‹ Ana sayfa
Danıştay5. Daireİdare Hukuku

Danıştay 5. Daire E.2024/6806 K.2024/9447

Esas No: 2024/6806 · Karar No: 2024/9447 · Karar Tarihi: 10.06.2024
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/6806
Karar No : 2024/9447


Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ....

Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ANKARA
Vekili : Av. ...

İstemin Özeti : 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: FETÖ/PDY ile herhangi bir irtibatının bulunmadığı, Bank Asya'ya örgüt talimatıyla para yatırmadığı, Aktif Eğitimciler Sendikasına üyeliğinin ve Cihan Medya Dağıtım A.Ş'ye ödeme yapmasının örgütle irtibatını göstermeyeceği, silahlı terör örgütüne üye olma suçunun manevi unsurları oluşmadığı ve işlemin hukuka aykırı olduğu iddia edilmektedir.

Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi : ...
Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan ''adli yardım hükmün kesinleşmesine kadar devam eder'' düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 10/06/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.


KARŞI OY (X)
672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen .... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:...., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
6528 sayılı Kanun'un 9. maddesiyle yapılan değişiklikle 08/02/2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun 2. maddesindeki "dershaneleri" ibaresi yürürlükten kaldırılarak, FETÖ/PDY'nin faaliyetleri içinde çok önemli bir yer tuttuğu anlaşılan dershaneler kapatılmıştır. Konuyla ilgili olarak kamuoyunda yaşanan tartışmaların yoğunlaştığı süreçte Aktif Eğitimciler Sendikası 01/03/2012 tarihinde kurulmuştur. (AYM, Ali Şeker, B. No:2016/68962, 20/09/2018, §10). Sendikanın üye sayısındaki değişiklikler incelendiğinde; 10/08/2012 tarih ve 28380 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre 402 üyesinin olduğu, 31/03/2013 tarihinde yaklaşık olarak 35.000 üye sayısına ulaştığı halde kendini feshetmek suretiyle kapandığı, 22/11/2013 tarihinde yeniden kurulduğu (AYM, Ali Şeker, §12-14), 04/07/2014 tarih ve 29050 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre 23.489 üye sayısına, 08/07/2015 tarih ve 29410 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre 23.700 üye sayısına ulaştığı, 04/07/2016 tarih ve 29762 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan istatistiklere göre üye sayısının 18.015'e düştüğü görülmektedir. Sendika, 23/07/2016 tarih ve 29779 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 667 sayılı KHK ile de kapatılmıştır.
Anılan Sendikanın, 2012 yılı başlarında FETÖ/PDY'ye ait dersanelerin kapatılması tartışmalarının başladığı dönemde kurulması, 1 yıllık süre içinde 35.000 üyeye ulaşması, feshini müteakip 17/25 Aralık 2013 süreciyle birlikte FETÖ/PDY ile yapılan açık mücadeleye rağmen yeniden kurularak kısa sürede 23.489 üyeye ulaşması; ancak iltisaklı ve irtibatlı bir grup bilincinin varlığı ile izah edilebilir. Nitekim, Yargıtay 16.Ceza Dairesi'nin 20/12/2017 tarihli ve E:2017/1862, K:2017/5796 sayılı kararı ile terör örgütüne ait sendikaya üye olmak fiilinin terör örgütünün amacına hizmet eden yardım suçu kapsamında değerlendirilebileceği vurgulanmıştır. Öte yandan, Aktif Eğitimciler Sendikası yöneticilerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 ila 13 yıl arasında hapis cezasıyla cezalandırılmaları yönünde Ankara 19.Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen 11/06/2018 gün ve E:2017/87, K:2018/121 sayılı kararın 62. sayfasında; Sendika Genel Başkanının wifi üzerinden erişim sağladığı bylock programı aracılığı ile diğer bylock kullanıcılarına "Sendika isteği güvencedir. Aktif Eğitimciler Sendikası ateşten gömlek değil, çelikten zırhtır." ibarelerinin yer aldığı toplu mesaj gönderdiği anlaşılmaktadır. Tüm bu açıklamalar ışığında, Aktif Eğitimciler Sendikası üyeliğinin arızi durumlar haricinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne irtibat veya iltisak noktasında delil olarak değerlendirileceği açıktır.
