına 14.12.2017 tarihinde giren dilekçeyle davadan feragat edildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, davacı tarafından yasal şekle uygun olarak davadan feragat edilmesi karşısında feragat başvurusu nedeniyle dava hakkında İdare Mahkemesince yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, İdare Mahkemesince verilen temyize konu kararın feragat nedeniyle bozulması gerektiği oyuyla, feragat isteminin reddi ile uyuşmazlığın esası incelenerek verilen Dairemiz kararına katılmıyorum.
Esas No: 2015/7570
Karar No: 2018/2365
Temyiz Eden (Davalı): … Büyükşehir Belediye Başkanlığı
Vekili: Av. …
Karşı Taraf (Davacı): …
Vekili: Av. …
İstemin Özeti: … İdare Mahkemesince verilen … tarihli, E:…, K:… sayılı kararın, usul ve hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.
Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.
Danıştay Tetkik Hakimi: …
Düşüncesi: Davacının davadan feragat isteminin reddi ile yetkili idare tarafından tesis edilmeyen dava konusu işlemin iptali gerektiğinden, sonucu itibariyle isabetsizlik bulunmayan temyize konu mahkeme kararının bu gerekçeyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:
Dava, Denizli İli, Merkezefendi İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkii, ... pafta, … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak 20.08.2014 tarihli, 484 sayılı Denizli Büyükşehir Belediye Meclisi kararıyla kabul edilen uygulama imar planı değişikliğinin iptali istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince, dosyadaki bilgi ve belgeler ile yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporun birlikte değerlendirilmesinden; dava konusu uygulama imar planı değişikliğinin bilimsel, teknik ve nesnel gerekçelere dayanmadığı, kentsel teknik altyapı raporu hazırlanmadığı, üst ölçekli plan niteliğindeki nazım imar planı yoğunluk kararlarına aykırılık taşıdığı, imar adası bütünlüğünü göz önüne alınmadan parsel bazında yapılan değişikliğin nesnellik ve bütünlük-süreklilik ilkelerine aykırı olduğu, kentsel planlama alanı içinde olmasına rağmen mevzii plan niteliğinde çözümlenerek, ana plan kararlarını bozucu nitelik taşıdığı ve imar planı değişikliğini zorunlu ve gerekli kılan hususların bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, anılan karar davalı idare vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlıkta, davacı tarafından verilen ve davadan feragat istemini içeren dilekçenin 14.12.2017 tarihinde Denizli İdare Mahkemesinde kayda girdiği anlaşılmaktadır.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 31. maddesi ile göndermede bulunulan Hukuk Muhakemeleri Kanununun 307. maddesinde, feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış, 309. maddesinin 1. fıkrasında, feragat ve kabulün, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılacağı, 311. maddesinde de feragat ve kabulün, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağı kurala bağlanmıştır.
İdari Yargıda iptal davası, kural olarak ilgililerin haklarını ve yararlarını korumanın yanında, yürütme ve idarenin hukuka uygun davranmasını gerçekleştirmeye yönelik davalardır. Bu özelliği ile iptal davalarının objektif ve soyut nitelikte bir dava türü olduğu teoride genel olarak ifade edilmekle birlikte, istisnai olarak, iptal davalarının subjektif ve somut nitelikte örneklerinin de olduğu uygulamada gözlenmektedir.
Sadece davacının kişisel yararını ihlal eden somut, subjektif nitelikteki işlemlerin iptali istemiyle açılan davalarda hüküm verildikten sonra karar kesinleşmeden davanın herhangi bir aşamasında davacının davasından feragat etmesinin kabul edilmesi gerekir. Zira bu tür uyuşmazlıklarda kamu menfaati değil bireysel menfaatin ihlali söz konusudur ve bireysel yararın söz konusu olduğu hallerde ihlal edilen, kamunun hukuku olmayıp bireyin hukuku olduğundan kendi hukuku üzerinde mutlak tasarruf yetkisine sahip olan bireyin davasından feragatinde de herhangi bir kısıtlama düşünülemez.
İptal davalarında, feragatın söz konusu olduğu uyuşmazlık konusu olaylarda, kamu yararı ve bireysel yarar ölçütünün belirlenmesinden sonra feragat hakkında karar vermek yerinde olacaktır. Her olayda, davanın niteliği ve mahiyetine göre davacıların davayla ilişkisini iyi irdelemek gerekir. Örneklemek gerekir ise; davacılar tarafından belde veya semt sakini sıfatıyla açılmış objektif nitelikteki bir iptal davasında kamu yararı ölçütü mutlak olduğundan, yerel mahkemece verilen ve hukuka aykırılığı belirleyen bir karardan sonra davacıların davasından feragat etmesi düşünülemez.
