Danıştay5. Daireİdare Hukuku
Danıştay 5. Daire E.2024/1558 K.2025/2952
657 sayılı Devlet Memurları Kanun2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanun2802 sayılı Kanun667 sayılı KHK657 sayılı Devlet2802 sayılı Hakiml2802 sayılı Kanunu667 sayılı KHK'nın
Özet: Danıştay 5. Daire Başkanlığı 2024/1558 E. , 2025/2952 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No : 2024/1558 Karar No : 2025/2952 DAVACI : ... Av. ... DAVALI : ... Kurulu / ... VEKİLİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/1558
Karar No : 2025/2952
**DAVACI:** ...
Av. ...
**DAVALI:** ... Kurulu / ...
**VEKİLİ:** Av. ...
DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararın hukuka aykırı olduğu, paylaşımlarını, daha ağır ifadeler kullanan ve hakkında cezai yaptırım uygulanmayan meslektaşının paylaşımına yorum şeklinde yaptığı, düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında hakaret içermeyen eleştiri sınırları içerisinde kalan paylaşımlarda bulunduğu, paylaşımlarının meslekten çıkarılmasına gerekçe oluşturamayacağı, dava konusu karara konu paylaşımlarının FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibat ve iltisak niteliğinde olmadığı, hâkim ve savcılar hakkındaki disiplin süreçlerinin adil yargılanma hakkına uygun olarak yürütülmesi gerektiği, disiplin cezası verilirken ilgili yasalarda yer alan usul ve şartlara riayet edilmesinin zorunlu olduğu, disiplin soruşturması kapsamına göre 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 127. ve 128. maddelerinde ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 72. maddesinde yer alan disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı, isnat suçlara ilişkin yürütülen adli yargılama sonucunda yüklenen fiillerin kanunda suçun yasal unsurları oluşmadığından beraat kararı verildiği, bu karar görmezden gelinerek hakkında aynı suçlamalarla meslekten çıkarılmasına karar verildiği, başından itibaren soruşturma konusu yapılmayan suçlamalarla disiplin cezası verildiği, herhangi bir kastının bulunmadığı, hakkında daha önce terör örgütüne iltisak ve irtibat nedeniyle HSK Genel kurulunca ... tarih ... sayılı kararı ile meslekten ihraç edildiği, aynı konu ve suçlamalarla yeni bir disiplin soruşturması yapılarak yeniden disiplin cezası verilmesinin mükerrer disiplin cezası olduğu, dava konusu kararın Avrupa İnsan Hahları Sözleşmesi'nde ve Anayasa'da düzenlenen hukuki güvenlik, belirlilik ve hukuk devleti ilkelerine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Davacı hakkında yürütülen soruşturma neticesinde dava konusu meslekten çıkarma cezasına ilişkin eylemlerinin suç teşkil etmese ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü, davacının zamanaşımı itirazına itibar edilemeyeceği, davacıya soruşturma aşamasında savunma hakkı tanındığı, dava konusu işlemde de belirtildiği gibi ilgililerin görevlerini yerine getirirken vicdani kanaatlerinden başka herhangi bir etki altında kalmadan sadece hukuku uygulayacakları yönündeki beklentiden uzak şekilde, birer devlet görevlisi oldukları hususunu gözardı ettikleri, görevlerini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getiremeyeceklerini soruşturmaya konu işlem ve tasarruflarıyla açıkça ortaya konulduğu ve bu yönüyle eylemlerinin kamuoyu nezdinde hâkimlik, savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu. İlgili yasa hükümlerinde ceza kovuşturmasının sonucunun beklenmesini gerektiren amir bir düzenlemenin bulunmadığı, 2802 sayılı Kanunun 72. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların mahkûm olması veya olmamasının ayrıca disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmeyeceği, davacının sübuta eren fiilleri nedeniyle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 69/son maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'İN DÜŞÜNCESİ: Dava; davacının 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesi'nin kararına karşı yapılan yeniden inceleme başvurusunun reddine dair anılan Dairenin kararı ile bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun "Meslekten çıkarma cezası" başlıklı 69.maddesinin 1. fıkrasında "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir." hükmü; anılan maddenin son fıkrasında da, "Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükümlerine yer verilmiştir.
Hâkimlik ve savcılık mesleğini ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerektiği, toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebinin, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı ve güvenden de kaynaklandığı, yargı görevini yerine getiren kişilerin, adaleti gerçekleştirdikleri kadar bunu görüntü olarak da sağlamalarının icap ettiği, yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile doğru orantılı olduğu, hâkimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarları olduğu, bu mesleğin saygınlığı ve onuru hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade ettiği, Hukuk Devletinin, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve saygınlığını korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumlu olduğu, bu nedenle, yasa koyucunun, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından, meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının FETÖ/PYD örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda planlı ve sistematik biçimde bir organizasyonla hukuka aykırı eylemlerde bulunmaları nedeniyle mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görülen eylemleri sübut bulduğundan bahisle mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görülen eylemleri sübut bulduğundan bahisle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69' uncu maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırıldığı anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan davacının Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile 667 sayılı KHK'nın 3'üncü maddesinin (I) numaralı fıkrası kapsamında FETÖ örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sabit görüldüğünden meslekte kalmasının uygun olmadığı ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği ve bu karara karşı açılan dava ve temyiz başvurularının reddedildiği, ceza davasında da aynı suçtan dolayı hüküm giydiği belirlenmiştir.
