‹ Ana sayfa
Danıştay5. Daireİdare Hukuku

Danıştay 5. Daire E.2021/9159 K.2024/19398

Esas No: 2021/9159 · Karar No: 2024/19398 · Karar Tarihi: 25.11.2024
T.C.
D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2021/9159
Karar No : 2024/19398

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
Vekili : Av. ...

Karşı Taraf (Davalı) : ... Bakanlığı / ANKARA
Vekili : Av. ...

İstemin Özeti : Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye eklenen Geçici 35. madde uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ve yoksun kaldığı mali hakların yasal faiziyle birlikte tazminine karar verilmesi istemiyle açılan davada; dava konusu işlemin iptali ile işlem nedeniyle davacının mahrum kaldığı parasal ve özlük hakların dava tarihinden (22/12/2020) itibaren davalı idarece hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı davalı idare tarafından yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Savunma hakkı tanınmadan ve soruşturma yürütülmeden tesis edilen dava konusu işlemin hukuka aykırı olduğu, hakkında açılmış adli bir soruşturma veya kovuşturma bulunmadığı, gizli tanık ...'un ifadesinde yer alan bilgilerin ve SD kartın incelemesi sonucunda elde edilen listelerin hukuka aykırı delil niteliğinde olduğu, kim tarafından, ne şekilde ve ne maksatla hazırlandığı bilinmeyen, kaynağın güvenilirliği, delil zinciri ve veri bütünlüğü belli olmayan kodlama listesinin kendi içerisinde dahi çelişkiler içerdiği, terör örgütü ile iltisakı veya irtibatı bulunduğunu gösteren hiçbir somut delil bulunmadığı, terör örgütü ile irtibatlı dernek veya sendikalara üye olmadığı, emniyet teşkilatına girmesinde terör örgütünün hiçbir etkisi olmadığı, kendi çaba ve gayretleriyle bu mesleği yapmaya başladığı, himmet adı altında herhangi bir bağış veya yardımda bulunmadığı, ByLock ve benzeri iletişim programlarını hiçbir zaman kullanmadığı, dava konusu işlemle adil yargılanma hakkının ve masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddia edilmektedir.

Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi : ...
Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra davacının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosyanın tekemmül ettiği anlaşıldığından davacının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeyerek gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirine uymamaktadır
Davacı hakkında, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yürütülen ceza yargılaması neticesinde verilen ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında yer alan; "...sanık (davacı) ile birlikte ardışık olarak aranan șahısların polis memuru olarak görev yaptıkları, bu hususun yüksek yargı kararlarında aranan ardışık arama kriterlerden biri olan rütbe denkliği kriterini karşıladığı, aynı zamanda sanık ile birlikte ardışık olarak aranan K.Ö. ve S.K.'nin kendilerinin öğrencilik dönemlerinde örgüt mensupları tarafindan sabit hatlardan arandıkları yönünde beyanda bulundukları, yine sanık hakkında beyanda bulunan M.E. ve F.A. isimli şahısların sanığın polis meslek yüksek okulunda öğrenim gördüğü dönemde ilgilendikleri öğrencilerden olduğu ve sanık (davacı) ile pastane ve çay bahçesi gibi yerlerde buluştukları yönünde beyanda bulundukları, tanık M.E. ve F.A.'nın beyanlarının așamalarda süreklilik gösterdiği ve birbiri ile uyumlu ve tutarlı olduğu ayrıca sanık ile ilgilendikleri dönem olarak belirttikleri polis meslek yüksekokulu döneminde Afyonkarahisar ilinde bulundukları, tespit edilen sabit hat aramalarının da Afyonkarahisar ilinde tesisli sabit hatlardan yapıldığı, tanık M.E.'nin de ilgilendiği öğrencileri sabit hatlardan arayarak görüșmelere davet ettiğinine yönelik beyanı bir bütün halinde nazara alınarak sanığın örgütűn iletișim kurma yöntemlerinden biri olan sabit numaralı hat üzerinden örgüt mensupları ile irtibat sağladığı ve kendisi ile ilgilenen örgüt mensupları ile görüsme gerçekleştirdiği sabit kabul edilmiştir. Her ne kadar sanık hakkındaki veri inceleme raporunda ALAN "SC" AD "SCD" şeklinde kodlamalar mevcut ise de sanık hakkında DERECE 1 "SAY" șeklinde kodlamanın da bulunduğk, SAY kodunu" FETÖ mensubu olup her seyiyle teslim olan ancak yöneticilik vasıfları olmayan polis memurunu" ifade ettiği, mezkur kodlamanın sanığın ülkede yaşanan gelișmeler sonrasında FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün hükumet yetkilileri ve devlet organları tarafından terör örgütü olarak açıklanmasından sonraki tarihlerdeki durumuna ilişkin bir kodlama olduğu, sanık hakkındaki SC ve SCD kodlamaları örgüt ile bağının zayıfladığını ifade etse de sanığın örgütsel bir tutumla dosyadaki mevcut delil durumuna rağmen tamamen inkara yönelik savunma yapmasının heyetimizde oluşturduğu kanaat ile birlikte sanık hakkındaki SAY kodlamasının yukarıda ayrıntılarına yer verilen dosyada mevcut deliller ile birlikte değerlendirilmesi neticesinde sanığın örgütün emniyet mahrem yapılanması içerisinde yer aldığı anlaşılmakla..." şeklindeki tespit ve değerlendirmeleri, bakılmakta olan dava dosyasında yer alan diğer tespitler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 25/11/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?