Danıştay5. Daireİdare Hukuku · ön sınıflandırma
Danıştay 5. Daire E.2021/6773 K.2023/16957
Özet: 1) Uyuşmazlık, kamu görevinden çıkarılan bir davacının, görevine iade talebiyle başvurusu reddedilmesine karşı açılan idari davalar dizisinden oluşmaktadır. 2) Danıştay, davacının başvurularını karşılıklı yeniden inceleyecek bir karar vererek, idari mahkeme kararlarını bozulması söz konusu olmadığını belirleyip, reddi onaylamıştır.
T.C. DANIŞTAY BEŞİNCİ DAİRE
Esas No: 2021/6773
Karar No: 2023/16957
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
Vekili: Av....
Karşı Taraf (Davalı): ... Bakanlığı / ANKARA
Vekili: Hukuk Müşaviri ...
İstemin Özeti: 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Somut olayda ceza hukuku anlamında bir suçlama ve cezanın bulunduğu, bu nedenle ceza hukukuna ilişkin tüm ilkelerin ve adil yargılanma hakkının tüm gereklerinin somut olayda uygulanması gerektiği, kesin hükümle suç oluşturmadığı saptanan faaliyet, işlem ya da eylemlerin yeniden yargılama konusu yapılamayacağı, dolayısıyla yeniden yapılan yargılama sonucunda verilen cezanın çifte cezalandırma yasağına aykırılık teşkil edeceği, 26/05/2016 tarihli Millî Güvenlik Kurulu kararı öncesinde FETÖ/PDY terör örgütünün varlığının söz konusu olmadığı, dolayısıyla bu tarihten önceki yasal faaliyetlerin terör suçlamalarına dayanak yapılamayacağı, bir kanun hükmünde kararname ile yargılanmadan kişinin terör örgütü üyesi ilan edilip kamu görevinden çıkarılmasının masumiyet karinesini ve özel hayata saygı hakkını ihlâl ettiği, davasının ceza mahkemesi önündeki yargılamadan bağımsız olarak ele alınıp incelenmesi gerektiği, tarafına hiçbir şekilde savunma hakkı tanınmadığı, iltisak ve irtibat kavramlarının öngörülebilir nitelikte olmadığı, bu kavramların suç teşkil etmesi durumunda sadece kanunla tanımlanabileceği, idarenin düzenleyici işlemleri ile suç ve ceza ihdas edilemeyeceği, iltisak ve irtibat kavramlarının geniş, muğlak ve keyfiliğe son derece açık nitelikte kavramlar olduğu ve belirgin olmadığı, yasal nitelikte olan bir sendikaya en temel özgürlüklerinden birisinin kullanarak üye olduğu, sendika üyeliğinin herhangi bir yaptırıma dayanak olamayacağı, üyesi olduğu sendika hakkında kesinleşmiş bir yargı kararının mevcut olmadığı, sendika üyeliğinin örgütlenme özgürlüğünün kapsamında ve koruması altında olduğu, bir sendika üyeliğine ilişkin bilgilerin kişisel veri niteliğinde olduğu ve bu verilerin ancak mahkeme kararı ile elde edilebileceği, kendisine ait kişisel veri niteliğinde olan sendika üyelik bilgilerinin bir mahkeme kararı ile elde edildiğine ilişkin herhangi bir belgenin mevcut olmadığı, bu verilerin yasa dışı olarak elde edildiği, yasa dışı olarak elde edilen bu verilerin hiçbir yargılamada delil olarak kullanılamayacağı, sendika üyeliğine ilişkin bilgilerin kamu görevinden çıkarıldığı tarihten sonra dosyaya girmiş olduğu ve bu şekilde sonradan elde edilmiş olan bilgilerin daha önce verilmiş olan bir cezayı hukuka uygun hâle getirmeyeceği, Bank Asya'nın FETÖ/PDY terör örgütünün suçtan elde ettiği gelirleri aklamak amacıyla araç olarak kullanıldığı hususunda kesinleşmiş bir yargı kararının bulunmadığı, Bank Asya'da yer alan müşterilere ilişkin verilerin tamamen yasa dışı yollarla elde edildiği, bu veriler elde edilirken herhangi bir mahkeme kararının bulunmadığı, kendisine ait bankacılık verilerinin bu şekilde yasa dışı biçimde elde edilmesi sonucunda özel hayata saygı hakkının ihlâl edildiği, yatırım amacıyla bir bankaya para yatırmanın kamu görevinden çıkarılmaya dayanak teşkil etmesinin mülkiyet hakkına müdahale oluşturduğu, tamamen yasal bir şirket olan Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'nin yayınlarına abonelik bedeli olarak ödenen paranın suç delili olarak kabul edilmesinin bilgiye erişim hakkını ve basın özgürlüğünü ihlâl edeceği, bir gazeteye abone olduğu için cezalandırıldığı, bir şirket nezdinde yer alan bilgilerinin kişisel veri niteliğinde olması dolayısıyla ancak mahkeme kararı ile elde edilebileceği, evinde