Dosyada mevcut bilgi ve belgeler ile davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu değerlendirilerek meslekten çıkarılmasına ilişkin kararı birlikte incelendiğinde, olayın tarihi, gelişim şekli gözönüne alındığında yargı yetkisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkisi kapsamında görev gereklerine aykırı hareket eden ve "mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte" eylemler gerçekleştirdiğinin sabit olduğu kabul edilerek 2802 sayılı Kanunun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca verilen meslekten çıkarma cezasında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, davacı tarafından, dava dilekçesinde soruşturma konusunu teşkil eden eylemleri yönünden 2802 sayılı Kanun'un 72. maddesi uyarınca disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı iddia edilmiş ise de, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile UYAP üzerinde davacı hakkında yürütülen ceza davalarına ilişkin yapılan inceleme sonucunda, davacının iş bu iddiasının 2802 sayılı Kanunu'nun "Ceza soruşturması veya kovuşturması ile disiplin soruşturmasının bir arada yürütülmesi ve zamanaşımı" başlıklı 72. maddesi gereğince yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Davacı hakkında Adana Cumhuriyet savcısı olarak görev yaptığı dönemde;
A) İstanbul Anadolu Cumhuriyet Savcısı M.A.'ın 12/05/2015 tarihinde www.facebook.com sosyal paylaşım sitesinde açtığı "DİYET Mİ ÖDÜYORUZ?" başlıklı yazının altına;
a) "Yolsuzluk, hırsızlık yapanların, bir acem-i gencin önüne yatan bakanların vs. vs... alkışlandığı ülkede, yolsuzlukları ortaya çıkaranların zulme uğraması normal bir durumdur;",
b) "Daire üyeleri kararı kendi vicdani kanaatlerine göre vermiş! (smile ifade simgesi) Neyi tartışıyoruz ki?", şeklinde paylaşımlarda bulunduğu,
B) 24/06/2015 tarihinde, www.adalet.org sosyal paylaşım sitesinde; Hâkim S.E. tarafından "Hakim-Savcıları Kararname ile Uslandırmak" başlığı altında paylaşılan yazıdan "2015 Yaz kararnamesi ile bir kez daha gördük ki HSYK elindeki tüm yetki ve argümanları hakim-savcıları pasif, itaatkâr, korkak ve güdümlü hâle getirmek için kullanmaktadır. Kararlarından ve muhalif duruşundan dolayı hakim ve savcıların tutuklanıp geride kalanların ise kararnamelerle sürgünlere gönderilmesi despotizmin ileri şeklidir. HSYK bir katalizör gibi hareket ederek sadece kendisine tabi olanlara hayat hakkı tanımıştır. HSYK Genel Serketerinin tüm hakim ve savcıları tehdit etmesi HSYK'mn sahip olduğu mantığı göstermesi açısından önemlidir. Dil zihnin aynasıdır. Ancak HSYK'mn bu mantığının ve uygulamalarının bizleri sindirmesine, N.Chomsky'nin dediği gibi "insan kalmanın gerçeklikle ve dürüstlükle bağlantılarımızı koparmamaktan geçtiğini unutturmasına" izin vermemeliyiz. İnsan olabilmenin, cesurca yanlışa karşı koymanın bedeli sürgünlere yollanmaksa hiçbir zaman kaybetmeyen hakkın ve doğruların takımını tutmaya devam edeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın. Hukuksuzluk yapan HSYK'nın en büyük riski yine biz hakim ve savcılarız. Çünkü bu hukuksuzluğa dur diyecek olan yine bizleriz." kısmını yorumlar kısmında aynen paylaştığı, iddialarıyla disiplin soruşturması başlatılmıştır.
Düzenlenen 13/04/2015 tarihli inceleme ve soruşturma raporu ile davacının soruşturmaya konu fiilleri nedeniyle meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması teklif edilmiş, anılan disiplin soruşturma raporunu değerlendiren Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile de; "... sosyal medyadaki paylaşımların amacı, içeriği bir bütün olarak bakıldığında evrensel etik kurallarına aykırı, seçilen meşru hükumetin yıpratılması, FETÖ lehine mağduriyet algısının oluşturulması, hükumet aleyhine yapılan soruşturmaların kamu baskısı kurularak meşruiyet kazandırılması amacıyla yapıldığı, eylemlerin mesleğin şeref ve onurunu bozan, mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte olduğu" gerekçesiyle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69'uncu maddesinin son fıkrası gereğince davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Davacının, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla reddedilmesi üzerine yapılan itiraz, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedilmiş, böylece davacı hakkında verilen meslekten çıkarma cezası kesinleşmiştir.
Bununla birlikte, dava konusu disiplin cezasına konu fiilleri nedeniyle davacı hakkında "hakaret ve kurul halinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret" suçundan ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:... ve K:... sayılı kararıyla davacı hakkında isnat edilen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı verildiği, anılan kararın Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla temyiz edilmeden 30/01/2025 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
Diğer taraftan, davacının, Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş ve bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi de aynı Kurul tarafından ... tarih ve ... sayılı kararla reddedilmiştir. Davacı tarafından, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin söz konusu kararların iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın Dairemizin 03/03/2022 tarih ve E:2017/4283, K:2022/732 sayılı kararı ile; "... davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği ..." gerekçesiyle reddedildiği ve anılan kararın temyiz incelemesi sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 16/03/2023 tarih ve E:2022/2390, K:2023/505 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği, yapmış olduğu paylaşımların ve içeriklerin işbu dosyadaki bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilmesinden, FETÖ terör örgütü organizasyonunun parçası olduğunu gösterdiği, öte yandan davacının, ceza yargılaması sonucunda “silahlı terör örgütüne üyelik” suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla esastan reddedildiği; anılan kararın temyiz edildiği ve Yargıtayca henüz bir karar verilmediği anlaşılmıştır.
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
**İLGİLİ MEVZUAT:**
2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun "Disiplin Cezaları" başlıklı 62. maddesinde, Hâkim ve Savcılara, sıfat ve görevleri gereklerine uymayan hal ve hareketlerinin tespit edilmesi üzerine durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre Hâkimler ve Savcılar Kurulunca, uyarma, aylıktan kesme, kınama, kademe ilerlemesini durdurma, derece yükselmesini durdurma, yer değiştirme ve meslekten çıkarma cezalarından birinin verileceği düzenlenmiştir.
Anılan Kanun'un dava konusu işlemin de dayanağı olan "Meslekten Çıkarma Cezası" başlıklı 69. maddesinde de;
"Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.
68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir.
Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.
Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.
Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükümlerine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlıkta, davalı Hâkimler ve Savcılar Kurulunca, davacının Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptığı dönemde disiplin cezasına konu olan eylemlerini FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile olan iltisak ve irtibatı kapsamında anılan örgütün amaç ve gayesi doğrultusunda planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen bir organizasyonun parçası olarak gerçekleştirdiği belirtilerek dava konusu meslekten çıkarma cezasının verildiği görülmektedir.
Dairemizce, eski yargı mensuplarının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadıklarına ve meslekten çıkarılmalarına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca verilen kararlara karşı açtıkları davalarda verilen kararlarında da belirtildiği üzere; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında; FETÖ’nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir.
