Danıştay5. Daireİdare Hukuku
Danıştay 5. Daire E.2022/3198 K.2023/18632
T.C. DANIŞTAY BEŞİNCİ DAİRE
Esas No: 2022/3198
Karar No: 2023/18632
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
Vekili: Av. ...
Karşı Taraf (Davalı): ... Bakanlığı
Vekili: Av. ...
İstemin Özeti: 686 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Anayasa'nın 129. maddesine ve Devlet Memurları Kanunu'nun 130. maddesine aykırı olarak savunma hakkı tanınmadan kamu görevinden çıkarıldığı, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, "iltisak" ve "irtibat" kavramlarının kanunda tanımlanmayan, belirsiz ve soyut kavramlar olduğu, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesine aykırı hareket edildiği, İdare Mahkemesince lehine olan hususlar değerlendirilmeden yalnızca Komisyon kararındaki tespitlere yer verilerek ret kararı verildiği, özel hayata saygı hakkı ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği, OHAL döneminde sadece OHAL'in gerektirdiği ölçüde ve OHAL'e neden olan konularla ve OHAL süresiyle sınırlı geçici tedbirlerin alınabileceği, 19 Temmuz 2018 tarihinde OHAL uygulamasına son verildiğinden hakkında uygulanan kamu görevinden çıkarma işleminin Anayasal dayanağının kalmadığı, Devlete karşı olan sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğine ilişkin somut bir tespit bulunmadığı, gizli tanık Garson tarafından teslim edilen verilerin ne şekilde, kim tarafından, nerede ve hangi amaçla oluşturulduğunun ve teslim edildiğinin bilinmediği, anılan dosyalarda yer alan bilgilerin kendi içerisinde dahi çelişkiler içerdiği, bu nedenle SD kart içindeki bilgilerin adli ve idari yönden hükme esas alınmayacağı iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi: ...
Düşüncesi: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Dava Dairesi kararının gerekçe eklenmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığı halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirine uymamaktadır.
Öte yandan, her ne kadar temyize konu İdare Dava Dairesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında davacının Emniyet Genel Müdürlüğünce 24/08/2016 tarihinde istihbarat branşından çıkarılarak genel hizmet branşına aktarıldığı tespitine yer verilmişse de, söz konusu tespitin davacının anılan örgütle irtibatı ve iltisakı noktasında aleyhe bir durum olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.
Bununla birlikte, davacının yargılandığı ceza yargılamasında ifadesine başvurulan S.Ç.'nin ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan ifadesinde, davacı hakkında, "Benim hakkımda FETÖ/PDY örgüt üyeliği suçlamasıyla yargılama yürütüldü. Etkin pişmanlıktan faydalanarak HAGB aldım. Ben sanığı 2007 yılında İstanbul ilinde hassas bölgeler koruma şube müdürlüğü bünyesinde görevli polis memuru olarak çalışması sebebiyle tanırım. 2007-2008 yılları arasında örgüte müzahir evlerde kaldığını biliyorum. Ben de örgütün düzenlediği sohbet organizasyonlarına katılırdım. Sanık da bunlarda yer alırdı. Yaklaşık 5-6 tane örgüte müzahir bildiğimiz evler vardı. Bunlar da sırasıyla sohbet ya da faaliyet yürütülürdü. Ben de sanık da bunlara katılırdık. Sohbetlerde örgüt liderine ait vaaz kasetleri dinlenilir, kitap okuması yapılırdı. Burs himmet kurban adı altında genel olarak mahrem imamlar para toplardı. Evin kirası ile birlikte genelde bunlar alınırdı. Bu nedenle sanık da vermiş olabilir. 2008 yılı Nisan- Mayıs ayı gibi sanık organize şubeye tayin oldu. Bundan sonrası ile ilgili bilgim yoktur" şeklinde beyanda bulunduğu, gizli tanık ...'nın ifadesinde ise davacıya yönelik olarak "13/03/2015 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na vermiş olduğum ifadeyi tekrar ederim, sanığın FETÖ evlerinde kalıp kalmadığını bilmiyorum ancak sohbetlere gelirdi, o dönem belli bir seviyede olmayanlar İstihbarat Şube'de çalışamazdı, sohbetlere katılamazdı, sohbet grubu toplama veya ev abiliği yapma gibi bir görevi yoktu, itaat etsin yeter denilecek tarzdaydı, sohbet grubundaki kişiler sohbet grubu abisine himmet verirdi, sanık 17-25 Aralık olaylarından sonra Haziran ayı gibi İstihbarat Şube'den gönderildi, gönderilene kadar sohbetlere devam ettiğini biliyorum" şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
Bu durumda, yukarıda yer verilen Ceza Mahkemesi kararında yer alan tespitler ile bakılmakta olan dava dosyasında yer alan diğer tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 11/12/2023 tarihinde, oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Esas No: 2022/3198
Karar No: 2023/18632
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
Vekili: Av. ...