bulunan bazı yayınların yasalara uygun olarak yayınlanmış eserler olduğu, bu eserler hakkında herhangi bir dava açılmadığı, eserlerin içeriğinde herhangi bir şiddet unsurunun mevcut olmadığı, bu eserlerin suç delili olarak gösterilemeyeceği, ByLock programına ilişkin verilerin kanuna aykırı bir biçimde elde edildiği, bu verilen yasa dışı delil niteliğinde olması sebebiyle hiçbir yargılamada kullanılamayacağı, ByLock programına ilişkin verileri içeren dijital materyallerin şimdiye kadar tarafına verilmediği, dolayısıyla bu verilerin tarafınca incelenemediği, bu hususun çekişmeli yargılama ilkesini ihlâl ettiği, ByLock programına ilişkin Yargıtay kararlarının mahkeme kararlarına dayanak olamayacağı, görev yaptığı süre boyunca Devlete olan sadakat yükümlülüğünün bilincinde hareket ettiği, bunun yanı sıra sadakat yükümlüğünü ihlâl ettiğini gösteren hiçbir somut delilin bulunmadığı, hiçbir ceza soruşturması ve mahkeme kararı olmadan inançlara, etnik ve toplumsal kökenlere, özel hayat ve aile hayatına ilişkin bilgilerin toplanılmasının fişleme niteliğinde olduğu ve suç teşkil ettiği, anılan bilgilerin illegal bir şekilde elde edilmesinin özel hayata ve aile hayatına saygı hakkını, bir kişinin yargılanmadan ceza hukuku anlamında bir suçla itham edilip mahkûm edilmesinin şeref ve itibara saygı hakkını, diğer bireylerin yararlanmış olduğu masumiyet karinesinden kendisinin yararlandırılmamasının ayrımcılık yasağını, maaş ve diğer ekonomik haklarından mahrum bırakılmasının mülkiyet hakkını, dilekçelerinde ileri sürmüş olduğu insan hakkı ihlâllerine ilişkin iddiaların mahkemelerce incelenmemesinin gerekçeli karar hakkını, dava dosyasına yer alan bilgi ve belgeler kendisine tebliğ edilip makûl bir süre sağlanarak görüşlerinin alınmamasının çekişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkesini ihlâl ettiği iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hâkimi: ...
Düşüncesi: İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 22/11/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Esas No: 2021/6773
Karar No: 2023/16957
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
Vekili: Av....
Karşı Taraf (Davalı): ... Bakanlığı / ANKARA
Vekili: Hukuk Müşaviri ...
İstemin Özeti: 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yaptığı başvurunun reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E: ..., K: ... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Somut olayda ceza hukuku anlamında bir suçlama ve cezanın bulunduğu, bu nedenle ceza hukukuna ilişkin tüm ilkelerin ve adil yargılanma hakkının tüm gereklerinin somut olayda uygulanması gerektiği, kesin hükümle suç oluşturmadığı saptanan faaliyet, işlem ya da eylemlerin yeniden yargılama konusu yapılamayacağı, dolayısıyla yeniden yapılan yargılama sonucunda verilen cezanın çifte cezalandırma yasağına aykırılık teşkil edeceği, 26/05/2016 tarihli Millî Güvenlik Kurulu kararı öncesinde FETÖ/PDY terör örgütünün varlığının söz konusu olmadığı, dolayısıyla bu tarihten önceki yasal faaliyetlerin terör suçlamalarına dayanak yapılamayacağı, bir kanun hükmünde kararname ile yargılanmadan kişinin terör örgütü üyesi ilan edilip kamu görevinden çıkarılmasının masumiyet karinesini ve özel hayata saygı hakkını ihlâl ettiği, davasının ceza mahkemesi önündeki yargılamadan bağımsız olarak ele alınıp incelenmesi gerektiği, tarafına hiçbir şekilde savunma hakkı tanınmadığı, iltisak ve irtibat kavramlarının öngörülebilir nitelikte olmadığı, bu kavramların suç teşkil etmesi durumunda sadece kanunla tanımlanabileceği, idarenin düzenleyici işlemleri ile suç ve ceza ihdas edilemeyeceği, iltisak ve irtibat kavramlarının geniş, muğlak ve keyfiliğe son derece açık nitelikte kavramlar olduğu ve belirgin olmadığı, yasal nitelikte olan bir sendikaya en temel özgürlüklerinden birisinin kullanarak üye olduğu, sendika üyeliğinin herhangi bir yaptırıma dayanak olamayacağı, üyesi olduğu sendika hakkında kesinleşmiş bir yargı kararının mevcut olmadığı, sendika üyeliğinin örgütlenme özgürlüğünün