Danıştay Altıncı Dairesince, inceleme konularına göre feragat konusu değerlendirilerek karar verilmektedir. Uyuşmazlık konularının içerik ve nitelendirilmelerine uygun olarak her davada davadan feragatın yukarıda belirlenen ölçütler esas alınmak suretiyle karara bağlanmasında hak ve hukuka uyarlık bulunduğu açıktır.
Somut olayda, anılan taşınmaza yönelik olarak yapılan imar planı değişikliğinin iptali istemiyle açılan ve objektif nitelik taşıyan bu dava sonucunda, idarenin hukuka aykırı işlem tesis ettiği saptanarak kamu yararının korunduğu, davada temyiz aşamasında feragat isteminde bulunulmasında kamu yararı bulunmadığı anlaşıldığından, feragat istemi yerinde görülmeyerek uyuşmazlığın esasına geçilerek davalı idarenin temyiz talebi incelendi:
3194 sayılı İmar Kanununun 5. maddesinde, Nazım İmar Planı; varsa bölge veya çevre düzeni planlarına uygun olarak halihazır haritalar üzerine, yine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak çizilen ve arazi parçalarının; genel kullanış biçimlerini, başlıca bölge tiplerini, bölgelerin gelecekteki nüfus yoğunluklarını, gerektiğinde yapı yoğunluğunu, çeşitli yerleşme alanlarının gelişme yön ve büyüklükleri ile ilkelerini, ulaşım sistemlerini ve problemlerinin çözümü gibi hususları göstermek ve uygulama imar planlarının hazırlanmasına esas olmak üzere düzenlenen, detaylı bir raporla açıklanan ve raporuyla beraber bütün olan plan olarak, uygulama imar planı ise; tasdikli halihazır haritalar üzerine varsa kadastral durumu işlenmiş olarak nazım imar planı esaslarına göre çizilen ve çeşitli bölgelerin yapı adalarını, bunların yoğunluk ve düzenini, yolları ve uygulama için gerekli imar uygulama programlarına esas olacak uygulama etaplarını ve diğer bilgileri ayrıntıları ile gösteren plan olarak tanımlanmıştır.
Anılan Kanunun 8/b maddesinde; imar planının, nazım imar planı ve uygulama imar planından meydana geldiği, mevcut ise bölge planı ve çevre düzeni plan kararlarına uygunluğunun sağlanarak, belediye sınırları içinde kalan yerlerin nazım ve uygulama imar planlarının ilgili belediyece yapılacağı ve yaptırılacağı düzenlemesine yer verilmiştir.
5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 7. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; çevre düzeni plânına uygun olmak kaydıyla, büyükşehir belediye ve mücavir alan sınırları içinde 1/5.000 ile 1/25.000 arasındaki her ölçekte nazım imar plânını yapmak, yaptırmak ve onaylayarak uygulamak; büyükşehir içindeki belediyelerin nazım plâna uygun olarak hazırlayacakları uygulama imar plânlarını, bu plânlarda yapılacak değişiklikleri, parselasyon plânlarını ve imar ıslah plânlarını aynen veya değiştirerek onaylamak ve uygulanmasını denetlemek; nazım imar plânının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir yıl içinde uygulama imar plânlarını ve parselasyon plânlarını yapmayan ilçe ve ilk kademe belediyelerinin uygulama imar plânlarını ve parselasyon plânlarını yapmak veya yaptırmak, büyükşehir belediyelerinin görev ve sorumlulukları arasında sayılmış, (c) bendinde; kanunlarla büyükşehir belediyesine verilmiş görev ve hizmetlerin gerektirdiği proje, yapım, bakım ve onarım işleriyle ilgili her ölçekteki imar plânlarını, parselasyon plânlarını ve her türlü imar uygulamasını yapmak ve ruhsatlandırmak konusunda büyükşehir belediyelerine yetki verilmiştir.
