‹ Ana sayfa
Danıştay5. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma

Danıştay 5. Daire E.2022/10548 K.2024/19374

Esas No: 2022/10548 · Karar No: 2024/19374 · Karar Tarihi: 25.11.2024
T.C. DANIŞTAY
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No: 2022/10548
Karar No: 2024/19374

TEMYİZ EDEN (DAVACI): ...

VEKİLİ: Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI): ... Valiliği / ...

VEKİLİ: Av. ...

İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname uyarınca Bitlis Valiliği Olağanüstü Hal Bürosunun... tarih ve E:... sayılı yazısına istinaden güvenlik korucusu göreviyle ilişiğinin kesilmesine ilişkin Bitlis Valiliğinin 30/01/2017 tarih ve 17/Hrk. Eğt. Ks sayılı işleminin iptaline karar verilmesi istenilmektedir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesinin...tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacının 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin amir hükmü gereğince olağanüstü tedbir olarak görevi ile ilişiğinin kesildiği, bahsi geçen hüküm gereğince ilgili hakkında disiplin soruşturması başlatılması ve bu soruşturma kapsamında savunmasının alınması zorunluluğu bulunmadığı, ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:... esasına kayıtlı ceza dava dosyası üzerinden "Silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan, yine aynı Mahkemenin E:... esasına kayıtlı ceza davasında ise "Örgüte bilerek isteyerek yardım etme" suçundan yargılandığının görüldüğü, terörle mücadele faaliyetlerinde aktif rol alınan geçici köy koruculuğu görevinde, terör örgütü ile irtibat ve iltisakı olduğuna dair kuvvetli suç süphesinin varlığının yeterli olduğu, aksinin kabulü halinde kamu yararına halel getirecek ölçüde güvenlik zaafiyetinin ortaya çıkabileceği, ilgililer hakkında ceza soruşturması başlatılması için "yeterli şüphe", ceza kovuşturması başlatılabilmesi için ise "kuvvetli şüphe" şartını arayan ceza hukuku ilkeleri karşısında davacı hakkında başlatılan ceza kovuşturmalarının ve suç nevilerinin birlikte değerlendirilmesinden, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektirecek bir neden bulunmadığı belirtilerek, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Savunma hakkı tanınmadan dava konusu işlemin tesis edildiği, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde disiplin prosedürlerinin hukuka uygun şekilde uygulanmadığı, masumiyet karinesinin ve Anayasa'dan kaynaklanan çekirdek haklarının ihlal edildiği iddia edilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:

İNCELEME VE

GEREKÇE:

MADDİ OLAY ve

İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.

Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.

MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.

Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 121. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Cumhurbaşkanı’nın başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından, 23/07/016 tarihli ve 29779 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3. maddesinde yargı mensupları ile bu meslekten sayılanlardan; 4. maddesinde ise bunlar dışındaki tüm kamu personelinden (işçiler dâhil) “terör örgütlerine veya MGK’ca devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara” üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenlerin meslekten veya kamu görevinden çıkarılmalarına karar verileceği düzenlenmiştir.

Davalı idare bünyesinde geçici köy korucusu olarak görev yapan davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname uyarınca Bitlis Valiliği Olağanüstü Hal Bürosunun ... tarih ve E:... sayılı yazısına istinaden 30/01/2017 tarih ve 17/Hrk. Eğt. Ks sayılı işlem ile görevi ile ilişiği kesilmiştir.

Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.

Diğer yandan, davacı hakkında "örgüte bilerek isteyerek yardım etme" suçu işlediğinden bahisle ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin ... tarih ve E:...K:...sayılı kararı ile TCK'nın 314/2. maddesi gereğince 5 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi...Ceza Dairesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararı ile Mahkeme Kararının kaldırılmasına, davacının eyleminin "silahlı terör örgütü üyesi olmak" suçunu oluşturduğu, 3713 Sayılı Kanunun 3. maddesinde belirtilen terör suçları kapsamında kaldığı anlaşıldığından davacıya verilen cezada 3713 sayılı yasanın 5/1 maddesi gereğince 1/2 oranında artırım yapılarak davacının 7 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve dosyanın temyiz aşamasında olduğu anlaşılmaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.

AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).

Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünün yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan tedbirin uygulanabilmesi için yeterlidir.

Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.