kapsamında ve koruması altında olduğu, bir sendika üyeliğine ilişkin bilgilerin kişisel veri niteliğinde olduğu ve bu verilerin ancak mahkeme kararı ile elde edilebileceği, kendisine ait kişisel veri niteliğinde olan sendika üyelik bilgilerinin bir mahkeme kararı ile elde edildiğine ilişkin herhangi bir belgenin mevcut olmadığı, bu verilerin yasa dışı olarak elde edildiği, yasa dışı olarak elde edilen bu verilerin hiçbir yargılamada delil olarak kullanılamayacağı, sendika üyeliğine ilişkin bilgilerin kamu görevinden çıkarıldığı tarihten sonra dosyaya girmiş olduğu ve bu şekilde sonradan elde edilmiş olan bilgilerin daha önce verilmiş olan bir cezayı hukuka uygun hâle getirmeyeceği, Bank Asya'nın FETÖ/PDY terör örgütünün suçtan elde ettiği gelirleri aklamak amacıyla araç olarak kullanıldığı hususunda kesinleşmiş bir yargı kararının bulunmadığı, Bank Asya'da yer alan müşterilere ilişkin verilerin tamamen yasa dışı yollarla elde edildiği, bu veriler elde edilirken herhangi bir mahkeme kararının bulunmadığı, kendisine ait bankacılık verilerinin bu şekilde yasa dışı biçimde elde edilmesi sonucunda özel hayata saygı hakkının ihlâl edildiği, yatırım amacıyla bir bankaya para yatırmanın kamu görevinden çıkarılmaya dayanak teşkil etmesinin mülkiyet hakkına müdahale oluşturduğu, tamamen yasal bir şirket olan Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'nin yayınlarına abonelik bedeli olarak ödenen paranın suç delili olarak kabul edilmesinin bilgiye erişim hakkını ve basın özgürlüğünü ihlâl edeceği, bir gazeteye abone olduğu için cezalandırıldığı, bir şirket nezdinde yer alan bilgilerinin kişisel veri niteliğinde olması dolayısıyla ancak mahkeme kararı ile elde edilebileceği, evinde bulunan bazı yayınların yasalara uygun olarak yayınlanmış eserler olduğu, bu eserler hakkında herhangi bir dava açılmadığı, eserlerin içeriğinde herhangi bir şiddet unsurunun mevcut olmadığı, bu eserlerin suç delili olarak gösterilemeyeceği, ByLock programına ilişkin verilerin kanuna aykırı bir biçimde elde edildiği, bu verilen yasa dışı delil niteliğinde olması sebebiyle hiçbir yargılamada kullanılamayacağı, ByLock programına ilişkin verileri içeren dijital materyallerin şimdiye kadar tarafına verilmediği, dolayısıyla bu verilerin tarafınca incelenemediği, bu hususun çekişmeli yargılama ilkesini ihlâl ettiği, ByLock programına ilişkin Yargıtay kararlarının mahkeme kararlarına dayanak olamayacağı, görev yaptığı süre boyunca Devlete olan sadakat yükümlülüğünün bilincinde hareket ettiği, bunun yanı sıra sadakat yükümlüğünü ihlâl ettiğini gösteren hiçbir somut delilin bulunmadığı, hiçbir ceza soruşturması ve mahkeme kararı olmadan inançlara, etnik ve toplumsal kökenlere, özel hayat ve aile hayatına ilişkin bilgilerin toplanılmasının fişleme niteliğinde olduğu ve suç teşkil ettiği, anılan bilgilerin illegal bir şekilde elde edilmesinin özel hayata ve aile hayatına saygı hakkını, bir kişinin yargılanmadan ceza hukuku anlamında bir suçla itham edilip mahkûm edilmesinin şeref ve itibara saygı hakkını, diğer bireylerin yararlanmış olduğu masumiyet karinesinden kendisinin yararlandırılmamasının ayrımcılık yasağını, maaş ve diğer ekonomik haklarından mahrum bırakılmasının mülkiyet hakkını, dilekçelerinde ileri sürmüş olduğu insan hakkı ihlâllerine ilişkin iddiaların mahkemelerce incelenmemesinin gerekçeli karar hakkını, dava dosyasına yer alan bilgi ve belgeler kendisine tebliğ edilip makûl bir süre sağlanarak görüşlerinin alınmamasının çekişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkesini ihlâl ettiği iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hâkimi: ...
Düşüncesi: İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 22/11/2023 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.
Bu karar metni kamuya açık kaynaklardan derlenmiştir; taraf kimlik bilgileri anonimleştirilir. Yalnızca bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye yerine geçmez. Kişisel verilerinizin yer aldığını düşünüyorsanız kaldırma talebinde bulunabilirsiniz.