Öte yandan, Aktif Eğitimciler Sendikası'nda, darbe teşebbüsünün gerçekleştiği 15/07/2016 veya Sendika'nın kapatıldığı 23/07/2016 tarihine kadar üyeliğin devam ettirilmesi hususunun FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisak noktasında aleyhe bir delil olarak değerlendirilmesi mümkün olmakla birlikte, Sendikanın kapatılmasından önce herhangi bir sebepten dolayı istifa etmek suretiyle sendika üyeliği sonlandıran kişiler yönünden sendika üyeliğinin irtibat ve iltisak noktasında delil olarak kullanılması hakkaniyete uygun düşmeyecektir.
Dava konusu işlemde, davacının, Bank Asya'da açılmış hesabının bulunduğu ve bahse konu hesap bakiyesi 31/12/2013 tarihinde 0,00 TL iken 09/02/2015 tarihinde 350 TL tutarlı 31 günlük katılım hesabı açtığı, Aktif Eğitimciler Sendikasına Aralık 2012 -Nisan 2013 tarihleri arasında 5 ay, Şubat 2014- Kasım 2015 tarihleri arasında 22 ay olmak üzere toplam 27 ay üyeliğinin bulunduğu, Cihan Medya Dağıtım A.Ş'ye 04/01/2014- 12/10/2015 tarihleri arasında toplam 812,45 TL ödeme bilgisinin bulunduğu, Kimse Yok Mu Derneğine 13/01/2014- 03/10/2014 tarihleri arasında 11 adet SMS yoluyla para gönderdiği ve silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan adli soruşturma neticesinde Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/59743 sayılı dosyasından davacı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği tespitlerine yer verilmiştir
Davacı tarafından; spor salonu, araba bakım indirimi ve ücretsiz sağlık hizmeti avantajlarından yararlanmak amacıyla anılan sendikaya üye olduğu, Bank Asya'ya örgüt talimatıyla para yatırmadığı, faizsiz bankacılık yaptığı için birikimlerini değerlendirdiği, hesap hareketlerinin daha fazlasının yine faizsiz bankacılık yapan Türkiye Finans Bankası üzerinde olduğu, deneme sınavı kitapçıklarını almak için aldığı gazetenin ücreti olarak Cihan Medya Dağıtım A.Ş'ye ödeme yaptığı ve Soma ve Ermenek maden faciasında yaşamını yitirenlerin ailelerine destek olmak amacıyla Kimse Yok Mu Derneğine para gönderdiği iddia edilmiştir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesinden; davacının 2015 yılı Kasım ayında üyelikten istifa etmesi ve davalı idare tarafından, davacının anılan sendikaya üyelik dışında yöneticilik, temsilcilik gibi idari bir görevde bulunduğuna ve sendikanın protesto vb. etkinliklerine katıldığına ilişkin bir bilgi veya belgenin sunulmamış olması karşısında sendika üyeliğinin davacı aleyhine örgütle iltisakına veya irtibatına delil olarak alınmasının mümkün olmayacağı sonucuna ulaşılmıştır.
Bank Asya'daki hesabına 09/02/2015 tarihinde 350,00 TL para yatırdığı tespiti bulunmakta ise de; anılan bankadaki hesabının 06/02/2008 tarihinde açılması, adli soruşturmadaki ifadesinde davacının 09/02/2015 tarihinde duygusal yakınlık duyduğu bir banka çalışanını görme bahanesiyle gidip cüzi bir miktar para yatırdığını beyan etmesi, davacının kardeşi B.P hakkındaki Konya Cumhuriyet Başsavcılığı 2017/64965 soruşturma sayılı dosyasındaki bilgilerden, örgüt tarafından bankanın TMSF'ye devredilmesini protesto etmek amacıyla Bank Asya'ya para yatırılması talimatının verildiği 03/02/2015 tarihinde davacının kardeşi tarafından gönderilen 18.000,00 TL nin Bank Asya'ya değil de davacının Garanti Bankasındaki hesabına yatırılmış olması, bu durumun örgüt talimatının aksine bir hareket olması ve adli soruşturmada davacı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi karşısında Bank Asya hesap hareketlerinin davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.
Kimse Yok Mu Derneğine gönderilen paranın ve Cihan Medya Dağıtım A.Ş'ye yapılan ödemenin örgüte destek amacıyla yapıldığına ilişkin herhangi bir delil veya tespitin bulunmaması karşısında söz konusu tespitlerin de örgütle irtibatına veya iltisakına ilişkin bir durum olarak değerlendirilmesi mümkün olmayacaktır.
Bu durumda, örgüt üyeliği suçundan yapılan soruşturmada davacı hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, dava konusu işlemde yer verilen tespitlerin, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak veya irtibatını gösterecek yeterlilikte olmadığı ve davacının örgütle iltisak veya irtibatını gösterecek başkaca herhangi bir bilgi veya belgenin de dosyaya sunulmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin kabulü ile usul ve yasaya aykırı olan istinaf isteminin reddine ilişkin İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği oyuyla aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?