‹ Ana sayfa
Danıştay5. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma

Danıştay 5. Daire E.2021/90 K.2024/16141

Esas No: 2021/90 · Karar No: 2024/16141 · Karar Tarihi: 22.10.2024
T.C. DANIŞTAY BEŞİNCİ DAİRE
Esas No: 2021/90
Karar No: 2024/16141

Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...

Vekili: Av. ...

Karşı Taraf (Davalı): ... Bakanlığı / ANKARA
Vekili: Av. ...

İstemin Özeti: Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Hakkındaki ceza yargılamasının henüz kesinleşmediği, kesinleşmiş herhangi bir mahkûmiyet hükmü olmamasına rağmen isnat edilen suçu işlediği algısının oluşturulduğu, masumiyet karinesine aykırı hareket edildiği, suçluluğu hükmen sabit oluncaya kadar kimsenin suçlu sayılamayacağı, ceza dosyasında yer alan iddia ve delillere ilişkin mahkemece disiplin hukuku açısından herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, ne zaman, nerede bu örgüte üye olduğu veya örgütle bağlantı kurduğu, örgütün amacına, stratejisine nasıl katkıda bulunduğu, örgütün gerçekleştirdiği söylenen faaliyetlerden hangisini gerçekleştirmiş olduğu hususlarında tek bir somut açıklama yapılmadığı, adli kovuşturma dosyasında yer alan iddiaların örgütsel bağın işareti olarak kabul edilemeyeceği, örgütsel saikle hareket etmediği, örgütün dini bir cemaat olarak bilindiği dönemde sohbetlere katıldığı, 2013 yılından sonra dini içerikli dahi olsa hiçbir sohbete katılmadığı, bilerek ve isteyerek bahse konu örgüte dâhil olduğuna veya bu kapsamda yasadışı faaliyetler gerçekleştirdiğine dair tek bir delilin bulunmadığı, savunma dilekçelerinde yer almayan ve mahkemeye ayrıca gönderildiği anlaşılan belgelere dayanılarak ve bu belgelere karşı savunma yapma imkânı verilmeden davanın reddine karar verildiği, dava ve istinaf dilekçesinde ileri sürülen sonuca etkili açıklamalarının irdelenmediği, dava konusu işlem ile adil yargılanma hakkı, masumiyet karinesi, suçta ve cezada şahsilik ilkesi, silahların eşitliği ve çekişmeli yargılama ilkeleri, gerekçeli karar hakkı, savunma hakkı, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı, ayrımcılık yasağı, mülkiyet hakkı, kanunsuz ceza olmaz ilkesi, işkence ve kötü muamele yasağı, mahkemeye erişim hakkı gibi Anayasa ve AİHS ile güvence altına alınan haklarının ihlal edildiği iddia edilmektedir.

Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hakimi: ...

Düşüncesi: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Dava Dairesi kararının gerekçe eklenmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan ''adli yardım hükmün kesinleşmesine kadar devam eder'' düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü:

Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.

Her ne kadar davacı tarafından, davalı idarece dosyaya sunulan “gizli” ibareli belgelerin tarafına tebliğ edilmediği iddia edilmişse de; söz konusu belgelerin içeriğinin incelenmesinden, davacının idari soruşturması kapsamında alınan ifadesine, bilgi alma tutanağına ve savunmasına yer verildiğinin görüldüğü, anılan hususların da davacının bilgisi dahilinde olduğu anlaşıldığından, davacının “gizli” ibareli belgelerin tarafına tebliğ edilmediğine yönelik iddiası bozma nedeni olarak görülmemiştir.

Öte yandan, İdare Mahkemesi kararının gerekçesinde davacının terör örgütü üyeliğinden ceza kovuşturmasının devam ettiği belirtilerek hüküm kurulmuş ise de, davacı hakkında yürütülen ceza kovuşturmasının sadece bu haliyle FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisak noktasında aleyhe bir durum olarak değerlendirilmesi masumiyet karinesi gereğince mümkün değildir.

Bununla birlikte, UYAP kayıtlarının incelenmesinden, davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde, ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla etkin pişmalık hükümleri uygulanmak suretiyle "hükmün açıklanmasının geri bırakılması" kararı verildiği ve bu kararın kesinleştiği görülmüştür. Masumiyet karinesi ilkesi gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, ilgilisi lehine veya aleyhine bir sonuç doğurmayacağı açık olmakla birlikte, idari yargı mercilerince ceza mahkemesi kararından bağımsız olarak, ceza yargılaması sırasında elde edilen delillerin, ilgililerin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisak veya irtibat düzeyinde bir ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi noktasında ayrıca değerlendirilmesi gerektiği açıktır. Bu itibarla, davacı hakkında yürütülen ceza yargılamasında davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütü üyeliği suçundan mahkumiyetine karar verildiği ve TCK'nın "etkin pişmanlık" hükümleri kapsamında ceza indirimi yapılarak hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı, etkin pişmanlıktan faydalanan davacının FETÖ ile iltisak ve irtibat düzeyindeki ilişkisinin kendi samimi ikrarı ile ortaya konulduğu anlaşılmaktadır.

Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 22/10/2024 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.

Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.

AvAi

Hukuki AI Asistanı
Merhaba! Ben AvAi, Avarsis Hukuki AI Asistanınız. Size nasıl yardımcı olabilirim?