Yukarıda belirtilen hükümler uyarınca, uygulama imar planlarını yapmaya ilçe belediyeleri yetkili olup 5216 sayılı Kanunda belirtilen yetkinin istisna kapsamında olduğundan, taşınmazın mülkiyetinin büyükşehir belediyesine ait olmasının anılan madde kapsamında değerlendirilerek büyükşehir belediyesince 1/1000 ölçekli imar planı yapılmasını mümkün kılmayacağı açıktır.
Dosyanın incelenmesinden; mülkiyeti davalı idareye ait olan uyuşmazlığa konu taşınmazın imar planında toplu konut alanında kaldığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının talebi üzerine dava konusu imar planı değişikliği ile sadece anılan taşınmaza ilişkin emsalin ve yapılaşma imkanının arttırıldığı, aynı imar adasında ve yine toplu konut alanında kalan 5 parsel sayılı taşınmaz maliki davacı tarafından değişiklik ile bölgede yapılaşma yoğunluğunun artacağı, gerekli sosyal donatı alanlarının ayrılmadığı, öte yandan değişikliğin ada bazında değil parsel bazında yapılmasının hukuka aykırı olduğu iddialarıyla dava açıldığı, davalı idare tarafından ise esasen uygulama imar planlarını hazırlama yetkisi ilçe belediyesine ait iken mülkiyeti kendilerine ait olan taşınmazda Büyükşehir Belediyesi Kanununun 7. maddesi uyarınca işlemin tesis edildiği, davacı taşınmazına ilişkin olarak uygulama imar planı değişikliği yapma yetkilerinin olmadığının belirtildiği anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlıkta, büyükşehir belediyesinin kendi taşınmazı olduğu gerekçesiyle 5216 sayılı Kanunun 7. maddesi kapsamında uygulama imar planı değişikliği yapma yetkisi bulunmamaktadır.
Bu durumda, yetkili idare tarafından tesis edilmeyen dava konusu işlemin iptali gerektiğinden, İdare Mahkemesi kararında sonucu itibariyle isabetsizlik bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, davacının davadan feragat isteminin reddine, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile dava konusu işlemin iptali yolunda … İdare Mahkemesince verilen … tarihli, E:…, K:… sayılı kararın yukarıdaki gerekçeyle ONANMASINA, dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 19/03/2018 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY (X): Dava, Denizli İli, Merkezefendi İlçesi, ... Mahallesi, ... Mevkii, ... pafta, … ada, … parsel sayılı taşınmaza ilişkin olarak … tarihli, … sayılı Denizli Büyükşehir Belediye Meclisi kararıyla yapılan uygulama imar planı değişikliğinin iptali istemiyle açılmış; İdare Mahkemesince, dosyadaki bilgi ve belgeler ile yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporun birlikte değerlendirilmesinden; dava konusu uygulama imar planı değişikliğinin bilimsel, teknik ve nesnel gerekçelere dayanmadığı, kentsel teknik altyapı raporu hazırlanmadığı, üst ölçekli ve alt ölçekli planlar arasındaki uyum açısından üst ölçekli plan niteliğindeki nazım imar planı yoğunluk kararlarına aykırılık taşıdığı, imar adası bütünlüğünü gözönüne almadan parsel bazında yapılan değişiklik ile nesnellik ve bütünlük-süreklilik ilkelerine aykırılık taşıdığı, kentsel planlama alanı içinde olmasına rağmen mevzii plan niteliğinde çözümlenerek, ana plan kararlarını bozucu nitelik taşıdığı ve konuları bakımından imar plan tadilatını zorunlu ve gerekli kılan hususların bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş, anılan karar davalı idare vekili tarafından temyiz edilmiştir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 31. maddesi ile göndermede bulunulan Hukuk Muhakemeleri Kanununun 307. maddesinde, feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi olarak tanımlanmış, 309. maddesinin 1. fıkrasında, feragat ve kabulün, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılacağı, 311. maddesinde de feragat ve kabulün, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğuracağı kurala bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davacı tarafından verilen ve … İdare Mahkemesi kayıtlarına 14.12.2017 tarihinde giren dilekçeyle davadan feragat edildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda, davacı tarafından yasal şekle uygun olarak davadan feragat edilmesi karşısında feragat başvurusu nedeniyle dava hakkında İdare Mahkemesince yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, İdare Mahkemesince verilen temyize konu kararın feragat nedeniyle bozulması gerektiği oyuyla, feragat isteminin reddi ile uyuşmazlığın esası incelenerek verilen Dairemiz kararına katılmıyorum.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.