Danıştay5. Daireİdare HukukuCeza Hukuku
Danıştay 5. Daire E.2023/14 K.2024/19395
T.C. DANIŞTAY BEŞİNCİ DAİRE
Esas No: 2023/14
Karar No: 2024/19395
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...'e vesayeten ...
Karşı Taraf (Davalı): ... Bakanlığı / ANKARA
Vekili: Av. ...
İstemin Özeti: Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ve yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun açıklamalı olarak reddine ilişkin İstanbul Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Savunma hakkı tanınmadan tesis edilen kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden hukuka aykırı olduğu, Anayasa'ya aykırı olarak işlem tesis edildiği, hakkındaki mahkumiyet kararının henüz kesinleşmediği, masumiyet karinesine aykırı hareket edildiği, ceza yargılamasının bekletici mesele yapılması gerektiği, suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal edildiği iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi: ...
Düşüncesi: İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ek kararıyla ...'in davacıya vasi olarak atandığı ve söz konusu kararın, tarafların kararı istinaf etmemesi üzerine 13/10/2023 tarihinde kesinleştiği görüldüğünden, davaya vasi yoluyla devam edilmesine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "Adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirine uymamaktadır.
Öte yandan, dava dosyasında yer alan belgeler ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden; "Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olma" suçunu işlediği gerekçesiyle ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davacı hakkında hapis cezası verildiği, anılan hükmün istinaf kanun yolu incelemesinden geçerek Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla onandığı ve böylece 23/06/2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Bununla birlikte, davacı hakkında, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza yargılaması neticesinde verilen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan; "... Her ne kadar sanık (davacı) olay sırasında darbe girişiminden haberdar olmadığını savunmuş ise de, bölük komutanı olan sanığın Yarbay A. E. O.'nun talimatı ile kışla dışına çıkacak olan zırhlı araçları hazırlatması, Yarbay A. E. O. ile aynı araçta olay gecesi saat 00:00'da rutinde görevleri bulunmayan emniyet müdürlüğü önüne gelerek emniyet müdürlüğü önünü TOMA'lar ile kapatan polisler ve darbe girişimine tepki gösteren vatandaşlarla karşı karşıya gelmesine ve vatandaşların "size darbe yaptırmayız, polise kurşun sıktırmayız, benim genel kurmay başkanım rehin alınmış, siz kime hizmet ediyorsunuz" şeklindeki sloganlarını duymasına, ceride defterinden anlaşılacağı üzere belediye hoparlöründen saat 01:02 de Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yönetime el koyduğuna ilişkin sıkıyönetim ilanı anonsu yapılmasına rağmen eylemlerini sonlandırmayarak halkın karşısında durarak vatandaşın dağılması için konuşarak sakinleştirmeye yönelik çabası, geri dönüş iradesini saat 02:00 civarı gösterebilmesi ve sanığın eylemini gerçekleştirdiği yer ve zaman ile sahip olduğu iletişim imkanları nazara alındığında olayın gerçek mahiyetini bilmemesinin mümkün olmaması, rütbesi ve mesleki tecrübesi itibariyle verilen emirlerin hizmete müteallik olup olmadığını bilebilecek ve sorgulayabilecek durumda olması göz önünde bulundurularak sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmeyerek eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında iradi ve kasti olarak gerçekleştirdiği kanaatine varılmıştır. Darbeye teşebbüs suçunu sevk ve idare edenler tarafından verilen emirleri/görevleri kabullenen ve teçhizatlı olarak kışla dışına çıkarak il emniyet müdürlüğünün kuşatılması ve il emniyet müdürünün derdest edilme teşebbüsü eylemlerine dahil olan sanığın eyleminin suçun kanuni tanımında öngörülen cebir ve şiddet içeren icrai hareket niteliğinde olmaması, neticenin/somut zarar tehlikesinin gerçekleşmesini sağlayacak biçimde faillerle birlikte fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurmasını temin edecek fonksiyonel bir mahiyet taşımaması, suç organizasyonu içinde bir iş bölümünün gereği olarak görevlendirilmesi nedeniyle ika edildiğinin kanıtlanamaması nedeniyle müsnet suç yönünden TCK'nın 37. maddesi kapsamında "asli fail" olarak sorumlu tutulamayacağı, ancak zarar tehlikesi bakımından illi bir değer taşıdığında kuşku bulunmayan eylemlerinin, zaman, nitelik ve yakın zarar tehlikesine yaptığı katkı itibariyle bütün olarak darbenin icrasını kolaylaştırmaya yönelik olup, 5237 sayılı TCK’nın 309/1 ve 39/2-c maddeleri kapsamında Anayasayı İhlal Suçuna Yardım Etmek kapsamında kaldığının kabulü ile sanığın tecziyesi yoluna gidilmiştir..." tespitleri, bakılmakta olan dava dosyasında yer alan diğer tespitler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının davacı ve vasisi ile davalı idareye tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 25/11/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Esas No: 2023/14
Karar No: 2024/19395
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...'e vesayeten ...