Karşı Taraf (Davalı): ... Bakanlığı
Vekili: Av. ...
İstemin Özeti: 686 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Anayasa'nın 129. maddesine ve Devlet Memurları Kanunu'nun 130. maddesine aykırı olarak savunma hakkı tanınmadan kamu görevinden çıkarıldığı, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği, "iltisak" ve "irtibat" kavramlarının kanunda tanımlanmayan, belirsiz ve soyut kavramlar olduğu, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesine aykırı hareket edildiği, İdare Mahkemesince lehine olan hususlar değerlendirilmeden yalnızca Komisyon kararındaki tespitlere yer verilerek ret kararı verildiği, özel hayata saygı hakkı ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği, OHAL döneminde sadece OHAL'in gerektirdiği ölçüde ve OHAL'e neden olan konularla ve OHAL süresiyle sınırlı geçici tedbirlerin alınabileceği, 19 Temmuz 2018 tarihinde OHAL uygulamasına son verildiğinden hakkında uygulanan kamu görevinden çıkarma işleminin Anayasal dayanağının kalmadığı, Devlete karşı olan sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğine ilişkin somut bir tespit bulunmadığı, gizli tanık Garson tarafından teslim edilen verilerin ne şekilde, kim tarafından, nerede ve hangi amaçla oluşturulduğunun ve teslim edildiğinin bilinmediği, anılan dosyalarda yer alan bilgilerin kendi içerisinde dahi çelişkiler içerdiği, bu nedenle SD kart içindeki bilgilerin adli ve idari yönden hükme esas alınmayacağı iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi: ...
Düşüncesi: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Dava Dairesi kararının gerekçe eklenmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığı halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirine uymamaktadır.
Öte yandan, her ne kadar temyize konu İdare Dava Dairesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında davacının Emniyet Genel Müdürlüğünce 24/08/2016 tarihinde istihbarat branşından çıkarılarak genel hizmet branşına aktarıldığı tespitine yer verilmişse de, söz konusu tespitin davacının anılan örgütle irtibatı ve iltisakı noktasında aleyhe bir durum olarak değerlendirilmesi mümkün değildir.
Bununla birlikte, davacının yargılandığı ceza yargılamasında ifadesine başvurulan S.Ç.'nin ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan ifadesinde, davacı hakkında, "Benim hakkımda FETÖ/PDY örgüt üyeliği suçlamasıyla yargılama yürütüldü. Etkin pişmanlıktan faydalanarak HAGB aldım. Ben sanığı 2007 yılında İstanbul ilinde hassas bölgeler koruma şube müdürlüğü bünyesinde görevli polis memuru olarak çalışması sebebiyle tanırım. 2007-2008 yılları arasında örgüte müzahir evlerde kaldığını biliyorum. Ben de örgütün düzenlediği sohbet organizasyonlarına katılırdım. Sanık da bunlarda yer alırdı. Yaklaşık 5-6 tane örgüte müzahir bildiğimiz evler vardı. Bunlar da sırasıyla sohbet ya da faaliyet yürütülürdü. Ben de sanık da bunlara katılırdık. Sohbetlerde örgüt liderine ait vaaz kasetleri dinlenilir, kitap okuması yapılırdı. Burs himmet kurban adı altında genel olarak mahrem imamlar para toplardı. Evin kirası ile birlikte genelde bunlar alınırdı. Bu nedenle sanık da vermiş olabilir. 2008 yılı Nisan- Mayıs ayı gibi sanık organize şubeye tayin oldu. Bundan sonrası ile ilgili bilgim yoktur" şeklinde beyanda bulunduğu, gizli tanık ...'nın ifadesinde ise davacıya yönelik olarak "13/03/2015 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na vermiş olduğum ifadeyi tekrar ederim, sanığın FETÖ evlerinde kalıp kalmadığını bilmiyorum ancak sohbetlere gelirdi, o dönem belli bir seviyede olmayanlar İstihbarat Şube'de çalışamazdı, sohbetlere katılamazdı, sohbet grubu toplama veya ev abiliği yapma gibi bir görevi yoktu, itaat etsin yeter denilecek tarzdaydı, sohbet grubundaki kişiler sohbet grubu abisine himmet verirdi, sanık 17-25 Aralık olaylarından sonra Haziran ayı gibi İstihbarat Şube'den gönderildi, gönderilene kadar sohbetlere devam ettiğini biliyorum" şeklinde beyanda bulunduğu görülmüştür.
Bu durumda, yukarıda yer verilen Ceza Mahkemesi kararında yer alan tespitler ile bakılmakta olan dava dosyasında yer alan diğer tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 11/12/2023 tarihinde, oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.