Danıştay 5. Daire İdare Hukuku
Danıştay 5. Daire E.2022/14479 K.2024/3829
Özet: Uyuşmazlık, davacının Sağlık Bakanlığı’nın geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin iptalini ve yoksun kalınan parasal haklarının faizli tahsilini talep ettiği davadır. Danıştay, temyiz istemini reddederek, kısmen hukuka aykırı bulunulan kararları 2. derece mahkemelere göndermeye karar verdi, yani kararın bozulmasını kabul etmedi.
T.C. DANIŞTAY BEŞİNCİ DAİRE
Esas No: 2022/14479
Karar No: 2024/3829
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
Vekili: Av. ...
Karşı Taraf (Davalı): ... Bakanlığı / ANKARA
Vekili: Hukuk Müşaviri ...
İstemin Özeti: Davacı tarafından, 7145 sayılı Kanun ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnemeye eklenen geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Sağlık Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal haklarının kamu görevinden çıkarılma tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tahsiline ve tüm özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin İstanbul Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Somut bir tespit gösterilmeden tesis edilen kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğu, savunma hakkının kısıtlandığı, her bir delil için ayrı ayrı savunma hakkı tanınması gerektiği, kamu görevinden çıkarılma işleminin usul ve esaslarının kanun ile belirlendiği, hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararının bulunmadığı, masumiyet karinesinin ve suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal edildiği, tanık ifadelerinin çelişkili olduğu, ceza dosyasının kesinleşmesinin beklenilmesi gerektiği, Anayasa ve AİHS'e göre bir çok temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve davacının temyiz iddialarının 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uymadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi: ...
Düşüncesi: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Dava Dairesi kararının gerekçe eklenmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirine uymamaktadır.
Her ne kadar İdare Mahkemesi kararının gerekçesinde davacının ceza yargılamasının devam ettiği belirtilerek hüküm kurulmuş ise de, yargılama süreci devam eden ceza davasının davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesinin masumiyet karinesi gereğince mümkün olmadığı, kaldı ki davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davacının üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verildiği ve söz konusu kararın temyiz incelemesinde olduğu görülmüştür. Öte yandan; olağanüstü hal kanun hükmünde kararnamesi uyarınca bir kamu görevlisi hakkında terör örgütüne üyeliği olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olması nedeniyle kamu görevinden çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan kamu görevlisi hakkında ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' suçundan açılan ceza davasında beraat kararı verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Diğer yandan, İdare Mahkemesi kararında özetle, davacının ByLock programını kullandığı hususu aleyhe olacak şekilde hükme esas alınmış ise de, davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan, ".. ... Id'li kullanıcı adı ... şifre ... olan bylock içeriği ve ıd ekli rosterler incelendiğinde ekli kişilerin biri hariç erkek ve genellikle eşinin devre arkadaşı olan komiserler olduğu, ekli bir bayanın ise eşinin sanığın eşinin devre arkadaşı olan komiser olduğu, tanık olarak dinlenen eşinin bylock kendisinin yüklemiş olabileceğine dair beyanı da dikkate alındığında ... ıd'li bylock sanığın kullanımında olmadığı..." şeklindeki tespit ve değerlendirme dikkate alındığında anılan hususun davacı aleyhine olacak şekilde hükme esas alınması mümkün değildir.
Bununla birlikte davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde verilen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan;
"... Tanık Z.Ç.'nin sanık hakkında "Ben sanığı Batman karakolunda fotoğraf teşhisinde yaptığım dönemde tanımıştım, kendisini 2015 yılında Batman Alışveriş merkezinin ilerisinde üniveristeye yakın öğrenci evinde kaldığım dönemde bu huzurdaki sanık bize doktorum diyerek bir kaç kitap getirmişti, Sait Nursi' nin ve Fetullah GÜLEN' e ait ciltli kitaplar getirmişti, biz söz konusu cemaat evinde 7-8 kişi kadar kalıyorduk, ... bize İstanbul' dan geldiğini söylemişti, tek başına arabası ile geldiğini söylemişti...", Tanık H.T.'nin sanık hakkında "... Sanığı tanırım. Sanığı Batman Kozluk Devlet Hastanesinde eczası olarak hatırlıyorum. Daha önceki ifadelerimi aynen tekrar ederim. Daha önce sanığı 2013 yılı mart ayında Fetö tarafından düzenlenen 14 Mart Tıp Bayramı organizasyonunda görmüştüm..." şeklindeki tanık beyanı, yine Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen Z.A.'ya ait 24/11/2018 tarihli sorgulama tutanağında yer alan, "... benim sorumluluğumda değildi, arkadaşım H.Ö.'nün grubunda yer alıyordu, hatırladığım kadarıyla en son 2013 yılına kadar sadece sohbetlere geldiğini biliyorum." şeklindeki tanık beyanı, dava dosyasında yer alan tespitler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 21/03/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Esas No: 2022/14479
Karar No: 2024/3829
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
Vekili: Av. ...