Bununla birlikte, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Adil yargılanma hakkı" başlıklı 6. maddesinde; herkesin, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiş olup, adil yargılanma hakkının düzenlendiği bu maddede, kanun ile kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davanın görülmesi, davanın makul bir süre içinde sonuçlandırılması, hakkaniyete uygun yargılama ve aleni yargılama ilkelerine açıkça yer verildiği görülmektedir. Hakkaniyete uygun yargılama ilkesi, silahların eşitliği, çelişmeli yargılama ve gerekçeli karar hakkı unsurlarının bir arada mevcut olmasını gerektirmektedir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları çerçevesinde, gerekçeli karar hakkı denetiminin, gerekçenin yasal olup olmadığı, yeterli ve makul olup olmadığı, gerekçenin öğrenilip öğrenilmediği, tarafların iddialarının karşılanıp karşılanmadığı, gerekçenin makul sürede yazılıp yazılmadığı ilkeleri açısından yapıldığı görülmektedir.

Bu bağlamda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına göre, bir uyuşmazlık tarafların iddiaları karşılanmadan karara bağlanıyorsa adil ve hakkaniyete uygun yargılama açısından ihlal gerçekleşebilmektedir.

Uyuşmazlıkta, davacı, PKK/KCK terör örgütü ile irtibat ve iltisakı bulunduğu gerekçesiyle 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin amir hükmü uyarınca kamu görevinden çıkarılmış olup, dava dosyasındaki bilgi ve belgeler ile davacı hakkındaki ceza soruşturması ve kovuşturmasındaki tespitler davacının anılan örgütle bağlantısı yönünden incelendiğinde;
İdare Mahkemesince, davacının ... Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:... sayısına kayıtlı ceza dava dosyası üzerinden "Silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan, yine aynı Mahkemenin E:... sayısına kayıtlı ceza davasında ise "Örgüte bilerek isteyerek yardım etme" suçundan yargılandığının görüldüğü, terörle mücadele faaliyetlerinde aktif rol alınan geçici köy koruculuğu görevinde, terör örgütü ile irtibat ve iltisakı olduğuna dair kuvvetli suç süphesinin varlığının yeterli olduğu, aksinin kabulü halinde kamu yararına halel getirecek ölçüde güvenlik zaafiyetinin ortaya çıkabileceği, ilgililer hakkında ceza soruşturması başlatılması için "yeterli şüphe", ceza kovuşturması başlatılabilmesi için ise "kuvvetli şüphe" şartını arayan ceza hukuku ilkeleri karşısında davacı hakkında başlatılan ceza kovuşturmalarının ve suç nevilerinin birlikte değerlendirilmesinden, kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı belirtilmiş ise de, davacı hakkında UYAP üzerinden erişilen ceza yargılaması kayıtlarının incelenmesinden, İdare Mahkeme kararında yukarıda da belirtilen... Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:... ve E:...0 sayılı dosyalarının davacıya ilişkin olmadığının anlaşıldığı, öte yandan UYAP kayıtlarının incelenmesinden davacı hakkında "Örgüte Bilerek İsteyerek Yardım Etme" suçundan yürütülen ceza yargılaması dosyasında S...Ağır Ceza Mahkemesi'nce... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile davacının mahkumiyetine karar verildiği, anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusunun ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla Mahkeme Kararı kaldırılarak davacının, eyleminin "silahlı terör örgütü üyesi olmak" suçunu oluşturduğu gerekçesiyle hapis cezasıyla cezalandırıldığı, dosyanın Yargıtay aşamasında olduğunun görüldüğü, bu nedenle davacı hakkında gerekli bilgi ve belgelerin temin edilerek ve yukarıda belirtilen ceza yargılamasındaki tespitlerin de irtibat ve iltisak noktasında değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi gerektiğinden, dosya muhteviyatına göre davacının PKK/KCK terör örgütü ile irtibatlı olduğu sonucuna varılmasında hukuki isabet bulunmamaktadır.

Bu durumda, İdare Mahkemesince, davacının göreviyle ilişiğinin kesilmesinin sebep unsuru olarak dava dosyasına sunulan delil ve tespitler hakkında iltisak ve irtibat kavramları yönünden irdeleme ve değerlendirme yapılmadan verilen hükmün, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının bir unsuru olan "gerekçeli karar hakkı"na aykırı olduğu açıktır.

Bu itibarla, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne;
2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ...İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 25/11/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?