‹ Ana sayfa
Danıştay5. Daireİdare HukukuCeza Hukuku

Danıştay 5. Daire E.2021/9170 K.2024/17056

Esas No: 2021/9170 · Karar No: 2024/17056 · Karar Tarihi: 06.11.2024
T.C. DANIŞTAY BEŞİNCİ DAİRE
Esas No: 2021/9170
Karar No: 2024/17056

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...

Karşı Taraf (Davalı): ... Bakanlığı / ...

Vekili: Av....

İstemin Özeti: Davacı tarafından, 7145 sayılı Kanun'un 26. maddesiyle 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen Geçici 35. madde uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Milli Savunma Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: FETÖ/PDY terör örgütü ile hiçbir irtibat ve iltisakının olmadığı, annesinin Bank Asya hesabı olmasının kendisi için bir delil olarak kabul edilemeyeceği, kaldı ki annesinin de anılan hesapta yalnızca olağan bankacılık faaliyetleri gerçekleştirdiği, sabit/ankesörlü hatlardan arandığı iddiasının gerçeği yansıtmadığı, örgütsel saiklerle hareket etmesinin söz konusu olmadığı, hakkında kesinleşmiş bir mahkumiyet kararının bulunmadığı, ceza yargılamasının halihazırda devam ettiği, masumiyet karinesinin ve lekelenmeme hakkının ihlal edildiği iddia edilmektedir.

Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi: ...

Düşüncesi: İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "adli yardım, hükmün kesinleşmesine kadar devam eder." düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirine uymamaktadır.

