‹ Ana sayfa
Danıştay5. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma

Danıştay 5. Daire E.2025/34 K.2025/1211

Esas No: 2025/34 · Karar No: 2025/1211 · Karar Tarihi: 11.02.2025
Özet: 1. Uyuşmazlık, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrasına göre kamu görevinden çıkarılan davacının, bu çıkarımın hukuka uygunluğu ve ilgili parasal haklarının ödenmesi talebine dayanıyor. 2. Mahkeme, davacının iddialarının geçerli olmadığını belirterek davayı reddetti ve 1.000.000 TL'lik manevi tazminatı ödemeyi reddederek kararını sürdürdü.
T.C. DANIŞTAY BEŞİNCİ DAİRE
Esas No: 2025/34
Karar No: 2025/1211

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...

Vekili: Av. ...

Karşı Taraf (Davalı): ... Başkanlığı / ...

İstemin Özeti: Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrasının 10. bendi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Yüksek Seçim Kurulu Başkanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ve 1.000.000-TL manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Hakkında somut delil bulunmadan, soruşturma yapılmadan ve savunma hakkı tanınmadan kamu görevinden çıkarıldığı, idareye tanınan takdir yetkisinin sınırsız ve mutlak olmadığı, takdir yetkisine istinaden tesis edilen işlemlerin sebep ve maksat unsurları yönünden hukuka uygunluk denetimine tabi tutulacağı, Yargıtay'ın istikrar kazanan kararlarına göre terör örgütü üyeliğinden bahsedebilmek için örgütün hiyerarşik yapısı içinde yer alıp amaçları doğrultusunda işlenen suçlara bilerek ve isteyerek katılmak ve sürekli olarak bu bilinçle hareket etmek gerektiği, ByLock’a ilişkin verilerin hukuka aykırı olarak elde edildiği ve kanuna aykırı olarak elde edilmiş bulguların delil olarak kabul edilemeyeceği, hukuki ve teknolojik yeterliliğe sahip olmayan dijital delilin ceza hukukunda kullanılamayacağı, CGNAT kayıtları ile HTS kayıtlarının uyuşmadığı, ByLock kullanıcısı olmadığı, istihbari nitelikteki bilgilerin hukuki bir delil olarak kullanılamayacağı, aynı IP adresi üzerinde birden fazla web sitesinin yayın yapma imkânı bulunduğu için bu IP adresine erişim tespit edilse dahi ByLock programına erişim yapıldığını göstermeyeceği, mevcut internet trafik bilgilerinin kanunda yazılı tüm unsurları içermediği için gerçek anlamda trafik bilgisi olmadığı, ByLock sunucusuna VPN ile bağlanıldığında IP adreslerinin tespitinin mümkün olmadığı, ByLock’a ilişkin verilere yönelik bağımsız bir bilirkişiden rapor aldırılması gerektiği, örgüt talimatı ile ağa dâhil olduğuna ve gizliliği sağlamak için bu programı kullandığına ilişkin hiçbir tanık beyanı ve delil bulunmadığı, ByLock sistemine girdiğinin ve bu sistemi kullandığının User-ID, şifre ve grup elemanlarını içerir ByLock tespit değerlendirme tutanağı ve CGNAT kayıtlarını içeren belgeler ile kesin olarak kanıtlanması gerektiği, dava konusu işlemin yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden hukuka aykırı olduğu, OHAL KHK’ları ile sadece durumun gerektirdiği ölçüde OHAL’in neden olduğu konularla ve OHAL süresiyle sınırlı geçici tedbirler alınabileceği, hakkında varsa başkaca somut bilgi ve belgeleri öğrenememesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddia edilmektedir.

Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi: ...

Düşüncesi: İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.

Her ne kadar İdare Mahkemesi kararının gerekçesinde davacının hapis cezası ile cezalandırıldığı belirtilerek hüküm kurulmuş ise de; davacının mahkumiyet kararı kesinleşmemiş olduğundan, yargılama süreci devam eden ceza davasının davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesi "masumiyet karinesi" gereğince mümkün değildir. Bununla birlikte dava dosyasında yer alan davacı hakkındaki tespitler değerlendirildiğinde ise davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır.

Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 11/02/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?