‹ Ana sayfa
Danıştay5. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma

Danıştay 5. Daire E.2022/3696 K.2024/17657

Esas No: 2022/3696 · Karar No: 2024/17657 · Karar Tarihi: 12.11.2024
T.C. DANIŞTAY
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No: 2022/3696
Karar No: 2024/17657

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...

Karşı Taraf (Davalı): ... Üniversitesi Rektörlüğü / ...

Vekili: Av. ...

İstemin Özeti: 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve .../... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:... K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: OHAL döneminde uygulanan kamu görevinden çıkarma cezasının ceza hukuku anlamında bir ceza olduğu, bu nedenle ceza hukukuna ilişkin tüm ilkelerin, insan hakları ve adil yargılanma hakkının tüm gereklerinin somut olaya uygulanması gerektiği, terör örgütünün varlığının ancak yargı kararıyla tespit edilebileceği, söz konusu yapının terör örgütü olarak ilan edildiği tarihten önceki yasal olan eylemlerinden dolayı terör örgütü üyeliği ile suçlanamayacağı, işlendiği zaman kanunda suç olarak tanımlanmayan yasal faaliyetlerinin terör örgütü ile iltisak ve irtibatına delil olarak kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğu, "iltisak" ve "irtibat" kavramlarının belirsiz ve soyut kavramlar olduğu, bir kişinin aynı eylem nedeniyle iki kez yargılanamayacağı, olağanüstü hal döneminde yalnızca olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda ve olağanüstü hal süresiyle sınırlı geçici tedbirler alınabileceği, örgütle iltisak ve irtibatını gösteren somut hiçbir delil bulunmadığı, Devlete olan sadakat yükümlülüğüne riayet etmediğine ilişkin somut bir gerekçe ortaya konulamadığı, savunma hakkı tanınmadan ve soruşturma yapılmadan tesis edilen dava konusu işlemin açıkça hukuka aykırı olduğu, uluslararası hukuktan kaynaklanan pek çok yükümlülüğün ihlaline sebebiyet verildiği, hukuk devleti, hukuki güvenlik, suç ve cezaların kanuniliği, kanunların geçmişe yürümezliği, kanun önünde eşitlik, ölçülülük, orantılılık ilkeleri ile masumiyet karinesi, adil yargılanma, savunma, özel hayata saygı ve gerekçeli karar hakkının, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümleri ile disiplin hukuku ve ceza hukuku ilkelerinin ihlal edildiği iddia edilmektedir.

Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi: ...

Düşüncesi: Temyiz isteminin reddi ile İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığı halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirine uymamaktadır.