Bunun yanında, davacı hakkında, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza yargılaması neticesinde verilen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:.... sayılı kararında yer alan; "... Sanık (davacı) hakkında Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan kamu davası açıldığı, sanığın (davacının) HTS kayıtları üzerinde yaptırılan 20/03/2022 tarihli Bilirkişi Raporu ve 25/08/2022 tarihli Ek Bilirkişi Raporu incelendiğinde; sanığın (davacının) kullanımında bulunan .... nolu GSM hattının ankesörlü sabit hatlardan tekil ve ardışık olarak arama kaydının bulunduğu, sanıkla (davacıyla) birlikte ardışık arama kaydı tespit edilen U.D.'nin kovuşturma aşamasında tanık sıfatıyla alınan beyanında; sanığı (davacıyı) tanımadığını, kendisinin de FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan Mahkememizin .... Esas sayılı dosyasında yargılandığını, hakkında mahkumiyet hükmü verildiğini, kararın istinaf ve temyiz aşamasından geçerek kesinleştiğini belirttiği, yine mahkememiz huzurunda dinlenilen ve etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanan tanık Ş.G.'nin de sanık (davacı) ile ardışık aranmaları hususunda bilgisi olmadığını, ancak kendisini arayan kişinin .... kod M.K. olabileceğini beyan ettiği, tanık S.G. ise sanığın Deniz Harp Okulu'ndan devresi olduğunu, hafta sonları görüşmeye gittiği cemaat abilerinin sabit hatlardan kendisini aradığını beyan etmiştir. Bundan başka soruşturma ve kovuşturma aşamasında sanık (davacı) hakkında beyanda bulunan B.K.'nin sanığın (davacının) B.T. isimli mahrem imamın öğrencisi olduğunu, sanığın (davacının) askeri liselere hazırlanmasına rağmen girdiği sınavı kazanamadığını, 2008-2011 yılları arasında yapılan sohbetlere muntazam bir şekilde katıldığını ifade ettiği, ayrıca tanık H.K.'nin beyanlarında özetle sanığın (davacının) kendisini örgüte ait cemaat evine ve yurduna davet ettiğini, davetler devam edince kendisinin gittiğini, sanık (davacı) ile birlikte sohbetlere katıldıklarını beyan ettiği görülmüştür. Sanık (davacı) her ne kadar hakkındaki aleyhe tanık beyanlarını ve suçlamayı kabul etmemiş ise de; sanığın (davacının) aşamalarda alınan savunmalarında söz konusu aramalara ilişkin makul bir açıklama getiremediği, sanık (davacı) ile ardışık araması bulunan kişilerin genel itibariyle sanığı (davacıyı) tanıdığı, ardışık arama kaydındaki bir kısım tanıklar ile sanığın (davacının) tanışıklığının bulunduğu yine sanık (davacı) ile ardışık araması bulunan tanık S.G.'nin gerek yargılanmış olduğu dosyada gerek mahkememizce talimat yoluyla alınan beyanlarında sabit hatlardan aranma hususunu kabul ettiği, mahrem imamların kendisini sabit hatlardan aradığını beyan ettiği, yine tanık ile sanığın (davacının) aynı Deniz Harp okulunda bulunduğu, ayrıca tanık Ş.G.'nin de sabit hatlardan örgüt mensuplarınca aranmış olabileceğine ilişkin beyanı bir arada dikkate alındığında; sanığın (davacının) aksi yöndeki savunmalarına itibar edilmemekle; dosya arasında bulunan HTS raporları, rapora yansıyan arama sayısı, aramaların periyodik olması, konuşma süreleri, sanığın (davacının) farklı ankesörlü telefonlardan aranması, ardışık aramaya dahil olan şahısların sanık (davacı) ile aynı rütbede olması, ardışık aranan kişiler hakkında silahlı terör örgütüne üye olmaktan yargılama yapılmış/yapılıyor olması, ayrıca bu kapsamdaki içtihatlarda belirtildiği üzere TSK yapılanmasının dikey bir yapılanma olduğu, asker kişilerin sonradan örgüte kazandırılmasının söz konusu olmadığı, bu minvalde örgüt mensuplarının deşifre edilmemesi için güvenlik esasıyla yapılan bu aramalarda örgüte kazandırılmamış olan kişinin ısrar ile aranmasının söz konusu olamayacağı hususu ve ardışık aranan kişilerin tanık sıfatıyla alınan beyanları birlikte değerlendirildiğind; sanığın (davacının) örgütün iletişim metotlarından olan “ankesörlü/sabit hatlardan aranma” gizli iletişim sistemine dahil olduğu anlaşıldığından sanığın (davacının) suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilmemiştir. Ayrıca tanık H.K.'nin sanığın (davacının) kendisini örgüt evleri ile yurduna davet ettiğine yönelik beyanları değerlendirildiğinde sanık (davacı) her ne kadar aleyhine olan tanık beyanını kabul etmemiş ise de, tanık ile sanık (davacı) arasında öncesine dayanan ve dosya kapsamına yansıyan herhangi bir husumet iddiasının bulunmadığı dolayısıyla, tanığın yaşanmamış bir fiili sanığa isnat ederek iftirada bulunmasını gerektiren neden de olmadığı dikkate alınarak tanık beyanına itibar edilmesi gerektiği, tanık beyanı ile sanığın (davacının) örgüt içerisindeki faaliyetlerinin detaylandırıldığı, bu kapsamda tanık beyanıyla sabit olduğu üzere sanığın (davacının) örgüt evine öğrenci yönlendirdiği, bu evlerde sohbet toplantıları yapıldığı, esasında sanığın (davacının) farklı zamanlarda gerçekleştirdiği bu eylemlerinin örgütsel bağın artırılması ve örgüt ideolojisinin aşılanması vasıtasıyla örgüte eleman kazandırma niteliğinde olduğu ve örgütün hayatiyetini devam ettirebilmesine destek sağladığı, tanık B.'nin de sanığın (davacının) 2011 yılına kadar yapılan sohbetlere düzenli biçimde katıldığına yönelik beyanı ile bu durumun örtüştüğü, ayrıca HTS Analiz Raporu incelendiğinde sanığa (davacıya) ait aramaların 2015 yılına kadar sürdüğünün tespit edildiği..." şeklindeki tespitleri, bakılmakta olan dava dosyasında yer alan diğer tespitler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır.

Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderlerinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 06/11/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?