Karşı Taraf (Davalı): ... Bakanlığı / ANKARA
Vekili: Hukuk Müşaviri ...
İstemin Özeti: Davacı tarafından, 7145 sayılı Kanun ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnemeye eklenen geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Sağlık Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal haklarının kamu görevinden çıkarılma tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tahsiline ve tüm özlük haklarının iadesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin İstanbul Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Somut bir tespit gösterilmeden tesis edilen kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin hukuka aykırı olduğu, savunma hakkının kısıtlandığı, her bir delil için ayrı ayrı savunma hakkı tanınması gerektiği, kamu görevinden çıkarılma işleminin usul ve esaslarının kanun ile belirlendiği, hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararının bulunmadığı, masumiyet karinesinin ve suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal edildiği, tanık ifadelerinin çelişkili olduğu, ceza dosyasının kesinleşmesinin beklenilmesi gerektiği, Anayasa ve AİHS'e göre bir çok temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı ve davacının temyiz iddialarının 2577 sayılı Kanun'un 49. maddesinde sayılan sebeplerden hiçbirisine uymadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi: ...
Düşüncesi: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Dava Dairesi kararının gerekçe eklenmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirine uymamaktadır.
Her ne kadar İdare Mahkemesi kararının gerekçesinde davacının ceza yargılamasının devam ettiği belirtilerek hüküm kurulmuş ise de, yargılama süreci devam eden ceza davasının davacı aleyhine bir durum olarak değerlendirilmesinin masumiyet karinesi gereğince mümkün olmadığı, kaldı ki davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davacının üzerine atılı FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinin sabit olmaması nedeniyle Ceza Muhakemeleri Kanunu'nun 223/2-e maddesi uyarınca beraat kararı verildiği ve söz konusu kararın temyiz incelemesinde olduğu görülmüştür. Öte yandan; olağanüstü hal kanun hükmünde kararnamesi uyarınca bir kamu görevlisi hakkında terör örgütüne üyeliği olmasa da, bu terör örgütü ile iltisaklı ve irtibatlı olması nedeniyle kamu görevinden çıkarılmasına yönelik olağanüstü idari tedbirin uygulanabilmesi karşısında, anılan kamu görevlisi hakkında ''silahlı terör örgütüne üye olmak'' suçundan açılan ceza davasında beraat kararı verilmiş olmasının, ilgili hakkında anılan olağanüstü tedbirin hukuka uygunluğu yönünden yürütülen yargılama faaliyeti için bağlayıcı olmayacağı açıktır.
Diğer yandan, İdare Mahkemesi kararında özetle, davacının ByLock programını kullandığı hususu aleyhe olacak şekilde hükme esas alınmış ise de, davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan, ".. ... Id'li kullanıcı adı ... şifre ... olan bylock içeriği ve ıd ekli rosterler incelendiğinde ekli kişilerin biri hariç erkek ve genellikle eşinin devre arkadaşı olan komiserler olduğu, ekli bir bayanın ise eşinin sanığın eşinin devre arkadaşı olan komiser olduğu, tanık olarak dinlenen eşinin bylock kendisinin yüklemiş olabileceğine dair beyanı da dikkate alındığında ... ıd'li bylock sanığın kullanımında olmadığı..." şeklindeki tespit ve değerlendirme dikkate alındığında anılan hususun davacı aleyhine olacak şekilde hükme esas alınması mümkün değildir.
Bununla birlikte davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde verilen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan;
"... Tanık Z.Ç.'nin sanık hakkında "Ben sanığı Batman karakolunda fotoğraf teşhisinde yaptığım dönemde tanımıştım, kendisini 2015 yılında Batman Alışveriş merkezinin ilerisinde üniveristeye yakın öğrenci evinde kaldığım dönemde bu huzurdaki sanık bize doktorum diyerek bir kaç kitap getirmişti, Sait Nursi' nin ve Fetullah GÜLEN' e ait ciltli kitaplar getirmişti, biz söz konusu cemaat evinde 7-8 kişi kadar kalıyorduk, ... bize İstanbul' dan geldiğini söylemişti, tek başına arabası ile geldiğini söylemişti...", Tanık H.T.'nin sanık hakkında "... Sanığı tanırım. Sanığı Batman Kozluk Devlet Hastanesinde eczası olarak hatırlıyorum. Daha önceki ifadelerimi aynen tekrar ederim. Daha önce sanığı 2013 yılı mart ayında Fetö tarafından düzenlenen 14 Mart Tıp Bayramı organizasyonunda görmüştüm..." şeklindeki tanık beyanı, yine Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen Z.A.'ya ait 24/11/2018 tarihli sorgulama tutanağında yer alan, "... benim sorumluluğumda değildi, arkadaşım H.Ö.'nün grubunda yer alıyordu, hatırladığım kadarıyla en son 2013 yılına kadar sadece sohbetlere geldiğini biliyorum." şeklindeki tanık beyanı, dava dosyasında yer alan tespitler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 21/03/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.