1970’li yıllardan itibaren özellikle, mülkiye, adliye, emniyet, millî eğitim ve TSK içerisinde kadrolaşmaya giden FETÖ liderinin vaaz, röportaj ve kitaplarında bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında da yer alan “Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”, "Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!", “Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. …bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. …sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”, “Bir gün bana Ankara’da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak” şeklindeki sözleri bu suigeneris örgütün, Devleti ele geçirme gayretlerinin somut talimatları olarak ortaya çıkmıştır.
Nihayetinde, FETÖ'nün, yıllar itibarıyla takiye (olduğundan farklı görünme) esasına dayanan uzun vadeli bir projenin aşamalarını izleyerek kurduğu strateji doğrultusunda, kamu kurumlarında ve yargı organlarında demokratik devlet düzeninden ayrıksı ve ona paralel şekilde teşkilatlanmak suretiyle ülkenin bağımsızlığını, bütünlüğünü ve demokratik hukuk devletini tehdit edici, anayasal düzene sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar gösteren bir yapılanma hâline geldiği anlaşılmaktadır. Nitekim bu yapılanma tarafından 15 Temmuz 2016 gecesi anayasal düzene, demokratik kurumlara ve bizatihi Türk Milletine karşı darbe teşebbüsünde bulunulmuştur.
Bu çerçevede dava konusu olay değerlendirildiğinde, Adana Cumhuriyet savcısı olarak görev yaptığı dönemde davacının, sosyal medyadaki paylaşımlarının amacı, içeriği bir bütün olarak bakıldığında evrensel etik kurallarına aykırı, seçilen meşru hükumetin yıpratılması, FETÖ lehine mağduriyet algısının oluşturulması, hükümet aleyhine yapılan soruşturmaların kamu baskısı kurularak meşruiyet kazandırılması amacıyla yapıldığı, eylemlerin mesleğin şeref ve onurunu bozan, mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte olduğu anlaşıldığından bahisle meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırıldığı görülmektedir.
Kararımızın "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" başlıklı kısmında da yer verildiği gibi, davacının, Hakimler ve Savcılar Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı ile 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği ve bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi de aynı Kurul tarafından ... tarih ve ... sayılı kararı reddedildiği, bunun üzerine davacı tarafından, söz konusu kararların iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın Dairemizin 03/03/2022 tarih ve E:2017/4283, K:2022/732 sayılı kararı ile; "... davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği ..." gerekçesiyle reddedildiği ve anılan kararın temyiz incelemesi sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 16/03/2023 tarih ve E:2022/2390, K:2023/505 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, davacının FETÖ silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının olduğu hususunda kesinleşmiş yargı kararı bulunduğu görülmektedir.
Ayrıca, davacı hakkında "silahlı terör örgütüne üyelik suçundan" yapılan yargılama sonucunda 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla esastan reddedildiği; anılan kararın temyiz incelemesinde olduğu görülmüştür.
Diğer yandan, davacının disiplin cezasına konu eylemleri nedeniyle hakaret ve kurul halinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret" suçundan ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davacı hakkında isnat edilen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmiş ise de, kararımızın "İlgili Mevzuat" başlıklı kısmında da yer verildiği üzere 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrasına göre, suç teşkil etmeyen ve hükümlülüğü gerektirmeyen fiillerin dahi, “hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte” oldukları takdirde, hâkim ve savcıların meslekten çıkarılmaları sonucunu doğuracağı kurala bağlanmıştır.
Hâkimlik ve savcılık mesleğini ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerekir. Toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı ve güvenden de kaynaklanmakta olup, yargı görevini yerine getiren kişilerin, adaleti gerçekleştirdikleri kadar bunu görüntü olarak da sağlamaları gerekmektedir. Yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile doğru orantılıdır. Hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarıdır. Bu mesleğin saygınlığı ve onuru hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade eder.
Hukuk Devleti, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumludur. Bu nedenle, yasa koyucu, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından, meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.
Dolayısıyla, dava dosyasında mevcut tüm bilgi-belgeler dikkate alındığında, davacının, dava konusu disiplin cezasına dayanak teşkil eden eylemlerini irtibat ve iltisaklı olduğu FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün Kararımızın ''Hukuki Değerlendirme'' bölümünde özet olarak yer verilen çok yönlü amaç ve gayesi doğrultusunda hareket ederek gerçekleştirdiği ve sûbut bulan söz konusu eylemlerinin mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılan DAVANIN REDDİNE,
2. Adli yardım istemi kabul edildiğinden, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için ilgili Tahsil Dairesine müzekkere yazılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 06/03/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY :
Davacı tarafından, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmektedir.
Davacı hakkında;
A) İstanbul Anadolu Cumhuriyet Savcısı M.A.'ın 12/05/2015 tarihinde www.facebook.com sosyal paylaşım sitesinde açtığı "DİYET Mİ ÖDÜYORUZ?" başlıklı yazının altına;
a) "Yolsuzluk, hırsızlık yapanların, bir acem-i gencin önüne yatan bakanların vs. vs... alkışlandığı ülkede, yolsuzlukları ortaya çıkaranların zulme uğraması normal bir durumdur;",
b) "Daire üyeleri kararı kendi vicdani kanaatlerine göre vermiş! (smile ifade simgesi) Neyi tartışıyoruz ki?", şeklinde paylaşımlarda bulunduğu,
B) 24/06/2015 tarihinde, www.adalet.org sosyal paylaşım sitesinde; Hâkim S.E. tarafından "Hakim-Savcıları Kararname ile Uslandırmak" başlığı altında paylaşılan yazıdan "2015 Yaz kararnamesi ile bir kez daha gördük ki HSYK elindeki tüm yetki ve argümanları hakim-savcıları pasif, itaatkâr, korkak ve güdümlü hâle getirmek için kullanmaktadır. Kararlarından ve muhalif duruşundan dolayı hakim ve savcıların tutuklanıp geride kalanların ise kararnamelerle sürgünlere gönderilmesi despotizmin ileri şeklidir. HSYK bir katalizör gibi hareket ederek sadece kendisine tabi olanlara hayat hakkı tanımıştır. HSYK Genel Serketerinin tüm hakim ve savcıları tehdit etmesi HSYK'nın sahip olduğu mantığı göstermesi açısından önemlidir. Dil zihnin aynasıdır. Ancak HSYK'nın bu mantığının ve uygulamalarının bizleri sindirmesine, N.Chomsky'nin dediği gibi "insan kalmanın gerçeklikle ve dürüstlükle bağlantılarımızı koparmamaktan geçtiğini unutturmasına" izin vermemeliyiz. İnsan olabilmenin, cesurca yanlışa karşı koymanın bedeli sürgünlere yollanmaksa hiçbir zaman kaybetmeyen hakkın ve doğruların takımını tutmaya devam edeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın. Hukuksuzluk yapan HSYK'nın en büyük riski yine biz hakim ve savcılarız. Çünkü bu hukuksuzluğa dur diyecek olan yine bizleriz." kısmını yorumlar kısmında aynen paylaşması nedeniyle "hakaret ve kurul halinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret" suçundan ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:... ve K:... sayılı kararıyla davacı hakkında isnat edilen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı verildiği, anılan beraat kararında, davacının sosyal paylaşım sitelerindeki alıntıları ile kullandığı emojinin özü itibarıyla yargı ile siyasete eleştiri niteliğinde olduğu, eylemlerinin mağdurların onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyuta ulaşmadığı, Anayasa'nın 25. ve 26. maddeleriyle TCK'nın 26/1. maddesi kapsamında doğal haklardan kabul edilen ifade ve düşünceyi açıklama hürriyeti mahiyetindeki eleştirilerin suç olarak kabul edilemeyeceği belirtilmiştir.