Bununla birlikte, davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde verilen ... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında '...Mahkememiz huzurunda tanık sıfatıyla beyanı alınan sanık aleyhine ihbarda bulunan E.A.'ın, çarşıda esnaflık yaptığını, sanığın arkadaşı olduğunu ve ailesini tanıdığını, 15 Temmuz öncesinde sanığın ailesi içerisinde kimlerin FETÖ ile bağlantısı olduğunu bildiğini, sanığın da yıllardır FETÖ denen yapının sohbetlerine gittiğini, ancak yapı içerisinde hangi konumda olduğunu bilmediğini, bunun dışında bilgi sahibi olmadığını, sanığın hangi grup içerisinde sohbete gittiğini bilmediğini ancak FETÖ sohbetlerine gittiğini bildiğini, sanığın evinde Zaman Gazetesi gördüğünü, ihbar dilekçesinde ''Fethullah Gülen'den talimat gelirse namusunu bile satar''dan kastının bu cemaat mensubu kişilerin dini inançları gereği baş örtüsü takmalarına rağmen talimat geldiğinde baş örtülerini açtıklarını bildiğini, namustan kastının bu olduğunu, sanığın böyle bir şey yaptığını görmediğini beyan ettiği; tanık sıfatıyla talimatla beyanı alınan İ.E.D.'in, 2012 Şubat ayında Yüksekova Toplum Sağlığı Merkezinde pratisyen hekim olarak göreve başladığını, 2- 3 ay sonra Yüksekova Devlet Hastanesine başhekim yardımcısı olarak sözleşmeli çalışmaya başladığını, sanığın ise aynı hastanede başhekim olarak çalıştığını. kendisinin 2015 eylül ayına kadar Yüksekova da bu görevi sürdürdüğünü, Yüksekova da çalışır iken sanık ile birlikte burada doktorlara yönelik düzenlenen sohbetlere katıldıklarını, bu sohbetlerin haftalık bazen 2 haftada bir olduğunu, sanığın sohbetlere izinli değil veya işi yoksa katıldığını, bazen birlikte gittiklerini bazen ayrı ayrı sohbet yapan evde buluştuklarını, sanığı sadece sohbetlerde gördüğünü bunun dışında iş yerinde veya dışarda herhangi bir konuşmasına şahit olmadığını, sohbetlerde sanığın da kendisi gibi dinleyici olduğunu, daha sonra sanığın ... Üniversitesinde açılan yardımcı doçent kadrosuna başvurduğunu bu sırada sık sık ...'a gidip geldiğini, ...'ta üniversitedeki hocalar ile konuştuğunu söylediğini, zaten uzmanlığını ... Üniversitesinde yaptığını, daha sonra yardımcı doçent kadrosuna üniversiteye yerleştiğini, ondan sonra birkaç kez telefon ile görüştüklerini hatırladığını, ...'ta FETÖ-PDY kapsamında bir faaliyeti olup olmadığı hakkında bir bilgisi olmadığını beyan ettiği, yine tanığın şüpheli sıfatıyla Cumhuriyet Savcısı huzurunda verdiği ifadesinde, sanık ile birlikte 2015 Temmuz ayına kadar FETÖ sohbetlerine katıldıklarını, 2015 yılı Eylül ayında kendisinin tayininin Sivas'a çıktığını beyan ettiği, tanık sıfatıyla talimatla beyanı alınan B.B.'nin, 2012 Yılında sanık ile cemaatin dini sohbetlerinde tanıştıklarını, kendisi pek sık gitmediği için sanığın sohbetlerde aktif olup olmadığını bilmediğini, ama ayda bir yada iki kere sohbetlere gittiğinde sanığı gördüğünü, sanık ile pek samimiyeti olmadığını, bu sebepten dolayı cemaate ne kadar bağlı olup olmadığını bilmediğini, gördüğü kadarı ile sanığın dini sebepler dolayısıyla bir nevi ibadet etmek amacıyla cemaate geldiğini, hatırladığı kadarı ile sanığın 2013 yılının ilk yarısında Yüksekova'dan ayrıldığını ve sanığı bir daha görmediğini, telefonla da bir görüşmeleri olmadığını beyan ettiği, tanık sıfatıyla talimatla beyanı alınan R.N.'nun, sanığı Yüksekova'da başhekim olarak tanıdığını, tanıdığı süre zarfında sanığın FETÖ/PDY terör örgütüne üyeliğine yönelik herhangi bir eylemine şahit olmadığını, sanığı tanıdığı süre zarfında bir kaç kere başhekim yardımcıları İ.H. isimli şahısla tartışmalarını duyduğunu, aralarında mesleki anlamda husumet yaşandığını, Başhekimin doktorları görevlendirmesine İ.H.'nun karşı çıktığını, sanığın bir kere İ.H.'na nöbet tutmasını istediğini İ.H.'nun bu duruma karşı çıktığını duyduğunu, ayrıca sanığı birkaç kere arkadaş toplantılarında gördüğünü, bu toplantılara İ.H. isminde devlet hastanesinde başhekim yardımcılığı görevini yapan şahsın davet ettiğini, kendisinin bu toplantılara katıldığı süre zarfında orada konuştukları muhabbette arkadaş muhabbetleri olduğunu, orada oturup konuştuklarını, Kuran'dan sohbet yaptıklarını, daha sonra da halı sahaya maç oynamaya gittiklerini, 2014 başlangıcında bu buluşmaların cemaat adı altında gerçekleştirildiğini öğrenince kendisinin büyük bir tepki gösterdiğini ve bir daha katılmadığını, sanığın bu buluşmalara cemaatin düzenlendiğini bilerek katılıp katılmadığını bilmediğini, kendisinin cemaatin düzenlediğini bilmediğini, sanığın da bu durumu bilmediğini tahmin ettiğini, sanığın 2013 yılında tayininin çıktığını, bu zamandan sonra bir daha sanığı hiç görmediğini beyan ettiği,...' tespitlerine yer verildiği görülmüştür.

Bu durumda, davacının örgütün sohbet adı verilen toplantılarına katıldığına yönelik yukarıda yer verilen tanık ifadeleri, bakılmakta olan dava dosyasında yer alan diğer tespitler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır.

Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 12/11/2024 tarihinde, oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?