Karşı Taraf (Davalı): ... Bakanlığı / ANKARA
Vekili: Av. ...
İstemin Özeti: Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ve yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun açıklamalı olarak reddine ilişkin İstanbul Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Savunma hakkı tanınmadan tesis edilen kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden hukuka aykırı olduğu, Anayasa'ya aykırı olarak işlem tesis edildiği, hakkındaki mahkumiyet kararının henüz kesinleşmediği, masumiyet karinesine aykırı hareket edildiği, ceza yargılamasının bekletici mesele yapılması gerektiği, suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal edildiği iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi: ...
Düşüncesi: İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ek kararıyla ...'in davacıya vasi olarak atandığı ve söz konusu kararın, tarafların kararı istinaf etmemesi üzerine 13/10/2023 tarihinde kesinleştiği görüldüğünden, davaya vasi yoluyla devam edilmesine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "Adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirine uymamaktadır.
Öte yandan, dava dosyasında yer alan belgeler ve UYAP kayıtlarının incelenmesinden; "Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olma" suçunu işlediği gerekçesiyle ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davacı hakkında hapis cezası verildiği, anılan hükmün istinaf kanun yolu incelemesinden geçerek Yargıtay ... Ceza Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla onandığı ve böylece 23/06/2022 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Bununla birlikte, davacı hakkında, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza yargılaması neticesinde verilen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan; "... Her ne kadar sanık (davacı) olay sırasında darbe girişiminden haberdar olmadığını savunmuş ise de, bölük komutanı olan sanığın Yarbay A. E. O.'nun talimatı ile kışla dışına çıkacak olan zırhlı araçları hazırlatması, Yarbay A. E. O. ile aynı araçta olay gecesi saat 00:00'da rutinde görevleri bulunmayan emniyet müdürlüğü önüne gelerek emniyet müdürlüğü önünü TOMA'lar ile kapatan polisler ve darbe girişimine tepki gösteren vatandaşlarla karşı karşıya gelmesine ve vatandaşların "size darbe yaptırmayız, polise kurşun sıktırmayız, benim genel kurmay başkanım rehin alınmış, siz kime hizmet ediyorsunuz" şeklindeki sloganlarını duymasına, ceride defterinden anlaşılacağı üzere belediye hoparlöründen saat 01:02 de Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yönetime el koyduğuna ilişkin sıkıyönetim ilanı anonsu yapılmasına rağmen eylemlerini sonlandırmayarak halkın karşısında durarak vatandaşın dağılması için konuşarak sakinleştirmeye yönelik çabası, geri dönüş iradesini saat 02:00 civarı gösterebilmesi ve sanığın eylemini gerçekleştirdiği yer ve zaman ile sahip olduğu iletişim imkanları nazara alındığında olayın gerçek mahiyetini bilmemesinin mümkün olmaması, rütbesi ve mesleki tecrübesi itibariyle verilen emirlerin hizmete müteallik olup olmadığını bilebilecek ve sorgulayabilecek durumda olması göz önünde bulundurularak sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmeyerek eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında iradi ve kasti olarak gerçekleştirdiği kanaatine varılmıştır. Darbeye teşebbüs suçunu sevk ve idare edenler tarafından verilen emirleri/görevleri kabullenen ve teçhizatlı olarak kışla dışına çıkarak il emniyet müdürlüğünün kuşatılması ve il emniyet müdürünün derdest edilme teşebbüsü eylemlerine dahil olan sanığın eyleminin suçun kanuni tanımında öngörülen cebir ve şiddet içeren icrai hareket niteliğinde olmaması, neticenin/somut zarar tehlikesinin gerçekleşmesini sağlayacak biçimde faillerle birlikte fiil üzerinde müşterek hakimiyet kurmasını temin edecek fonksiyonel bir mahiyet taşımaması, suç organizasyonu içinde bir iş bölümünün gereği olarak görevlendirilmesi nedeniyle ika edildiğinin kanıtlanamaması nedeniyle müsnet suç yönünden TCK'nın 37. maddesi kapsamında "asli fail" olarak sorumlu tutulamayacağı, ancak zarar tehlikesi bakımından illi bir değer taşıdığında kuşku bulunmayan eylemlerinin, zaman, nitelik ve yakın zarar tehlikesine yaptığı katkı itibariyle bütün olarak darbenin icrasını kolaylaştırmaya yönelik olup, 5237 sayılı TCK’nın 309/1 ve 39/2-c maddeleri kapsamında Anayasayı İhlal Suçuna Yardım Etmek kapsamında kaldığının kabulü ile sanığın tecziyesi yoluna gidilmiştir..." tespitleri, bakılmakta olan dava dosyasında yer alan diğer tespitler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının davacı ve vasisi ile davalı idareye tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 25/11/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.