Bu durumda, yukarıda yer verilen Yargıtay ... Ceza Dairesi kararında da belirtildiği üzere, davacının 12/05/2015 ve 24/06/2015 tarihlerinde tarihinde www.facebook.com ve www.adalet.org isimli sosyal paylaşım sitelerinde yaptığı eleştiri mahiyetindeki paylaşımlarının FETÖ/PDY lehine sistematik ve planlı bir şekilde yürütülen organizasyonun parçası olarak yapıldığının ortaya konulamadığı anlaşıldığından, davacının söz konusu paylaşımları nedeniyle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Öte yandan davacının bu karar nedeniyle parasal haklarının ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemi yönünden; davacının, Hakimler ve Savcılar Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı ile 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği ve bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin de aynı Kurul tarafından ... tarih ve ... sayılı karar ile reddedildiği, davacı tarafından, söz konusu kararların iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın Dairemizin 03/03/2022 tarih ve E:2017/4283, K:2022/732 sayılı kararı ile reddedildiği ve anılan kararın temyiz incelemesi sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 16/03/2023 tarih ve E:2022/2390, K:2023/505 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği hususu göz önüne alındığında davacının halihazırda meslekte olmaması nedeniyle yoksun kalındığı iddia edilen parasal haklarının ödenmesi ve özlük haklarının iadesine ilişkin talebinin reddi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, davacının 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi isteminin reddi gerektiği oyuyla, aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/1558
Karar No : 2025/2952
**DAVACI:** ...
Av. ...
**DAVALI:** ... Kurulu / ...
**VEKİLİ:** Av. ...
DAVANIN KONUSU : Davacı tarafından, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmektedir.
DAVACININ İDDİALARI : Dava konusu kararın hukuka aykırı olduğu, paylaşımlarını, daha ağır ifadeler kullanan ve hakkında cezai yaptırım uygulanmayan meslektaşının paylaşımına yorum şeklinde yaptığı, düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında hakaret içermeyen eleştiri sınırları içerisinde kalan paylaşımlarda bulunduğu, paylaşımlarının meslekten çıkarılmasına gerekçe oluşturamayacağı, dava konusu karara konu paylaşımlarının FETÖ/PDY terör örgütüyle irtibat ve iltisak niteliğinde olmadığı, hâkim ve savcılar hakkındaki disiplin süreçlerinin adil yargılanma hakkına uygun olarak yürütülmesi gerektiği, disiplin cezası verilirken ilgili yasalarda yer alan usul ve şartlara riayet edilmesinin zorunlu olduğu, disiplin soruşturması kapsamına göre 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 127. ve 128. maddelerinde ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 72. maddesinde yer alan disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı, isnat suçlara ilişkin yürütülen adli yargılama sonucunda yüklenen fiillerin kanunda suçun yasal unsurları oluşmadığından beraat kararı verildiği, bu karar görmezden gelinerek hakkında aynı suçlamalarla meslekten çıkarılmasına karar verildiği, başından itibaren soruşturma konusu yapılmayan suçlamalarla disiplin cezası verildiği, herhangi bir kastının bulunmadığı, hakkında daha önce terör örgütüne iltisak ve irtibat nedeniyle HSK Genel kurulunca ... tarih ... sayılı kararı ile meslekten ihraç edildiği, aynı konu ve suçlamalarla yeni bir disiplin soruşturması yapılarak yeniden disiplin cezası verilmesinin mükerrer disiplin cezası olduğu, dava konusu kararın Avrupa İnsan Hahları Sözleşmesi'nde ve Anayasa'da düzenlenen hukuki güvenlik, belirlilik ve hukuk devleti ilkelerine aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
DAVALININ SAVUNMASI : Davacı hakkında yürütülen soruşturma neticesinde dava konusu meslekten çıkarma cezasına ilişkin eylemlerinin suç teşkil etmese ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü, davacının zamanaşımı itirazına itibar edilemeyeceği, davacıya soruşturma aşamasında savunma hakkı tanındığı, dava konusu işlemde de belirtildiği gibi ilgililerin görevlerini yerine getirirken vicdani kanaatlerinden başka herhangi bir etki altında kalmadan sadece hukuku uygulayacakları yönündeki beklentiden uzak şekilde, birer devlet görevlisi oldukları hususunu gözardı ettikleri, görevlerini tarafsız, önyargısız ve iltimassız olarak yerine getiremeyeceklerini soruşturmaya konu işlem ve tasarruflarıyla açıkça ortaya konulduğu ve bu yönüyle eylemlerinin kamuoyu nezdinde hâkimlik, savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu. İlgili yasa hükümlerinde ceza kovuşturmasının sonucunun beklenmesini gerektiren amir bir düzenlemenin bulunmadığı, 2802 sayılı Kanunun 72. maddesi uyarınca hâkim ve savcıların mahkûm olması veya olmamasının ayrıca disiplin cezası verilmesine engel teşkil etmeyeceği, davacının sübuta eren fiilleri nedeniyle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun 69/son maddesi uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Davanın reddine karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.
DANIŞTAY SAVCISI ...'İN DÜŞÜNCESİ: Dava; davacının 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesi'nin kararına karşı yapılan yeniden inceleme başvurusunun reddine dair anılan Dairenin kararı ile bu karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin sayılı Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulu kararının iptaline karar verilmesi istemiyle açılmıştır.
2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun "Meslekten çıkarma cezası" başlıklı 69.maddesinin 1. fıkrasında "Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir." hükmü; anılan maddenin son fıkrasında da, "Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükümlerine yer verilmiştir.
Hâkimlik ve savcılık mesleğini ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerektiği, toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebinin, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı ve güvenden de kaynaklandığı, yargı görevini yerine getiren kişilerin, adaleti gerçekleştirdikleri kadar bunu görüntü olarak da sağlamalarının icap ettiği, yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile doğru orantılı olduğu, hâkimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarları olduğu, bu mesleğin saygınlığı ve onuru hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade ettiği, Hukuk Devletinin, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve saygınlığını korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumlu olduğu, bu nedenle, yasa koyucunun, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından, meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının FETÖ/PYD örgütünün amaç ve gayesi doğrultusunda planlı ve sistematik biçimde bir organizasyonla hukuka aykırı eylemlerde bulunmaları nedeniyle mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görülen eylemleri sübut bulduğundan bahisle mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görülen eylemleri sübut bulduğundan bahisle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69' uncu maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırıldığı anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan davacının Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile 667 sayılı KHK'nın 3'üncü maddesinin (I) numaralı fıkrası kapsamında FETÖ örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sabit görüldüğünden meslekte kalmasının uygun olmadığı ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği ve bu karara karşı açılan dava ve temyiz başvurularının reddedildiği, ceza davasında da aynı suçtan dolayı hüküm giydiği belirlenmiştir.
Dosyada mevcut bilgi ve belgeler ile davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu değerlendirilerek meslekten çıkarılmasına ilişkin kararı birlikte incelendiğinde, olayın tarihi, gelişim şekli gözönüne alındığında yargı yetkisini FETÖ/PDY terör örgütü ile ilişkisi kapsamında görev gereklerine aykırı hareket eden ve "mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte" eylemler gerçekleştirdiğinin sabit olduğu kabul edilerek 2802 sayılı Kanunun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca verilen meslekten çıkarma cezasında hukuka aykırılık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra, davacı tarafından, dava dilekçesinde soruşturma konusunu teşkil eden eylemleri yönünden 2802 sayılı Kanun'un 72. maddesi uyarınca disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğradığı iddia edilmiş ise de, dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile UYAP üzerinde davacı hakkında yürütülen ceza davalarına ilişkin yapılan inceleme sonucunda, davacının iş bu iddiasının 2802 sayılı Kanunu'nun "Ceza soruşturması veya kovuşturması ile disiplin soruşturmasının bir arada yürütülmesi ve zamanaşımı" başlıklı 72. maddesi gereğince yerinde görülmeyerek işin gereği görüşüldü:
MADDİ OLAY VE HUKUKİ SÜREÇ :
Davacı hakkında Adana Cumhuriyet savcısı olarak görev yaptığı dönemde;
A) İstanbul Anadolu Cumhuriyet Savcısı M.A.'ın 12/05/2015 tarihinde www.facebook.com sosyal paylaşım sitesinde açtığı "DİYET Mİ ÖDÜYORUZ?" başlıklı yazının altına;
a) "Yolsuzluk, hırsızlık yapanların, bir acem-i gencin önüne yatan bakanların vs. vs... alkışlandığı ülkede, yolsuzlukları ortaya çıkaranların zulme uğraması normal bir durumdur;",
b) "Daire üyeleri kararı kendi vicdani kanaatlerine göre vermiş! (smile ifade simgesi) Neyi tartışıyoruz ki?", şeklinde paylaşımlarda bulunduğu,
B) 24/06/2015 tarihinde, www.adalet.org sosyal paylaşım sitesinde; Hâkim S.E. tarafından "Hakim-Savcıları Kararname ile Uslandırmak" başlığı altında paylaşılan yazıdan "2015 Yaz kararnamesi ile bir kez daha gördük ki HSYK elindeki tüm yetki ve argümanları hakim-savcıları pasif, itaatkâr, korkak ve güdümlü hâle getirmek için kullanmaktadır. Kararlarından ve muhalif duruşundan dolayı hakim ve savcıların tutuklanıp geride kalanların ise kararnamelerle sürgünlere gönderilmesi despotizmin ileri şeklidir. HSYK bir katalizör gibi hareket ederek sadece kendisine tabi olanlara hayat hakkı tanımıştır. HSYK Genel Serketerinin tüm hakim ve savcıları tehdit etmesi HSYK'mn sahip olduğu mantığı göstermesi açısından önemlidir. Dil zihnin aynasıdır. Ancak HSYK'mn bu mantığının ve uygulamalarının bizleri sindirmesine, N.Chomsky'nin dediği gibi "insan kalmanın gerçeklikle ve dürüstlükle bağlantılarımızı koparmamaktan geçtiğini unutturmasına" izin vermemeliyiz. İnsan olabilmenin, cesurca yanlışa karşı koymanın bedeli sürgünlere yollanmaksa hiçbir zaman kaybetmeyen hakkın ve doğruların takımını tutmaya devam edeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın. Hukuksuzluk yapan HSYK'nın en büyük riski yine biz hakim ve savcılarız. Çünkü bu hukuksuzluğa dur diyecek olan yine bizleriz." kısmını yorumlar kısmında aynen paylaştığı, iddialarıyla disiplin soruşturması başlatılmıştır.
Düzenlenen 13/04/2015 tarihli inceleme ve soruşturma raporu ile davacının soruşturmaya konu fiilleri nedeniyle meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılması teklif edilmiş, anılan disiplin soruşturma raporunu değerlendiren Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile de; "... sosyal medyadaki paylaşımların amacı, içeriği bir bütün olarak bakıldığında evrensel etik kurallarına aykırı, seçilen meşru hükumetin yıpratılması, FETÖ lehine mağduriyet algısının oluşturulması, hükumet aleyhine yapılan soruşturmaların kamu baskısı kurularak meşruiyet kazandırılması amacıyla yapıldığı, eylemlerin mesleğin şeref ve onurunu bozan, mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte olduğu" gerekçesiyle 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69'uncu maddesinin son fıkrası gereğince davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Davacının, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan yeniden inceleme talebinin aynı Dairenin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla reddedilmesi üzerine yapılan itiraz, Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedilmiş, böylece davacı hakkında verilen meslekten çıkarma cezası kesinleşmiştir.
Bununla birlikte, dava konusu disiplin cezasına konu fiilleri nedeniyle davacı hakkında "hakaret ve kurul halinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret" suçundan ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:... ve K:... sayılı kararıyla davacı hakkında isnat edilen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı verildiği, anılan kararın Dairemizin karar verdiği tarih itibarıyla temyiz edilmeden 30/01/2025 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.
Diğer taraftan, davacının, Hakimler ve Savcılar Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verilmiş ve bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi de aynı Kurul tarafından ... tarih ve ... sayılı kararla reddedilmiştir. Davacı tarafından, meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin söz konusu kararların iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın Dairemizin 03/03/2022 tarih ve E:2017/4283, K:2022/732 sayılı kararı ile; "... davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği ..." gerekçesiyle reddedildiği ve anılan kararın temyiz incelemesi sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 16/03/2023 tarih ve E:2022/2390, K:2023/505 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği, yapmış olduğu paylaşımların ve içeriklerin işbu dosyadaki bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilmesinden, FETÖ terör örgütü organizasyonunun parçası olduğunu gösterdiği, öte yandan davacının, ceza yargılaması sonucunda “silahlı terör örgütüne üyelik” suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla esastan reddedildiği; anılan kararın temyiz edildiği ve Yargıtayca henüz bir karar verilmediği anlaşılmıştır.
İNCELEME VE
**GEREKÇE:**
**İLGİLİ MEVZUAT:**
2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun "Disiplin Cezaları" başlıklı 62. maddesinde, Hâkim ve Savcılara, sıfat ve görevleri gereklerine uymayan hal ve hareketlerinin tespit edilmesi üzerine durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre Hâkimler ve Savcılar Kurulunca, uyarma, aylıktan kesme, kınama, kademe ilerlemesini durdurma, derece yükselmesini durdurma, yer değiştirme ve meslekten çıkarma cezalarından birinin verileceği düzenlenmiştir.
Anılan Kanun'un dava konusu işlemin de dayanağı olan "Meslekten Çıkarma Cezası" başlıklı 69. maddesinde de;
"Meslekten çıkarma: Bir daha mesleğe alınmamak üzere göreve son verilmesidir.
68 inci maddenin (e) bendinde yazılı hallerden dolayı hangi sınıf ve derecede olursa olsun iki defa, diğer hallerden dolayı bir derecede iki veya derece ve sınıf kaydı aranmaksızın üç defa yer değiştirme veya derece yükselmesinin durdurulması cezası almış olmak veya taksirli suçlar hariç olmak üzere, altı aydan fazla hapis veya affa uğramış olsa bile 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan biri ile kesin hüküm giymek meslekten çıkarılmayı gerektirir. Ancak, verilen cezanın 8 inci maddenin (h) bendinde yazılı suçlardan dolayı verilmemiş olması ve cezanın ertelenmiş, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki tedbirlerden birine çevrilmiş veya yüzseksen günden fazla adlî para cezası olması halinde meslekten çıkarma cezası yerine, yer değiştirme cezası verilir.
Birinci fıkra dışında kalan ceza mahkûmiyetlerinin ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlere çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın suçun niteliğine göre 64, 65, 66, 67 veya 68 inci maddelerde sayılan disiplin cezalarından biri verilir.
Hükümlülüğü gerektiren suç, mesleğin şeref ve onurunu bozan veya mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte görülürse, Kanunda daha alt derecede bir disiplin cezası öngörülmemiş olmak kaydıyla, cezanın miktarına ve ertelenmiş veya 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 50 nci maddesindeki ceza veya tedbirlerden birine çevrilmiş olup olmadığına bakılmaksızın, meslekten çıkarma cezası verilir.
Disiplin cezasının uygulanmasını gerektiren fiil suç teşkil etmezse ve hükümlülüğü gerektirmese bile mesleğin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte görüldüğü takdirde de meslekten çıkarma cezası verilir." hükümlerine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Uyuşmazlıkta, davalı Hâkimler ve Savcılar Kurulunca, davacının Cumhuriyet Savcısı olarak görev yaptığı dönemde disiplin cezasına konu olan eylemlerini FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile olan iltisak ve irtibatı kapsamında anılan örgütün amaç ve gayesi doğrultusunda planlı ve sistematik bir şekilde yürütülen bir organizasyonun parçası olarak gerçekleştirdiği belirtilerek dava konusu meslekten çıkarma cezasının verildiği görülmektedir.
Dairemizce, eski yargı mensuplarının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadıklarına ve meslekten çıkarılmalarına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunca verilen kararlara karşı açtıkları davalarda verilen kararlarında da belirtildiği üzere; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarih ve E:2017/16.MD-956, K:2017/370 sayılı kararında; FETÖ’nün, paravan olarak kullandığı dini, din dışı dünyevi emellerine ulaşma hâline getiren; siyasi, ekonomik ve toplumsal yeni bir düzen kurma tasavvuruna sahip örgüt liderinden aldığı talimatlar doğrultusunda hareket eden; bu amaçla öncelikle güç kaynaklarına sahip olmayı hedefleyip güçlü olmak ve yeni bir düzen kurmak için şeffaflık ve açıklık yerine büyük bir gizlilik içerisinde olmayı şiar edinen; bir istihbarat örgütü gibi kod isimler, özel haberleşme kanalları, kaynağı bilinmeyen paralar kullanıp böyle bir örgütlenmenin olmadığına herkesi inandırmaya çalışarak ve bunda başarılı olduğu ölçüde büyüyüp güçlenen, bir yandan da kendi mensubu olmayanları düşman olarak görüp mensuplarını motive eden; “Altın Nesil” adını verdiği kadrolarla sistemle çatışmak yerine sisteme sahip olma ilkesiyle Devlete tabandan tavana sızan; bu kadroların sağladığı avantajlarla Devlet içerisinde belli bir güce ulaştıktan sonra hasımlarını çeşitli hukuki görünümlü hukuk dışı yöntemlerle tasfiye eden; böylece devlet aygıtının bütün alt bileşenlerini ünite ünite kontrol altına almayı ve sisteme sahip olmayı planlayıp ele geçirdiği kamu gücünü de kullanarak toplumsal dönüşümü sağlamayı amaçlayan; casusluk faaliyetlerini de bünyesinde barındıran atipik/suigeneris bir terör örgütü olduğu belirtilmiştir.
1970’li yıllardan itibaren özellikle, mülkiye, adliye, emniyet, millî eğitim ve TSK içerisinde kadrolaşmaya giden FETÖ liderinin vaaz, röportaj ve kitaplarında bulunan ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun anılan kararında da yer alan “Esnek olun, sivrilmeden can damarları içinde dolanın!”, "Bütün güç merkezlerine ulaşıncaya kadar hiç kimse varlığınızı fark etmeden sistemin ana damarlarında ilerleyin!", “Türkiye’deki devlet yapısı ölçüsüne göre bütün anayasal müesseselerdeki güç ve kuvveti cephemize çekeceğimiz ana kadar her adım erken sayılır. …bunca kalabalık içinde ben bu dünyayı ve düşüncemi sözde mahremiyet içinde anlattım. …sırrınız sizin sırrınızdır. Söylerseniz siz esir olursunuz.”, “Bir gün bana Ankara’da bin evimiz olduğunu söyleyin, devletin paçasından şöyle bir tutacağım, devlet uyandığında yapacağı hiçbir şey kalmayacak” şeklindeki sözleri bu suigeneris örgütün, Devleti ele geçirme gayretlerinin somut talimatları olarak ortaya çıkmıştır.
Nihayetinde, FETÖ'nün, yıllar itibarıyla takiye (olduğundan farklı görünme) esasına dayanan uzun vadeli bir projenin aşamalarını izleyerek kurduğu strateji doğrultusunda, kamu kurumlarında ve yargı organlarında demokratik devlet düzeninden ayrıksı ve ona paralel şekilde teşkilatlanmak suretiyle ülkenin bağımsızlığını, bütünlüğünü ve demokratik hukuk devletini tehdit edici, anayasal düzene sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlar gösteren bir yapılanma hâline geldiği anlaşılmaktadır. Nitekim bu yapılanma tarafından 15 Temmuz 2016 gecesi anayasal düzene, demokratik kurumlara ve bizatihi Türk Milletine karşı darbe teşebbüsünde bulunulmuştur.
Bu çerçevede dava konusu olay değerlendirildiğinde, Adana Cumhuriyet savcısı olarak görev yaptığı dönemde davacının, sosyal medyadaki paylaşımlarının amacı, içeriği bir bütün olarak bakıldığında evrensel etik kurallarına aykırı, seçilen meşru hükumetin yıpratılması, FETÖ lehine mağduriyet algısının oluşturulması, hükümet aleyhine yapılan soruşturmaların kamu baskısı kurularak meşruiyet kazandırılması amacıyla yapıldığı, eylemlerin mesleğin şeref ve onurunu bozan, mesleğe olan genel saygı ve güveni gideren nitelikte olduğu anlaşıldığından bahisle meslekten çıkarma cezasıyla cezalandırıldığı görülmektedir.
Kararımızın "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" başlıklı kısmında da yer verildiği gibi, davacının, Hakimler ve Savcılar Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı ile 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği ve bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebi de aynı Kurul tarafından ... tarih ve ... sayılı kararı reddedildiği, bunun üzerine davacı tarafından, söz konusu kararların iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın Dairemizin 03/03/2022 tarih ve E:2017/4283, K:2022/732 sayılı kararı ile; "... davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği ..." gerekçesiyle reddedildiği ve anılan kararın temyiz incelemesi sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 16/03/2023 tarih ve E:2022/2390, K:2023/505 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla, davacının FETÖ silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının olduğu hususunda kesinleşmiş yargı kararı bulunduğu görülmektedir.
Ayrıca, davacı hakkında "silahlı terör örgütüne üyelik suçundan" yapılan yargılama sonucunda 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla esastan reddedildiği; anılan kararın temyiz incelemesinde olduğu görülmüştür.
Diğer yandan, davacının disiplin cezasına konu eylemleri nedeniyle hakaret ve kurul halinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret" suçundan ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davacı hakkında isnat edilen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı verilmiş ise de, kararımızın "İlgili Mevzuat" başlıklı kısmında da yer verildiği üzere 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrasına göre, suç teşkil etmeyen ve hükümlülüğü gerektirmeyen fiillerin dahi, “hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu ve memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte” oldukları takdirde, hâkim ve savcıların meslekten çıkarılmaları sonucunu doğuracağı kurala bağlanmıştır.
Hâkimlik ve savcılık mesleğini ifa eden yargı mensuplarının, toplum nezdinde güvenilir ve saygın kişiler olması gerekir. Toplumun yargı kurumlarına, yargı kararlarına ve yargı mensuplarına saygı duymalarının sebebi, yargının tarafsızlığı ve bağımsızlığı yanında yargı mensuplarının kişiliklerine olan saygı ve güvenden de kaynaklanmakta olup, yargı görevini yerine getiren kişilerin, adaleti gerçekleştirdikleri kadar bunu görüntü olarak da sağlamaları gerekmektedir. Yargı kurumlarının itibarı ve güvenilirliği, hâkimlik ve savcılık mesleğini icra eden yargı mensuplarının kamuoyu nezdindeki itibarı ve saygınlığı ile doğru orantılıdır. Hakimlik ve savcılık mesleğinin şeref ve onurunu, nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte fiilleri işleyen hâkim ve savcıların meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmaları ile korunan hukuki değer, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının toplum nazarındaki saygınlıkları ve itibarlarıdır. Bu mesleğin saygınlığı ve onuru hem yargı mensuplarının öncelikle kendi kişiliklerine yönelik özel saygınlığı ve hem de toplumun yargı kurumlarına ve yargı mensuplarına duyduğu genel güven ve saygınlığı ifade eder.
Hukuk Devleti, yargı kurumlarının ve yargı mensuplarının kamuoyundaki güven ve itibarını (saygınlığını) korumak ve buna aykırı her türlü tutum ve davranışları suç sayarak cezalandırmakla görevli ve sorumludur. Bu nedenle, yasa koyucu, yargı mesleğinin onur ve şerefini bozucu eylem ve davranışlarda bulunan yargı mensuplarını disiplin hukuku açısından, meslekten çıkarma cezası yaptırımına bağlamıştır.
Dolayısıyla, dava dosyasında mevcut tüm bilgi-belgeler dikkate alındığında, davacının, dava konusu disiplin cezasına dayanak teşkil eden eylemlerini irtibat ve iltisaklı olduğu FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün Kararımızın ''Hukuki Değerlendirme'' bölümünde özet olarak yer verilen çok yönlü amaç ve gayesi doğrultusunda hareket ederek gerçekleştirdiği ve sûbut bulan söz konusu eylemlerinin mesleğin şeref ve onurunu, memuriyet nüfuz ve itibarını bozacak nitelikte olduğu sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davacının 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptali ile bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılan DAVANIN REDDİNE,
2. Adli yardım istemi kabul edildiğinden, ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacıdan tahsili için ilgili Tahsil Dairesine müzekkere yazılmasına,
3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen ...-TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalı idareye verilmesine,
4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 06/03/2025 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (X) KARŞI OY :
Davacı tarafından, 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline ve bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi istenilmektedir.
Davacı hakkında;
A) İstanbul Anadolu Cumhuriyet Savcısı M.A.'ın 12/05/2015 tarihinde www.facebook.com sosyal paylaşım sitesinde açtığı "DİYET Mİ ÖDÜYORUZ?" başlıklı yazının altına;
a) "Yolsuzluk, hırsızlık yapanların, bir acem-i gencin önüne yatan bakanların vs. vs... alkışlandığı ülkede, yolsuzlukları ortaya çıkaranların zulme uğraması normal bir durumdur;",
b) "Daire üyeleri kararı kendi vicdani kanaatlerine göre vermiş! (smile ifade simgesi) Neyi tartışıyoruz ki?", şeklinde paylaşımlarda bulunduğu,
B) 24/06/2015 tarihinde, www.adalet.org sosyal paylaşım sitesinde; Hâkim S.E. tarafından "Hakim-Savcıları Kararname ile Uslandırmak" başlığı altında paylaşılan yazıdan "2015 Yaz kararnamesi ile bir kez daha gördük ki HSYK elindeki tüm yetki ve argümanları hakim-savcıları pasif, itaatkâr, korkak ve güdümlü hâle getirmek için kullanmaktadır. Kararlarından ve muhalif duruşundan dolayı hakim ve savcıların tutuklanıp geride kalanların ise kararnamelerle sürgünlere gönderilmesi despotizmin ileri şeklidir. HSYK bir katalizör gibi hareket ederek sadece kendisine tabi olanlara hayat hakkı tanımıştır. HSYK Genel Serketerinin tüm hakim ve savcıları tehdit etmesi HSYK'nın sahip olduğu mantığı göstermesi açısından önemlidir. Dil zihnin aynasıdır. Ancak HSYK'nın bu mantığının ve uygulamalarının bizleri sindirmesine, N.Chomsky'nin dediği gibi "insan kalmanın gerçeklikle ve dürüstlükle bağlantılarımızı koparmamaktan geçtiğini unutturmasına" izin vermemeliyiz. İnsan olabilmenin, cesurca yanlışa karşı koymanın bedeli sürgünlere yollanmaksa hiçbir zaman kaybetmeyen hakkın ve doğruların takımını tutmaya devam edeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın. Hukuksuzluk yapan HSYK'nın en büyük riski yine biz hakim ve savcılarız. Çünkü bu hukuksuzluğa dur diyecek olan yine bizleriz." kısmını yorumlar kısmında aynen paylaşması nedeniyle "hakaret ve kurul halinde çalışan kamu görevlilerine görevlerinden dolayı hakaret" suçundan ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapan Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:... ve K:... sayılı kararıyla davacı hakkında isnat edilen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraat kararı verildiği, anılan beraat kararında, davacının sosyal paylaşım sitelerindeki alıntıları ile kullandığı emojinin özü itibarıyla yargı ile siyasete eleştiri niteliğinde olduğu, eylemlerinin mağdurların onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyuta ulaşmadığı, Anayasa'nın 25. ve 26. maddeleriyle TCK'nın 26/1. maddesi kapsamında doğal haklardan kabul edilen ifade ve düşünceyi açıklama hürriyeti mahiyetindeki eleştirilerin suç olarak kabul edilemeyeceği belirtilmiştir.
Bu durumda, yukarıda yer verilen Yargıtay ... Ceza Dairesi kararında da belirtildiği üzere, davacının 12/05/2015 ve 24/06/2015 tarihlerinde tarihinde www.facebook.com ve www.adalet.org isimli sosyal paylaşım sitelerinde yaptığı eleştiri mahiyetindeki paylaşımlarının FETÖ/PDY lehine sistematik ve planlı bir şekilde yürütülen organizasyonun parçası olarak yapıldığının ortaya konulamadığı anlaşıldığından, davacının söz konusu paylaşımları nedeniyle 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası uyarınca tesis edilen işlemde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.
Öte yandan davacının bu karar nedeniyle parasal haklarının ödenmesine ve özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemi yönünden; davacının, Hakimler ve Savcılar Genel Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararı ile 667 sayılı KHK'nın 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına karar verildiği ve bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin de aynı Kurul tarafından ... tarih ve ... sayılı karar ile reddedildiği, davacı tarafından, söz konusu kararların iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın Dairemizin 03/03/2022 tarih ve E:2017/4283, K:2022/732 sayılı kararı ile reddedildiği ve anılan kararın temyiz incelemesi sonucunda Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 16/03/2023 tarih ve E:2022/2390, K:2023/505 sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği hususu göz önüne alındığında davacının halihazırda meslekte olmaması nedeniyle yoksun kalındığı iddia edilen parasal haklarının ödenmesi ve özlük haklarının iadesine ilişkin talebinin reddi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle, davacının 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 69. maddesinin son fıkrası gereğince meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının iptaline, bu karar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesi isteminin reddi gerektiği oyuyla, aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyorum.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.